Nomadic Computing – 2

Yazı uzun oldu diye ikiye böldüm; burada biraz da laptopların nasıl olması gerektiğine girmek istiyorum.

Kullandığım laptop birçok insan için “taşınabilir değil”. Bu aleti aldığımda Centrino tabanlı laptoplar pek bir güdüklerdi; ben de ağır ama iyi çalışan bir modelde karar kılıp “full aksesuar” bir makine aldım. Intel Core’lar ile laptop’lar bayağı bir güçlendiler; ama 7200 devir diskler ve hızlı RAM’ler hala çok yüksek modellerde bulunuyor.

Laptop’ların hafiflemesi ve küçülmesi gerek. Aslında hafiflikten ziyade küçülmeleri gerekiyor. Bence en yüksek ekran boyutu 12.1′ olmalı. İnsanlarda “bunu alırım, dağda taşta Farcry 2 oynarım” psikolojisinden çıksınlar. Laptop’u masada az yer kaplayan bir cihaz yerine, taşınabilir bir cihaz olarak algılamak gerek.

Laptop’ları kimin tasarladığını bilmiyorum ama her kim tasarlıyorsa, hiç seyahate filan gitmediği belli. Örneğin, bu salak aletleri arabanızdaki çakmak girişine takmak için büyük şehirlerin altını üstüne getirip özel bir aparat almanız gerekiyor. Bu parça, direk şarj adaptörünün üstünde olmalı. Nitekim, seyahat eden insanın arabada olma ihtimali, prizli biryerde olma ihtimalinden çok daha yüksek!

Hemen her laptop ile wireless ethernet gelse de, ABD ve AB’nin gelişmiş bölgelerinde değilseniz, öyle havada avare gezinen Internet sinyalleri bulma ihtimaliniz yok. Gloria Jeans ya da Starbucks’a filan genelde kız arkadaşımla giderim, laptopumla değil. Onun için, wireless ile birlikte, arkadan çıkan incecik ve sadece 1.5 metre kablo ile gelen makaralı bir RJ-11 kablosu son derece faydalı olurdu evler ve otellerde kullanmak için.(RJ 11 bildiğimiz telefon jakı). Şerit metre mantığı; pek zor olmasa gerek!

Benim laptop’da 14.4 voltuk, sanırım 3 amper hayvani bir batarya var. Bunun bir motorsiklet marşını döndürebileceğini düşünüyorum, hatta bir gün üşenmeyip deneyeceğim. Bataryayı sökerseniz, içinde kalem pil gibi, ama daha uzun “hücreler” olduğunu göreceksiniz. Çok pratik bir fikir: bu hücreleri sökülür yapın ki, eğer çok zorda kalırsam, normal kalem pille çalıştırabileyim!

Elbette işlerine gelmeyecektir; çünkü laptop bataryaları neredeyse aletin kendi fiyatı kadar.

Laptop’lar hafifliyor ama şarj aletleri senelerdir aynı. Fasülye hesabı yapmasalar, metal trafolar yerine transistörlere yönelseler, sigara paketinden ufak ve cep telefonundan hafif şarj aletleri yapmak gayet kolay. 1.5 kilo laptop yanında 1 kilo şarj aleti taşıdığınızda, cihaza “hafif” diye deve yüküyle para vermenin de pek bir anlamı kalmıyor!

Şu touchpad olayı da ayrı bir sıkıntı kaynağı. Birşeyler yazarken farkında olmadan eliniz çarpıyor ve bir bakıyorsunuz, teknik bir dökümanın içine aşk şiirleri yazmaktasınız! Çoğunda kilit filan da yok. Üstelik ön tarafta cumba gibi durduklarından, klavyeye erişim zor. Mesela benim ön kolum bir hayli kalın olduğundan, yazarken laptop’un ön tarafı kolumu kesiyor. Bu namussuzu da herhalde sadece Paris Hilton kılıklı tipler kullanmıyor (Görevimiz Tehlike’deki zenci hacker’ı hatırlayın!) Bence touchpad aynı CD tepsisi gibi olmalı. İstendiğinde çıkmalı ve kesinlikle cihazın önünde olmamalı. Mesela şu an mouse kullanıyorum ama bu aptal touchpad konforlu klavye kullanmamı önlüyor.

Senelerdir piyasada olan ama bizde yeni yeni duyulmaya başlanan bir film var: bir parçasını ekrana,bir parçasını gözlüğünüze yapıştırıyorsunuz ve ekrana bakan bir şey görmüyor. Bu çok güzel ve faydalı bir buluş ve opsiyonel olarak her laptop ile sunulmalı. Bizim milletin omuz üzerinden bakma alışkanlık ve yeteneği çok gelişmiş olduğundan, laptop’u sanki vibratörmüş gibi, kapalı kapılar ardında kullanmak zorunda kalıyorum.

HP, fiyakalı fotografınızı laptop’a çıkartma yapmak yerine, bir tasarım yarışması açsaydı çok daha faydalı bir iş yapardı. Üstelik, global satışlarında da önemli bir artış olurdu. Çünkü laptopları tasarlayanlar omurilik felçlileri, kolları kanca şeklinde, içbükey kafaları monitörü tamamen örtüyor ve dokungaçları ile batarya şarj edebiliyorlar. Bizlerse sebat edip bu salak aletleri kullanmaya çalışmaktayız. Tabii bu sadece HP’nin problemi filan değil. Şimdiye kadar ergonomik bir laptop görmedim. Çok hızlı gelişir görünse de, hep iddia ettiğim gibi, aslında son derece tutucu bir sektör olduğunun kanıtı tüm bunlar.




3 yorum “Nomadic Computing – 2”

  1. Aydın Bahadır :

    Ağu 04, 07 at 3:20 pm

    Ben her zaman taşınabilir bir bilgisayar yerine taşınamayan performanslı bir bilgisayarı tercih ederdim.. Deyim yerindeyse Artık Devir Değişti Tabi Çelik de Değişti. Mecbur kalsam da almaya vazgeçemedim taşınamaz bilgisayarların özelliklerinden bu yüzden de sağlam bi HP laptop da karar kıldım.. Omuzlarım çekiyor ceremesini ama bu performansa hak ediyor.

  2. University Update - Paris Hilton - Nomadic Computing – 2 :

    Ağu 04, 07 at 4:04 pm

    [...] Efron Contact the Webmaster Link to Article paris hilton Nomadic Computing – 2 » Posted at Pozitif PC editor blogu on [...]

  3. 4G, NoLA ve IP TV: Bir dakika, biz daha 3G trenini yakalamaya çalışıyoruz! | Pozitif PC editor blogu :

    Eki 14, 07 at 9:34 am

    [...] NoLA’nın açılımı “Nomadic Local Area Wireless Access”. Gözlerim yaşardı desem yeridir; çünkü bu yazı çıkmadan aylar önce “Nomadic Computing… [...]


Siz de birşey söyleyin!