Editör Blogları : Barış Atasoy (batasoy) | Serhan Üstünol (adonis) | Zühre Özgen (zuzu)


Anakart Rehberi

23 Eylül 2008, Salı | Barış Atasoy | Donanım

Bu sayfalarda her ay bilgisayar parçalarından birini ele alıp enine boyuna özelliklerini, sisteme etkilerini, parçayla ilgili teknik terimleri enine boyuna ele almaya çalışıyoruz.

Aslında birazda tersten başladığımızı farkettik: şimdiye kadar ele aldığımız konulardaki tüm donanım parçaları anakart üzerine takılıyordu. Dolayısıyla, ilk başta anakarttan başlamak daha akıllıca olacaktı. Ancak nedense birtürlü aklımıza gelmedi. İşte bu ay, bu eksiği telafi edeceğiz. Hem de fazlasıyla!

Eskiden bir anakart aldınız mı, bu evladiyelik bir yatırım sayılıyordu. En fazla RAM ekler, ya da ekran kartını değiştirir, kullanmaya devam ederdiniz. Bugünse durum hiç de öyle değil. Özellikle, önümüzdeki dönemde yeni çıkacak işlemcilerle, anakartlarımıza veda etmeye başlayacağız. Bu yüzden, yazımızın anakart alışverişi yapacak arkadaşlara, bir nevi “alışveriş rehberi” olabileceğini düşünüyoruz.

Her zamanki gibi, basitten başlayıp yazının ilerleyen bölümlerinde teknik detaylara gireceğiz. Ama öncelikle, anakartımıza yakından bakarak başlayalım.

İki tane anakart koymuş olmamızın bir nedeni var: Bunlardan birisi Intel, diğeri AMD için. Daha önceki yazılarda, AMD işlemcilerin kuzey köprüsünü işlemci bünyesinde barındırması. Bu yüzden AMD anakartlarda ayrı bir kuzey köprüsü bulunmuyor.

1.CPU SOKETİ

Genel olarak, anakartlarda bir CPU soketi bulunur. Daha çok sunucular için üretilen anakartlarda ise, CPU soketlerinin sayısı iki basamaklı sayılarla ifade edilebilir; ancak yaygın olarak kullanılan işlemci sayısı 2 ila 8 arasıdır. Genelde bu rakamların üzerine, sadece Sun,SGI ya da IBM gibi büyük ve meşhur sunucu üreticilerinin üst sınıf sunucularında rastlamaktayız.

Günümüzde, bu soketler “ZIF socket” olarak anılmaktadır. 386 işlemcileri hatırlayanlar, bu işlemcilerin anakart üzerindeki soketlere bastırılarak takıldığını da hatırlar. Bu teknik terkedildi; çünkü işlemciler küçüldü ve bacak sayıları akıl almaz oranda arttı. Günümüzdeki işlemcilerin bacakları (ya da pin,iğne) en ufak baskıda kırılacak kadar narinler; bu yüzden bu montaj tekniğini kullanmak olası bile değil. ZIF’in anlamı “Zero Insertion Force”; yani “sıfır yerleştirme kuvveti”. Soketin kilidini açan bir kol yardımıyla soketi gevşetip oturttuktan sonra, kolu itiyoruz. Bu kol, üstteki plastik parçanın bir miktar kayıp, işlemci bacaklarının soketteki yerlerine temas etmesine neden oluyor. Aslında çalışma şekli oldukça basit.

Intel’in LGA 778 serileri ise biraz farklı bir yöntem kullanıyor. Burada iğneler anakartta; işlemcide ise bunlara denk gelen küçük çukurlar bulunuyor. Eğer pahalı işlemciler satın alıyorsanız, bu soket tipi daha cazip; çünkü genelde anakartlar üst düzey işlemcilerden daha ucuz olduğu için, eğer bir dikkatsizlik yaparsak pinleri kırılan anakart oluyor. Böyle bir durumda ise hem anakartı onarmak olası, hem de çöpe atacağımız parça çok daha ucuz!

Pentium 4 ve AMD Athlon anakartlarda ise CPU soketinin çevresinde plastik bir parça bulunmakta. Bu parça, heatsink’e kılavuzluk ediyor; ayrıca yine birçok anakartta, bu parça kartın altındaki kalın bir metale vidalı. Burada amaç, yeni nesil aşırı ağır heatsinklerin ağırlığını dengeli dağıtarak anakartın kırılmasını önlemek. Ayrıca bazı heatsink ya da su blokları, bu parçalar çıkarılarak anakartın altındaki parçaya vidalanıyorlar.

Anakartınıza yeni bir işlemci takarken oldukça narin olmanız gerekmekte. Öncelikle montaj yönünü tesbit etmelisiniz. Eğer işlemciyi yerine bıraktığınızda kendi kendine oturmuyorsa, soket kilidini tam açtığınızdan ve işlemciyi doğru şekilde takmaya çalıştığınızdan emin olmalısınız. İşlemci, hiçbir basınç uygulamadan yerine oturuyor olmalı. Soketlerin bir ya da iki tarafındaki pin sayısı, yanlış montajı engellemek amacıyla daha azdır. Buna dikkat etmeli ve işlemciyi ona göre soketle işleştirmelisiniz.

2.KUZEY KÖPRÜSÜ

Kuzey köprüsü AMD işlemciler için üretilen anakartlarda bulunmamaktadır; en azından Athlon XP ve daha yeni işlemciler için üretilen kartlarda. Bunun en önemli nedeni, AMD’nin bellek kontrolörünü işlemci üzerine alması. Bu sayede, RAM’lere erişim hızıda çok kayda değer miktarda artıyor ve 2009′a kadar Intel’in de AMD’yi takip etmesi bekleniyor.

Kuzey köprüsü (Northbirdge), işlemciyi RAM’e, AGP ve/veya PCI Express portuna bağlar. Anakart üzerinde bir grafik işlemcisi bulunuyorsa, genelde bu birime entegredir.

Intel, 820 numaralı chipset mimarisinden başlayarak, klasik Northbridge/Southbridge mimarisini terketti. Aradaki fark küçük; ama yazının ilerleyen bölümlerinde bu farkı açıklayacağız.

3.GÜNEY KÖPRÜSÜ

Güney köprüsü (Southbridge), işlemci ile IDE ve SATA sürücüler, seri port ve USB -varsa firewire- arasında bağlantı kurar. AC97 ses işlemcileri de genelde bu yongaya entegre halde gelirler. Hatta AMD chipsetlerinin çoğunda, ethernet de bu yonga üzerinde yer alır.

4.RAM SLOTLARI

Anakartınızdaki RAM slotların sayısı genelde 2 ya da 4′tür. Günümüzdeki anakartlar sadece tek bir RAM tipini desteklerler; bu yüzden anakart satın alırken, elinizdeki RAM’leri kullanmak istiyorsanız, satın aldığınız anakartla uyumlu olup olmadıklarına dikkat etmelisiniz. RAM’lerle ilgili geniş bilgi için
geçen ayki sayımıza bakabilirsiniz.

Artık anakartların çoğu, Dual DDR Channel desteğine sahipler. Bu anakartlardaki 4 soket, 2 farklı renk koduyla kodlanmıştır. Dolayısıyla, eğer 2 parça RAM’iniz varsa, bunları ayn renk kodlu soketlere takmalısınız; aksi takdirde bu özellikten faydalanamazsınız. Ayrıca, modülleriniz çift sayıda ve aynı özelliklerde olmalı (kapasite, zamanlama,hız gibi özellikler aynı olmalı).

DDR2 yaygınlaştığında, elinizdeki DDR RAM’leri kullanmanız mümkün olmayacak.

5.FAN soketleri


Fanları genelde 2 sokete takarsınız;ya anakartın üstündeki soketlere, ya da IDE sürücülerinin fişlerine. Anakartın üzerindeki 3 fişli soketlerin bir avantajı vardır: fan hızını algılayabilir, hatta sizin kontrol etmenize izin verirler. Bunların sayısı anakarta bağlı olmakla birlikte, yaygın olarak 2 ya da 3 tanedir. Birisi hemen işlemcinin yanında bulunur ve adı genelde “CFAN1” olarak geçer. Sistem fanının bağlantısı ise, genelde north ya da southbridge çevresindedir. NBFAN,SFAN,SBFAN gibi isimleri olabilir. Bir ya da iki tanedir; eğer anakartınızın üzerinde north/south bridge fanı varsa, doğal olarak bu soket kullanılıyor olacaktır.

6.IDE PORTLARI

Anakartınızda, çok yaygın olarak 2 adet IDE portu bulunur.Intel’in yeni anakartlarının bazılarında bu sayı 1′dir; öte yandan ATA RAID destekli bazı nadir rastlanan anakartlarda 6 adede kadar IDE portuna rastladım.

Her ne kadar akın akın SATA disk edinmeye baksakta, IDE hala vazgeçilmezdir. Birincisi, optik sürücüler hala bu bağlantıyı kullanmakta. İkincisi, bazı durumlarda bu bağlantıya hala ihtiyacınız var; örneğin kelepir bir ATA disk bulduğunuzda! Üçüncüsü, bu portlar sadece sabit disk ya da optik sürücülerle sınırlı değiller; daha önceki sayılarda anlattığımız gibi, buraya Compact Flash kartları da bağlayabilir ve disksiz sistemler oluşturabilirsiniz!

7.FDD (Floppy Disk)

Her anakart üreticisinin kurtulmayı düşlediği, bazılarının da şimdiden kurtulduğu bu port sayesinde, yıllardır mezarı kazılan ancak bir türlü tabuta girmeyen disket sürücüleri anakartımıza bağlıyoruz.
“Ha kurtulduk, ha kurtulacağız” derken, birçok chipset hala Windows XP kurulumunda disket sürücüye ihtiyaç duyuyor!

8.SATA


Yeni ve hızla benimsenen SATA portları, genelde anakartlar üzerinde 4′lük gruplar halinde bulunmaktalar. Özellikle kasa içindeki geniş IDE kabloları sorununu çözmüş olsalarda, optik sürücüler hala SATA’ya geçememiş olduklarından, bir süre daha IDE’yi anakarttan atıp tek başına tahta oturamayacak gibi!

9.PCI Portları

Uzun zamandır anakartlarımızda yer işgal eden eski dostlardan. Her ne kadar USB ilk çıktığında “artık anakartta PCI görmeyeceğiz” laflarını sıkça duysak ta, aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen, PCI portları o fuzuli lafları söyleyenleri utandırmaya devam ediyorlar; üstelik daha uzun yıllar da orada kalacak gibiler.

Özellikleri Intel tarafından belirlenen PCI portları, 32 ya da 64 bit olabilmekteler; ayrıca 33 Mhz ve 66 Mhz hızında çalışabilen iki türü mevcut. 33 Mhz’de çalışan 32 bit bir PCI portu, saniyede 133 Mbit veri aktarabilmekte.

Uzun zaman önce, PCI Express özellikleri duyurulunca, yine PCI’a rahmet okunmaya başlamıştı. Ama PCI hala ayakta. Hatta, yeni bir anakart alırken, bolca PCI portu olmasına özen gösterin! PCI, 15 senedir anakartlarımızın üzerinde, daha da uzun süre bizi bırakmaya niyeti yok!

Öte yandan, PCI’ın PCI Express’e göre önemli bir dezavantajı da var: !33 Mbit’lik bant genişliği maalesef paylaşımlı. Yani, 4 PCI kartı aynı anda çalışmaya başladığında, her kart bu hızın sadece dörtte birine sahip olabiliyor.

10.AGP

AGP, giderek daha fazla bant genişliğine ihtiyaç duyan ekran kartlarının bu sorununu gidermek amacıyla Intel tarafından geliştirildi. Aslında buradaki tek sorun, ekran kartlarının artan ihtiyaçları değildi: ekran kartları PCI veriyolunu kullanırken, diğer kartlar boğuluyordu; zira PCI bölümünde açıklandığı üzere, PCI veriyolu paylaşımlı bir yapı.


Yine “PCI Express çıkacak,AGP öldü” naralarına rağmen, üreticiler AGP kartları birbiri ardına piyasaya sürmeye devam ediyorlar.

Gelgelelim; çoğu ekran kartı bu bant genişliğini doldurabilecek güçte değil. Dolayısıyla, PCI-Express bir mucize yaratmadı; bu yüzden de AGP hala ayakta.

Yine de, yeni bir anakartla birlikte PCI Express’e geçmekte fayda var. Bunun nedeni, AGP’nin kötü ya da ölmüş olması değil. Birincisi, ekran kartı konusunda daha fazla seçeneğiniz olacak. İkincisi, aynı kartın PCI Express sürümü AGP sürümünden daha ucuz.

11.PCI EXPRESS

Sanılanın aksine PCI Express, ekran kartları için geliştirilmiş bir teknoloji değil. PCI Express, PCI’ın geliştirilmiş bir türü; ama çok önemli bir farkı var: veriyolu paylaştırılmıyor; noktadan noktaya iletişim sözkonusu. Intel tarafından ilk kez 3GIO adıyla duyurulmuştu.

Aslında PCI Express’in yapısı, PCI’dan çok daha basit. Aynı IDE’nin yerine geçen SATA gibi.
PCI Express’de “lane” adı verilen pinler bulunmakta. Her bir lane, saniyede tek taraflı 250 MB veri akışı sağlıyor. (Gönderme-alma diye hesaplarsak, saniyede 500Mb) PCI Express’in ardından gelen “x1”,”x16” gibi ifadelerse, o portta haç lane olduğunu ifade ediyor. Sözgelimi, ekran kartları için kullanılan PCI Express x16, 16 Lane’e; yani 8.000 Mb/s gönderme-alma hızına sahip.
Daha fazla “lane” ekleyerek, daha yüksek hızlara çıkmak olası. Nitekim, günümüzdeki PCI Express ekran kartlarının yerini alacak PCI Express x32 kartlar, kapalı kapılar ardında planlanmaya başladılar bile.

Bunlardan başka bir de PCI’ın yerini alacak PCI Express x1 ve x2 var. Bunlar yeni anakartlara birer birer girmeye başladılar. Yıllar önce çıkan ve hiç tutmayan AMR (Advanced Modem Riser) slotlarına benziyorlar.

PCI Express, üreticiler içinde avantajlı. Daha ucuza mal oluyor ve elektrik tüketimi de daha az. Bir diğer büyük avantajı da, hot plugging’e olanak sağlaması! Yani, bu kartları bilgisayar çalışırken, aynı USB bellekler gibi çıkarıp takabiliyorsunuz!

Bazıları, PCI Express’i “PCI-X” diye kısaltıyorlar ki, bu da aslında donanım hakkında ne kadar cahil olduklarının güzel bir göstergesi! (Bunu bir bilgisayar dergisinin yaptığını biliyor muydunuz!)
PCI-X, günümüzde kullanılan PCI slotunun, 1GB bant genişliğine ulaşacak şekilde “modifiye” edilmiş bir türünden ibaret ve daha ziyade sunucularda kullanılmakta. PCI Express (PCIe) ile uzaktan yakından bir alakası yok!

12.PİL

Sistem pili, tarih ve saat gibi bilgilerin kalıcı olmasını sağlıyor ve 5 yıldan fazla süre problem çıkarmadan hizmet verebiliyor. Ayrıca çeşitli BIOS ayarlarınında kaydedilmesini sağlıyor. Eğer herhangi bir nedenden ötürü bittiğini düşünüyorsanız -bilgisayarı açtığınızda saatin sıfırlanması gibi- bu pili saatçilerden 2-3 dolara satın alabilirsiniz.

13.BIOS

Anakartın işletim sistemi ve cihazlarla anlaşabilmesini sağlayan kısa kodları barındıran, açılış işlemlerini yapan bir EPROM türü. Daha doğrusu ilk örnekleri EPROM, hatta ROM’du; şu anda Flash hafızalar kullanılmakta. Bu sayede, yeni anakartlarda işletim sistemi içinden BIOS yazdırma gibi lükslere kavuşabildik.

Bazı anakartlarda ise emniyet nedeniyle 2 BIOS bulunmakta. Nedeni açık: biri herhangi bir şekilde arızalandığında -örneğin BIOS yazarken elektrik kesilmesi- diğeri devreye giriyor.

14.ÖN PANEL BAĞLANTILARI

Power ve sabit disk ledleri, Açma-kapama ve reset butonu ve kasa içindeki minik hoparlör bağlantısı bu pinlerden yapılmakta. Genelde anakarta göre değişiklik gösterdiğinden, montajı yapmadan önce anakartın kullanım kılavuzunu okumanızda fayda var. Gerçi anakartlarda pire şeklinde kısaltmalar mevcut ama kartı bir kez kasaya takıp kabloları döşediğinizde, bu minicik kısaltmaları okumak pek de mümkün olmuyor.

15.USB BAĞLANTILARI

USB ilk çıktığında birçok anakartta sadece 2 ya da 4 USB olurdu ve bunlar derhal dolardı; sonra Yazıcıoğlu işhanında USB Hub aramaya girişirdik. Ancak anakart üreticileri USB Hub sektörünü batırmaya niyetli gibiler. 12 USB portuyla gelen anakartlar artık hayal değil,gerçek!

Artık en ucuz kasaların bile önünde USB bağlantısı olduğundan, anakart üreticileri bu USB portlarına bağlantı yapılabilmesi için pinler yerleştiriyor. Eğer isterseniz, slotlara da takılan USB yuvaları mevcut. Bunların üzerinde de 2,4, hatta 8 USB girişi bulunabiliyor.

16.CHASSIS INTRUSION SWITCH CONNECTOR

Kasaya takılan özel bir anahtar, kasa açıldığında bunu BIOS’ a bildiriyor. Açıkçası, bu tip bir uygulamaya hiç rastlamadık; aslında oldukça faydalı. Özellikle, içleri boşaltılıp piyasada satılan şirket bilgisayarları için ideal bir uygulama!

17.FAN KONTROLÜ

Yeni nesil her anakartın üzerinde, fan ve ısı kontrolü için bu tip küçük bir entegre bulunmaktadır.
En çok kullanılan genelde Winbond’un 83 serisidir.

EBATLAR

ATX standardındaki anakartlar genelde 2 yapıda gelmekteler. Özellikle kendi anakartını alıp sistem toplayan yeni kullanıcılar, hem kasaya kolay oturduğundan, hem de fazla karmaşa yaratmadığından daha çok küçük ebatlı kartlara yöneliyor(MiniATX). Kartların ebatları “form factor” olarak adlandırılıyor. Küçük ebatlarda form factor’lu bir kart almak ise, genelde az sayıda PCI slotu demek. Bu yüzden, anakart almadan önce, ne kadar PCI slotuna ihtiyaç duyabileceğinizi iyi hesaplamalısınız.

ATX:305×244
miniatx:244×244

EKSTRALAR


SLI:Standart mı, para tuzağı mı?

Yukarıda PCI Express’in esnek yapısından bahsetmiştik. Hal böyle olunca, insan kendi kendine “neden tek bir PCI Express x32 yuvasına takılan bir kart yerine, 2 kat para harcayıp 2 tane PCI Express x16 kartı alayım?” diye sormadan edemiyor.

En basit cevap, PCI Express x32 yuvaların ve kartların henüz mevcut olmaması!

Oysa, SLI’ın altındaki yöntem, çok uzun yıllardır zaten kullanılmaktaydı; sonra piyasadan kayboldu. Vodoo! Evet; bir zamanlar piyasanın hakimi olan Vodoo kartların son nesillerinde 2 grafik işlemcisi bulunmaktaydı. Gelgelelim; 3dfx firması bu yarışta çok geride kaldı ve GPU’ları paralel çalıştırmak fikri de öldü gitti.

Şimdi SLI ile bu yöntem canlandı; ama 2 kart birden kullanılması tamamen israftan ibaret. Performans olarak epeyce getirisi olduğu ortada, ama bu fiyata yakışır bir performans artışı değil. Üstelik fikir akıllıca bile değil.

SLI fikri de, PCI Express x32 çıktığında ölecek. Ta ki, birileri x32 yuvalar için SLI kartlar üretene kadar.

Üstelik, SLI hiçbirzaman standart olmayacak; çok parası olanların oyuncağı olarak kalmaya mahkum bir teknoloji. Aşırı elektrik tüketimi, aşırı yüksek fiyat ve aşırı hantal uygulama şekli, bu fikri antipatik hale getiren birkaç faktör.

RAID=AKILDIŞI PERFORMANS!

Eskiden, RAID destekli bir anakarta sahip olmak, SLI destekli bir anakarta sahip olmaktan daha pahalıydı; ancak SATA’nın çıkışıyla RAID desteği içeren anakartlar da yaygınlaştı. Hatta şu günlerde RAID desteği olmayan bir anakart bulmak güç.

RAID ile ilgili ayrıntılı bilgi için, Şubat sayımızdaki “Sabit Diskler” yazısını okuyabilirsiniz. Bu yazıda, RAID seviyeleri ve yararları gibi birçok konuda faydalı bilgi bulabilirsiniz.

Günümüzde en ucuz işlemciler bile gerçekten son derece performanslı. Eğer günlük kullanımda -Internet’e bağlanmak, makale yazmak, video izlemek, mp3 dinlemek gibi- performans arıyorsanız, hiçbir işlemci ya da dev kapasiteli RAM, derdinize çare olamaz. Çünkü hepsi, zincirin en zayıf halkası olan sabit diski beklemek zorunda!

Bunun ilacı ise RAID. Bir kere RAID’e geçtiğinizde, ne kadar müthiş bir performans artışı sağladığınıza inanabilmeniz zaman alacak! 2 Western Digital Raptor’lu RAID bir sistemde, 4-5 saniyede açılan Windows XP görmeniz işten bile değil!

Aslında, çoğu kullanıcı için pahalı bir işlemci yerine, fazladan bir disk alıp RAID’e geçmek, inanılmayacak kadar doyurucu sonuçlar ortaya çıkarıyor.

Öte yandan, RAID kurulumu “çocuk oyuncağı” değil. Özellikle, GNU/Linux kullanıcıları için. Pek alışılmadık bir uygulama olduğundan, ilk başta saç baş yoldurtan sorunlarla karşılaşmanız olasılık dahilinde, ki oldukça yüksek bir olasılık bu! Ama alınan performans, çekilen acıları fazlasıyla unutturacak seviyede!

Bunları Okudunuz mu ?

  • BTX kasalar ne vadediyor?
      Bilindiği üzere, işlemci üreticilerinin yıllardır en büyük derdi, ısı. Transistör sayısının artışı çekilen akım miktarını artırıyor, bunun sonucu olarak işlemciler kalorifer gibi çalışmaya başlıyorlar! Isı, sadece işlemci üreticilerinin problemi değil:...
  • AMD Deneb,Propus ve Propus EE: 45Nm Phenom, Intel’i baltalar mı?
      AMD Phenom'lar beklenen sansasyonu yaratmadılar: 3 ve 4 çekirdekli 65nm Phenom'lar, performans olarak çift çekirdek bazı Intel Core 2 Duo'ların bile gerisine düştüler-95 Watt'ı aşan elektrik tüketimlerine rağmen. Anakart fiyatları...
  • DirectX 10 neler getiriyor?
      Windows 95 çıkana kadar, x86 mimarisini kullanan PC'lerin müzik ve grafik becerilerine acıyarak bakardık. Daha yavaş işlemcilere sahip olan Amiga, Atari ST, Acorn gibi bilgisayarlar ve tabii ki Apple, grafik...
  • Sabit diskler hakkında herşey
      Bu ayki sayımızda tüm verilerimizi emanet ettiğimiz sabit diskleri yakından tanıyacağız. Sabit diskler, bilgisayarımıza 3 ayrı arabirimle (ATA(IDE),SATA ve SCSI) bağlanan ve 3 ayrı ebatta üretilen (3.5',2.5' ve 1') elektromanyetik...
  • Ekran kartları ve GPU’ları anlamak
      Günümüzde herhalde en revaçta olan donanım parçaları ekran kartları. Gerek oyunların neredeyse film kalitesine yaklaşması, gerekse artık yeni işletim sistemlerinin görsel efektlere fazlasıyla bel bağlaması nedeniyle, özellikle gelecek birkaç ay...
  • Fujitsu’yu Western Digital mi alıyor?
      Sabit disk üreticilerinin nesli tükeniyor gibi. IBM'in disk bölümünü Hitachi aldı, Quantum'u Maxtor, sonra Maxtor'u Conner ile birleşen Seagate! Şimdi de, rivayete göre Fujitsu'yu Western Digital alıyor. Haberin kaynağı Japon...
  • Western Digital, yeni Caviar ile nostalji yaptı: 5400 devir!
      İlk bakışta Western Digital Caviar Green iyi bir seçimmiş gibi görünüyor: 3 plakalık 1 TB bir disk; 32 MB Cache'i bulunuyor. Diskin enerji tüketimi ise gerçekten göz dolduruyor: ortalama 5...
  • IBM Power6 işlemcili modellerin sunucu pazarındaki hakimiyeti artıyor
      IBM'in Playstation 3'de de kullanılan Cell tabanlı Power işlemci serisi, özellikle orta düzey sunucularda kullanılan en yüksek enerji verimine sahip CPU olma özelliği taşıyor. Öyle ki, Green 500 listesindeki (üst...
  • Intel Calpella, Nehalem(Core i7) ile çok şey değiştirebilir
      Intel Core 2 Duo'nun çıkışı işlemcilere dair birçok şeyi değiştirdi: Enerji tüketimi ciddi biçimde düştü, performans çok yüksek oranda arttı, Ghz yarışı bitti. Aslında bugün kullandığımız Core 2 Duo işlemcilerin...
  • Bilgisayarlarda soğutma uygulamaları
      Günümüzün PC bileşenleri, yarış motorlarından daha hızlı ısınıyorlar. Soğutma alternatif ve teknikleri ise sandığınız kadar kısıtlı olmayabilir. Ancak neyin işe yarayıp, neyin yaramadığını kestirmek o kadar da kolay değil ve...
  • EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
    Fikrini paylaş! 22 okunma | Popularity: 5% |
    Yorum Notları: Her sayfada "10" yorum olmak üzere yorumlar sayfalanmaktadır. En yeni yorumlar "ilk" sayfada ve "en üstte" bulunur. Diğer yorumları listelemek için navigasyonu kullanınız. Geri beslemeler açıktır ve yapılan yorumlara "ayrıca" cevap verebilirsiniz. Kendi sitenizden "geri izleme" yapabilir, bu yazının yorumlarını "RSS 2.0" beslemesi ile takip de edebilirsiniz. Sitemizde "Gravatar" uygulaması da vardır. Siz de yorumlarınızda avatarınızın gözükmesini istiyorsanız, gravatar e-mail adresinizi kullanınız. Gravatar kaydınız yoksa "buradan" kayıt yapabilirsiniz.


    Yorum yaz, Fikrini paylaş!

    *
    (Bot musun? Eğer değilseniz lütfen sağ altdaki yazıyı eksiksiz olarak
    sol alttaki kutuya girin. Büyük-Küçük harf duyarlı "Değildir".)

    Anti-spam image