MP3 formatında müzik dinlemenizi önermem, ama madem ki dinleyeceksiniz…

Bunu, şunu ya da şunu okuduysanız, MP3 formatına ne kadar sinir olduğumu zaten biliyorsunuzdur…

Mp3, benim gibi müzik dinlemeye Hi-Fi ile başlamış 30 yaş üzerindeki kitlenin kulaklarını tırmalayan, kayıplı (lossy) bir sıkıştırma algoritması kullanıyor. Mp3′ün berbat ses kalitesi, her müzik türünü eşit ölçüde etkilemiyor. Doğal olarak, en kötü sonucu klasik müzikte alıyorsunuz. Mp3 fiyaskosunu net olarak duymak isterseniz, iyi bir amfi ve hoparlörü önce CD player’a bağlayın, orjinal CD’den dinledikten sonra bir de o çok sevdiğiniz iPod’a, ya da başka bir tür şeytan icadı mp3 player’a bağlayıp dinleyin. Sağır değilseniz, aradaki fark sizi şoka uğratacak.

Her MP3 player aynı kalitede şakımadığı gibi, mp3 encoder’lar arasında da kalite farkları var.

En ciddiye aldığım ve bilgisayar temalı araştırma sitelerinden biri olan arstechnica, oldukça eski bir makalede mp3 kodlayıcıları karşılaştırmış. Birinci sırayı, her koşulda, MP^ formatının mucidi Franhaufer’in kendi mp3 kodlayıcısı alıyor. Öte yandan, bu kodlayıcıya erişmek kolay değil.

Açık kaynak kodlu mp3 kodlayıcı olaraksa LAME encoder, ticari rakiplerini bile utandırmış ve Franhaufer’in ardından ikinci sıraya oturmuş. Blade ve Xing’de fena puanlar almamışlar. Bildiğim kadarıyla, Video Encoding konusunda oldukça başarılı olan Nero’nun mp3 kodlayıcısı da oldukça kaliteli. Testte olmadığı için, bunu kişisel izlenimlerime dayanarak söylüyorum; ancak ciddi bir test yapmadığımı da hemen ekleyeyim.

Öte yandan, ars technica da, ben de bir konuda hemfikiriz; 128kb mp3 kodlaması sakın ola ki yapmayın! Ses hepten çamura benziyor. 192 kb biraz kabul edilebilir kalite sunarken, 256 kb kodlama daha da iyi sonuç veriyor doğal olarak. Ben 384 kb kullanıyorum; ama bildiğim kadarıyla her mp3 player bu kadar yüksek encoding rate’i desteklemiyor. Desteklese bile, ses kaliteleri o kadar kötü ki, çoğunda 192 kb ile 256 kb arasındaki farkı ayırmanız olası değil.




Siz de birşey söyleyin!