Son günlerde “TurkishNet” te en çok konuşulan konu, “Pagerank ne olacak abi”. Internet demeye dilim varmıyor; çünkü bizim router’lardan geçen trafiğin %80′i MSN geyikleri, porno indirme ve bunun gibi envai çeşit ıvır zıvırdan ibaret.
Dünya kadar blog var; kadınlar yemek tarifi, 3.sınıf şiir,örgü-dikiş-nakış,cilt bakımı mevzularından başlarını alamazlarken, erkeklerde fiks Wordpress olayına odaklanmış. Sanki wordpress’i dile getirsek, yazacak çok şeyimiz varmış gibi!
Pagerank’i 4-5 olan blog/site, kendini “alemin kralı” olarak görüyor ve bunlardan link almak için derhal yalaka grupları oluşuyor. Türkçe Wordpress’te ekli bazı bloglar* (ilk kurduğunuzda blogroll’da çıkan listeden bahsediyorum), her kurandan otomatik Technorati ping’i aldıkları için dünyada ilk 500′e filan girmişler; ama onlara sorsanız “ben büyük üstadım, senelerdir blog yazıyorum, Türkiye sadece beni okuyor”.
Bakın “Google bana logo yapsana” diye kampanyalar başlatıldı, yok efendim Google bizi bilmemne servisinden kaldırdı diye tafra yapıldı. Yarın öbürgün Adsense filan da kalkar, başta seviniriz “oh meydan bizim çocuklara kaldı” diye, sonra o şirketler de iş filan bilmedikleri için batarlar, bugün yine 3-5 kuruş kazananlar bakkaldan marketten reklam koparma derdine düşer. Kabul edelim ki, sığ işler peşindeyiz. Sığ şeyler yaptığımız içinde, piyasaların derinliği yok. İstisnalara da yer vereyim; ebay kalkıp gittigidiyor’a ortak oldu. Yonja’nın sahibi İngilizler. Onlar Türklerin dostluğunun hiçbirşeye değişilmeyeceğini filan bildiklerinden yatırım yapmadılar; çünkü geyik ve alışveriş delisiyiz ve bunun dışında da pek bir numaramız yok.
Girip bakıyorum dünya kadar bloga, kimisi blogroll’u komple kaldırmış, kimisi başka bir sayfa açıp oradan link vermiş. Mesela, yazı içinden başka blog/sitelere link veren adam yok denecek kadar az. Aman, başkasının bloguna gitmesinler, pagerank’i artmasın, mazallah Technorati’de yükselmesin.
Fimlerde olur ya, herif Afrika’da 15 tane kıçı çıplak adamın kralı, kafasında tenekeden taç var. Bizimki de o hesap.
Memlekette en kralının pagerank’i 6. Sourceforge 9. Adobe 10. Çoğu power user takılanın adını bile duymadığı Scribus ise 7.
“Onların içeriği İngilizce” gibi zavallı bir mazeret üretmeden önce, yabancı blogları bir gezip, adamların nasıl “gönül rahatlığıyla” link verdiklerini görün. Herhalde, Adobe bu insanlara mail atıp “baba bana link ver, ben de sana vereyim, olur mu ha?” demiyor. Emeğe saygı lafını çok seviyoruz ya! “Ooo hadi ama beyler, bu etekaltı görüntülerini Şişli-Taksim otobüsünde bizzat çektim, nerede emeğe saygı?”, “Büyüksün baba +REP”, “Teraziye tıklamadan linki göremezsiniz”, “tıkladım kardeş, link çıkmadı, rep’de verdim valla yok”.
Zamanında dergi çıkardık, 2-3 ay içinde bayağı bir aldık yürüdük. O zaman, kimsenin uğramadığı ama güzel işler yapan çeşitli sitelere davetler yaptık, hatta birleşelim, bizim ismimiz yürüsün gibi de derdimiz yok, başka site açarız dedik. Kimse yanaşmadı. O süre zarfında bahsettiğim sitelerin bir kısmı kapandı. Biz de yürütemedik, çünkü insan gücü yoktu. Bugünlerde yine siteler açılıyor, birer ikişer yazılar yazılıyor. Çoğu yine birkaç ay içinde kapanır giderler. Çünkü, artık insanların tek başına kahraman olabildikleri dönemleri geçtik!
Yani Türkiye’de bir ars technica, smashing magazine, engadget çıkarmak çok mu zordur? Wordpress gibi bir blog altyapısı, Joomla gibi bir CMS yazılamaz mı? Teknik olarak bunlar aslında gayet basit işler. Ama bu kadar insanı biraraya toplayamazsınız. Çünkü çoğu insan, 3 nüfuslu krallığında tek başına kral olmak ister.
Bu her alanda maalesef böyledir. Mesela üniversitede altında arabası olan solcu harçları protesto eder, evindeki koltuğu satıp harç parasını anca denkleştiren sağcı onu sopayla döver.
Bu kadar “bilgisayarcı” adam var, hala parayla satılan dergilerin Internet siteleri dolup taşıyor. Halbuki 8-10 adam bir araya gelse, silindir gibi ezip geçecekler. Bana inanmayan, Alexa’da Pozitif PC’nin 4.-5. sayıları çıktığında, ne kadar hit aldığına, Alexa’daki sırasına baksın, bunları o dergilerin Alexa rankleri ile kıyaslasın. Kaldı ki, biz o zamanlar Alexa, Pagerank filan gibi kavramlara karşı son derece soğuk ve yabancıydık. Bunun şu an yaşayan örneği olarak shiftdelete.net filan da var.
*”Rica minnet bloglarını ekletenler” kısmını burada değiştirdim; çünkü Hasan Karaboğa onların arkadaşları olduklarını söyledi. Bunu hala tasvip etmiyorum, zaten değişikliği o yüzden de yapmadım. Bu değişikliği yapmış olmamın nedeni, konunun teknik olarak Hasan’ın demiş olduğu gibi gelişmiş olması. Benim sorunum, bunların X ya da Y kişileri olması değil, “örnek blog” olarak koyulan blogların, blogroll’u olmamasıydı. Hasan da bu konuda benimle aynı fikirde olduğunu, gereken değişiklik için çaba göstereceğini ifade etti. Herzaman aynı fikirde olmayabiliriz; olmamız da şart değil. Ama Hasan Karaboğa’nın düzgün bir insan olduğunu bildiğimden, onu rahatsız eden bu ifadeyi kaldırdım. Aslında en doğrusu, baştan bunu Hasan’a sorup yazmamdı, bu konuda hatalı olduğumu kabul ediyor ve özür diiyorum. Öte yandan, sormamış olmamın nedeni de kasıt filan değil, gerçekten aklıma gelmemiş olması.
21 yorum yapılmış.
Çok güzel bir yazı yazmışsın. Gözlemlediğin aynı durum benim yazdığım kategori içerisinde de mevcut gibi. Top 10 insanlar kibirden öyle bir hale gelmiş ki, atılan maillere cevap dahi verilmez olmuş, link değişimi istemediğim ve sadece bir ziyaret için kibarca sorduğum kibirli yazarların çoğundan bir “tamam” cevabı bile alamadım.
Bugün neredeyse yakalamak üzereyim. Aralarına girmek istiyor muyum? Hayır. Fosillerden oluşmayan, daha genç, dinamik ve samimi insanlarla gruplanmayı tercih ederim. Ancak bu link değişimi olayı hakkında konuşmak gerekirse, yalnızca ilgili kategorilerden ya da kendi kategorisinin en iyi linkini almak isterim. Gerçekten takip etmeyeceğim bir siteyi kibarlık olsun diye alarak görüntümü bozamam ve beni takip eden insanların da vaktini çalamam.
PC dergileri hakkındaki yorumuna ise katılmamak elde değil. En yakın arkadaşım Darkhardware’de haber editörü oldu, ona da anlattım, aslında buralarda yazmak yerine kendin gibi 6 7 blogger bulsan süpürürsün hepsini diye. Biraz girişimcilik, biraz da ortak fikirli olma meselesi sanırım.
Ah ah, keşke söz dinleseler bir de.. 3 nüfuslu ülkenin kralı sözü çok hoşuma gitti ayrıca belirteyim
Orijinal fikir olsa, 3 kişinin kralı olmaya eyvallah derim; ama daha önce işin kaymağını götüren sitelerin kopyalarını anlamak imkansız. (milyon dolar homepage, vs vs)
Vakti zamanında joomla hakkında yazılar yazardım, şimdi yazdığım yazıların sadece en alt kısmındaki Samed Beyribey ismi silinip öylece yazılıyor.
İlk zamanlar diggde dolanırken çok enterasan hukuki nitelikli haberler çıkardı, ilgilendiğim konular (özellikle gplv3 ve creative commons üzerine) onlar hakkında yazı yazayım dedim, saçmalıyorsuna çıktı adım
Şimdi bakıyorum günde 100 bin defa, creative commons nedir ne işe yarar yazıları var. Ha bildiğinden değil, creative commonsun ne olduğunu herkes biliyor artık, Türk mevzuatına nasıl uyarlanabilir onu anlat be kardeşim!
Neyse,
WORDPRESS İÇİN AMAROK EKLENTİSİ YAZIM ÇOK YAKINDA.
Saygılarımla,
Dediklerine katılmakla beraber, ikinci paragraftaki “benzer bloglar” fikrine katılmıyorum. Kendi adıma, blogumu biraz daha çeşitli tutma gayretindeyim. Örneğin biri çok güzel bir kılıç blogu yaparsa, derhal ve sevinerek link veririm; çünkü bu benim hobilerimden biri. Sonuç olarak evet bilgisayarcıyım ama insanım yahu, kılıçları, köpekleri, balıkları da severim! Eğer daha renkli ve verimli olmak istiyorsak, hayatımızı çeşitlendirmek gerek. Ben düz pazarlamacıyım, internet beni ilgilendirmez dersen çok ciddi potansiyel alıcı kitlelerini, reklam mecralarını kaçırırsın mesela. Evet; belki akvaryum bakımı seni daha iyi pazarlamacı yapmaz ama daha uzun süre bıkmadan çalışabilmeni sağlar. Siteni gezen insanların senle daha yakın bağ kurmasını sağlar. Diğer akvaryum seven insanların sitenden fayda görmesini sağlar. Kısacası, kendini daha iyi pazarlarsın.
@samed:
Wordpress için amarok eklentisi, iyi bir başlık değil. Malum, Limux kullanan az. Bence başlığı “Wordpress ve Joomla için Mp3 (Winamp) eklentisi - hem de MSN- + Pardus ya da linükste amarok” şeklinde değiştirirsen hit delisi olursun. Yalnız pardus ve linuxtan ayrı ayrı bahsetmeyi (linuxu sünnet ettik adı pardus oldu) unutma ve linux’u muhakkak “linüks” şeklinde yaz. Daha ulusal oluyor.
Sağolsunlar bu ara beni de kopyalıyorlar. Üstelik öyle hit alacak birşeyde yazmıyorum. Herhalde hazır bir script var, otomatiğe bağlamışlar. Bir ara yazıların arasına bunu kopyalayanın yedi zürriyetini …. diye cümleler koyacağım, o zaman anlarız.
Yazıdan alıntı:
“Türkçe Wordpress’e rica minnet kendi bloglarını ekletenler (ilk kurduğunuzda blogroll’da çıkan listeden bahsediyorum), her kurandan otomatik Technorati ping’i aldıkları için dünyada ilk 500′e filan girmişler; ama onlara sorsanız “ben büyük üstadım, senelerdir blog yazıyorum, Türkiye sadece beni okuyor”.”
—–
Rica minnet kendi bloglarını ekletenler sözünüzü biraz açsanız? Kim ekletmiş rica minnet, blogunu? Türkçe WordPress’i hazırlayan ekipten biriyim, çevirilerden sorumluyum ve böyle bir şey olması mümkün değil.
Nereden çıkarıyorsunuz böyle bir şeyi anlamadım ve konu hakkında bilgi sahibi olmadan söylediğiniz bu sözleri hiç yakıştıramadım size.
Size lafım yok, ne yaptığınızı az çok biliyorum. WP kurup blogroll’u açarsanız ne dediğimi anlarsanız, hala anlamadıysanız. Bundan önceki sürümlerde Pardus linki filan vardı. Bunca CMS filan indirdim daha hiçbirinde Debian, Ian Murdoch ya da Seth Godin linki görmüş değilim. Üstelik, geliştiricilerin linkleri filanda gitmiş. Az önce Danca Wordpress kurdum mesela, orada orjinal linkler duruyor. Orjinal geliştirici-destekçi linklerini silmek biz Türklere mahsus bir olay mıdır? Ya da en azından kurduğumuz anda oradan Technoratiyi pingletip geliştiricilere de birazcık birşeyler vermiş olsak çok mu şey kaybederiz? Yani beleş kullanırken iyi de, kurulum sırasında bile bu kadarcık iyiliği esirgemek biraz “tuhaf” değil midir? Size kendi sitelerinizi eklemeyin diyen olmadı, o linkleri kaldırmasanız size yine yer kalırdı merak etmeyin.
Bu arada siteyi dondurduğunuz kötü olmuş. Bir şekilde bunu söylüyordum işte, herkes zamanla yılıyor. Umarım başkalarıyla birlikte birşeyler yaparsınız. Bu benim şahsi fikrimdir ama Yassaman ve biri daha olsa, bence altyapıdan grafiğe güzel bir site açabilirsiniz.
Burası benim şahsi blogumdur, herkesi hakaret etmemek kaydıyla istediğim gibi eleştiririm. Eleştirdiğim insanlar da bilirler ki, burada yorum yazsalar onları engellemem, konuştururum. Bu hep böyle oldu, böyle de olacak. Her zaman haklı değilim, olamam da zaten. O zaman da özür dilemesini bilirim. Araştırın blogu, bunun örneklerine en az iki-üç kere rastlarsınız. Yapım gereği, tavşan boku gibi ne kokmadan,ne bulaşmadan durabilen biri değilim. Amacımda kimseyi yerden yere vurmak değil. Sadece insanlar kendilerini olmadıkları yerlerde görmesinler (alınmayın yine, size söylemiyorum!), ucuz numaralarla briyerlere gelmeye çalışmasınlar. Kaç aydır şu bloglara reklam alma meselesidir sürüp gidiyor, o zaman söyledim şimdi de söylüyorum, bu iş olmayacak. Maalesef olmayacak, çünkü kendimizi olmadığımız yerlerde görmeye israr ediyoruz. Donanımla ilgili google’a 20 tane şey yazın, bakın bakalım ilk 10 sayfada o şebekeye dahil olmak isteyen bloglardan biri çıkıyor mu? Mesele de burada zaten. Engadget filan da blog olarak başladı,önümüzde başarılı modeller de var. Tembellik ve tek başıma yaparım mantığından biryerlere gelemiyoruz. Bir de yaltaklanma durumu var tabii.
Şimdi siz bana deyinki “Türkiye’de şu blog HAKKIYLA, HİÇBİR NUMARA YAPMADAN technorati de ilk 500′e girmiştir, bunu da içeriği sayesinde başarmıştır”, ben bu işleri bırakıp o bloga reklam arayacağım.
Daha da fazla konuşmyacağım, o zaman yorum yazmaktan, cevap vermekten alamam başımı. Ama şu şöyle değil, böyle derseniz, ona da eyvallah, o zaman tartışırız.
Mesajınız için teşekkürler, fakat önceki yorumumda da dediğim gibi bu konu hakkında tam bilgi sahibi olmadan konuşuyorsunuz. Hakaret etmemek kaydıyla eleştirdiğinizi biliyorum; fakat eleştirinin bir sınırı olmalı, eleştireceğim derken insanları haksız yere itham etmemelisiniz diye düşünüyorum.
Size lafım yok diyorsunuz, fakat Technorati’de ilk 500′e girmişler diyerek kastettiğiniz Pardus değil herhalde. Bahsettiğiniz varsayılan blogroll’da benim ve ekip arkadaşlarımın ve WordPress Türkiye’nin blog bağlantıları var sadece.
Pardus hiçbir zaman Türkçe WordPress’le beraber blogroll olarak gelmedi, yönetim panelinin alt kısmında logo/link olarak geldi. Bu da dediğiniz gibi rica/minnet şeklinde bir uygulama değildi kesinlikle. WordPress’in 2.0.5 sürümünden sonraydı sanırım, Pardus’un 2007 sürümü çıkmıştı. Ekip olarak aldığımız bir kararla yalnızca Pardus’u desteklemek için böyle bir karar almıştık, bunda kötü bir niyet aramaya gerek yok. Kaldı ki, Pardus logosunu eklediğimiz zaman kimse olumsuz bir tepkide bulunmamıştı. Bulunsaydı, görüşleri dikkate alarak hareket edecektik. WordPress’in 2.3 sürümünde yönetim paneli alt kısım tasarımı değiştiğinden (zaten uzun bir süre Pardus’u desteklemiş olduk) Pardus logosunu alt kısımdan çıkardık.
Blogroll konusuna dönmek gerekirse.. Standart bir İngilizce WordPress kurulumunda (2.3 sürümünden önce) varsayılan blogroll olarak geliştiricilerin blogları ekleniyordu. Bunlar sadece WordPress ile yapılan birkaç blogu gösteriyor ve isteyen herkes bu siteleri yönetim panelinden silebiliyor (sizde olduğu gibi). Varsayılan blogroll bildiğim kadarıyla en eski sürümlerden beri var. Amaç olarak WordPress.org neyi düşünmüş bilmiyorum ama yeni bir kurulumda kullanıcıya örnek birkaç WP sitesi göstermek olabilir diye düşünüyorum. Kullanıcıların bu bağlantıları tutma gibi bir zorunluluğu yok, yani istedikleri şekilde düzenleme/silme yapabiliyorlar.(birçok blogda silme/düzenleme yapılıyor zaten)
WordPress’i Türkçe paket olarak ilk hazırladığımız zamanlar WordPress’in Almanya, Fransa, İtalya benzeri büyük topluluk sitelerinin hazırladıkları yerel paketleri inceledik, paketin tümü gibi blogroll kısmını da kendi ülkelerine uyarladıklarını gördük. Biz de benzer bir şekilde Türkçe sürüme ekip arkadaşlarımızın bloglarını ekledik. Burada yazıda bahsettiğiniz gibi technorati’de ilk 500′e girelim şeklinde bir düşüncemiz/beklentimiz kesinlikle yoktu. Zaten beni ve ekip arkadaşlarımı az çok tanısanız technoratiymiş, alexa’ymış, pagerank’miş; bunları pek takan ve önemseyen insanlar olmadığımızı anlarsınız. Şahsen hiçbir yerde, yazıda bahsettiğiniz gibi “ben büyük üstadım, senelerdir blog yazıyorum, Türkiye sadece beni okuyor” şeklinde en ufak bir imada bile bulunmadım, böyle bir iddiada bulunmam komik olurdu zaten.
“Size kendi sitelerinizi eklemeyin diyen olmadı, o linkleri kaldırmasanız size yine yer kalırdı merak etmeyin.” demişsiniz. Amacımız, technorati’den ping almak ya da geliştiricilerin ping almasını engellemek değildi, üstte bahsettiğim sebeplerden dolayı yerel sürümde geliştirici bloglarının yanına eklemek yerine diğer yerel siteler gibi o kısmı Türkçe’ye uyarlamayı uygun gördük.
Açıkçası technorati’ye bu kadar takmanızın sebebini anlamış değilim. Technorati’de ilk 500′e girmek çok mu önemli gerçekten? Bunu bilmediğimden soruyorum, çünkü bildiğim kadarıyla technorati ilk 100 blogu listeliyor sadece. Yani öğrenmek istediğim şu; tüm dünyaya hitap eden bloglar varken, yalnızca Türkçe bilenlere hitap eden Türkçe blogların ilk 500′de veya başka bir sıralamada yer alması ya da yer almaması neyi ifade eder?
Hadi, yalnızca Türkçe blogları sıralayan bir blog arama/bulma sitesi olsaydı Technorati, o zaman derdik ki şu ilk 10′a giren sitelerden bir kısmı wp’de varsayılan blogroll’da olduğundan çok ping alıyorlar. O zaman technorati sistemini geliştirsin; diyelim ki, wp’yi kuran kişi kurulumdan sonra bağlantıları silerse varsayılan blogroll’dan gelen bu pingi geri alsın.
Ve bu noktada şu sözünüze dikkat çekmek gerek: “Ya da en azından kurduğumuz anda oradan Technoratiyi pingletip geliştiricilere de birazcık birşeyler vermiş olsak çok mu şey kaybederiz?”
Bir yandan technorati’de ilk 500′e giren Türk blogları eleştiriyorsunuz, bir yandan da geliştiricilere ping atarak desteklemek gerektiğini anlatıyorsunuz. Yani yabancı geliştiricilere olan desteğinizi Türk WordPress ekibinden esirgiyorsunuz. Şöyle ki, technorati’den bu şekilde ping göndermenin destek olduğuna inanmıyorum, o ayrı mesele. Türkçe sürümlerini hazırladığımız, belgelendirmesini yaptığımız, yeni başlayanlar için e-kitap hazırladığımız, forumlarda ve başka şekillerde diğer topluluk üyelerimizle birlikte gönüllü olarak yardımcı olarak çok zamanımızı verdiğimiz bir sistemin Türk kullanıcılarından açıkçası “yapıcı eleştiri” dışında bir destek beklemiyoruz kesinlikle.
Birçok yerde ifade ediyoruz, WordPress Türkiye olarak blog yazarlarının görüşlerini önemsiyoruz ve bize gönderilen iletişim mesajlarının hepsini değerlendiriyor, istekleri/önerileri imkanlarımız ölçüsünde yerine getiriyoruz. Bu konuda bize şimdiye kadar bir şikayet ya da öneri gelmedi. Gelseydi, onu da değerlendirirdik. Siz bile rahatsızlığınızı bize bildirmediğinize göre herhalde biz kendimizi tam olarak tanıtamadık, anlatamadık.
Bu arada, WordPress 2.3 ile beraber orijinal sürümde blogroll bağlantıları artık geliştirici blogları değil; Codex, development blog, eklenti sayfası ve benzeri yerlerden (themes.wordpress.net mesela) WP ile ilgili bağlantılar yer alıyor. Bu değişikliğin sebebini açıkçası bilmiyorum, tahminim burada sizin anlattığınızın benzeri tartışmalar orijinal sürüm için de yapılmış olması olabilir. Sonuçta önceden yeni kurulum yapan birine wp ile yapılmış birkaç blog gösteriliyordu, artık wp ile ilgili yardımcı olabilecek faydalı birkaç bağlantı gösteriliyor.
Türkçe sürümde ilgili bağlantıların muadilleri tam hazır olmadığı için (örneğin Türkçe belgeler sayfamızın elden geçmesi gerekiyor), yine blogları ekledik. Yeni sürümlerde ilgili Türkçe sayfaları hazırlayıp ve themes.wordpress.net gibi birkaç İngilizce sayfayı ekleyip biz de orijinal sürüme uyum sağlarız diye düşünüyorum. Tabii, bize sizden ya da başka bir Türk WP kullanıcısından bu konuda başka bir öneri gelmezse. Umarım blogroll’un ve WordPress Türkiye’nin amacını biraz da olsa anlatabilmişimdir.
WordPress Türkiye‘nin topluluk olarak bloglara reklam konusunda bir çalışması yok, o konuda bir şey diyemiyorum.
Tekno Seyir, blogu dondurma konusunda görüşleriniz için teşekkürler. Son yazıda 30. yorumda bir açıklama yaptım, yakın bir zamanda blogu devam ettirebilmem pek mümkün görünmüyor. Yazınızda da bahsettiğiniz gibi birlik olup kaliteli site yapamıyoruz pek. Örneğin teknoloji/internet alanında yorum ağırlıklı ve zengin kadroya sahip kaliteli yorum/haber sitelerinin olması lazım Türkiye’de. Ama genelde ayrı ayrı takılmayı tercih ediyor birçok kişi; evet birlik olunsa çok daha başarılı olunabilir. Aslında bu alanda arzu ettiğime yakın TeknoAjan, PCLabs gibi siteler de var.
Uzatıp, daha fazla sıkmak istemiyorum; benim de amacım sizi yerden yere vurmak değil. Blogroll ve diğer konularda belki iletişim/bilgi eksikliğinden belki de önyargıdan kaynaklandığını düşündüğüm yanlış anlaşılmaları gidermek için bu açıklamayı yaptım, umarım yanlış anlaşılmam.
İyi bayramlar!
Bir yandan technorati’de ilk 500′e giren Türk blogları eleştiriyorsunuz, bir yandan da geliştiricilere ping atarak desteklemek gerektiğini anlatıyorsunuz. Yani yabancı geliştiricilere olan desteğinizi Türk WordPress ekibinden esirgiyorsunuz. Şöyle ki, technorati’den bu şekilde ping göndermenin destek olduğuna inanmıyorum, o ayrı mesele. Türkçe sürümlerini hazırladığımız, belgelendirmesini yaptığımız, yeni başlayanlar için e-kitap hazırladığımız, forumlarda ve başka şekillerde diğer topluluk üyelerimizle birlikte gönüllü olarak yardımcı olarak çok zamanımızı verdiğimiz bir sistemin Türk kullanıcılarından açıkçası “yapıcı eleştiri” dışında bir destek beklemiyoruz kesinlikle.
-Bende zaten kendi sitelerinizi silip onların sitelerini bırakın demedim. Artı burada bir nüans var; siz geliştirici değilsiniz. Farkındaysanız, “Yani yabancı geliştiricilere olan desteğinizi Türk WordPress ekibinden esirgiyorsunuz.” demişsiniz. Ben yine koymayın demedim; ama bu biraz adamları ezmek oluyor. Wordpress Türkiye ile bağınızı bilmiyorum, vakti gelmişken sorayım, Wordpress Türkiye’nin, Mynet olayında bir tepkisi oldu mu? Çünkü ben fazla takip edemedim ama birkaç kez yokladığımda herhangi bir tepki olmadığını gördüm…
Bu arada, WordPress 2.3 ile beraber orijinal sürümde blogroll bağlantıları artık geliştirici blogları değil; Codex, development blog, eklenti sayfası ve benzeri yerlerden (themes.wordpress.net mesela) WP ile ilgili bağlantılar yer alıyor. Bu değişikliğin sebebini açıkçası bilmiyorum, tahminim burada sizin anlattığınızın benzeri tartışmalar orijinal sürüm için de yapılmış olması olabilir.
-Ben biliyorum; bunun nedeni aktif geliştiricilerle eski geliştiriciler arasında yaşanan tartışma. Kesin olarak tartışma yaşandığı söylenmemekle birlikte, “eskiler vardı, yeniler vardı, kimseye haksızlık olmsın diye böyle yaptık” türünden yuvarlak bir açıklama var.
Pardus’un 2007 sürümü çıkmıştı. Ekip olarak aldığımız bir kararla yalnızca Pardus’u desteklemek için böyle bir karar almıştık, bunda kötü bir niyet aramaya gerek yok.
-Kötüniyet aramadım zaten. Asus filan değil sonuçta ki, vay adamlar ticari oluşumdan reklam almış para cukkalamışlar gibi birşey diyeyim. Ama bunu prensip olarak yanlış buluyorum; zira yarın öbürgün ben de link istesem, köşedeki kasap ta link istese, ne bileyim avcı ve atıcılar kulübü de link istese, verecek cevabınız olmaz. Biz onu destekleriz, şunu desteklemeyiz gibi bir yaklaşınız olamaz çünkü ve gereksiz tartışmalar çıkar. Bakın zamanında Mynet’i eleştirdik Wodpress MU altına link vermedi diye. Bu onun gibi bir durum olmasa da, ben bu uygulamayı “keyfi” buluyorum.
Kaldı ki, Pardus logosunu eklediğimiz zaman kimse olumsuz bir tepkide bulunmamıştı.
-Bende Pardus logosu için tepkide bulunmadım zaten, artı başkalarının tepkileri beni ilgilendirmiyor. Bu tip şeyler gereksiz bölünme ve tartışmalara neden olur. Şimdi kalkıp bende oraya logomu koyun desem, bana bu konuda doyurucu bir karşı cevap verebileceğinizi sanmıyorum.
Varsayılan blogroll bildiğim kadarıyla en eski sürümlerden beri var. Amaç olarak WordPress.org neyi düşünmüş bilmiyorum ama yeni bir kurulumda kullanıcıya örnek birkaç WP sitesi göstermek olabilir diye düşünüyorum. Kullanıcıların bu bağlantıları tutma gibi bir zorunluluğu yok, yani istedikleri şekilde düzenleme/silme yapabiliyorlar.(birçok blogda silme/düzenleme yapılıyor zaten)
-İlk zamanlarda doğru dürüst bir WP destek sitesi yoktu ve geliştiriciler bu şekilde dokümantasyon sorununu çözmeye çalıştılar. (Aslında hala var diyemem; birçok API dokümanı yok ya da eksik) Silme konusunda aksini söylemedim. Hatta komple blogroll’u kaldıranlar da var mesela; son derece çirkin buluyorum.
WordPress’i Türkçe paket olarak ilk hazırladığımız zamanlar WordPress’in Almanya, Fransa, İtalya benzeri büyük topluluk sitelerinin hazırladıkları yerel paketleri inceledik, paketin tümü gibi blogroll kısmını da kendi ülkelerine uyarladıklarını gördük
-Almanca ve Fransızca olanını görmedim; ancak bendeki Danca sürümde mevcut 2.3 bağlantıları duruyor.
Şahsen hiçbir yerde, yazıda bahsettiğiniz gibi “ben büyük üstadım, senelerdir blog yazıyorum, Türkiye sadece beni okuyor” şeklinde en ufak bir imada bile bulunmadım, böyle bir iddiada bulunmam komik olurdu zaten.
-Sizinle ilgili demediğimi zaten söylemiştim.
Açıkçası technorati’ye bu kadar takmanızın sebebini anlamış değilim. Technorati’de ilk 500′e girmek çok mu önemli gerçekten? Bunu bilmediğimden soruyorum, çünkü bildiğim kadarıyla technorati ilk 100 blogu listeliyor sadece. Yani öğrenmek istediğim şu; tüm dünyaya hitap eden bloglar varken, yalnızca Türkçe bilenlere hitap eden Türkçe blogların ilk 500′de veya başka bir sıralamada yer alması ya da yer almaması neyi ifade eder?
-Doğrusunu isterseniz daha önce Google’la ilgili olan yazımda bırakın Technorati’yi, Pagerank’i bile önemsemediğimi söyledim. Beni ilgilendirmez, sizi de ilgilendirmez belki ama, bırakın Technorati’yi, Blograzzi’deki yorum sayısını bile fasülye gibi sayıp bununla böbürlenen insanlar var. “Neyi ifade eder” derseniz, insanlar bu tip referansları olur olmadık yerlerde kullanabiliyorlar.
Hadi, yalnızca Türkçe blogları sıralayan bir blog arama/bulma sitesi olsaydı Technorati, o zaman derdik ki şu ilk 10′a giren sitelerden bir kısmı wp’de varsayılan blogroll’da olduğundan çok ping alıyorlar.
-Aslında dediğiniz şey, Blograzzi’de direk etkili oluyor. Technorati authority’si yüksek bloglar, Blograzzi’de tepede. Zira blograzzi de technorati pingini muteber bir değer olarak kabul ediyor ki, bana göre blograzzi’nin az sayıda doğrusundan biri de bu.
O zaman technorati sistemini geliştirsin; diyelim ki, wp’yi kuran kişi kurulumdan sonra bağlantıları silerse varsayılan blogroll’dan gelen bu pingi geri alsın.
-Bu dediğiniz oluyor zaten; ama 6 ay sonra…
Türkçe sürümde ilgili bağlantıların muadilleri tam hazır olmadığı için (örneğin Türkçe belgeler sayfamızın elden geçmesi gerekiyor), yine blogları ekledik. Yeni sürümlerde ilgili Türkçe sayfaları hazırlayıp ve themes.wordpress.net gibi birkaç İngilizce sayfayı ekleyip biz de orijinal sürüme uyum sağlarız diye düşünüyorum. Tabii, bize sizden ya da başka bir Türk WP kullanıcısından bu konuda başka bir öneri gelmezse.
-Naçizane önerim bütün diğer işleri bırakıp, Wordpress API çevirisine başlamanız olur. Ben İngilizce sorunum olmadığı için şu an yaptığım bir işte epeyce kullanmak zorunda kaldım; ama çoğu insan İngilizce sıkıntısı çekiyor. Bu sayede plugin yazmak isteyenler, sistemin nasıl çalıştığını görmek isteyenler de rahatlarlar. Hatta bu işe girerseniz bir miktar yardım edebilirim.
Örneğin teknoloji/internet alanında yorum ağırlıklı ve zengin kadroya sahip kaliteli yorum/haber sitelerinin olması lazım Türkiye’de. Ama genelde ayrı ayrı takılmayı tercih ediyor birçok kişi; evet birlik olunsa çok daha başarılı olunabilir. Aslında bu alanda arzu ettiğime yakın TeknoAjan, PCLabs gibi siteler de var.
-Özellikle PCLabs Türk orijinli ve donanım ağırlıklı siteler arasında en beğendiğim site. Hemen hemen hiç takip etmiyorum ama çok başarılı görüyorum. Açıkçası donanıma girmeden hit açısından başarılı olmak neredeyse imkansız. Sorun, yaptığımız işleri ekonomik değere dönüştürme konusunda çaba göstermemekten, bu konuda israrcı olmamaktan kaynaklanıyor. İyi bir iş yapıyorsanız, en azından heryere adsense reklamı koyun. İş ne olursa olsun, gelişmesi için para gerek. Bugün 1 milyar dolarım da olsa, siteme reklam koyarım. Oradan günde 10 cent kazansam bile, bu o işi ciddiye almamı sağlar, artı para kazanmanın zevkini yaşarım. Reklamdan kaçmayın ve bu işten ciddi paralar kazanılabileceğine inanın. Sadece biraraya gelmek ve bunu ciddi bir iş olarak görmek gerek. Biz amatör ruhla yaptık, beceremedik.
Çok afedersiniz, “puştluk yapan” adamlar bu camiada 3 saniyede parmakla gösterilecek kadar belirgin ve sayabildiğim kadarıyla sayıları 10′u geçmez. Ama sürüyle hata yapan insan var. Sizinle az çok bir mazimiz oldu, bırakın hile hurdayı, “kasıtlı olarak yanlış yapacağınızı” bile düşünmem. Şunu da kabul edelim ki, herkes yanlış yapabilir. Belki siz bazı şeyleri yanlış olarak görmezsiniz, belki ben fazla ince düşünüyorum, ama şu Wordpress’in sağ alt tarafı çok önemli bir konu. Artık bir blogda ilk defa blogroll’a bakıyorum, yoksa okumadan kapatıyorum. Zira blogroll bizim kültürümüzün yansımasından ibaret; orayı düzeltmeden bloglara dair hiçbirşey düzelmez.
İyi bayramlar dilerim. Herkese…
Ben hâlâ yazınızdaki “Türkçe Wordpress’e rica minnet kendi bloglarını ekletenler” sözünüzü neye dayanarak söylediğinizi öğrenemedim. Özür filan beklemiyorum tabii, ama en azından yazınızda gerekli düzenlemeyi yapıp, beni üzen ve gerçekle alakası olmayan bu ithamınızı geri almanızı beklerdim.
WordPress Türkiye yöneticilerinden biriyim, daha çok çeviri işlerini yürütüyorum. Dediğiniz gibi WordPress geliştiricisi değiliz, fakat yerelleştirme ve diğer saydığım faaliyetleri yürüttük, yürütüyoruz. Blogroll’dan geliştirici adreslerini Türkçe’ye uyarlamayı geliştiricileri ezmek olarak nitelendirmişsiniz, bu biraz ağır bir niteleme. Sözlerinize bakınca, sanki WordPress sistemini almış, 2-3 değişiklik yapmış ve sonra da blogroll’u değiştirip adamların hakkını yemişiz gibi bir anlam çıkıyor.
Halbuki durum böyle değil; ve Türkçe çeviri yalnızca bir dil dosyasından ibaret de değil. Birçok dosyanın üzerinde değişiklik yapmamız gerekiyor. Mümkün olduğunca tamamen Türkçe bir sürüm hazırlamaya çalışıyoruz, yeni Türkçe kurulum yapan birinin yabancı birkaç site yerine WP ile hazırlanan Türkçe birkaç siteyi incelemesi daha mantıklı bence.
Farklı düşünmemezin sebebi, blogroll konusuna farklı yaklaşmamız. Ben varsayılan blogroll’u bir reklam veya üzerinden kazanç elde edilecek bir şey olarak değil, yeni kurulum yapanlara tavsiye niteliğinde bağlantılar olarak görüyorum. Kaldı ki, reklam/sponsor benzeri bir şey olsaydı, bağlantıların kaldırılmaması konusunda uyarı eklenirdi. Yerel sitelerin bu şekilde uygulamasından WordPress.org rahatsız olsa zaten bize söylerlerdi. (Danca’nın eski sürümlerini bilmiyorum, 2.3′te aynen kalmış olabilir, ama 2.3′ten önceki sürümlerde İtalya, Almanya, Fransa gibi büyük yerel siteler bu şekilde uygulamaya gitmişlerdi.)
WordPress Türkiye’nin Mynet konusunda bir açıklaması olmadı. Kendi işlerimizden vakit buldukça yaptığımız bir işte her konuya yetişmemiz pek mümkün olmuyor, buna benzer konular genelde forumumuzda tartışılıyor. Açıkçası, gereksiz tartışmaların bize bir şey katmayacağını düşünüyorum, ticari bir oluşumun yaptığını düşündüğünüz yanlışa blog yazısı yazarak tepki göstermek pek bir şey kazandırmaz bize; bir kural ihlali varsa yapılması gereken dava açmaktır. Mynet konusunda sizin karşı olduğunuz nokta Mynet’in WordPress MU linklerini kaldırması mıydı acaba? Sizin şu anki blogunuzda da WordPress ile yapıldığıyla ilgili bir not göremiyoruz? Hatta bu temanızın yapımında temel aldığınız/yararlandığınız temaları da paylaşmıyorsunuz ve hatta “Mandalina teması kendim tarafından yapılmış olup” diyorsunuz.
Pardus konusunda düşüncenize saygı duyuyorum, karşılıksız bir destekti bizimkisi. “Pardus logosunu eklediğimiz zaman kimse olumsuz bir tepkide bulunmamıştı” derken kastettiğim, yani şu an sizin söylediğiniz şekilde kimse niye Pardus’u eklediniz şeklinde, yanlış yaptığımızı belirten bir tepki göstermedi. O şekilde bir itiraz gelseydi, durumu değerlendirirdik. Kaç aydır yaşanan bir durum hakkında eleştirinizi şimdiye kadar bize yapmayıp şimdi dile getirmenizi doğru bulmadım sadece.
API çevirisi konusunda öneriniz için teşekkürler, arkadaşlarıma ileteceğim bunu.
Blogroll’u kaldıranlar konusunda kısmen katılıyorum. Şöyle diyebilirim, blogroll’u olmayan bir siteye blog demek biraz zor bence. Çünkü blogların farklarından biridir blogroll; başka blogları tavsiye ederek bir nevi desteklemiş oluyoruz. Fakat blogroll koymak istemeyen bir bloga da saygı duyarım. Blogroll’u link değişimi olarak görenler de var tabii, bunu yanlış buluyorum. Bloglarda link değişimi şeklinde karşılıklı bir olaya pek sıcak bakmıyorum. Bence blogroll herhangi bir karşılık beklemeden başka blogu desteklemenin yolu olmalı.
Blogda blogroll yoksa niye okumadan kapatıyorsunuz, o kısmı pek anlamadım?
Diğer konuda dediklerinize katılıyorum, umarım iyi iş yapan birileri bir şekilde birleşip çok daha iyi işler yapabilirler.
Bayram gezmesine çıkıyorum da; demek istediklerimi tam olarak toparlayamamış olabilirim, iyi günler.
Bende birazdan İstanbul’u terketmeye hazırlanıyorum; onun için kısa olacak:
Ben hâlâ yazınızdaki “Türkçe Wordpress’e rica minnet kendi bloglarını ekletenler” sözünüzü neye dayanarak söylediğinizi öğrenemedim. Özür filan beklemiyorum tabii, ama en azından yazınızda gerekli düzenlemeyi yapıp, beni üzen ve gerçekle alakası olmayan bu ithamınızı geri almanızı beklerdim.
-Buna birazdan geleceğim; ama sizi daha ilk mesajda “itham” listesinden çıkardım; o yüzden üçüncü kez aynı şeyi tekrarlamanız gereksiz oldu. Burada haksızlık yaptığımı düşünenler kendileri gelip tartışabilirler.
Blogroll’dan geliştirici adreslerini Türkçe’ye uyarlamayı geliştiricileri ezmek olarak nitelendirmişsiniz, bu biraz ağır bir niteleme. Sözlerinize bakınca, sanki WordPress sistemini almış, 2-3 değişiklik yapmış ve sonra da blogroll’u değiştirip adamların hakkını yemişiz gibi bir anlam çıkıyor.
-Bu konuda zorlayıcı bir suçlama filan yapmış değilim. Sadece bunun daha doğru olacağını söyledim. Hala da aynı şeyi söylüyorum.
Halbuki durum böyle değil; ve Türkçe çeviri yalnızca bir dil dosyasından ibaret de değil. Birçok dosyanın üzerinde değişiklik yapmamız gerekiyor. Mümkün olduğunca tamamen Türkçe bir sürüm hazırlamaya çalışıyoruz, yeni Türkçe kurulum yapan birinin yabancı birkaç site yerine WP ile hazırlanan Türkçe birkaç siteyi incelemesi daha mantıklı bence.
-Wordpress’in yapısını gayet iyi biliyorum. Az iş yapıyorsunuz diye bir eleştiri getirmedim zaten, bunu söylemeniz gereksiz olmuş.
Yerel sitelerin bu şekilde uygulamasından WordPress.org rahatsız olsa zaten bize söylerlerdi.
-O sizinle wp arasındaki konudur; böyle bir şikayeti zaten yapamazlar (GPL durumu). Olsa bile ben bilemem, bilsem de beni ilgilendirmez.
Hatta bu temanızın yapımında temel aldığınız/yararlandığınız temaları da paylaşmıyorsunuz ve hatta “Mandalina teması kendim tarafından yapılmış olup” diyorsunuz.
-Bunu daha önce de tartıştık. Tema içinde kendi kodlarım ve sayabildiğim kadarıyla 4 ayrı temanın CSS kodlarından parçalar var. Hatta benim aldığım kodun bir kısmında da, kubrick temasından aynen kopyalanmıştır diye bir not var kodun içinde. Bu sizi rahatsız ediyorsa 5 ayrı temanın isimlerini yazarım, karşılığında da şu,şu,şu bunları bir açıklasın derim.
Pardus konusunda düşüncenize saygı duyuyorum, karşılıksız bir destekti bizimkisi. “Pardus logosunu eklediğimiz zaman kimse olumsuz bir tepkide bulunmamıştı” derken kastettiğim, yani şu an sizin söylediğiniz şekilde kimse niye Pardus’u eklediniz şeklinde, yanlış yaptığımızı belirten bir tepki göstermedi.
-Bende Joomla 1.5′i Türkçeleştirdim, bakın sağına soluna, Pozitif PC dergisi ya da Pozitif Linux reklamı göremezsiniz.
öyle diyebilirim, blogroll’u olmayan bir siteye blog demek biraz zor bence. Çünkü blogların farklarından biridir blogroll; başka blogları tavsiye ederek bir nevi desteklemiş oluyoruz.
-Bende aynısını söylüyorum. Ama siz blogroll’u olmayan iki “bloga” -blog demediğiniz için,ki bencede öyle tırnak içinde yazdım-, WP ile dağıtılan blogroll’da link vermekte sakınca görmemişsiniz. Bakın 3 mesajdır sizin bu konuda birşey söylemenizi bekledim, sonunda da ben söyledim.İşte bütün mesele özetle bu. Kendine yontmak yani. Yazıkki, hiçbir kabahatiniz olmadığı halde yazının muhatabı siz oldunuz.
“Buna birazdan geleceğim; ama sizi daha ilk mesajda “itham” listesinden çıkardım; o yüzden üçüncü kez aynı şeyi tekrarlamanız gereksiz oldu. Burada haksızlık yaptığımı düşünenler kendileri gelip tartışabilirler.”
Bu sözleriniz üzerine sizinle daha fazla tartışmanın mantıklı olmayacağını anlamış bulunmaktayım. Tekrar tekrar anlatıyorum, çünkü doğru düzgün bir yanıt alamıyorum. Son kez anlatayım.. Derdim şahıs olarak “ben”i itham etmiş olmanız/olmamanız değil. Ekipteki arkadaşlarımı ve WordPress Türkiye’yi itham etmiş olmanız.
“Türkçe Wordpress’e rica minnet kendi bloglarını ekletenler” diye bir ithamda bulunuyorsunuz, bunu neye dayanarak söylediğinizi soruyorum, cevap alamıyorum. Türkçe WordPress’te varsayılan olarak blogroll’da yer alan bloglar şu an WordPress Türkiye ekibinde yer alan yöneticilerdir. Ekip dışında olan herhangi bir blogun eklenmesi mümkün değildir ve dediğiniz gibi rica minnet bloglarını ekletme diye bir olay kesinlikle söz konusu değildir. Eğer sözlerinizde samimiyseniz, hangi blog rica/minnet eklettirilmiş onu söyleyin bana? İlgili dosyalarda düzenleme yapan benim ve benim bilgim olmadan ve ekiptekilerin blogları dışında kimsenin blogunun eklenmesi mümkün değilken, nasıl ve neye dayanarak böyle bir iddiada bulunuyorsunuz?
Benim yer aldığım ekibin bir ürünü hakkında kesinlikle yanlış olan bir ithamda bulunuyorsunuz ve sonra da sizin kabahatiniz yok siz muhatap değilsiniz diyorsunuz. Benim sorumlularından biri olduğum bir iş hakkında yapılan ithamın muhatabı nasıl ben olmayayım?
Derdiniz blogroll’u olmayan bloglarsa açıkça onu söylersiniz, niye hak etmediğimiz bir iddiada bulunuyorsunuz ki? Yorumumda da ifade ettim, blogroll’u olmayan blogların tam bir blog olduğunu düşünmüyorum; blogroll eklemenin blog olmanın göstergelerinden biri olduğunu düşünüyorum. Fakat, wp blogroll’da ekip bloglarının yer alması ayrı mesele sizin ya da benim şahsi fikrimizin bloglarda blogroll’un olması gerektiği olması ayrı mesele. Sizin ping atıp destek olmak gerek diye ifade ettiğiniz geliştiricilerden Matt’ın blogunda da blogroll yok, ya da yazınızda örnek blog olarak gösterdiğiniz engadget’ta da blogroll yok. Biraz çifte standartlı yaklaşıyorsunuz olaylara; tamam amacınız Türk bloglarının işe yaramaz, gereksiz vs. olduğunu anlatabilmektir belki de ama biraz insaf lütfen.
Amacınız gerçekten Türk bloglarının, internetinin gelişmesiyse böyle mesnetsiz iddialarla insanları itham edip karalamaya çalışmak yerine sağlam ve güvenilir verileri kullanarak doğru ve iyi sonuç verebilecek çıkarımlarda bulunmanız ve çözüm üretmeniz.
Sizi hem PozitifPC’den hem de blogunuzdaki yazılarınızdan az çok biliyorum; daha kaliteli ve ayağı yere sağlam basan içerik üretebileceğinizden ve sorunlara çok etkili çözümler üretebileceğinizden eminim.
Joomla 1.5′i Türkçeleştirdiğinizi söylemişsiniz, bilgisayarımda sizin dosyalar duruyor hâlâ (beta1 sürümü); isterseniz dil dosyalarını size göndereyim, yüzde kaçını çevirmişsiniz siz bir değerlendirin.
Tema konusunda istediğinizi yapabilirsiniz, ben sadece düştüğünüz çelişkiyi göstermeye çalıştım. Eleştirdiğiniz Mynet, WordPress MU’yu almış, üzerinde değişiklikler yaparak kendine uygun hale getirmiş ve WordPress MU ile yapıldığını söylememişti. Siz de birkaç temayı örnek alarak bir tema yapıyorsunuz ve yararlandığınız temalardan (site arayüzünde) bahsetmeyerek “kendim tarafımdan yapılmıştır” diyorsunuz. Mynet, kullandığı sistem WordPress’in linkini kaldırdı diye eleştiriyorsunuz, kendi blogunuzdan da WordPress’in linkini kaldırıyorsunuz. Yani demek istediğim sizin yaptığınızın Mynet’in yaptığından pek bir farkı yok. (WordPress ile gelen readme.html dosyasına bakarsanız, sistem gereksinimleri bölümünde WordPress.org’a link verilmesi gerektiği söylenir. Bunun hukuki bir yaptırımı yok diye biliyorum, ama bu ifade geçiyor)
Normalde yazınızda hak vereceğim ve destekleyeceğim çok nokta var, fakat dayanağını açıklayamadığınız sözleriniz yüzünden bu kadar gereksiz tartışma yaşanmış oldu. Keşke “Türkçe Wordpress’e rica minnet kendi bloglarını ekletenler” sözünüzün gerçeği yansıtmadığını ilk başta kabul etseydiniz ve bu kadar tartışma yaşanmasaydı. Hâlâ kabul etmeyecekseniz, yapabileceğim bir şey yok maalesef. Normalde çok değer verdiğim biriydiniz, bunu biliyorsunuz; fakat bu sözlerinizden sonra aklımda “İyi niyetli olduğu halde, düşüncesini ispat etmek için mesnetsiz iddialara başvuran biri” olarak kalacaksınız daha çok. Canınız sağolsun…
Sizden çok şey öğrendim ve dediğim gibi çok değer verdiğim biriydiniz; sizinle bu şekilde bir tartışmaya girmiş olmaktan dolayı üzgünüm.
Bu sözleriniz üzerine sizinle daha fazla tartışmanın mantıklı olmayacağını anlamış bulunmaktayım. Tekrar tekrar anlatıyorum, çünkü doğru düzgün bir yanıt alamıyorum. Son kez anlatayım.. Derdim şahıs olarak “ben”i itham etmiş olmanız/olmamanız değil. Ekipteki arkadaşlarımı ve WordPress Türkiye’yi itham etmiş olmanız.
-Bende daha önceki mesajımda dedimki, arkadaşlarınız adına sizinle muhatap olacak değilim. Genel olarak Wordpress Türkiye ile ilgili tartışmayı zaten yaptık; siz de onun bir parçası olduğunuz için. Bundada bozulacak filan birşey görmüyorum, bende sayısız eleştiri aldım ve birçoğuna bırakın karşı koymayı, teşekkür ettim. Tartışmanın amacı haklı çıkmak değil doğruyu bulmaktır. Ben haksız olduğunuzu düşünüyorum, siz kendinizi haklı görüyorsanız bu konuda daha fazla tartışmanın bir anlamı yok. Neden haksız bulduğumu da gerekçeleriyle sınırladım. Her konuda aynı fikirde olmamız gerekmiyor; ben bunu kabul edebiliyorum ama nedense siz edemiyorsunuz. Anlamış değilim. İnsan güzel işler de yapar, kötü işlerde. Benim yaptığım herşey doğrudur diyebilir misiniz? Ben sizi yaptığınız işleri beğendiğim için zaman zaman övdüm, yoksa “Hasan iyi çocuk, sağolsun bizi de sever” filan gibi alaturka bir zihniyetle yaklaşmadım.
Türkçe WordPress’te varsayılan olarak blogroll’da yer alan bloglar şu an WordPress Türkiye ekibinde yer alan yöneticilerdir. Ekip dışında olan herhangi bir blogun eklenmesi mümkün değildir ve dediğiniz gibi rica minnet bloglarını ekletme diye bir olay kesinlikle söz konusu değildir.
-Kusura bakmayın ama listedeki iki blog hariç -biri sizinki- ben diğer bloglarda Wordpress ile ilgili birşeye rastlamadım. O blogların kime ait olduğu, ne iş yaptığı da beni çok ilgilendirmiyor. Siz aksini söyleyebilirsiniz, ama benim inancım budur. Kaldı ki, böyle bir konuda ne siz %100 haklı olduğunuzu, ne ben %100 haklı olduğumu söyleyemem; zira bu konuda bir kural filan yok. Matt’i örnek vermişsiniz; Matt dediğiniz adam, Wordpress geliştiricilerinden. Evet; Matt’in blogu var ama örneğin kız arkadaşının, kardeşinin ya da ilkokul arkadaşının blogu yok. “Biz kendimizde o hakkı görüp koyduk” da diyebilirsiniz, ona da itirazım olamaz. Tutup ben de Scribus’un açılış ekranına vesikalık fotografımı koyabilirim, elbette bu da tepki çeker ama kimse de “şu kuralı çiğnedin” diyemez. Açıkçası neden israr ettiğinizi gerçekten anlamıyorum.
Derdiniz blogroll’u olmayan bloglarsa açıkça onu söylersiniz, niye hak etmediğimiz bir iddiada bulunuyorsunuz ki? Yorumumda da ifade ettim, blogroll’u olmayan blogların tam bir blog olduğunu düşünmüyorum; blogroll eklemenin blog olmanın göstergelerinden biri olduğunu düşünüyorum. Fakat, wp blogroll’da ekip bloglarının yer alması ayrı mesele sizin ya da benim şahsi fikrimizin bloglarda blogroll’un olması gerektiği olması ayrı mesele
Neyin blog olup olmadığı hakkında yasal, hatta tecrübi bir kural filan yok. Blogroll konusunda aynı fikirde olmamıza sevindim. Açıkçası, sizinde “eksik blog” olarak gördüğünüz blogları blogroll’a eklemeniz beni rahatsız etti, mesele bu. Demek istediğim şu; bir hareketle 2500 link alan bloglar ortaya çıkarıyorsunuz, ama o bloglar 2-3 kişiye link vermeyi “zarar” olarak görüyorlar. Bundan başka bir rahatsızlığım yok zaten. En azından, kendi aranızda birbirinize link verebilirsiniz. Bu bence kötü bir örnektir. Yarın öbürgün, ben blogroll’u kaldırsam, beni eleştiremezsiniz mesela. Tutup yine sizin arkadaşlarınızı referans gösterir ve haksız olduğum yerde haklı çıkarım.
örnek blog olarak gösterdiğiniz engadget’ta da blogroll yok.
-Ben engadget’i “bir blog böyle olmalı” diye örnek göstermedim. Kaldıki şu haliyle engadget blog değil, son derece ticari bir sitedir. ARTI, blogroll’u olmadığı doğru değil: sanırım gözünüzden kaçmış; en sağ kolonun altına, “Weblogs Inc Network” başlığına bakın. Yani, engadget’in blogroll’u var.
Fakat, wp blogroll’da ekip bloglarının yer alması ayrı mesele sizin ya da benim şahsi fikrimizin bloglarda blogroll’un olması gerektiği olması ayrı mesele.
-Elbette; zaten defalarca buranın ŞAHSİ FİKİRLERİMİ açıkladığım bir yer olduğunu söyledim. Sonuçta BBC’de program yapmıyorum; öyle olsa birkaç uzman filan toplar açık oturum yapardık.
Amacınız gerçekten Türk bloglarının, internetinin gelişmesiyse böyle mesnetsiz iddialarla insanları itham edip karalamaya çalışmak yerine sağlam ve güvenilir verileri kullanarak doğru ve iyi sonuç verebilecek çıkarımlarda bulunmanız ve çözüm üretmeniz.
-Gözle görülenden öte birşey söylemedim. En az 10 kere “daha iyi bloglar, daha iyi Internet” gibi konularda, şahsi fikirlerimi,bazı istatistikleri paylaştım. Hala da, temel olarak, her konuda geçerli bir hatamız var: mantık bilmeden filozof olma gayretindeyiz! Benden fazla konulara eleştirel yaklaşan çok fazla insan yok. Dünya içerik üretme derdindeyken biz hala ıvır zıvır tekniklere gömülmüş haldeyiz. Elbette bunlar da gerekli şeyler; ama önce yemeği güzel yapacaksınızki sonra sunum üzerinde düşünmeye başlayalım. Hala fotografçılık, araba tamiri, ne bileyim kahve, tütün işleme filan gibi konularda blog yok mesela. Tarım ülkesiyiz ama tarım konusunda blog yok. “Lale bizimdir Hollanda bizden çaldı” diye üfürdük durduk, bana bir lale blogu,sitesi gösterin! Kalkıp siz yapın demiyorum, ama madem o blogroll’da linkleriniz var, insanları birazda bu konularda bilinçlendirmek,teşvik etmek görevinizdir. Eleştirinin cevabı karşı saldırı olmamalı, çünkü bu bir saldırı değil. Forumların geldiği duruma çok geçmeden bloglar da gelecek. Herkes 1-2 numarayla ben kendimi kurtarırım zannediyor ama öyle olmadığını senelerdir görüyoruz. Google dandik siteleri 100 milyon dolara satın alabiliyor, bizim gittigidiyor’dan başka satılabilir bir değerimiz varmı? Yok. Madem siz de benim gibi rahatsızlık duyuyorsunuz, siz de yazın,eleştirin. Hatta banner filan da yapın, en azından ben kendi bloguma koyarım. Bakın daha önce de Çeçenlerle ilgili aynı eleştiride bulundum, yapın düzgün bir site, madem haklısınız duyurun bunu, bannerınızı yayınlarım dedim, kimseden ses seda çıkmadı. Emin olun birsürü insanda katılır. Ben kendi başıma böyle birşey yapmam, çünkü örneğin PCNet’in ADSL protestosu banner’ını eleştirdim, şimdi ben kalkıp böyle birşey yapsam, “hit almak için yaptı” derler. Hatırlarsanız, daha bu Internet yasası meclise gelmeden önce kampanya başlattık, kimse de tınmadı. Bugün Wordpress kapandı filan diye yazıp çiziyorsunuz. Doctus da kapandı. Herkes de biliyorki kimse elini taşın altına sokmayacak, adamlar da çatır çutur kapatacaklar siteleri. Çünkü zamanında herkes korktu, aman ben bulaşmayayım, nasıl olsa başka enayiler çıkıp kendini ateşe atar dedi. Eleştiriyorum ama inanın kimseye de fazla yüklenmiyorum. Daha da açık konuşmaya başlasam yorumlara -boşu boşuna- cevap yazmaktan yazı yazamam.
Sizi hem PozitifPC’den hem de blogunuzdaki yazılarınızdan az çok biliyorum; daha kaliteli ve ayağı yere sağlam basan içerik üretebileceğinizden ve sorunlara çok etkili çözümler üretebileceğinizden eminim.
-Sağolun, açıkçası uzun zamandır bilgisayarmış,Internetmiş bu konulardan sıkılmış haldeyim. Çok daha ciddi sorunlarımız, hayatta da bunlardan çok daha zevkli ve değerli şeyler var. Uzun lafın kısası, artık ne bilgisayarı, ne Interneti önemsiyorum. Biraz da bu işin nereye gittiğini, dünyada bunun neresinde olduğumuzu görelim. Yoksa burada embedded sistemlere, üniversite 3.sınıfta öğretilen algoritmalara filan da girerim, kimseye de bir faydası olmaz. 2008 ortalarına doğru bilgisayarla ilgili tüm faaliyetlerimi bitirmek istiyorum. Maddi imkanlar el verse, bugün “artık beni hiç ilgilendirmiyor” diye bir mesaj yazıp, yorumları kapatırdım.
Rica,minnet lafına takılmışsınız; pekala, açıklamasını şöyle yapayım: Wordpress’le ilgisiz iki link görünce doğal olarak böyle düşündüm. Zira İngilizce ya da başka bir dilde sürümü kurunca da, balıkçlık,çiçekçilik linkleri filan gelmiyor. “Onlar bizim arkadaşlar” deyince de mesele benim kafamda çözülmüş oldu.
Bu vesileyle herhalde -en azından kelime sayısı olarak- blog aleminin en uzun tartışmasını yapmış olduk. İnsanlar bunu referans alsın demiyorum; ama inşallah bundan sonra tartışmaların sayısı ve kalitesi artar, “magazin” konuları kapanır ve blogcular içerik, blog ahlakı gibi konularda tartışmaya başlarlar. Bütün sorulara cevap verdiğime inanıyorum, hatta bazılarına iki ya da daha fazla kez cevap verdim. Tatmin olmamış da olabilirsiniz tabii, hatta haksızlık yaptığımı da düşünebilirsiniz. Açıkçası ben çoğu blogun benim kadar demokrat davranacağını da düşünmüyorum. Zira çoğu blogdaki tartışmalara baktığımda “mesajlar silinmiş yorumlar da kilitlenmiştir” gibi ifadelere rastlıyorum. Doğrusunu isterseniz, ben de sizin bazı cevaplarınızdan tatmin olmadım ama olmak zorunda da değilim. Her tartışma bir sonuca bağlanmak zorunda değil, ya da taraflardan biri haklı çıkmayabilir. Önemli olan, konuları tartışılabilir hale getirmek ve bu kültürü edinmek. Birbirimize küfür ve hakaret etmeden, zaman zaman tepkilerimiz sertçe dile de getirerek doğru dürüst tartışabildik. Değer verdiğim şey de bu. Belki 3 ay sonra, Hasan halıymış diyeceğim, belki hiç demeyeceğim, belki bunu siz söyleceksiniz. Zaten her konuda aynı fikirde olsak insan değil koyun olurduk. Belki gereksiz ama, tartışma boyunca duygusallaşmadığımı da ekleyeyim. Türk basınını katiyen takip etmediğim, Şark tipi kayıkçı kavgası zihniyetinden de kendimi soyutladığım için, benim fikirlerime karşı çıkma hakkınız olduğunu, hatta benim sizin karşı çıkma hakkınızı savunmam gerektiğini düşünüyorum. Yanılmadığımı da görüyorum; çünkü buraya ipsiz sapsız insanlar gelip küfür etmiyor, kavga çıkarmıyorlar. Tartışma adabı konusunda örnek bir davranış sergilediğinizi düşünüyorum, o yüzden teşekkür ederim. Bende yazı içinde bazı sorular sordum, bunlara cevap verip vermemekte de özgürsünüz; zira ikimizinde direndiği bazı şeyler olduğunun farkındayım ama sizin aksinize, bir tarafın haklı çıkması gerektiğine inanmıyorum. Tarz konusunda fazla sert, hatta belki biraz gereksiz sert olduğumu kabul edebilirim; ama blogroll konusunda hala haklı olduğumu savunuyorum. Üstelik, söyleyeceğiniz hiçbirşey beni ikna etmeyecek.
“Üstelik, söyleyeceğiniz hiçbirşey beni ikna etmeyecek”
Aslında yorumunuzdaki son cümleniz sizin bu konudaki tavrınızı ifade ediyor. Benim amacım sizi ikna etmek filan değil, yazıda bana (bize) haksızlık yaptığınız cümlenizin yanlış olduğunu anlatmaya çalışıyorum, fakat siz hâlâ yanlışınızı kabul etmiyorsunuz. Şimdi düşündüm de, bu yazıya yorum yapmayıp yanlışınızı maille size aktarmam daha iyi olacaktı, tahminim odur ki ilgili kısmı büyük ihtimalle kaldırır ya da düzeltirdiniz, e-posta gönderseydim. Böylece dediğiniz gibi blog aleminin en uzun tartışmasını yapmamış olurduk.
Rica minnet lafına takıldım, çünkü haksızlığa uğradığımı düşündüm. Önceki mesajlarımda da söyledim, böyle bir şey olması mümkün değil, aktif yöneticilerin bloglarını eklemiştik, herhangi bir kötü niyet ya da menfaat düşünmeden.
Birçok neden öne sürüp varsayılan blogroll uygulamasının (technorati benzeri nedenlerle örneğin) haksızlığa neden olduğunu söyleyebilirsiniz, bu gayet doğal. (Ki, bunun wp İngilizce paket için de yabancılar tarafından yapılmış olduklarını biliyorum.) Fakat benim takıldığım ve kabul edemediğim nokta, fikrinizi ispatlamak adına mesnetsiz iddiaya başvurmanız.
“Wordpress’le ilgisiz iki link görünce doğal olarak böyle düşündüm. ….“Onlar bizim arkadaşlar” deyince de mesele benim kafamda çözülmüş oldu.”
diyorsunuz, yani iddianızın yanlış olduğunu anlıyorsunuz, fakat yazınızda değişen bir şey yok. Doğal olarak böyle düşündüm şeklinde bir savunmayı kabul etmek mümkün değil. Yerinizde olsam, bu yazıdaki ilgili bölümü yazmadan önce WordPress Türkiye’ye mesaj atar ve durumu teyit ederdim. Önceki yorumlarınızda kendiniz ifade etmiştiniz, insanlar hata yapabilir diye. Önemli olan hatayı kabul etmektir, amacınız ne olduğunu bilmiyorum ama bu şekilde bir ithamda bulunduktan ve bu kadar tartışmadan sonra “doğal olarak böyle düşündüm” deyip geçiştirmenizi anlamakta güçlük çekiyorum.
“-Bende daha önceki mesajımda dedimki, arkadaşlarınız adına sizinle muhatap olacak değilim. Genel olarak Wordpress Türkiye ile ilgili tartışmayı zaten yaptık; siz de onun bir parçası olduğunuz için.”
demişsiniz. Arkadaşlarımla ilgili olarak dile getirdiğiniz kendi bloglarında blogroll’un olmaması eleştirinizin muhatabı tabii ki ben değilim, muhatap olduğum noktayı önceki yorumumda uzun uzun anlattım ama sanırım anlatamadım.
“Kusura bakmayın ama listedeki iki blog hariç -biri sizinki- ben diğer bloglarda Wordpress ile ilgili birşeye rastlamadım.” “Evet; Matt’in blogu var ama örneğin kız arkadaşının, kardeşinin ya da ilkokul arkadaşının blogu yok. “Biz kendimizde o hakkı görüp koyduk” da diyebilirsiniz, ona da itirazım olamaz. Tutup ben de Scribus’un açılış ekranına vesikalık fotografımı koyabilirim, elbette bu da tepki çeker ama kimse de “şu kuralı çiğnedin” diyemez. Açıkçası neden israr ettiğinizi gerçekten anlamıyorum.”
Dediğim gibi, blogroll’a yalnızca aktif yönetici bloglarını eklemiştik. Yönetici blogunun WordPress üzerine olması/olmaması gibi bir şart yoktu. Matt’ın kız arkadaşının ya da kardeşinin blogu yok çünkü geliştirici değiller. Kendimize hak olarak gördüğümüz filan yok, kaç kere söyledim; amaç yeni kurulum yapan birine WordPress ile yapılmış birkaç site göstermek olduğunu düşünüyorum. Türkçe sürümde de her şey gibi onun da Türkçe olmasını uygun gördük, diğer büyük WP yerel siteler gibi. Bunun tartışılacak bir yanı pek yok.
Neden şimdiye kadar kimse bize bu konuda mesaj gönderip eleştiride bulunmadı? Yalnızca sizin için demiyorum ama varsayılan blogroll’a devam edersek daha çok eleştiri gelecek. Çünkü şu zamana kadar insanların çoğunluğunun derdi; technorati, page rank, alexa filan değildi. Kendi görüşlerimi ifade edebileceğim özgür bir blogum olsundu. Bunun üzerine uzun bir tahlil yapılabilir belki; fakat kısaca ifade etmek gerekirse Türkiye’de blogların son yıllarda gelişmesi ve blograzzi ile birlikte artık daha çok technorati, alexa, page rank gibi değerler çok konuşulur ve içerikten önce gelir hale geldi. (Blograzzi’nin ya da blog dünyasındaki diğer gelişmelerin bloglar açısından birçok olumlu etkisi de var tabii, o ayrı.) Bu yüzden bu tür tartışmaların olmasını aslında doğal karşılıyorum. Türkçe WordPress’te bu uygulamaya başladığımızda kimse technorati’yi bilmiyordu, açıkçası ben de pek haberdar değildim. Ve daha önce de uygulamanın benim açımdan amacını anlattım, kesinlikle technorati için bir amacım filan olmadı. Böyle şeylere değer verecek biri de değilim zaten.
Yazınıza dönecek olursam, bloglarda dediğiniz gibi başka bloglardaki yazıları referans gösterme olayının çok az olmasından ben de rahatsız oluyorum. Şahsen Tekno Seyir’de yazdığım hemen her yazıda kendi blogumdan ya da başka bloglardan yazılara referans gösterdim zamanında. Böylece hem başka blogları desteklemiş oluyoruz hem de okuyucuya farklı kaynaklardan konu hakkında bilgi sahibi olmasını sağlıyoruz. Fakat bizim bloglar, Fatih Arslan’ın da eleştirdiği ve benim hak verdiğim gibi gereksiz mim dalgalarıyla uğraşıyor. Son yorumunuzda bloglar hakkında söylediklerinize de katılıyorum. Umarım dediğiniz gibi bloglar da forumlar gibi olmaz!
“Tartışmanın amacı haklı çıkmak değil doğruyu bulmaktır. Ben haksız olduğunuzu düşünüyorum, siz kendinizi haklı görüyorsanız bu konuda daha fazla tartışmanın bir anlamı yok. Neden haksız bulduğumu da gerekçeleriyle sınırladım. Her konuda aynı fikirde olmamız gerekmiyor; ben bunu kabul edebiliyorum ama nedense siz edemiyorsunuz. Anlamış değilim.”
demişsiniz. Tartışmanın amacı konusundaki fikrinize katılıyorum. Farklı fikirlerde olabileceğimizi kabul ediyorum tabii ki. Fakat siz hatanızı kabul etmiyorsunuz. Ben yazınızdaki ve yorumlarınızdaki tüm görüş ve yapıcı olan eleştirilerinizi (teşekkürler) kendi adıma not ettim ve yapmam gerekenleri yapacağım. (örneğin, bizim herhangi bir kötü niyetimiz olmasa da varsayılan blogroll’un insanları rahatsız edebileceğini; technorati benzeri değerlere insanların çok taktığını anladım ve bu konuda gereken değişiklikleri yapmak adına adım atacağım.)
Yani eleştirilerinizi dikkate alıyorum; fakat siz eleştirileri dikkate almıyorsunuz; tüm yazınızda itiraz ettiğim sadece bir nokta varken onu bile zor anlatabiliyorum, ve “öyle sanmıştım” diyerek geçiştiriyorsunuz. Sizin için insanları haksız yere itham etmek çok doğal bir şey mi? Ben farklı görüşlere açığım isteyen istediğini desin ama benim dediğim geçerlidir mi diyorsunuz?
Samimi olarak söylüyorum, eleştirilere açık bir insanım. Yaptığım her şey tabii ki doğru diye bir iddiada bulunamam. Yapıcı bir eleştiri yapılınca memnun oluyorum. İnsanın gelişmek için eleştirilere ve yeni fikirlere açık olması gerektiğini düşünüyorum. Fakat, haksızlığa tahammül edemiyorum, derdim o.
“-Gözle görülenden öte birşey söylemedim. En az 10 kere “daha iyi bloglar, daha iyi Internet” gibi konularda, şahsi fikirlerimi,bazı istatistikleri paylaştım.”
Evet takip etmeye çalışıyorum, genel olarak katıldığım özelde bu konuda olduğu gibi katılmadığım noktaların olduğu gayet güzel yazılar yazıyorsunuz.
“Sağolun, açıkçası uzun zamandır bilgisayarmış,Internetmiş bu konulardan sıkılmış haldeyim. Çok daha ciddi sorunlarımız, hayatta da bunlardan çok daha zevkli ve değerli şeyler var. Uzun lafın kısası, artık ne bilgisayarı, ne Interneti önemsiyorum. Biraz da bu işin nereye gittiğini, dünyada bunun neresinde olduğumuzu görelim. Yoksa burada embedded sistemlere, üniversite 3.sınıfta öğretilen algoritmalara filan da girerim, kimseye de bir faydası olmaz. 2008 ortalarına doğru bilgisayarla ilgili tüm faaliyetlerimi bitirmek istiyorum. Maddi imkanlar el verse, bugün “artık beni hiç ilgilendirmiyor” diye bir mesaj yazıp, yorumları kapatırdım.”
Bu konuda da aynı düşünüyorum. Hatta aramızda kalsın (nasıl kalacaksa
) Tekno Seyir’e nokta koyma düşüncemin sebeplerinden biri de bu. Sıkıldım yani…
“Önemli olan, konuları tartışılabilir hale getirmek ve bu kültürü edinmek. Birbirimize küfür ve hakaret etmeden, zaman zaman tepkilerimiz sertçe dile de getirerek doğru dürüst tartışabildik.”
Evet, bence de; biraz kırgın da olsam fikirlerinizi paylaştığınız ve fikirlerimi saygıyla karşıladığınız için teşekkür ederim. Emin olun, ben de aynı şekilde fikirlerinizi saygıyla karşılıyorum; farklılıklarımızın zenginlik olduğunun bilincindeyim. Görüşmek üzere.
@Hasan:
Haklı olduğunuzu düşündüğüm “rica minnet” konusundaki düzeltmeyi yaptım. Fazla uzatmadan özet olarak şunu söylemek istiyorum: artık üstyapı ile uğraşmaya biraz ara verip, altyapıyı düzeltelim. Mesela çok nadiren de olsa kaliteli ve yapıcı tartışmalara denk geldiğimde bunlara link verip okunmasını tavsiye ediyorum. Artık Wordpress,Joomla,PHP, hatta özgür yazılım vs beni ilgilendirmiyor; çünkü bunlardan önce söyleyecek birşeyler yaratmaya ve bunları adam gibi söyleyip tartışacak seviyeye gelmemiz gerek. Gerisi detaydır ve teknik konuları halletmek insani sorunları çözmekten çok daha kolaydır. Açıkçası sizden “blogroll” konusunda bir yazı bekliyorum. Bunu sizin yazmanız benim yazmamdan çok daha etkili olur çünkü ben kendimi Wordpress konusunda otorite olarak görmüyorum ve bu konuda teknik tek bir satır yazmış değilim. Yakın çevremizi de eleştirmekten çekinmeyelim. Son yıllarda bazı “adalar” oluşmaya başladı ki, bu Internet’in ruhuna aykırı bir durum. Yarın öbrgün hepimizi ilgilendiren ve mağdur eden konularda bile beraber hareket edememe noktasına geleceğiz. Tutup zevzekleşen ve ona buna küfür eden birkaç kişi dışında kimseyle bir sorunum yok. Seneler önce, iki ayrı siyasi görüşten ötürü aynı hapishane damında kalmış iki adamın oturup beraber rakı içtiklerini gördüm; insana yakışan budur. Tartışmaların biraz derinlik kazanmasını ve fikir üretmesini arzu ediyorum; mesela şu bloglar için reklam şebekesi konusu çıktığında bunun neden olmayacağına dair bir yazı yazdım. Hala yanlış yolda olduklarına inanıyorum, ama benimle tartışmak yerine küçük bir düzeltme yapmakla yetindiler. Oysa sayfalarca yazı yazmıştım ve bu bir “açık oturum” şekline gelseydi, belki reklamcı ve reklamverenlerin de “bu alanda bir dinamizm,örgütlenme var” diye dikkatini çekecekti.
Blogroll yazınızı,öneri ve şikayetlerinizi cidden bekliyorum.
Merhaba,
Düzeltme ve düşünceleriniz için teşekkürler. (”onların arkadaşları” ifadesi yerine, “WordPress Türkiye aktif yöneticileri” olmalıydı sadece)
Blogroll konusunda yazı kısmını tam anlayamadım. Benim nerede ve nasıl bir şey yazmamı bekliyorsunuz?
Ben eleştirdiğiniz 2 arkadaştan biriyle konuşmuştum daha önce, kişisel blogunun blogroll’u konusunda. Eski temasında vardı blogroll, yeni temasını hazırlamakta olduğundan şu an kullandığı tema geçici bir tema olduğundan blogroll ve birkaç şeyin eksik olduğunu söylemişti. Diğer arkadaş için de benzer bir durum geçerli, o da geçiş temasını kullanıyor ve eski temasında blogroll vardı.
Bu arada, yorum bildirimi çalışmıyor sanırım bana hiç bildirim gelmedi bu konuda? Eklentide bir sorun olabilir ya da sunucuda.
Ben eleştirdiğiniz 2 arkadaştan biriyle konuşmuştum daha önce, kişisel blogunun blogroll’u konusunda. Eski temasında vardı blogroll, yeni temasını hazırlamakta olduğundan şu an kullandığı tema geçici bir tema olduğundan blogroll ve birkaç şeyin eksik olduğunu söylemişti. Diğer arkadaş için de benzer bir durum geçerli, o da geçiş temasını kullanıyor ve eski temasında blogroll vardı.
-Ben o temaları aylardır biliyorum, hani siz daha iyi bilirsiniz ama bilmeyenler varsa blogroll eklemenin zor olduğunu filan sanabilirler: tek yapmaları gerekn yazmak (parantez içerisine fonksiyonun parametreleri yazılacak, sonra düzeltmeyin diye söyleme ihtiyacı duydum)
Benden başka herkesin doğruyu yapmasına insanlık adına çok sevindim. Yapamadıkları zamanda yine herkesin çok geçerli mazeretleri oluyor. Bunda da israr edecekseniz kaç aydır blogrollarının olmadığını siz söyleyin, 5-10 dakika uğraşsam bende söylerimde gereksiz tartışmaya girmeyelim.
Ben sadece bildiğimi aktardım; evet tartışma fazla gereksiz yere uzuyor, bu yüzden bu konuda daha fazla zaman kaybetmek ve yorum yapmak istemiyorum.
Son yorumumundaki özellikle ilk isteğimi yerine getirir ve ilk soruma cevap verirseniz memnun olurum, çünkü neyi kastettiğinizi anlamadım.
Bahsettiğimiz blogların aylardır blogroll’u filan olmadığını ikimizde biliyoruz; dediğim bu. Blogroll eklemenin -sidebarı sıfırdan yazdıklarını varsayıyorum, dediklerinize bakarak- tek satrılık bir iş olduğunu, 3 dakikadan fazla zaman almayacağını ikimiz de,bunu okuyan çoğu insanda biliyor. Zaten o yüzden, baştan beri, herkes kendi kendini savunur diyorum.
Diğer demek istediğim şuydu; blogroll’un kalması gerektiği gibi “detaylar” konusunda, en azından teknoseyir’de birşeyler yazabilirsiniz dedim.
“Arkadaşlar” kelimesine neden takıldığınızı da anlamadım; kendi yazdığınız mesajlarda arkadaş kelimesini aratın, defalarca ekip arkadaşlarım demişsiniz. Şahsen o kişilerin gerçek isimlerini bile bilmem.
Sorun şu ki, birsürü konuda benim haksız olduğumu rahat rahat söylediğiniz ve bende bunu üşenmeden ve “zaman kaybı” olarak görmeyip uzun uzun tartıştığım halde, gıyaben savunduğunuz insanların hatalı olduklarını birtürlü söylemiyorsunuz.
“Herkes kendi kendini savunur diyorum”
Ben de öyle diyorum, sadece bildiğimi paylaştım konu hakkında; sizse “yine açığını yakaladım” dercesine afedersiniz ama saldırmayı tercih ediyorsunuz, canınız sağolsun.
Tekno Seyir’e nokta koydum, oraya şu an için yazamam.
“Arkadaşlar” kelimesine taktım, çünkü yine bu kelimeyi fikrinizi haklı çıkarmak için kullanıyor, “kelime oyunu” yapıyorsunuz. Matt arkadaşlarını, kız arkadaşını eklemiyor gibi bir şey söylediniz. Yani sizin sözlerinizden, sanki tanıdık, eş dostu, arkadaşı ekliyormuşuz gibi bir anlam çıkıyor. Bu doğru değil. O yüzden, doğru olanı söylemek gerek.
Önceki yorumlarımda da ifade ettim, amacım siz haksızsınız ben haklıyım demek değil; sadece başkalarının hakları konusunda biraz hassas olmanız gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Siz benim bir şeylere takıldığımı söyleseniz de aslında siz bir konuya takmışsınız, her cümleyi oraya getirmeye çalışıyorsunuz.
Benim bu yazıdaki itiraz ettiğim sadece bir nokta vardı ve o hatanın giderilmesini istedim. Hatayı eksik de olsa giderdiniz, o yüzden bundan sonra aynı şeyleri tartışmanın zaman kaybı olduğunu düşünüyorum, o yüzden öyle dedim.
İyi günler.
bende aynı fikirdeyim
böyle önemli bir konu açmısınız tşk ederim