Samed’den sonra, bugün de Aydın Bahadır ile devam ediyoruz…
Bölüm nedir? Mekatronik kelimesine denk gelince takıldım, sevdiğim alanlardan biri!
Bilgisayar Mühendisliği bölümüm tam olarak ilgi alanıma denk dusuyor : )
Aslında biraz kontrolcülerin konusu bu. Gerçekten mekatronik projeleri var mı?
Kulüp olarak bulunmakta. bu faaliyetler şu an üniversitemizde mekatronik kulübü üzerinden yürüyor henüz mekatronik bölümü açılmadığı için.. bizim üniversite olarak ciddi projelerimiz var mesela geçen yıl çat pat katıldığımız robot yarışmasında 4. olduk bu oldukça dikkat çekici.
Bilgisayarcılar genelde "kutu içinde" kalmaktan memnun, aslında 4.olmak büyük başarı. Sanırım İTÜ’den kontrol mühendisleri giriyor yarışmaya. Hatta eskiden İTÜ’de bu bölüm double major’dı, sonra bilgisayar ve kontrol mühendisliği diye ikiye ayrıldı. Onun dışında özel bir ilgi ya da proje varmı mekatronik konusunda?
Tabi ki bu soruya cevabım hayır olacak.. Maalesef elektronikçiler dışında ( azıcık da mekanikçiler ) ben mekatroniğin beklenen ilgiyi - özellikle bilgisayar mühendislerinden - görmüyorum.. sebebi sizin bahsiniz elbette olabilir ancak bilgisayar mühendislerinin bölümlerindeki kulüpler bile işlemez çoğu zaman çünkü evet bilgisayarcı kendisine göre tektir bu alemde teke oynamayı ve kendisini göstermeyi ister. ancak ben kendi sınıfımı ve bölümümü gözlemlediğimde ruhlarının derinlikerinde (
) yatan bir ilgi keşfettim.. biraz atılımcıyımdır mesela ktuce ( ktu bilgisayar mühendisleri kulübü ) başkan adayı oldum 1.sınıftan. ve 3. sınıfların desteğini almayı başardım bu girimşicilik ve tabi ki biraz da politik kabiliyetimi kullanarak. mekatroniğe girme fikri de bizim ktuce nin eski başkanı ahmet’ten bana geldi.. projelere gelince her sene (bu bizde dönem olarak işler) başında yönetim kurulu toplanır. sene ya da dönem boyunca yapılacak etkinlikler katılınacak yarışmalar belirlenir ve ona göre planlama yapılır. şu anda böyle bir toplantı olmadığından proje hakkında bilgi vermem mümkün değil. ancak şunu söyleyebilirim yönetim kurulumuz atılımcı insanlardan olusmakta (özellikle elektrik elektronikteki arkadaslar)
Politikaya birazdan geliriz:) Blog yazarı olarak, genelde popüler konuların takip ediliyor olması rahatsız ediyor mu? Örneğin, mekatronik hakkında hevesle yazılan bir yazıyı 10 kişi okurken, Barış Akarsu konulu bir yazının 10.000 kişi tarafından okunması rahatsız edici gelmiyor mu? Ya da şöyle diyelim, mekatronik hakkında yazılan bir yazının okunması için araya popüler bazı şeyler de katmak gerekebilir, çünkü başka türlü keşfedilme şansı pek olmuyor. Acaba tanıtım konusunda bir yanlış mı var, yoksa insanlar gerçekten ilgisizler mi? Bu blog yazarına nasıl yansıyor?
Öncelikle Türkçe konuşuyorum ve Türkiye’de yaşıyorum. Burada internet kullanan insanların %70′inin msn de vakit öldürdüklerini, %50 sinin internete oyun için girdiğini ve ancak %20 sinin internette sörf yaptığını ve yazı / makale okuduğunu biliyorum, bu benim gözlemim.. Blogçunun hedefi bu %20′den oran kapmaktır. Ancak bu %20 ne yapar ne eder bi araştırdık mı?. Kaç insanımız interneti ansiklopedi niyetine kullanmaya hevesli kaç insanımız interneti bilimsel bir araştırma yapmaya hevesli.. Arama motoruna insanımız Barış Akarsu yazıyor ve dalıyor bir bloga. Okuyor okuyor yorum yapıyor. Bakın ben geçenlerde bir blogu inceliyordum. Arkadaşımız Kıvanç Tatlıtuğun fotoğrafları diye başlık açmış yazı yazmaya da erinmiş sadece foto koymuş sonuç ne ? 220 adet yorum.. Ben bir yazımın bu kadar okunduğunu tahmin etmiyorum.. Kusura bakmayın evet kendi insanımızı eleştiriyorum. Çünkü ben bu piyasanın 99′dan beri içerisindeyim. İlk girdiğim site de reklamlarda gördüğüm ve acaba gerçekten mouse ile mi alışveriş yapıyoruz diyerekten 11 yaşında bir araştırmacı olarak daldığım kangurum.com.tr’dir. Ben günlüğüme özenen bir insanım ve herkes özenir. Siz kendi orijinal makalelerinizi yazdıkça o %20′nin %10′u olan araştırmacı insanlar sizi bulur.. Ben bu ümitle yazarım yazılarımı.. Umarım Türkiye’de bu oran artar demekten de başka bir şey yapamam. Ha bu bana sıkıcı geliyor mu hayır.. Çünkü ben günlüğümü Kıvanç Tatlıtuğ fotoğraflarıyla doldurup reklam gelirlerimi ya da içerik oranımı arttırmak istemiyorum.
Tipik bir Karadenizli doluluğu:) Trabzonlu olduğumu biliyor muydunuz?
Hayır öğrenmiş oldum Trabzon’u gerçekten seviyorum : )
Trabzon ilginç bir yer, benim 3 ayım geçmedi toplasanız. Ama Türkiye’nin en uç insanları buradan çıkıyor. Mesela Engin Ardıç, Türkiye Komünist Partisi kurucusu -adını unuttum maalesef-, Trabzon’lu. Öte yandan bir tarafta da Rahip Santoro ve Hırant Dink cinayetini işleyenler var. Ne oluyor, Trabzon’un "ayarıyla mı oynanıyor?"
Bu konu aslında Trabzonluları ilgilendiren bir konu ancak tabi ki benm de bu konuda gözlemlerim var. Mesela Said Nursi’yi anma günü olaraktan tanıtım posterleri asılmıştı Uzun Sokağa yaştaş bir arkadaş geldi ve "Kim asmış bu ingiliz Kemal’in posterini buraya?" deyiverip onu yırttı. Ancak gördük ki Santoro cinayetinin bir benzeri Malatya’da oldu. Trabzon’a baktığımda aslında ben diğer anadolu kentlerinden bir fark göremiyorum. Bence bu konu genellenmeli.. Birileri Anadolu’nun ayarıyla oynuyor. Avrupa’ya baktığımızda şehirlerde artık boy boy camilerin yükseldiğini görüyoruz. Yıllar yılı hoşgörümüzle öne çıkan bir millet olarak cumhuriyetin kuruluşundan bu yana birilerinin ayarımızla ve ulusalcılık kanımızla oynamaya çalıştığını görüyorum. konu değişiyor trabzon’a geliyorum.. Trabzon gerçekten içinden çok farklı kültürde farklı izaçlarda insanlar çıkarmış bir şehir. Bakın siz örneklediniz Rahip Santoro ve Hırant Dink cinayetiyle TKP Kurucusu’nun aynı şehirden çıktığından bahsettiniz. Trabzon’a şu açıdan bakmalı en azından -Pollyanna gibi olacak ama- farklı kültürdeki insanların barındığı bir şehir trabzon. Evet Karadeniz doluluğu var insanlarda her yerde birbirleriyle tartışıyorlar ama kendi değerlerini savunuyorlar. Olaylara bu gözle bakmak lazım tabi ki cinayetler çok berbat bir şey.. DEğerler uğruna olsa da.
Evet; aslında tarihi itibariyle belki İstanbul ve İzmir’den sonra en kozmopolit şehir. En şaşırtıcı şey nedir Trabzon’da, Trabzon’a 48 saat turist olarak gelen biri ne yemeli, ne görmeli, ne yapmalı?
Akçaabat’a gidip Nihat Usta’nın köftesiyle başlayabilir işe. Zigana yaylalarında kısa bir yolculuktan sonra günü Sümela Otelinde bitirebilir. Diğer gün ise Uzungöl’e gidip Alabalığını yer ( hayatımın en lezzetli balığını yemiştim ). Akşama doğru Boztepeye çıkıp Nargile Semaver eşliğinde Trabzon ve Karadeniz manzarasıyla gününü tamamlayabilir.
Boztepe’yi kaçırmışım:) Gelelim seçim konusuna. Geçen sene fındık fiyatı açıklandığında çok büyük bir tepki oldu; hatta Tayyip Erdoğan son anda Trabzon’da konuşma yapmaktan vazgeçti diye duymuştum. Ne oldu da, AKP Trabzon’dan bu kadar oy aldı?
Konu ne zaman siyasetten açılırsa kantinden veya eve çağırdığım ortamdan arkadaşlarım Tayyip’in fındık konusunda çok büyük yanlış yaptığına ve Ordu Giresun Trabzondan oluşan doğu karadeniz hattında çok büyük kayıp vereceğine dair bahisler açıyorlardı. Evet araştırdığımda gördüm ki AKP 2002′de hep %50′nin üzerinde almış bu üç şehirde -Rize’yi de dahil etmek gerek-. Aslında söyledikleri doğruydu çünkü Ordu’daki eylemi tüm dünya duymuştu. Karadeniz sahil yolu kesilmiş ve büyük olaylar olmuştu.. Ancak olay derinlemesine incelenmedi. Mesela Tayyip Erdoğan’ın Ordu’daki mitinginde bir grup vatandaşın halkı galeyana getirmek istediği ama başarılı olamadığını yazdı gazeteler. O zaman Karadeniz doluluğundan olsa gerek
fındık fiyatları açıklandığında gerçekten büyük tepki oldu. Ama halk sonradan anladı ki bu fındığa gerçekten verilebilecek en büyük teklifi yapamasa da iyi bir teklif yaptı Tayyip. O zamanlar fındıkla ilgili sorunlar vardı ve halk bunu gözönüne aldı. Bir de karşılarına çıkıp peşinen hiç bir nedene dayanmaksızın verilen Fındık şu kadar şu kadar olacak söylemlerini süzdü kafasını yordu ve kendi içinden gördüğü Tayyip’e oy verdi. Oyunu istikrardan yana kullandı evet TAyyip Erdoğan’ın burada halkla olumlu bir ilişkisi var 1. nedeni bu halk onu kendi içinden görüyor. 2. nedeni ise muhalefetin fındık hakkında "biz bunlara şimdi yüksek fiyat söyleyelim nasılsa bir şey olmaz" tarzında saçma sapan söylemleri. Oysa AKP fındık için ciddi ve gerçekçi bir söz verdi karadenize.
Bir de şöyle bakalım: Türkiye dünyanın ya birinci, ya da ikinci büyük fındık üreticisi. Dünya fındık piyasasındaki fiyata "teslim olması" devletin hatası değil mi? Aynı şey, krom ve bor gibi madenler için de geçerli…
Türkiye’nin bu konuda ciddi bir politikaya ihtiyacı var ama bu yıllar yılı gözardı ediliyor. AKP’nin bu konuda başarılı politika izlediği söylenemez. Fındık fiyatları sokaktaki Fındık satıcısını durdurursanız patlar. Bor için geleceğin enerji kaynağı deniliyor bu konuda hükümet ve tubitak işbirliği yapmalı ki ancak Metal Fırtına gibi saçma bir kitaptan sonra 2005 yılında bir kıpırdanma oldu tubitak adına ancak o da unutuldu gibi bu aralar. Madenlerimizi genellediğimizde anadolunu aslında iyi bir kaynağı olmadığını biliyoruz yine de elimizdekileri iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Bu konuda dediğim gibi hükümet ve tubitak çalışması önemli. Mesela Bor bize piyangodan çıktı bizimkiler değil de başka yerler Bor’un kıymetini keşfetti.
Aslında madenler konusunda hiç de fena değiliz. Krom’da dünyada ilk üçteyz, dünyada olmayan bazı mermer türleri var, Bor’da ya birinci ya da ikinciyiz, Kuvars madenleri oldukça zengin ama bu piyasada fiyatları belirleyen 20 ülke arasında Türkiye yok. Kıbrıs gibi konular dış politika gündeminden düşmüyor ama bunları gündeme getiren yok. Sanki gerçek konular dışında gündemlerle uyutuluyormuşuz gibi geliyor…
Evet bir kaç maden konusunda gerçekten dünyanın en önemli kaynakları bizde.. Uyutuluyormuş gibi gelmesinin ardında içimizde yatan gizli bir milliyetçilik var Barış Bey. Bizim halkımız uyuyor aslında. Evet herkes diyor ki : "bizim madenlerimiz var işletilmiyor, bizim toprağımız var işletilmiyor, bizim suyumuz var çıkmıyor." bakıyorsunuz bunu diyen yurttaşımız gelecekte zeki bir bilim insanı olacak olan kızını okula göndermiyor. Dünyada başka hangi ülkelerde var bu ?.. Afrika ? Arabistan ? Yani bu konu hakkında demek istediğim şey şudur.. Kimse Amerika şöyle şöyle yapıp Türkiye’nin maden işletmiyor.. Bu gibi dedikodular çok fazla uzuyor ve evirip çevriliyor. Hükümet isterse bu topraklarda herşeyi yapar.
Bu bir hükümet sorunu mu, yoksa bu konuda bir devlet politikası, daha doğrusu önceliği mi yok?
Devlet politikası yok bunun da sorumlusu hükümettir. Ayrıca bu konuda hükümete baskı yapmayan ve Prof. ünvanı alıp maaşına yatan bilim adamlarımızdır.
Şöyle ilginç bir olay oldu: Tayyip Erdoğan, derin devletten bahsetti; sonra zamanında aynı şeyden dem vuran Demirel ve Ecevit, "hani nerde göster, başbakansın madem üzerine git" gibi "tuhaf" tepkiler gösterdiler. AKP maalesef demokratikleşmeye çok hızlı başladı ama hızı kesildi. Acaba gerçekten "sistemin partisi" mi oluyor AKP?
Gidişat onu gösteriyordu son zamanlarda.. Umarım bu seçimde halkın kendisine ne kadar güvendiğini görür akp ve bundan cesaret alıp o demokratikleşme hızını aynı ivmeyle sürdürür demekten başka bir şey diyemem soruna.. Gerisi Tayyip Bey’in sorunu..
Genelde röportajlardan sonra insanın kafasında hep şu kalır "keşke şunu da sorsaydı":) Böyle bir soru varmı?
Ben bu soruyu hatay valisine sordum bana şunu söylemişti : "Ne olacak bu Fenerbahçenin hali"
Ne olacak?:)
Bir umut bekliyoruz.. Zico bu yıl istekli ancak tecrübeli bir hoca gerekiyordu
Ben Beşiktaş’lıyım ama ümidim yok:) Fener bu senede ipi göğüsler diyorum:)
Vali Avrupa’yı sormuştu zaten Türkiye’de rakip kalmadı.. Ekonomiye bakarsanız tabloyu görürsünüz ki bu gerçekten Türk futbolu adına hoş değil
Çok teşekkür ederim vakit ayırdığınız için. Son bir soru daha: Internet yayıncılığı ne zaman klasik medyanın gücüne kavuşur?
Ben istemiyorum bu durumu aslında. Çünkü o gücü elimde istiyorum.. Yeni gazete kağıdının kokusunu içime çekmek ya da televizyonda canlı yayınlarla durumu takip etmek zevkli bana göre. Ancak bir internet kullanıcısı olarak bunun insanlık adına uzun bu süreç olduğunu görüyorum ki bu dünyanın her yerinde aynı. Ancak bir yerde internet öne geçerse global dünyada her yerde öne geçer..
3 yorum yapılmış.
Güzel olmuş daldan dala atlamışınız:)
atlarız efendim:)
Röportajın girişi ilgimi çekti, güzel ve önemli olduğunu düşündüğüm şeyler bahsetmişsiniz. Ama daha sonra siyasi konulara girmişsiniz üşenip okumadım
Bu arada gayet geç yazdığımın farkındayım ama olsun.

Bu arada google’a ktuce diye yazıp arattım ve öyle buldum burayı