Bilgisayar dergileri nasıl kurtulur?
Pozitif PC’de yazarken söylemiştim, bilgisayar dergilerinin idam fermanı çoktan imzalandı, iş artık infaza kaldı.
O zamanlar itiraz edenler de çıktı, ancak bugünlerde gerçeği görmemekte direnmek için bayağı kararlı olmak gerek. Chip’in bile kapanması gündemdeydi, son gelişmeleri bilmiyorum.
Bilgisayar dergileri kendi kendilerini sabote ettiler, aslında herşeyi kusursuz yapsalar da, Internet devriminin önünde durmaları mümkün değildi. Düşünün ki, saat başı değişen bir endüstriyi aylık dergiyle takip etmeye çalışıyorsunuz. Teknolojiler, fiyatlar, eğilimler günlük değişiyor. Üstüne üstlük, her konuda Internet üzerinde müthiş kaynak bolluğu var. Artık ADSL kota ve fiyatları da yumuşadı, seneye daha da iyileşecek, dolayısıyla CD-DVD için de dergi alma dönemi bitecek. 2008, birçok bilgisayar dergisinin son yılı olabilir.
Bilgisayar dergileri nerede hata yaptı?
Birçok yerde. Çoğunun bir starı yok. Hepsine en azından ikişer tane Serdar Kuzuloğlu lazım; ama sorun şu ki, hepsini toplasanız, 3 tane Serdar Kuzuloğlu çıkmaz.
Çünkü dergiler, onları oraya getiren adamlara sırtını döndüler. Bedavaya çalışan çoluk çocukla sayfa doldurmaya çalıştılar; bunun sonucu şunu getirdi: Internet’te her bilgi zaten var ve çok daha nitelikli insanlar derin web siteleri, bloglar açıyorlar. Starları ve vizyonerleri olmadığı için, vasat web sitelerinin kağıttan kopyaları olmanın ötesine geçemediler.
Serdar Kuzuloğlu’nu sürekli okuyorum. Bana birşey öğrettiği için değil; amacım Serdar Kuzuloğlu’ndan PHP, Python pybluez ile bluetooth programlama öğrenmek değil, zaten bunları ders olarak verdiği de yok. Okuyorum, çünkü okurken eğleniyorum ve sonraki 5 yılda ne olacağını onunla beraber düşünebiliyorum. Adam hem star, hem vizyoner. Ha, 15 gün sonra çıkacak yeni ekran kartlarını da okuyabilirsiniz, beyniniz bir anda DirectX10.1, GPU çekirdek hızı, GDDR3 performansı, Mhz,Ghz, GB ile dolar. Üç saat sonra ise birşey kalmaz. 6 ay sonra, hatta 10 yıl sonra hayatınızın ne yönde değişeceği konusunda, yani teknolojiyle bağlantılı olarak, fikir üretemeyecek hale gelirsiniz.
Hala da “ucuz işçi” arama derdindeler, kimisi uyandı da bazı gediklileri tekrar geri döndürdü. Ama bunlar son çırpınışlar, artık o furya da bitti. Öldürdüğünüz adamdan sizi diriltmesini bekliyorsunuz.
Çok ama çok büyük atılımlar yapmaları lazım; bana kalırsa bunu yapacak ne istekleri, ne kadroları ne de paraları var. Çünkü çok sığ bir endüstrinin oluşmasına katkıda bulundular ve şimdi ona göbekten bağlı durumdalar; oysa dünyada bunun tersi olur. Trendi basın belirler, ithalatçılar değil.
Üstelik, 30 YTL’ye ADSL sahibi olduğunuz bir dönemde, 5-6 YTL civarındaki dergi fiyatları da insanlara fazla geliyor. Bu aşağı yukarı dünya standardı bir fiyat; evet, insanımız entellektüel materyale para harcamak konusunda cimri ama açıkçası bana da pahalı geliyor, çünkü içlerinde bu fiyatı hakedecek bir değer yok. Her ay 2-3 dergi alacağım parayla bir kitap alıp çok daha dolu biri olabiliyorum. Hesap bu kadar ortada. Artık bilgisayar dergisi almak, parayla Ikea kataloğu satın almaya benziyor. Harcanan kağıt da cabası; üstelik o kağıdın %30′una veya daha fazlasına reklam basılıyor.
Sonuç olarak kurtulmaları zor. Mucize yaratacak adamlara ihtiyaçları olacak.
Takipci.Net » Bilgisayar Dergileri :
Eki 06, 07 at 4:07 pm[...] http://www.pozitifpc.com/editorblog yazmış tıklayınız. [...]
Hasan :
Eki 07, 07 at 3:17 amBilgisayar dergileri konusunda size hak veriyorum. Pek bir fark yaratmadıkları halde yeni dergiler de çıktı ve dediğiniz gibi bir süre sonra bilgisayar dergilerinin hemen hepsi ayakta kalamayacak.
Yenilik getirmeleri gerek; fakat birbirlerine çok benziyorlar. Farklılık getirebilecek ve dediğiniz gibi Serdar Kuzuloğlu gibi farklı birkaç yazara sahip olsa dergiler…
Ben şunu düşünüyorum, şimdiki bilgisayar dergilerinin popülaritesinin düşmesinin bir sebebi de aylık olmaları. Şimdiki bir gelişmeden anında haberdar olabiliyorum internet sayesinde. Ama bilgisayar dergisinden 1 ay gecikmeyle takip edebiliyorum.
Haftalık, cd vermeyen, daha uygun fiyatlı, 2 sayfada bir reklam olmayan, kaliteli kadroya sahip bir bilgisayar dergisi çıksa bundan sonra başarılı olabilir bence.
Barış Atasoy :
Eki 07, 07 at 5:18 amÇok uzun yıllar birçok yabancı dergiyi takip ettim; zira aslında dergi fanatiğiyim. Dergicilik bizde basının genelinde olduğu gibi, yoz bir alan. Aslında bugünkü kalitesizlik şikayetlerimizin ardında, piyasanın bir kalite talebi olmaması yatıyor. Örneğin Nvidia bile, bugün sizinki-bizimki gibi sitelerden daha az hit alan sitelere reklam veriyor, sponsorluk anlaşması yapıyor. Basit gördüğümüz oyun alanında bile çok ciddi organizasyonlar yapılıyor, tutuyor meraklı insanlar GPU ile örneğin daha Tesla ya da Stream filan duyulmadan karmaşık matematik hesaplamaları yapıyor. Bunlar zamanında bir grup gencin fantastik eğlencesi gibi görülmedi,ciddiye alındı. Şu an ATI Stream’i çok ciddi üniversiteler karmaşık matematiksel modellemelerde kullanıyorlar.
Dergiler dünyada hala itici güç, bizde maalesef donanım kataloğu durumundalar. Bunu da hakkıyla yaptıkları söylenemez. Açıkçası, herkes X1950 ile Half Life 2′nin kaç fps aldığını duymaktan bıktı; çünkü bunlar doğurgan yazılar değiller. Hani suda taş sektirmek güzeldir ama bir saat boyunca bunu yapmazsınız.
Niyazi Saral bu piyasanın ne kadar çarpık olduğu hakkında bir kitap yazmış, mutlaka okuyacağım. Kendisi de bir distribütör olduğu halde, piyasanın durumu ile ilgili yazılarını geçmişte ilgiyle takip ettim.
Donanımcı-dergi-(sadece) tüketici sac ayağı kırılmalı. Evet; dergilerin bilgi sağlama misyonu tamamen yokoldu, bunu günlük gazete çıkarsalar da, geri alabilecek durumda değiller. Ama ben şahsen, hiçbir dergiyi birşey öğrenmek için almadım, zaten dergi bunun için değildir. Ama katalog olarak da almak istemiyorum, zaten almıyorum da. Açıkçası beklediğim dergi şu: beni biraz eğlendirsin. Vizyonu olan adamlar, çeşitli konularda yazı yazsınlar. Örneğin, otomobillerde CAN arabirimi,PC bağlantısı ne sağlar gibi. “Microsoft şunun gibi birşey yaptı, Citroen bayıldı lap diye atladı” tarzı magazinel şeyler istemiyorum. Bana bilmediğim, bilemeyeceğim şeyler anlatsınlar. Çünkü ben Google’a “arabalara pc giriyormu, ne zaman? kim ne yapmış?” diye sorabiliyorum zaten! Ama böyle bir konsept olduğunu kolay kolay bilmem mümkün değil, çünkü çoğu insanın çok düzenli olarak, teknolojik trendleri izlediğini (ürün değil) sanmıyorum. CD ve DVD istemiyorum; ben kendi indireceğim şeyleri kendim indirir, kotam filan yoksa da bir şekilde edinirim. Zaten onlardan 1 ay önce indirdiğim Pardus,Suse,Fedora CD’lerine filan boşu boşuna para vermek istemiyorum; üstelik bir dergi benim hangi programı kullanacağımı CD ya da DVD yoluyla bana empoze etmemeli. Eskiden faydalıydı; ama bu 4-5 sene geride kaldı.
Komik gelebilir ama, Serdar Kuzuloğlu okuyan adam, bilgisayar dergisi alıcısı değil zaten. Bu dergileri 30 yaş civarı, belli miktarda bilgi-birikim sahibi insanlar almıyorlar, çünkü onlara hitap eden birşey yok. Üstüne üstlük, artık tüketmeye doymuşlar (şahsen ben doydum). Bu insanlar, artık biraz vizyon, eğlence, “iyi de hepsi bir araya nasıl gelir” tarzı yazılar arıyorlar. Kaldı ki, haklı nedenlerden ötürü bu insanlar piyasadaki dergilere karşı önyargılılar. Bunu kırmak çok zor, elbette imkansız dğil ama şöyle bir sorun var: %35 reklam almadan, kalan sayfanın yarısında donanım şişirmeden dergicilik yapabilir misiniz? Bence yapılır. Hatta çok da sadık bir kitleniz olur. Ama medya, özellikle dağıtım tekellerin elinde olunca bu çember maalesef kırılamıyor. Zengin medya da, bu tip kupon işlere girmez. Dünyada hiçbir örneği yoktur. Bu tarz kupon dergileri, daha “gerilla” insanlar çıkarırlar. Mesela ars technica’ya bakın. Donanım sevmeyen biri olsam da, siteye gömüldümmü kendimi kaybediyorum. Bugün Türkiye’de dergi olarak çıksa, bence 3.000 alıcısı olur, daha fazla değil. Yüksek bir fiyatla satarsanız, kendini döndürebilir; ama dağıtım konusunda son derece ciddi tekel olduğu için, kimse böyle işlere girişemiyor. Girişende ikinci ayı göremiyor.