Pardus-Mandriva 2007-Ubuntu 6.10 maceram


Birkaç gün önce ana masaüstü makinamda dual boot yapmaktan kurtuldum: Windows bölümlerini tamamen formatladım; uzunca birsüre Linux üzerinde yazılım geliştirmek istiyorum.

Fakat bu umduğum kadar kolay olmadı; zira Windows varken bir sorunla karşılaşınca makinayı Windows’tan açıp “acaba Linux neden sorun çıkardı?” diye Google’la sohbet ediyordum.

Bu işi mümkün olduğu kadar kolay ve acısız yapmak niyetindeydim; ama olmadı. Öncelikle beklentimi söyleyeyim: Modern, son sürümleri içeren ve geniş paket seçeneğine sahip bir sistem arıyordum ve özellikle Gnome masaüstü içermeliydi.

OpenSuSe 10.1′de paket yönetimi ve hız gibi sorunlar yaşamıştım; yoksa ilk tercihim olurdu. Özellikle XGL’e alıştıktan sonra, Compiz’in bu kadar kolay kurulduğu bir sistem bulmak zor olacaktı.

İkincisi, sistem 64 bit olmalıydı. Her programda olmasa bile, 64 bit’in farkı bazı programlarda oldukça bariz. Bu durumda favori olarak geriye kalanlar fazla değildi:Mandrake,Fedora,Ubuntu ve tabii Debian..

Debian’ı, müthiş paket sayısı ve .deb paketlerinin rpm’e göre üstünlüklerine rağmen eledim. Birincisi, o kadar CD”yi indirmeye vaktim yoktu. İkincisi, .deb’in üstünlüğüne rağmen, çok sayıda kötü hazırlanmış deb paketi vardı. Laptop’dan Mandrake 2007′yi indirmeye başlarken dayanamayıp Fedora 4 kurarken buldum kendimi. Aslında Fedora 4′ü birkaç ay kullanmıştım; ama o sıra sadece Scribus ve OpenOffice kullandığımdan, eksiklerini görmeye fırsatım olmamış sanırım. Artık küflenmeye yüz tutmuş birkaç temel araç dışında Fedora 48 saat beni rahatsız etmedi; ama sonra nedense kasvetli geldi. Ubuntu denemeye karar verdim. Ubuntu, Ati Radeon X700′le anlaşamadı. Yarım saat kadar uğraştıktan sonra sıkılıp indirilmesi biten Mandrake 2007′yi kurmaya karar verdim. Bu sırada, Pardus 1.1 “Ata” yı indirmeye başladım. Artık kaçıncı Beta olduğunu yazmaktan Pardus’çular bile sıkılmışlar sanırım..

Gelgelelim, Mandrake 2007 deneyimim de hezimetle sonuçlandı. Bizim Can’ın xorg.conf makalesi dışında onlarca sayfa doküman okudum; ama nafile. Ne yaparsam yapayım, Mandrake Radeon X700”ü tanımamakta israr ediyordu. Yeni, Pci Express ve çift monitör çıkışlı ekran kartlarını Linux”a tanıtabilmek oldukça güç..

Bir ara “nostalji yapıp Slackware mı kursam?” diye düşündüm. Slackware”ın hemen herkesi delirten ve nedense karmaşık buldukları yapısı benim hoşuma gidiyor; özellikle de BSD stili init scriptleri. SYS V saçmalığını Linux dünyasına sokan Red Hat”in kulaklarını çınlatıyorum. Gerçi RPM ve Anaconda ile Linux dünyasına kurulum paketini ve işletim sisteminin nasıl kurulacağını bu aleme gösterdiler ama bazı hataları da çok büyük.

Slackware’ı UNIX’e benzediği için seviyorum. Ama küf kokuyor. Genelde paket indirmek yerine kaynaktan kurulum yapmayı tercih ediyorum ve Slackware’ın nuh nebiden kalma kütüphaneleri bana fazla olmasa da sorun çıkarmıştır. Ama şu an bir sunucu kursam ve Solaris ya da OpenSolaris kurma şansım yoksa, (BSD”yi atlamayalım!) Slackware kurardım. İnsanların neden Slackware’ın “karmaşıklığından” şikayet ettiğini anlamıyorum; bence şu an piyasadaki en yalın,anlaşılır ve “mantıklı” dağıtım. Ama kesinlikle masaüstü için değil..

Uzun lafın kısası, Pardus 1.1 “Ata” yı kuruverdim. Ardından 15 dakikada proprietary Ati sürücüsünü kurdum. Herşey güzel güzel çalıştı. Bu arada, Pardus depolarının da hemen hepsinin kapandığını gördüm. PİSİ’de sinirbozucu bir bug keşfettim. Pardus 1.1, minimalist bir yapıda. Ev kullanıcıları hedeflenmiş; nitekim hiçbir Linux dağıtımı böylesine güzel bir medya deneyimi sağlamıyor. Pardus, aynı diğer sürümlerinde olduğu gibi hemen hemen tüm video ve mp3 dosyalarımı sorunsuz oynattı. OpenOffice, Firefox gibi ev kullanıcıların en çok kullandığı araçlar da oldukça güncel sürümlerle karşımıza geliyor Pardus’ta.

Pardus kendisini unutturdu; oysa ev kullanıcısı için en kolay kullanılan Linux dağıtımı olma yolunda hızla ilerliyor. Diğer dağıtımların aksine, pekçok program Pardus”ta “gerçekten” çalışıyor. Üstelik, minimalist yapısı sayesinde gayet de hızlı.

Fakat basitleştirme adına Pardus, Linux ruhundan biraz kopuyor. Ürneğin, Ctrl+Alt+Backspace ile direk KDM geliyor. Evet; xorg.conf ile oynayarak shell”e düşmek mümkün ama ya bunu yapacak bilgim yoksa? Daha kötüsü, eğer yanlış bir ekran kartı sürücüsü yüzünden monitörüm kilitleniyorsa?




Siz de birşey söyleyin!