Pardusçular neden bana düşman?
Pardus ile ilgilenen herkes bana savaş açmış değil elbette. Nitekim, Pozitif PC zamanında, pardus-forum.org sitesinde birçok arkadaş bize destek verdi. Şu an, yine aynı sitede bazıları, Pozitif Linux’u n “balon” olduğunu söylüyor. Böyle bir dağıtım yokmuş. Üstelik, bunu çok seviyesiz bir dille yapanlar var. Eh, bu da Internet’in olumsuz yanlarından, suratınıza Bir şey söylemeye cesareti olmayan bazı tipler, arkanızdan rahatça atıp tutabiliyorlar.
Seviyesizlik her yerde ve her alanda var, o yüzden üstünde fazla da durmak anlamsız.
Pardus’a sadece tek bir konudan dolayı tepkiliydim; bu yüzden de camiadan ya da kullanıcılardan kimseyi suçlamadım. Bunun vebali, TÜBİTAK’a ait: Pardus’u tamamen “yerli imalat”, farklı bir işletim sistemi gibiymiş gibi lanse etmeye kalktılar. Tabiki kimse yemedi ve bu sefer herhalde top geliştiricilere atıldı ki, “evet, bu bir Linux dağıtımı ve milli değil” gibi açıklamalar yapmak zorunda kaldılar.
Pardus takımı içinde biriyle birebir ağız dalaşı içinde olduğum da gizli saklı Bir şey değil. Hatta kendisini oldukça zeki ve dolu bulduğumu da ekleyeyim. Seviyesizleşmedikçe, ağız dalaşına girmekten rahatsızlık duymam; hatta bu tür çekişmeler insanlar (hatta toplumlar) açısından faydalıdır da. Nitekim, Edison ve Tesla’nın dillere destan AC-DC dalaşı olmasaydı, bugün çok aptalca bir şekilde, evlerde doğru akım kullanıyor olurduk!
Geçenlerde hiç olmayacak bir yerde, Pardus geliştiricilerinden Faik’le (soyadını unuttum) karşılaştım ve kendimi farklı biri gibi tanıtarak onun ağzından, “cahil biri” olarak Pardus ve Linux’u dinledim. Açıkçası, bence örnek bir Linux avukatı ve gerek seçtiği cümleler, gerekse üslubu ile fikrini ve ürününü son derece iyi ve doğru temsil ediyor.
Pardus’u eleştirdim ve eleştirmeye devam edeceğim. Bu onlar için pozitif Bir şey. “Niye eleştiriyorsun?” diyenleri kaale bile almıyorum ve bundan sonra, ağızlarının payını da hakettikleri şekilde alacaklar. Pardus’u sık dağıtım yapmadığı için eleştirdim; şimdi Pardus en sık sürüm yapan dağıtımlardan biri. Elbette ben söylediğim için değil; demek istediğim söylediğim şeyin doğru çıktığı. Doğruymuş ki, şimdi neredeyse 2 ayda bir sürüm yapıyorlar.
Paket yönetimlerini eleştirdim, hala da eleştiriyorum: 2 sene önceki paket sayıları ile şimdiki sayı arasında kayda değer bir fark yok. Burada okuyanlar şahit olsunlar, benim önerim Debian ve RPM paketlerini Pisi paketi yapacak bir araç geliştirmeleri. Yapabileceğim herhangi bir yardım varsa, onu da yapmaya hazırım.
Diğer bir eleştirim, YALI ile ilgiliydi. İlk çıktığından bu yana incelemiş değilim; o zamanlarda YALI’nın CD’ye getirdiği yük çok fazlaydı. Size somut bir örnek vereyim: Pozitif’de, Pardus’da bir CD ve iso boyutları aynı. Pardus 2007.1 686 MB; Pozitif Linux 692 MB. Ama aradaki program farkına bakın, dağlar kadar fark göreceksiniz. Üstelik, Pozitif hem Live, hem de kurulan bir sistem. Tek CD üzerinde. Demekki, burada aksayan şeyler sözkonusu.
Pardus, ilk sürümden sonra paketlerde kullandığı sıkıştırma algoritmasını değiştirdi ve LZMA’ya geçti. Bu paket yapımını daha da zorlaştırdı; çünkü her sistem üzerinde paketi açıp nasıl yapılmış, içinde ne var göremiyorsunuz. Oysa bir .deb ya da rpm paketini Windows üzerinde bile açabilir, hatta kasarsanız paket dahi yapabilirsiniz.
Paket yöneticisi yazmak gizem filan değil. Şu an bile, Debian ve RPM’i kurcalar, 5 ayrı paket yöneticisi yazarım. Portage filanda var tabi, ama onlara pek aşina değilim. Bunun kötü niyetli olduğunu düşünmüyorum; birşeyler yaptığınızda küçük bile olsa fark yaratmak istersiniz. Bu da, gayet insani ve medeniyetin gelişmesi açısından faydalı bir dürtü. Ama, dünya böyle çalışmıyor. Dünya bilgisayar piyasasında adı geçmeyen bir ülke olarak, standartları siz belirleyemezsiniz; özellikle el konular yıllar önce, gayet güzel şekilde çözülmüşse…
Madem TÜBİTAK bu işe el attı, benim beklentim şudur: Bugün yerli diye adı geçen, bir dizi dağıtım var. Pardus,Turkix, Armador, Gelecek Linux, yokolup giden Turkuaz. TÜBİTAK, bu dağıtımlara bir çatı oluştursun. Madem kaynaklarını bu işe tahsis ediyor, herkes bundan adil biçimde yararlansın. Hatta, belli konular üzerinde uzlaşılsın ve her dağıtımda elini taşın altına sokup, ciddi ciddi geliştirme işine girsin. Örneğin Pardus, ordu ihaleleri için terminal server geliştirsin, Armador ve Gelecek servis versin, Turkix,Pozitif,Truva daha pratik yönetim panelleri hazırlasın, server sürümleri oluştursun.
Serkan :
Haz 14, 07 at 1:35 pmİyi ki var Pardus. Çünkü o olmasaydı Ubuntu kullanıyor olacaktım ve bir dağıtımın birinci derece geliştiricileri ile aynı dili konuşuyor olmak güzel. Bu Pozitif için de böyle olacak Turkix için de böyleydi.
Paket yöneticileri konusunda .rpm var .deb var ama hangisi standart? Tamam çok yüksek kalitede iş çıkarıyor hepsi ama bu güne kadar bir ara yol bulmaya kalkışmışlar mı? Hayır! (Sonuçsuz hiçbir işi var saymıyorum.) İyi ama ben bulduğum herhangi bir programı direk kurmak istiyorum. %90 ihtimalle özgür bir yazılımsa ve yüksek kalitede ise debian depolarında vardır. Fedora paketi de çıkmıştır. Ama belki çok özelleşmiş bir konuda tam da aradığım programı yapmış kişi bir Gentoo kullanıcısıysa ve ben ona ihtiyaç duyan sıradan bir bilgisayar kullanıcısıysam ne olacak? Burada sorun bence standartları yakalayamamış bir paket yöneticisini henüz yazmamış Pardus ekibinde değil, standartsızlığa bu kadar uzun süredir izin veren yani saf kullanıcıları ihmal eden GNU üstatlarında. Tabi ki Tübitak gibi bir kuruluş bin bir paket yöneticilerinin cebinden çıkaracağını düşünecek ve bu işte büyük oynayacak.
Sanırım üstteki serzenişime kısman de olsa katılıyorsunuz. Pozitif’ten birkaç satırınızı hatırlıyorum bunu konuyla ilgili.
O sizin bahsettiğiniz “Türk malı” söyleminde ne kadar haklısınız bilemezsiniz. Sık sık duyuyorum bunu hem de işi bilgisayar olanlardan. Hatta birilerine Pardus’u tanıtırken bile… Haksızlık.
Sanırım son paragrafta bahsettiklerinizi Tübitak tek bir dağıtım ile yapacak. Eğer şimdi de yaptığı gibi geliştiriciye değer verir ve elini gerektiği gibi cebine atar, üklemin en iyi geliştiricilerinin Pardus’a daha da ‘duygusal’ yaklaşabilmesini sağlarsa iş daha da güzel olacak. İnşallah
admin :
Haz 14, 07 at 2:01 pmUbuntu’nun bir özelliğini gözden kaçırmayalım: yerel kullanıcılar bir site açtıklarında, örneğin siz kalkıp bir Ubuntu sitesi açarsanız Türkçe, Ubuntu hosting giderlerinizi karşılıyor. Linux evrensel bir proje ve Ubuntu, yerel-global dengesini çok iyi kuruyor.
Ubuntu’nun yaptığını biz de yapacağız; hatta Pozitif Linux ile ilgili site açmak isteyenler, şu andan itibaren başvurabilirler.
RPM ile ilgili kendi içinde sorunlar var. Örneğin, URPMI, Suse ve Redhat RPM paketlerini tamamen aynı şekilde yapamıyorsunuz. Deb ise, her dağıtımda standart metodlarla yapılabiliyor.
Alien adında bir araç var; deb-rpm paketleri arasında değişim yapabiliyor. Hatta Pozitif Linux içinde standart olarak gelmekte.
Pardus’un paket yöneticisi, Debian’dan üstün değil.
Eğer gerçekten “konuşabiliyorsanız”, aynı dili konuşmak elbette güzel.
TÜBİTAK’ın bizzat dağıtım çıkarması abesle iştigal. Neden derseniz, bir ülkenin bilim kurumu için çok basit bir proje bu. Hadi madem böyle bir işle uğraşacaksınız, bu projeler daha ciddi ele alınır. Örneğin, çeviri işini profesyoneller yapar ya da revize edirler. Bugün bir Red Hat kerneli alın, içinde red hat’e özel çok sayıda patch var. Tübitak tek bir patch yayınlamış mı?
Dağıtım çıkarmak cidden teknik anlamda büyük bir iş değil. Binlerce insan zaten bunu yapmış, birçoğu da tek başına. Örneğin Turkix’i, işler daha bu kadar kolay değilken Emre Sokollu tek başına çıkardı. Eksikleri, gedikleri tartışılır. Kimse de Emre’ye “gel sana imkan verelim, para verelim” demedi, sahip çıkmadı.
Türkiye, medeniyete çivi çakmamakta direniyor. ABD’linin, İsrail’linin, Hindistan’lının zaten yaptığını alıp “aha işte bizde yaptık” demek, AR-GE olmuyor. Önüne gelen ARGE lafını kullanır oldu, canım sıkılıyor. “Yazılım argesi yapıyoruz” diyor, ne yapıyorsun diyorum, embedded sistem. Donanım ithal, işletim sistemi Linux, yazılım sourceforge’dan download. Eee,neresi arge bunun? Adamlar 10 sene önce yapmış, kitabını yazmış, kenara koymuş. Bu işleri bende yapıyorum, ne yani, ARGE mi şimdi? Onlara göre öyle. Medeni bir ülkede bunu söyleseniz, dövmezlerse gülerler!
TÜBİTAK -tübitak derken pardus ekibini değil, tübitakı kastediyorum, karıştırılmasın birbirine- DOS kadar bir işletim sistemini sıfırdan yazsın, 10 sayfa övgü yazısı yazayım hergün. Kaldı ki, artık basit işletim sistemi yazmak bile ayağa düştü. Linux bu kadar popüler ama, sayısız kernel, sayısız işletim sistemi projesi var ortada. Bunların birçoğu da özgün, taklit olmayan projeler.
Ömer Fadıl USTA :
Haz 16, 07 at 12:08 pmhttp://svn.pardus.org.tr/viewcvs/devel/kernel/kernel/pspec.xml?root=pardus&view=markup
adresinde Pardus GNU/Linux dağıtımının kullandığı kernelin pisi paket kodları
mevcut. O listede mevcut alınan kernelin üstüne uygulanan yamalarında doğal olarak bir listesi mevcut ve yanlış saymadı isem 14 tane pardus geliştiricilerinin o sürüm kernelin üstüne eklediği yama mevcut.
He birde unutmadan http://www.kernel.org/pub/linux/kernel/v2.6/ChangeLog-2.6.21 şuradan da pardus diye aratıp görebileceğiniz gibi upstream’e pardus geliştiricilerinden de yamalar gitmiş durumda sanırım şu sorunuzun yanıtı olmuştur :
>> Tübitak tek bir patch yayınlamış mı?
admin :
Haz 16, 07 at 2:01 pm2006-06-27
2.6.16.22
Jens Axobe’s fcache patch enabled, version bump
S.Çağlar Onur
caglar@pardus.org.tr
2006-06-18
2.6.16.20
Jens Axobe’s fcache patch added as Gürer requested, fuse and pwc modules disabled (newer ones are external)
S.Çağlar Onur
caglar@pardus.org.tr
2006-06-16
2.6.16.20
Fix dependencies, enable audit subsystem
S.Çağlar Onur
caglar@pardus.org.tr
2006-06-14
2.6.16.20
Sync with other distros
S.Çağlar Onur
caglar@pardus.org.tr
Ben burada bazı patch’lerin kernele dahil edildiğini görüyorum, binlerce satırı elbette bir çırpıda okumam olası değil. Bunu da örneğin “Jens Axobe’s fcache patch enabled..” satırına dayanarak söylüyorum. Örnek vermek gerekirse, Suse, Redhat ve gentoo kaynaklı patchler görüyorum, bunların ne kadarının da Suse ya da Redhat kaynaklı olduğu meçhul. Yanlış saymadıysam, Suse kaynaklı 39 patch var ama bunlar kimin patchleri, muamma. Mesela Andrew Morton isimli birinin yayınladığı 2.16.22-mm branch’i var, kernele giren patchlerin tam bir bilgisine ulaşamadım. Kısaca şunu demek istiyorum: Jens Axobe’nin yayınladığı bir diff dosyasını alıp vanilla kernel’e patchlediğimde bu benim patch’im olmuyor. Sizde durum bu mudur, değilmidir anlamadım. Eğer şu patch’leri bizzat Pardus ekibinden X yapıp kernel.org’a soktu diyorsanız, ahde vefa prensibiyle bunu kabul eder ve özür dilerim.
Bu arada, umarım Tübitak’ı eleştirdiğim için bozulmamışsınızdır. Problemim Pardus geliştiricileri ile değil, camiadan bazı kendini bilmezler ve Tübitak’ın Pardus tanıtımı konusunda izlediği yöntemle (”Milli dağıtım” konusunda olduğu gibi). Amacım bir flame war başlatmak değildi, ama daha Pozitif adı duyulur duyulmaz, sürüme bile çıkmadan bazı forumlarda kazanlar kaynatılmaya başlanmıştı bile. Elbette sizleri de eleştirdiğim noktalar vardı ve hala da var, zaman içinde mecburen de olsa, özgür yazılım fikrinin oturacağını düşünüyorum. Geçen senenin Şubat ayından beri derdimiz geniş katılımlı bazı katkılar yapmaktı, ancak müthiş bir kamplaşma ve hizipleşme var. Ben hala dağıtım çıkarmanın önemsiz olduğunu savunuyorum. GNU ve özgür yazılım fikri oturmadan, “milli dağıtım” gibi kavramlar maalesef bu çabalara sekte vurdu. GNU/Linux, ya da sadece GNU, bir sınıf hareketi ve bunu millileştirmek doğru değil. O zaman kavramlar temelsiz ve popülist kakafoniler üzerinde sallanmaya başlıyorlar ve felsefi sorunlar futbol maçı havasına bürünüyor. Keşke İsveç’te yaşasaydık ve sadece paket yönetimi gibi konular üzerinde tartışacak durumda olsaydık; ama durumun öyle olmadığını sizler de biliyorsunuz. En azından bloglardan takip ettiğim kadarıyla, durum böyle görünüyor.
“Yükselen değerlere” -mesela milliyetçiliğe- tutunmak, zemini daha da kaygan hale getirebilir. Pardus ve diğerleri gibi bir hava oluşuyor ki, bu hoş değil. İnsanlar, Pardus’u GNU/Linux’tan farklı birşeymiş gibi görüyorlar ve bunun böyle olmadığını açıklamaya dair sinyaller görmüyorum. 15 yaşına kadar bilgisayarı Microsoft ve IBM icadı sanan gençlere bu fikir aşılandığında, ortaya yukarıda bahsettiğim gibi sevimsiz ve fanatik yaklaşımlar çıkıyor. Tübitak’ın bu işin içinde olmasından son derece rahatsızlık duymamın bir nedeni de bu; çünkü bunu Tübitak böyle lanse etsin ya da etmesin, ülkenin hala bile kaale alınan gazetelerinde Pardus “yerli işletim sistemi” olarak lanse ediliyor. Bunu siz de benim kadar iyi biliyorsunuz.
Artı kusura bakmayın ama -ne bakacaksınız ki, bu sizin değil Tübitak’ın yanlışı- bir Linux dağıtımı ile uğraşmak, ülkelerin bilim kurumları çok çapsız bir iş. Ben distrowatch’da NASA Linux, CERN Linux gibi dağıtımlar görmedim. Belki kendi içlerinde özelleştirilmiş dağıtımlar kullanıyorlar, ama bu “milli mesele” haline getirilmiyor. Kimileri, Pardus’a 800.000 dolar harcandığını söylüyor, rakamlar benim gerçekçi bulmadığım 2 milyon dolara kadar çıkıyor. Siz bir iş adamı olsanız, bir Linux dağıtımını 2 milyon dolara satın alır mıydınız?
Lütfen ulusal güvenlik konularına hiç girmeyelim. Bu o kadar gizli olması gereken bir proje olsa, muhtemelen adını kimse duymazdı Pardus’un…
AR-GE konusuna da hiç girmeyelim; bugün piyasada sıfırdan nasıl dağıtım hazırlanacağı konusunda en az 5 kitap var. Çoğu da, LFS,BLFS,EBLFS gibi isimler altında, Internet üzerinden FDL lisansı ile dağıtılıyor. İsteyen okur, sebat eder, kendi dağıtımını çıkarır. Ama üzerine sayısız doküman yazılmış konularda bilim kurumları AR_GE yapma iddiasında olmazlar. Bunun adı olsa olsa kurs olur, kurum içi eğitim olur, ya da ne derseniz deyin, ama AR-GE olmaz. Daha önceden sırf Türkiye içinde 4-5 dağıtım çıkmışken, buna arge demek biraz ayıp kaçar, öyle mi? Üstelik bu projelerden en az ikisinde yer almış Görkem Çetin’de Pardus’un içindeyken…
Elbette, Pardus’u başlı başına bir PR çalışması olarak da görebiliriz. Belki Tübitak, Pardus’u markalaştırarak özgür yazılımın önünü açmak istemiştir denilebilir. Öyle bile olsa, burada Tübitak’ın başarısız olduğu gerçeği değişmez. Asıl okkalı ihale, MEB ihalesini kaçırdı Tübitak. ASAL gibi kurumlara girilmiş olması pek de bir anlam ifade etmiyor. Nitekim ordunun bu konularda daha esnek olduğunu biliyoruz. Şimdi Deniz Kuvvetleri ihalesi var, bakalım ne olacak.
Gelmek istediğim nokta şu: para, zaman ve insan gücünü harcamak için en doğru proje değildi Pardus. Bugün Linux camiasından 10 insanın biraraya gelip adam gibi bir proje, workshop yapabileceği bir dam altı yok. Bu iş, üniversite salonlarında yarım günlük seminerlerle yürümez. Bu iş LKD ile de olmaz. Şenlik olayı iyi hoş da, bilgisayar sektörünün kalbine uzak bir derneğin, donanım ve yazılım şirketlerinin desteğini alamadan, “biz de bunu yaptık” diyerek ortaya bir proje koymadan bu işlerin yürümesini bekleyemezsiniz. Nitekim, yürümüyor zaten. Sourceforge’da kaç Türk projesi olduğunu, gerek özel sektörün, gerekse devletin Linux’tan ne kadar uzakta olduğunu siz benden daha iyi bilirsiniz. 3 şirketi ve devletin birkaç kurumunu örnek göstermek gerçekçi değil. Sağlıklı istatistikler olmadığı için insanlar iyimserler bu konuda, ki bunda kasıt ve kötüniyet de aramıyorum. Ancak bulunduğumuz nokta tek kelimeyle “vahim”.
Bir de buna, camiadaki -bu da ağız alışkanlığı, hangi camiadan bahsediyorsam!- iticiliği, laçkalığı ve seviyesizliği ekleyin. Linux’a adım atmak isteyen ya aşağılanıyor -sanki Linux kullanmak zeka belirtisiymiş de kullanamayanlar salakmış gibi- ya da hakarete uğruyor. Bir Pardus forumu bu konuda üstüne alınmış; alınsınlar tabi, onlar da çok farklı değil ama bu sadece Pardus’a has bir durum değil.(Onlarla ilgimiz yok demeyin; unofficial olduklarını giriş sayfasında hatalı bir İngilizce ile belirtmişler zaten) Pardus çıkmadan önce de, diğer dağıtımların forumları en az birkaç yüz bin adayın kellesini alıverdi zaten!
Naçizane önerim şudur: küçük de olsa, özgür yazılım konusunda birşeyler yapmak isteyen belli gruplar var. Bunların çoğu arasında, biraz da doğal nedenlerden ötürü husumet var. Bence, yolun neresinde olduğumuzu konuşma yerine, nereye gidebileceğimizi konuşmaya başlayalım. Bir ortak çatı olmalı. Bu biz, Pardus, ya da LKD olamaz tabi ki. Tübitak, özgür yazılım konusunda gerçekten samimi ise, “A grubunun başkanı ve onun kankaları” şeklinde değil de, mümkün olan en yüksek katılım sağlanarak toplantılar düzenlesin. Madem özgür yazılımdan ama temel olarak özgürlükten bahsediyoruz, o zaman insanların da seçme hakları olmalı. Tübitak bunu tekeline almaya kalkarsa hem kendisi başarısız olur, hem de insanları daha da fazla küstürür. Açıkçası ben Pardus ik çıktığı andan beri bu tür bir girişim bekledim ama hiçbir olumlu çaba görmedim. Madem buraya kadar geldiniz, siz de elçi (ya da koordinatör, sıfatı siz seçin!) olun. Bugün az da olsa, Linux ile ticari projelere giren, ya da bir şekilde başlamak üzere adımlar atan insanlar tanıyorum. Bültenlerinizi hazırlayın, duyurularınızı yapın, isteyen iştirak etsin. En azından, birşeyler yapmak isteyen ama cesaret ya da çalışma arkadaşı bulamayan insanları bir araya getirir bu. Kesin bir sonuca bağlanmasa bile, illa ki birkaç kıvılcım çakar, insanlar birbirini tanır ve sonuçta ortaya daha güzel, pozitif şeyler çıkar. Kaldı ki, bu hiç de zor bir organizasyon değil Tübitak’ın kaynakları düşünüldüğünde.
Ne diyorsunuz?
Ömer Fadıl USTA :
Haz 16, 07 at 5:36 pmTekrardan merhabalar
> Jens Axobe’nin yayınladığı bir diff dosyasını alıp vanilla kernel’e
> patchlediğimde bu >benim patch’im olmuyor. Sizde durum bu mudur,
> değilmidir anlamadım. Eğer şu >patch’leri bizzat Pardus ekibinden X
> yapıp kernel.org’a soktu diyorsanız, ahde vefa prensibiyle bunu
> kabul eder ve özür dilerim.
Bu söylediklerinizin her 2 side mevcut yani mevcut yama düzenlemesi ve 0 dan yamaların yazılması ( zaten bir yama 0 dan yazıldığında kernel.orgda bu
Author sıfatıyla gözüküyor). Yani eksik görülen ve düzeltebildikleri şeylerin bir ucundan tutmaya çalışıyorlar. Ve evet arkadaşlar için bu yamama konusunda
ufak bir özür borcunuz oldu sayalım
Ve gelelim diğer yazdıklarınıza katılıp katılmamam konusuna;
Bazı yazdığınız kısımları sonuna kadar desteklediğimi belirtmek istiyorum.
Projeyi duyduğumdan beri belirttiğim birşey mevcut. Tübitak bir dağıtım yerine Açık kaynak kodlu projecikler oluşturması ve tüm linux camiasında bir kilometre taşı olmasını ben şahsen daha fazla isterdim. Yani bir pisi & comarın dağıtım bazlı bir proje olması ( ki açık kodludur port edilebilir ama kastım bu değil ) yerine tüm linux dünyasında ortak bir paket platformu haline getirilmesi için uğraşılsaydı ve keza yazılan yeni init sistemi mevcut diğer dağıtımlara uygulanabilir şekilde olsaydı kastım ne yaptınız sorusuna ben kendi dağıtımımı yaptım dışında daha güzel şeyler söylenebilseydi şahsen ben daha fazla mutlu olurdum. Ama sizin dediğiniz gibi benim gözümde Pardus Türkiye için Linux’un bir PR çalışmasıdır. Sokaktaki bırakın windowsu hayatında belki bilgisayar kullanmamış kişilerin bile (belki doğru belki yanlış ) Bir Türk işletim sistemi olduğu konusunda bilgilenmiş oldular.Kaldı ki diğer konu ise Açık olan atfedilemez olandır.Yani Türk işletim sistemi veya amerikan işletim sistemi gibi bir ifade ancak kapalı kodlu bir sistem için belki söylenebilir ( ki onun geliştiricileri içerisinde de muhtemelen yabancılar yinede olacaktır ).
Çünkü Açık kaynak kodu paylaşı esas alır.Yani ben XXX dağıtımıyım ve diğer dağıtımlardan yama almam veya vermem mantığı açık kaynak kodlu sistemlerde olamayacağı gibi geliştiricilerimi tek milletten seçerim gibi bir saçmalıkta olamaz.Bu nedenle ulusal dağıtım gibi bir ifadenin doğruluğunu düşünmektense sadece yapılmış bir pr oyunu olduğunu düşünmek ve bu şekilde kabullenmek istiyorum.
admin :
Haz 17, 07 at 3:25 pmHer iki yorumunuz içinde teşekkür ederim. Evet; sanırım bir özür borcum oldu. Özür dilerim.
Belki asıl sorun, kurumlardan, derneklerden, şirketlerden beklenti içinde olmaktan çıkıyor. Ben daima insanların birey olarak kurumların üzerinde olduğuna inanmışımdır. Twix (http://pozitifpc.com/editorblog/pozitif-linux/twix-hayata-geciyor) adında bir projem var ve “hayalim” bir taşla iki kuş vurmak. Dediğiniz gibi bir proje havuzu oluşturulsa, insanlar da buna katkı yapsa, nasıl olur? Bunu bizler de yapabiliriz. Üstelik bu camiada tanınan ve bilinen birisiniz, pekala bu işe öncülük edebilirsiniz. Ben Pozitif PC ve Pozitif Linux üzerinden projeyi duyurabilirim ve bireysel katkılara da daima hazırım. Benim projem, onun projesi gibi bir ayrım içinde de olmam. Zaten ortada paylaşılacak bir pasta yokken, neyin kavgası içine girelim ki?
Eleştiriler hatta kavgalar daha yüksek idealler önünde engel teşkil etmesinler isterim. Zaten problemlerin çoğu, Internet ortamının “mimiksizliğinden” kaynaklanıyor; en azından ben böyle olduğuna inanmak istiyorum.
Şansımızı deneyelim mi?
bahadir :
Haz 18, 07 at 12:05 pmLütfen aşağıdaki adresteki yazıyı, bu girdiye cevap olarak kabul edin. Tekrar buraya yazmak istemiyorum:
http://tinyurl.com/ysyvlz
admin :
Haz 18, 07 at 12:42 pmZeka testinizin sonucunu, isteğiniz üzere aynen yayınlıyorum.
sümeyye :
May 17, 08 at 1:49 amben bilim şenliği için ne yapıcağımı bilmiyirum.kafam çok karıştı lütfen biri soruma cevap varsin.
Oytun :
Kas 13, 08 at 10:17 amBence haklısınız. Sesinizi duyurun. Pozitif fena bir sistem değil. Ben gerekirse size pozitif konusunda destek olmak istiyorum. Tabi hala geçerli ise…