What about first life?

Herkeste bir second life deliliği…

Tamam, hayal kurmak güzelde, bunun hayalle filan ilgisi yok. Herkes artık ilk hayatının dibine vurmuş, sınırlarına dayanmış sanki de, second life namlı zırvalıkta alternatif, daha güzel bir hayat arıyor.

Bu akşam öğrendim ve dumur oldum; bizim milletin %80′ninde, az ya da çok basur problemi varmış!

Demek istediğim şudur: neden kıçınızı kaldırmayıp, gerçek dünyayı keşfe çıkmak yerine envai çeşit zibidiliğin ardında geziyorsunuz? (Bunun sonu basur, bir kez daha hatırlatıyorum!)

Ben maalesef çok kalkamıyorum masa başından, lakin zamanında başka işler yaparken bilgisayarın başına oturduğumu da bilmem. Kendi içine kapalı, küçücük bir dünya. Heyecanı filan da yok. Çoğu insan için “av sahası”; iyi de, 8 saat chat yapıyorsunuz, toplasanız aslında 15 dakikalık kısa (ve luzumsuz) bir konuşma.

Ben bunu bir hastalık olarak görüyorum; gerçekten kaçmanın başka bir adı yok.




Siz de birşey söyleyin!