Sanırım, “blog” kelimesinin yanlış Türkçe çevirisinden dolayı (web güncesi,ağ günlüğü vs), blog nedir, ne değildir, ne olmamalıdır, bunu pek kavrayamadık.

Herşeyden önce, blog bir günlük değildir. Yani, kimse sizin (Paris Hilton filan değilseniz) o gün ne yediğinizi, bağırsaklarınızın hangi tempoda çalıştığını, kiminle seviştiğinizi filan zerre kadar merak etmemektedir. Elbette, içinde sadece yemek tarifleri olan bloglara bolca link verip yorumlarıyla yalakalığı elden bırakmayan bir erkek kitlesi mevcuttur; ben cinsel ihtiyaçlarını bloglayarak giderebileceğini düşünen şaşkınları baz almıyorum zaten.

Başınızdan geçen şeyler, başkalarını şaşırtabiliyorsa, yazmaya değerdir. Örneğin, kız arkadaşınızın elini ilk defa tutmanızın “blog değeri” yoktur; ama kız arkadaşınız size tecavüz edip Beşiktaş iskelesinde yarı çıplak halde bıraktıysa, bu ilginçtir.

Blogunuz, tercihan “Unisex” olmalıdır. Türkiye blogosferinin %30′unu oluşturan yemek tarifi blogları, %25′ini işgal eden 3.sınıf şiir ve türlü çeşitli şekillerde patlayan kalpler, yanıp sönen melekler, danseden bebekler gibi tek temaya sahip bloglar, tahmin edersiniz ki, yalnızca siz, pusulasını şaşıran Internet gezginleri ve “ava çıkmış” toy delikanlılar tarafından ziyaret edilmektedir.

Blog, bir site değildir. İnsanlar, bir blogda başka bir insanın yorumlarını, tecrübelerini görmek isterler. Yani, arka arkaya sağdan soldan derlediğiniz ya da aleni copy-paste yaptığınız teknoloji haberlerini yazmak, bir blog meydana getirmez. Bahsettiğim haberlerin en sonunda “valla çok güzelmiş”, “yaşadık artık”, “Türk insanının özlemi bitti” gibi tek cümlelik yorumlar katmak, bahsettiğim “kişiselliği” sağlamazlar.

Popularity: 7% [?]