Yaklaşık 1 yıldır, Fedora/Red Hat’i satmış durumdayım. Ubuntu ile başladım; ardından uzun süre önce Pozitif Linux’u bitirdim. 4 ay gibi bir süredir, Pozitif Linux kullanıyorum. Ama temel olarak, artık ben de Debian’cıyım. Hatta biraz iddialı konuşacağım ama, her aklı başında GNU/Linux kullanıcısı, eninde sonunda Debian tabanlı bir sisteme geçecektir. Sadece zaman meselesi.

Birileri hala GNU/Linux’un yeterli sayıda programa sahip olmadığından bahsedecek kadar bilgisiz: Geçenlerde, Feisty Fawn’ın depolarındaki program sayısına baktım: yaklaşık 21.000! Üstelik, aradığım çok sayıda peketi de bulamama rağmen!

Sorun, program açığı değil: sorun, yeterince sayıda kaliteli, GUI uygulaması olmaması. Komut satırından çalışacaksanız, GNU/Linux ile yapamayacağınız hiçbirşey yok; ancak masaüstü uygulamaları hem sayıca az, hem de Windows rakiplerinin olgunluğuna sahip değiller. Az sayıda istisnai uygulama da yok değil tabi. Örneğin, Amarok kadar başarılı bir müzik çalıcısını Windows platformunda bulmak olası değil. Türkçe çevirisini de yaptığım Scribus’u 7 sayı boyunca kullandık. K3b, fonksiyonellik ve tasarım olarak Ahead’in Nero’sunu hiç aratmıyor.

Sorunun temelinde, Windows ve GNU/Linux programcılarının alışkanlıkları var. GNU/Linux, çok kısa zamanda inanılmaz bir program arşivine ulaştı. Bunun nedeni, eski UNIX programcılarının, neredeyse virgülüne dokunmadan, GNU/Linux üzerinde program geliştirebilmeleri. UNIX’in yapısında pek GUI geleneği olmadığından -SGI’ın IRIX’i, geçmişte de Sun Solaris’in CDE’si, ya da Motif gibi istisnalar da var- doğal olarak, GUI tabanlı uygulamalara pek de girmek istemedi bu deneyimli, kurt programcılar. Öte yandan, sistemin bu düzeye gelmesinde, en çok onların payı var.

Üstelik, GNU/Linux sistemi, alt tarafta bu uygulamaları kullanabileceğiniz, çok kaliteli ve pratik GUI araçları da sağlıyor; Kommander bunlardan ilk aklıma geleni. Keza, GTK içinde GLADE var.

Yine de, bu “ara” araçlar, ne Windows, ne de eski UNIX programcılarının alışkanlıklarına uyuyor ve tam bir “kültür şoku” yaratıyor.