Mesajınız Gönderildi.Bir grup Atatürk Üniversitesi öğrencisi, okullarında GNU/Linux kullanılması için yaklaşık 1 ay önce bir hareket başlattılar.
Pozitif PC e-dergiyi takip etmiş olanlar o dönemde dergiyi özgür yazılımlarla hazırlayıp yine birçok özgür yazılımın kullanımına dair makale ve videolar hazırladığımızı, hatta GNU/Linux’un ne kadar basit
olduğunu göstermek amacıyla bir de GNU/Linux -Pozitif GNU/Linux- dağıtımı çıkardığımızı bilirler. Doğal olarak, bu hareket ilgimizi çekti ve bizi sevindirdi. Bunun üzerine Mehmet Şahin ile bağlantıya geçerek röportajla dertleşme arası bir sohbet gerçekleştirdik.
“İşte o sohbet!”:)
Barış Atasoy:Önce şunu sorayım çünkü farklı üniversitelerden arkadaşlarla karşılaşınca soruyorum: Microsoft ya da başka şirketlerin yazılım ürünleri derslerde kullanılıyormu? Örneğin bilgisayar bölümünde derslerde Intel C compilerları, MS IDE’leri kullanılıyormu?
Mehmet Şahin:Mühendislik Fakültesinde ve Bilgisayar Öğretmenliği bölümünde Windows tabanlı programlar kullanılıyormuş, bildiğim kadarıyla zaten kampanyamıza biraz da olsa karşı çıkan grup bu arkadaşlar.
Barış Atasoy:Karşı çıkanlar var yani. Eh, bu da kötü sayılmaz; zira özgür yazılım felsefesinde insanların seçim özgürlüğüne karışmamak da var. Peki siz neden Linux istiyorsunuz?
Mehmet Şahin:Aslında karşı çıkmaları şu yönde Windows tabanlı Autocad tarzı programları öğrendiklerinden ve Linux tabanlı bu programların karşılığında kullanılacak programları öğretecek öğretim görevlisi bulunmadığındandır. Bizim Linux istememizin aslında temelinde birincisi felsefesi yatmaktadır. İnsanları belli kalıplara sokmayan ve istekleri doğrultusunda geliştirilen sistemler özellikle üniversite öğrencilerinin teknolojiye bakış açısını birazdaha olumlu yönde geliştirecek daha fazla ilgi duymalarını sağlayacaktır. Çünkü gerçekten ben de hayret ediyorum bazen bilgisayarı sadece mp3 player olarak kullanan öğrencilere rastlıyorum.
İkinci olarak bedava olmasıdır. Üniversitemizin Microsoft ve Eset ile yaptığı anlaşmalar çerçevesinde her ne kadar bize tam bir rakam verilmese de milyarların boşa gittiği, üniversite birimleri içerisinde programcılık ve grafik tasarımla ilgilenen bölümler dışında diğer tüm birimlerin bilgisayarı sadece internete girmek, müzik dinlemek, video izlemek, text belgeleri oluşturmak ve slayt hazırlamak için kullandığını görüyoruz.
Barış Atasoy:Peki o zaman önce şu “özgürlüğün ne olduğunu biliyor muyuz” konusuna girelim. Teknik sorunları çözmek daha kolay. Öğrenciler arasında gerçekten de, “X bir şirketin Y teknolojisine bağlanmak bizi bir anlamda köleleştirir” bilinci varmı, yoksa tepkiler genelde “farklı olma” isteğinden mi kaynaklanıyor? Bunu soruyorum çünkü “biz özgür yazılımı çok seviyoruz” deyip, Windows kullanmayıp, Apple ürünlerini ya da Mac OS’u yere göğe koyamayanlar var; oysa Apple’ın bu konudaki sicili en az Microsoft kadar kötü?
Mehmet Şahin:Aslında tam olarak anlanmak istenmiyor bu konu yada anlamak için çaba sarfedilmemiş durumda. Çünkü şu tepkileri bile aldım bu kampanyaya başlarken “özgür derken nasıl oluyor bu özgürlük yani bende çalışsam bir yerini değiştirebiliyormuyum bu Linuxun” veya “ya zaten ben korsan kullanıyorum xp yi para vermiyorum” diyenler var. Körleştirme anlamında ise birçok öğrencinin (özellikle bu konuyu araştıranlar, ilgilenenler) ortak fikri Microsoft’a karşı bir gücün oluşması yönünde. çünkü tekel oluşturduğundan ve kurumsal kimlikle her resmi daireye her laptoba girebildiğinden ve sadece microsoft ürünleri geliştiricilerinin zevkine, kullanımına göre şekillendirildiğinden kullanıcıya fazla imkan sunmuyormuş.
Mac OS a gelince yine bilgisayarla ilginenlerin bildiği diğerlerinin haberi olmadığı görünüyor. Mac’e ilgi duyanlardan tespit ettiğim kadarıyla tasarımına ilgi duydukları apaçık. “ya parmak kalınlığında laptop yapmışlar, kasasız masaüstüleri var” diyorlar. asıl konuya geri dönersek (sanırım biraz dağıldı)konunun temelinde “Tanıtım Yetersizliği” yatıyor. Çoğu kişi tam olarak Linux nedir, Mac nedir bilmiyor kulaktan dolma bilgiler sadece 2-3 satırlık okunmuş (o da herhangi bir bekleme salonunda sırasını beklerken karıştırdığı bilgisayar dergilerinden) yazılar doğrultusunda yorumlar geliştiriliyor.
Barış Atasoy:Peki biraz politik bir soru sorup başka konulara geçelim:) Mesela konu bu değil de, örneğin öğrencilerin üniversiye yönetimine katılım hakkı, ya da hesap denetimi yetkisi gibi aslında daha temel bir konu olsaydı, ilgi ne düzeyde olurdu? Daha mı az, daha mı çok?
Mehmet Şahin:Bu konuya yazılacak onlarca sayfa var aslında
kısaca şöyle değineyim: Aslına bakılırsa bu konu ciddi ciddi gerçek olsa ve üniversite öğrencileri cafe köşelerinde aradığı hakkını, üniversite makamlarında arayabilse ve şunu bilseki bu hak arayışından dolayı hedefteki öğretim görevlisi olumsuz düşünmeyecek/dersinden bırakmayacak sanırım bizim Linux kampanyamızdan daha fazla ses getirirdi.
Barış Atasoy:Durum epey vahim görünüyor. Yani üniversite yönetiminde bir direniş sözkonusu?
Mehmet Şahin:Aslında öğrencilerin düşüncelerine geçmişten gelen bir tabu diyelim. Çünkü her yeni başlayan öğrenciye çoğu efsane olmakla birlikte bir çok hikaye anlatılır. O hoca böyle de şu hoca bunu yaptı da öğrenci okulunu bitiremedi atıldı… falan gibi bir çok hikaye ve bu ister istemez yeni gelen bir öğrenci için çeşitli tabular oluşturuyor. Fakat bu ast-üst ilişkisinde karşı ve üst kısmı yani baskın kısmı oluşturan hocalarımız pekte sessizliği bozma taraftarı değil, sanırım hallerinden memnunlar
Sessiz öğrenciler istiyorlar,kısır bi döngü bu yani..
Barış Atasoy:
Peki herhangi bir şirketten destek var mı? Sun mesela; bu sıralar üniversitelere yönelik bir eğitim programları var…
Mehmet Şahin:Açıkçası şirket düzeyinde destek aramaya başlayamadık ve büyük firmalar sağolsunlar! bizim üniversitemizle, öğrencilerimizle pekte ilgilenmiyorlar… Nedendir çözemedik daha. Fakat kampanyamızı geniş ölçekli tutup önümüzdeki 1-2 yıla yaydığımız için büyük/küçük bizimle ilgilenebilecek/ilgilenecek her firmayla temasa geçmeyi düşünüyoruz. Çok geç haberimiz oluyor eğitim programlarından; Microsoft’un açtıkları hariç! Nedense bunlar her yerde karşımıza çıkıyor.
Barış Atasoy:Aslında Türkiye’de şirketler bu işe para harcamak istemiyor. O yüzden biraz kendi başınasınız. Çabanızı diğer üniversiteleri de içine alacak hale getirmeyi planlıyor musunuz? Mesela üniversiteler arası özgür yazılım destekçileri gibi? Özellikle Bilgi Üniversitesi bu konuda iyi çalışıyor.
Mehmet Şahin:Evet bu konuda işin cabası tek başınalık… Kampanyamızı tabiki bir ekiple yapıyoruz ve ekip arkaşlarımla uzun uzadıya görüşüyoruz bu konuyu “Hangi üniversite öğrencileri bizim gibi bir atılım gerçekleştirir, hangi üniversite bize destek verir?” Bireyden, genele destek verebilecek her birimi araştırıyoruz. Üniversite olarak Bilgi Üniversitesi ilk görüşülecekler sırasında ve bu kapsamda daha çok yeni bir proje olan linuxcular.com u devreye soktuk, şu an denemelerini yapıyoruz.
Barış Atasoy:Gerçekten iyi çalışan bir destek ekibiniz var mı? Bunu sormamın nedeni güçlükleri bilmem. Eskiden PDF formatında Pozitif PC dergisini çıkarıyorduk ve büyük kısmı Özgür Yazılım tabanlıydı. Hatta dergiyi Scribus ile çıkardık ve formatı beğenen çok sayıda kişiye, hatta bir matbaa ve devlet kurumuna bu konuda destek verdik. Buna rağmen onbinlere varan okuyucu arasından ancak binde biri yazı yazarak katılımda bulundu. 2007′de Pozitif Linux’a başladım ve ilk ve son sürümü, cebimden para vererek meraklılara dağıttım, kargoyla yolladım. Forumlardan birinde, Pardus’a karşı dağıtım çıkardığım için beni “vatan haini” ve “dış mihrak” ilan edenler oldu:) Tırnak içinde yazdım çünkü kelimeler aynen bunlardı. Yani insanlar birşey talep ediyorlar ama genelde bunun zorluklarına katlanmayı istemiyor, göze almıyorlar. Üstüne üstlük, birileri elini taşın altına sokunca bu sefer “assolist ben olacağım” kavgası başlıyor. Buna rağmen, eğer iyi desteklenirse özgür yazılım projeleri ve grupları en azından belli bir yere kadar büyüyor. Pardus gibi, Scribus gibi.
Şöyle sorayım:Bugün üniversitede herkes biz Linux ve özgür yazılım istiyoruz dese, bu insanları nasıl eğiteceksiniz? Zira platform değiştirmek hiç de o kadar kolay değil.
Mehmet Şahin:Öncelikle az önce sıraladığınız zorlukları gerçekten bizde www.atauniv.com u yani Atatürk Üniversitesi Öğrencileri ve Mezunları Platformu’nu açarken yaşadık. Server masraflarını cebimizden karşıladık reklam dahi alamadan, gece-gündüz çalıştık tasarım yaptık, düşündük… Daha iyi nasıl kullanılabilir? daha yararlı nasıl oluruz? Kendimizce çözümler ürettik faaliyete soktuk… Fakat bunca emeğin, fedakarlığın karşılığında karalandık, muadillerimiz türedi sizin de dediğiniz gibi “assolist olmak isteyenler” çıktı piyasaya…Biz dedik ki onlara da destek verelim Üniversitemizin ve Erzurum’un tanıtımı tam olarak yapılmıyor, (bu konuyu sitemizde hakkında bölümünden ulaşabilirsiniz) ne kadar çok olursak o kadar faydalı oluruz mantığıyla ilerledik ama ne yazıkki bunda da iyi niyetimiz kötüye kullanıldı.
Barış Atasoy:Ne tepki aldınız, cidden merak ettim!
Mehmet Şahin:Tepki ilk olarak şuydu; ya onlar rant elde etmek için bu işi yapıyorlar yoksa ne diye girsinler bu işe, site işinden anlamıyorlar, hatta ve hatta şunu diyenler bile vardı ” ya başka işiniz yok mu ne diye tutturmuşsunuz biz tanıtım yapacağız öğrenciler arasında diyalog oluşturacağız”, “siz orda ne yapıyorsunuz ki yani forum olunca ne oluyormuş” diyenler, ” tanıtımı yapmak Valilik, Üniversite, Belediye dururken size mi kaldı” (şu an sitemiz Erzurum’un en fazla ziyaret edilen sitesi durumunda) daha garip garip tepkiler aldık şu an aklıma gelenler bunlar görüşmemizin ileriki bölümlerinde aklıma geldikçe söylerim size. Bu tepkilerin bir kısmının aynı Linux kampanyasında da başımıza geldi.”Ya size ne, ne uğraşıyorsunuz yok Linux’a geçelim, yok Microsoft’u bırakalım” diyenler oldu.
Sonuç şuna geliyor ki Barış Bey meyve veren ağaç taşlanıyor ve gerçekten çok güzel tabirinizle “Üstüne üstlük, birileri elini taşın altına sokunca bu sefer “assolist ben olacağım” kavgası başlıyor. ” Sizin yaşadıklarınızda bizim yaşadıklarımızda aynı sözlere çıkıyor sanırım…
Bağışıklık kazandık bu konuda, onun için Linux Kampanyamıza tam gaz devam edeceğiz
Barış Atasoy:Bunlarla sık sık karşılacaksınız. Her alanda şöyle genel bir eğilim var; insanlar o an güçlü olan (doğru ya da yanlış olmasının hiçbir önemi yok) akımı destekliyor ve karşı çıkanlara hakaret ediyorlar. Yalnız benim de kişisel bir gözlemim var. Maalesef çoğu Linux kullanıcısı, en azından önemli bir bölümü, bilgisayar kullanmanın amacının shell’den birşeyler yazıp denemeler yapmak olduğunu sanıyor. Hatta Linux kullanabildiği için kendini olduğundan çok daha zeki zanneden çok ciddi bir kalabalık var. Bunu şundan dolayı söylüyorum; böyle bir çabanız olduğuna göre muhtemelen kendi aranızda da fraksiyonlar olacaktır. Kavga gürültü çok oluyormu?
Mehmet Şahin:Aslında ben profesyonel anlamda olmasa da 3-4 yıldır Linux kullanıyorum ve ekip arkadaşlarıma bu süre zarfında bir nevi misyonerlik
görevi üstlenmişim farkında olmadan, bundan dolayı öyle pekte bir olumsuz tepki gelmedi arkadaşlarımdan, sanırım ileride de ekibimize katılacak arkadaşlar işin farkında olarak katılacaklarından pek bir fraksiyon oluşmayacak… Sanırım şanslıyız bu konuda
Barış Atasoy:Bu iyi, zira özgür yazılıma en çok onu savunduğunu zannedenler zarar veriyorlar:) Biraz da teknik konulara gelelim. Mesela, desteklediğiniz bir dağıtım var mı?
Mehmet Şahin:Aslında temel olarak Milli değerimiz Pardus’u destekliyoruz. Gerek Tübitak’tan alabileceğimiz destek olsun, gerekse üniversite yönetiminden… Yalnız bireysel olarak oyum Mandriva yönünde, sebebine gelince birincisi Pardus-Linux ekibinin yanlış hatırlamıyorsam 2 ay önceki e-dergisinde Richard Stallmann ile görüşmelerindeki patavatsızlığı ve bunu çekinmeden yayınlamaları, ikincisi yine bu ekiple ozgurlukicin ekibinin bana göre ukalalıkları ve Pardus’un paket sayısının kısıtlılığı yer alıyor.
Barış Atasoy:Geçişi biraz tatlılaştırmak adına, Firefox’un yayılımı nasıl? İnsanlara daha “üst” düzeyden alıştırmak daha kolay değilmi? Örneğin OpenOffice. Aslında MS Office, Windows lisansından daha pahalı! Çoğu insan bilgisayarı sadece Internet’e girmek ve birşeyler yazmak için kullanıyor. Belki bu programlara alışsalar altta çalışan işletim sistemini fark etmeyecekler bile! OpenOffice ve Firefox kullanımı ne durumda?
Mehmet Şahin:Bunlar gerçekten Linux’a geçişin mihenk taşları aslında. Üniversitemizde gerek bilgisayar laboratuvarlarındaki bilgisayarların çok büyük bir kısmında, gerek öğretim üyelerinin çok büyük bir kısmının bilgisayarlarında zaten hali hazırda Firefox mevcut, çoğu hiç farkında olmadan yani aslında özgür yazılım olduğunu bilmeden Firefox’u zaten kullanıyor. Bize sadece onun aslında Linux gibi özgür bir yazılım olduğunu söylemek kalıyor.
Aslında bu bilmeden kullanmada Windows kullanma mantığı
OpenOffice’e gelince. Üniversite Bilgi İşlemindeki Linux sever/destekler görevlileri atauni.edu.tr nin ftpsinden anlaşma yapılmış olan Microsoft ürünlerinin yanında bunu da dağıtıma açmış durumdalar. Fakat kullanımına gelince aslında Windows’tan ziyade MS Office’in daha tutucu olduğunu görüyoruz, çok kısıtlı kullanıcısı mevcut üniversitede. Bu biraz da ilk yükleyen acemi kullanıcıların bir veri kaydedince odt olarak kaydettiğinin farkında olmaması ve diğer MS Office bulunan bir bilgisayarda açamaması, bilgisayarının başına tekrar oturunca hemen programı silmesinden kaynaklanıyor. Yani bunları biraz anlatımla aşabiliriz diye düşünüyorum
Barış Atasoy:Pozitif PC olarak sizin için yapabileceğimiz birşey varmı?
Mehmet Şahin:İlk önce bu röportaj bile aslında bizim için yaptığınız çok büyük bir şey gerçekten teşekkür ederim. Daha fazla nasıl yardım edebilirsiniz diye düşündüğümde ilk aklıma gelen projemiz kapsamındaki gelişmeleri duyurabilmemiz de bize yardımcı olmanız ve hazırlayacağımız tanıtım günlerinde bize yol göstermeniz. Az önce de belirttiğim üzere 1-2 seneye yaydığımız projemizin çeşitli dalları olacağı için gerçekten duurulmaya ihtiyacımız olacak.
Barış Atasoy:Seve seve. Bize haber vermeniz yeterli. Ayrıca ben teşekkür ederim. Bu tip çabaları duyurmayı ve elimizden geldiğince desteklemeyi görev sayıyoruz.
“Atatürk Üniversitesinde Penguen Sesleri” yazısı için 1 Yorum yapılmış.
Bu yazıya yapılan yorumları dilerseniz, ( RSS 2.0 ) beslemesini kullanarak takibe alabilirsiniz.