<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Dürüstlükten zarar gelmez yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.pozitifpc.com/editorblog/bilgisayar/durustlukten-zarar-gelmez/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.pozitifpc.com/editorblog/bilgisayar/durustlukten-zarar-gelmez</link>
	<description>Pozitif PC editörü Barış Atasoy der ki...</description>
	<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 21:45:23 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>enes tarafından</title>
		<link>http://www.pozitifpc.com/editorblog/bilgisayar/durustlukten-zarar-gelmez#comment-1332</link>
		<dc:creator>enes</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Aug 2007 13:12:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pozitifpc.com/editorblog/bilgisayar/durustlukten-zarar-gelmez#comment-1332</guid>
		<description>Sıfırdan linux dağıtımı oluşturma kitabını bende sabırsızlıkla bekleyenlerdenim. Bu arada bende amator meraklılardan sayılırım daha önce lfs ile uğraştıma ama sonuç=hüsran. kitabınızı sabırsızlıkla bekliyorum ve Tubitak için düşündüklerinize tamamıyle katılıyorum</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sıfırdan linux dağıtımı oluşturma kitabını bende sabırsızlıkla bekleyenlerdenim. Bu arada bende amator meraklılardan sayılırım daha önce lfs ile uğraştıma ama sonuç=hüsran. kitabınızı sabırsızlıkla bekliyorum ve Tubitak için düşündüklerinize tamamıyle katılıyorum</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>admin tarafından</title>
		<link>http://www.pozitifpc.com/editorblog/bilgisayar/durustlukten-zarar-gelmez#comment-310</link>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Jun 2007 16:11:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pozitifpc.com/editorblog/bilgisayar/durustlukten-zarar-gelmez#comment-310</guid>
		<description>Türkçe bilimsel yayınların sayısının artması hepimizi çok mutlu eder, kendi projemi "bilimsel yayın" sıfatıyla lanse edecek kadar arsız olmasamda! (Zaten değildir!)

Keşke cidden çok olmasa da bir piyango filan vursa da, bu işlere kendimi tamamen verebilsem. Kimileri boş vakit ve cansıkıntısından bu işlerle uğraştığımızı sanıyor, aksine son derece yorucu, zaman zaman aşırı sıkıcı olduğunu söylemeliyim. Üstelik, bilgisayar benim ilgi alanlarım sırasında ilk bile değil! Uğraşmamın nedeni, bu alanda üretim yapmanın kolay olması ve geniş bir bilgi boşluğu olduğuna inanmam. 

Geçen aylarda bir başlangıç yapıp 20 sayfa kadar yazmıştım; sonra araya birsürü iş girdi. Kitap yazacaksanız, bu işe tam mesai ayırabilmeniz gerek. Bilgi üretmek açısından bakarsanız çok zor bir iş değil bu; Darwin gibi gidip Madagaskar'da çalışmıyoruz:) Ama, doğru ve anlaşılır anlatabilmek ayrı bir yetenek ve çalışma konusu. Normalde yazdığım şeyi bile okuyan biri değilim; ama önemli bir doküman yazarken kendimi başka deneyim ve bilgi düzeylerindeki kullanıcılar yerine koyup "eğer bunu bilmesem, şunu anlayabilir miydim?" diye düşünmem gerekiyor ki, asıl zaman alan faaliyet de bu.

Bahsettiğiniz yayın evleri, para ödemek bir yana, böyle bir kitap bastığınızda, baskı ve dağıtım giderlerini sizden talep ediyorlar. İnanınki, Orhan Pamuk gibi, Ahmet Altan gibi, hatta Metal Fırtına ile listelerin tepesini mesken eyleyen Burak Turna gibi adamlar bile ilk kitaptan para kazanamıyorlar. Müzik alanı da böyle. Piyasa böyle işliyor, burada bir O'Reilly yok ve zaten olamaz da. 6 milyona dergi alan adam, kitaba 5 milyon vermiyor. Eh, para yok, boş konuşup şovenizm filan yapmıyorsanız kaale alanda yok, bu işe el atsanız yardım edecek adam da yok, o zaman kim için, ne için bu kadar uğraşayım ki? Evet; birileri elini taşın altına sokmalı ama ben zaten çok uzun süredir sokmuşum, el filan kalmamış artık ezilmekten. Biraz kıpırdanma görsem, bana da şevk gelecek ama sizde görüyorsunuz, yok. Piyasa deseniz, nasıl üretip kazansam derdinde değil, onu nasıl kazıklasam da o parayı cebime aktarsam derdinde.

Evet, mühendislerin hali vahim. Üniversiteler, kıytırık dershanelerden 1 ayda alınan sertifika kadar değer ifade etmiyorsa piyasada, biraz da dönüp kendilerine bakmaları lazım. Onun yetiştirdiği adam da, haklı olarak, elim nasıl ekmek tutar derdine düşüyor. Maalesef sorunların boyutu artık bireylerin çabalarıyla çözülecek boyutları çoktan aşmış vaziyette. Bakmayın, bende birşeyler değişir inancıyla uğraşmıyorum, insan yanlış gördüğü şeylerle mücadele etmiyorsa insanlık vasfını kaybetmiştir, benim olayım bu en azından. 

Sorun, bizim tırtıl olarak yaşamayı kabullenmiş olmamız. Kimsede "yeter ulan, biraz da kelebek olalım şu ahir hayatta!" derdine düşmüyor. Adam 500 YTL gelirle 2000 ytllik telefon almanın yolunu bulmuş, eh, o zaman sorun yok. Acıdır ki, maneviyattan filan bahseden de, aynı kesim. Adam hayatı,insanı kavrayacak bilgiden ve tecrübeden yoksunken, ne ifade ettiğini bilmediği şeylerin bayraktarlığını yapıyor. 

"Ciddi" den kastım, sayı çokluğu değildi zaten:) İlk anlamında kullandım diyelim:) Fanatiklerin derdi de hiç bitmez:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Türkçe bilimsel yayınların sayısının artması hepimizi çok mutlu eder, kendi projemi &#8220;bilimsel yayın&#8221; sıfatıyla lanse edecek kadar arsız olmasamda! (Zaten değildir!)</p>
<p>Keşke cidden çok olmasa da bir piyango filan vursa da, bu işlere kendimi tamamen verebilsem. Kimileri boş vakit ve cansıkıntısından bu işlerle uğraştığımızı sanıyor, aksine son derece yorucu, zaman zaman aşırı sıkıcı olduğunu söylemeliyim. Üstelik, bilgisayar benim ilgi alanlarım sırasında ilk bile değil! Uğraşmamın nedeni, bu alanda üretim yapmanın kolay olması ve geniş bir bilgi boşluğu olduğuna inanmam. </p>
<p>Geçen aylarda bir başlangıç yapıp 20 sayfa kadar yazmıştım; sonra araya birsürü iş girdi. Kitap yazacaksanız, bu işe tam mesai ayırabilmeniz gerek. Bilgi üretmek açısından bakarsanız çok zor bir iş değil bu; Darwin gibi gidip Madagaskar&#8217;da çalışmıyoruz:) Ama, doğru ve anlaşılır anlatabilmek ayrı bir yetenek ve çalışma konusu. Normalde yazdığım şeyi bile okuyan biri değilim; ama önemli bir doküman yazarken kendimi başka deneyim ve bilgi düzeylerindeki kullanıcılar yerine koyup &#8220;eğer bunu bilmesem, şunu anlayabilir miydim?&#8221; diye düşünmem gerekiyor ki, asıl zaman alan faaliyet de bu.</p>
<p>Bahsettiğiniz yayın evleri, para ödemek bir yana, böyle bir kitap bastığınızda, baskı ve dağıtım giderlerini sizden talep ediyorlar. İnanınki, Orhan Pamuk gibi, Ahmet Altan gibi, hatta Metal Fırtına ile listelerin tepesini mesken eyleyen Burak Turna gibi adamlar bile ilk kitaptan para kazanamıyorlar. Müzik alanı da böyle. Piyasa böyle işliyor, burada bir O&#8217;Reilly yok ve zaten olamaz da. 6 milyona dergi alan adam, kitaba 5 milyon vermiyor. Eh, para yok, boş konuşup şovenizm filan yapmıyorsanız kaale alanda yok, bu işe el atsanız yardım edecek adam da yok, o zaman kim için, ne için bu kadar uğraşayım ki? Evet; birileri elini taşın altına sokmalı ama ben zaten çok uzun süredir sokmuşum, el filan kalmamış artık ezilmekten. Biraz kıpırdanma görsem, bana da şevk gelecek ama sizde görüyorsunuz, yok. Piyasa deseniz, nasıl üretip kazansam derdinde değil, onu nasıl kazıklasam da o parayı cebime aktarsam derdinde.</p>
<p>Evet, mühendislerin hali vahim. Üniversiteler, kıytırık dershanelerden 1 ayda alınan sertifika kadar değer ifade etmiyorsa piyasada, biraz da dönüp kendilerine bakmaları lazım. Onun yetiştirdiği adam da, haklı olarak, elim nasıl ekmek tutar derdine düşüyor. Maalesef sorunların boyutu artık bireylerin çabalarıyla çözülecek boyutları çoktan aşmış vaziyette. Bakmayın, bende birşeyler değişir inancıyla uğraşmıyorum, insan yanlış gördüğü şeylerle mücadele etmiyorsa insanlık vasfını kaybetmiştir, benim olayım bu en azından. </p>
<p>Sorun, bizim tırtıl olarak yaşamayı kabullenmiş olmamız. Kimsede &#8220;yeter ulan, biraz da kelebek olalım şu ahir hayatta!&#8221; derdine düşmüyor. Adam 500 YTL gelirle 2000 ytllik telefon almanın yolunu bulmuş, eh, o zaman sorun yok. Acıdır ki, maneviyattan filan bahseden de, aynı kesim. Adam hayatı,insanı kavrayacak bilgiden ve tecrübeden yoksunken, ne ifade ettiğini bilmediği şeylerin bayraktarlığını yapıyor. </p>
<p>&#8220;Ciddi&#8221; den kastım, sayı çokluğu değildi zaten:) İlk anlamında kullandım diyelim:) Fanatiklerin derdi de hiç bitmez:)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Serkan Altuntaş tarafından</title>
		<link>http://www.pozitifpc.com/editorblog/bilgisayar/durustlukten-zarar-gelmez#comment-309</link>
		<dc:creator>Serkan Altuntaş</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Jun 2007 15:10:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pozitifpc.com/editorblog/bilgisayar/durustlukten-zarar-gelmez#comment-309</guid>
		<description>Sondan başlayayım.

Linux dağıtımının sıfırdan nasıl yapılabileceğini anlatan bir kitabı gört gözle beliyorum. Ayrıca bir şekilde isteyenin ulaşabileceği kadar basan bir yayınevine teslim edilmesi konusunda da ısrarcı olacağım. Ya da internetten dağıtılmalı. Peki neden? Oysa hiç dağıtım gelitirmeyi düşünmedim ben!

Sebep açık Türkçe kitap sayımız az. Bunu sadece bilgisayar dünyasından ya da özgür dünyadan bahsederken söylemiyorum. İlgilendiğim bilim dalında Türkçe yazılmış kitap neredeyse yok. (Birkaç üstadın yaptıklarını saymazsak.) İngilizce konusunda sorunu olmayan biri olmama rağmen yine de öncelikle Türkçe kitap arıyorum bulamayınca da sayfa sayısına göre azdan çoğa doğru İngilizce kitaplar sıraya giriyor. Aynı konu ile ilgili isterse 1000 sayfalık Türkçe kitap olsun, mükemmel yazılmış 10 sayfalık İngilizce belgeye bakmam. Benim gibi olanların da azınlıkta olduğunu sanmıyorum. Özellikle genel konularla ilgili okumaya sıkılacağım kadar kitap yazılmalı. Ülkem profesör dolu, yalan mı?

Bahsettiğim 10 sayfalık belgeleri (tutorial) yada dergi sonlarındaki programlama sayfalarını takip edenler de beryl gibi projeler geliştiremeyeceği için çıkan versiyonları takip etmekle yetiniyorlar.

Halen ülkemin bilgisayar mühendisleri ile dolu Linux listelerinde Python, PHP, MySQL muhabbetleri dönüyor. Ey mühendisler sizlere sesleniyorum ben bu dilleri bilgisayarla alakasız bir bölümde okumama rağmen kullanabiliyorum işinizi biraz daha ciddiye almayı düşünmüyor musunuz? Hiç mi kernel hackerı çıkmaz bu ülkeden! Yanlış anlaşılmasın bu dilleri kullanan profesyonelleri aşağılamak haddime değil. Bir işte en iyisi o ise tabi ki kullanacaksın ama EnderUnix gibi girişimler (yada girişimciler) biraz az değil mi? Kapalı kapılar ardında çalışıp her yaptığını bana tebliğ etmeyen üstatları tenzih ediyorum tabi!

Diğer bir konu Türkçe sorunu olmayan dağıtım konusu ve yerel çalışmalar. Evet belki yüksek oranda Türkçedir o dağıtımlar da ama yine de dağıtım üreten yerli geliştirciye de ihtiyaç var gibi gözüküyor. Çünkü o dağıtımların geliştirici kadrosuna soktuğumuz kimse olmadığından bize özgü (imla denetimi gibi) kısımlara eğilemiyorlar. Ya da sizin verdiğiniz örnekteki gibi yavaş internet hattımıza özgü ince ayarlar yapan olmayacak.

Tübitak gibi bir kuruluşun dağıtım geliştirmesi (tamam komik bulmak bile olası kabul) ticari itibar kazandırabilmek için faydasız da sayılmaz. Hele hele ücretsiz dağıtılan bir ürünün "çocuklar birşey yapmış denememi istiyorlar" diye algılanmaması için iyi bir fırsat. Ya da en azından benim yaptığım gibi Tübitak projesi yapmayı marifet sayan araştırmacıların "Pardus ne kadar projesyonel olabilir ki, güldürme beni." sözüne "Sadece Tübitak kadar profesyonel olabilir." diye cevap verebilmek demek. Tamam, lafla peynir gemisi yürümüyor, bir açıdan bakınca çocukça ama hiç yoktan iyidir.

Çok şeye uyarlayıp inanmaktan gurur duyduğum bir parolam var. Ne kadar çok ya da ne kadar iyi olduğun önemli değil, ne kadar uzun süre ve en büyük gücünle köşene çekilip çalışırsan yarın hem en çok hem en iyi olacaksın. Her kelebek bir süre tırtıl olarak yaşamaz mı?

Bizim fanatikler duymasın ama tüm bunlar için ciddi bir çoğunluğu saflarına katmana gerek falan pek yok gibi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sondan başlayayım.</p>
<p>Linux dağıtımının sıfırdan nasıl yapılabileceğini anlatan bir kitabı gört gözle beliyorum. Ayrıca bir şekilde isteyenin ulaşabileceği kadar basan bir yayınevine teslim edilmesi konusunda da ısrarcı olacağım. Ya da internetten dağıtılmalı. Peki neden? Oysa hiç dağıtım gelitirmeyi düşünmedim ben!</p>
<p>Sebep açık Türkçe kitap sayımız az. Bunu sadece bilgisayar dünyasından ya da özgür dünyadan bahsederken söylemiyorum. İlgilendiğim bilim dalında Türkçe yazılmış kitap neredeyse yok. (Birkaç üstadın yaptıklarını saymazsak.) İngilizce konusunda sorunu olmayan biri olmama rağmen yine de öncelikle Türkçe kitap arıyorum bulamayınca da sayfa sayısına göre azdan çoğa doğru İngilizce kitaplar sıraya giriyor. Aynı konu ile ilgili isterse 1000 sayfalık Türkçe kitap olsun, mükemmel yazılmış 10 sayfalık İngilizce belgeye bakmam. Benim gibi olanların da azınlıkta olduğunu sanmıyorum. Özellikle genel konularla ilgili okumaya sıkılacağım kadar kitap yazılmalı. Ülkem profesör dolu, yalan mı?</p>
<p>Bahsettiğim 10 sayfalık belgeleri (tutorial) yada dergi sonlarındaki programlama sayfalarını takip edenler de beryl gibi projeler geliştiremeyeceği için çıkan versiyonları takip etmekle yetiniyorlar.</p>
<p>Halen ülkemin bilgisayar mühendisleri ile dolu Linux listelerinde Python, PHP, MySQL muhabbetleri dönüyor. Ey mühendisler sizlere sesleniyorum ben bu dilleri bilgisayarla alakasız bir bölümde okumama rağmen kullanabiliyorum işinizi biraz daha ciddiye almayı düşünmüyor musunuz? Hiç mi kernel hackerı çıkmaz bu ülkeden! Yanlış anlaşılmasın bu dilleri kullanan profesyonelleri aşağılamak haddime değil. Bir işte en iyisi o ise tabi ki kullanacaksın ama EnderUnix gibi girişimler (yada girişimciler) biraz az değil mi? Kapalı kapılar ardında çalışıp her yaptığını bana tebliğ etmeyen üstatları tenzih ediyorum tabi!</p>
<p>Diğer bir konu Türkçe sorunu olmayan dağıtım konusu ve yerel çalışmalar. Evet belki yüksek oranda Türkçedir o dağıtımlar da ama yine de dağıtım üreten yerli geliştirciye de ihtiyaç var gibi gözüküyor. Çünkü o dağıtımların geliştirici kadrosuna soktuğumuz kimse olmadığından bize özgü (imla denetimi gibi) kısımlara eğilemiyorlar. Ya da sizin verdiğiniz örnekteki gibi yavaş internet hattımıza özgü ince ayarlar yapan olmayacak.</p>
<p>Tübitak gibi bir kuruluşun dağıtım geliştirmesi (tamam komik bulmak bile olası kabul) ticari itibar kazandırabilmek için faydasız da sayılmaz. Hele hele ücretsiz dağıtılan bir ürünün &#8220;çocuklar birşey yapmış denememi istiyorlar&#8221; diye algılanmaması için iyi bir fırsat. Ya da en azından benim yaptığım gibi Tübitak projesi yapmayı marifet sayan araştırmacıların &#8220;Pardus ne kadar projesyonel olabilir ki, güldürme beni.&#8221; sözüne &#8220;Sadece Tübitak kadar profesyonel olabilir.&#8221; diye cevap verebilmek demek. Tamam, lafla peynir gemisi yürümüyor, bir açıdan bakınca çocukça ama hiç yoktan iyidir.</p>
<p>Çok şeye uyarlayıp inanmaktan gurur duyduğum bir parolam var. Ne kadar çok ya da ne kadar iyi olduğun önemli değil, ne kadar uzun süre ve en büyük gücünle köşene çekilip çalışırsan yarın hem en çok hem en iyi olacaksın. Her kelebek bir süre tırtıl olarak yaşamaz mı?</p>
<p>Bizim fanatikler duymasın ama tüm bunlar için ciddi bir çoğunluğu saflarına katmana gerek falan pek yok gibi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
