* You are viewing the archive for the ‘akvaryum’ Category

Ekol 19 dış filtre nihayet çıkmış

Birçok akvaristin aksine ben Ekol’ü severim. Açıkçası hiç kullanmadım ama, Ekol 15 çok uzun zamandır piyasada olan bir filtre ve Eheim 2213 Classic‘in klonu. Endike değerler biraz farklı; Eheim Classic 2213 8 Watt harcayıp 440 litre su çevirirken, Ekol 15 400 litre suyu bir saatte çevirmek için 10 Watt harcıyor. 50 YTL civarındaki fiyatı ile, Eheim 2213′ü en ucuz bulacağınız fiyata 3 adet Ekol 15 alabiliyorsunuz.

Ekol 15′in iç yapısı Eheim 2213 ile tamamen aynı. Elimde 1988 ya da 1990 model bir Eheim 2213 Classic var. Bunlar son derece basit, anormal derecede dayanıklı ve şaşırtıcı derecede dayanıklı filtreler. Yalnız, bir kusuru var: Mekanik filtrasyon için uygun değiller. Eheim 2213, standart malzemesi ile, ister inanın ister inanmayın Tetratec 700′den daha iyi bir debiye sahip. Ancak ben özel bir dizilim kullandığımdan, 15 günde bir temizlemediğim takdirde debi yarı yarıya düşüyor.

Ekol 15 maalesef kötü üretilen bazı serilerin kurbanı oldu ve bence hakettiği ilgiyi görmedi. 2213 bu kadar tutulurken, Ekol’ün üretici olan Ati Akvaryum, daha en başta klips ve contaya biraz daha özen gösterebilirdi; zira kimse Ekol 15′in işini yapmamasından şikayetçi değil. Sorun, bu filtrelerin kaçak yapmasıydı. Onu da yeni seri ile çözdüklerini söylüyorlar. Sanırım sorun conta ve dengesiz genleşen plastikten kaynaklanıyordu; zira “uyduruk klips” açıklaması bu filtreler için geçerli olamaz. Nitekim, Eheim Classic’lerinde klipsleri adeta teneke ve benimkisi 3 klipsle çalışıyor. Doğrusunu isterseniz, 2 klipsle de sorun yaratacağını sanmıyorum; velevki o klipsler karşılıklı olsun.

Gelelim Ekol 19′a.

Ati akvaryum, bu sefer Eheim‘ın professional serisini kopyalayan Atman’ı kopyalamış.

Aslına bakarsanız, aşırı elektrik tüketimi sorunu olmasa, şu an kullandığım tüm filtreler Atman olurdu. Eheim Professional’ın 2222’si elimde mevcut ve hiçbir filtreden bu kadar memnun kalmadım. Açıkçası Jebao 918 ile de aynı tecrübeyi yaşayacağımı düşünüyordum. Gelgelelim, Eheim’i öne çıkaran küçük detaylar var. Bunlardan ilk gözüme çarpan, musluk mekanizması. Eheim Professional serisinde musluk vazifesi gören iki minik düğme var. Atman ve diğer Eheim Pro klonları ise, bu mekanizmayı kopyalamak pahalı olduğundan olsa gerek, klasik bir musluk sistemi kullanıyorlar. Atman’ı kopyalayan Ekol 19′da bu yöntemi seçmiş. Görünüm olarak Atman EF/F serisini andıran Ekol 19, pompalı olmasıyla Atman CF modelini anımsatıyor. Gelgelelim, duyurdukları 20 Watt elektrik tüketimi, aynı debideki -Ekol 19′un debisi 1200 litre/saat, 4 sepeti var ve 200-500 litre akvaryumlar için öneriliyor- Atman’ların neredeyse yarısı. Hatta, 1050 litre saat çeviren Eheim Pro 2228′den 5 Watt, 1200 litre çeviren Tetratec 1200′den ise 1 watt daha düşük.

Bunun dışında, Eheim Professional ve klonlarında göze çarpan en önemli “güzellik”, sepet sistemi. Sepetler birbirine iyi oturuyor ve kaçak su oranı az. Sepetlerin altındaki deliklerin büyük olması sayesinde debi kaybı az oluyor. Ki saydığım iki nokta, bence Tetratec’lerin neden kötü bir filtre olduğunu da açıklıyor: Tetratec sepetleri son derece tel maşa plastikten üretilmişler, su geçiş kanalları son derece dar ve sepetler birbirine adam gibi oturmuyor. Bunun dışında, hortum aparatının iç bölgesi Eheim’lar gibi geniş olmadığı için kısa sürede yosun yaparak şiddetli debi düşüşlerine neden oluyor. Bu filtrelerde gövde ile sepetler arasında filtre edilmeden kaçan su oranı çok yüksek; en azından Eheim ve Tetra fiyat bandındaki ürünlere göre. Gerçi içi dolu geldiğinden, bugün Tetratec’ler düşük elektrik sarfiyatı ve gerçekten iyi fiyatlarıyla neredeyse Atman’dan ucuza geliyorlar.

Ekol 19′u deneme fırsatım olmadı ve sanırım olmayacak da. Zaten şu anda elimde yedek bir Tetratec EX 700 mevcut; yani dış filtre eksiğim yok fazlam var. Açıkçası, 20 Wattlık tüketim ile, benzer debili filtrelerin performansını yakalayabileceğini sanmıyorum; çünkü elektrik motorlarının verimi, filtre dizaynı uzay teknolojisi filan değil.

Düşük elektrik tüketimi, acısını biryerden çıkarıyor: Şu an piyasadaki en verimli filtre olan Eheim Ecco Pro serisine -Ecco Pro henüz ithal edilmiyor- bakın. Neredeyse hiç mekanik filtrasyon malzemesi yok; olanlarsa kaba gözenekli malzemeler. Sık malzeme kullandığınızda, debi kaçınılmaz olarak düşüyor. Ekol 19′u mukayese edebileceğimiz Eheim Pro 2228 bile 25 Watt harcıyor ve debisi 1050 litre/saat.

Dediğim gibi, Ekol 19′u deneme şansım yok; ama eğer bırakın Eheim 2228′i, 2226 kadar bile randıman gösterirse bütün filtrelerimi -4 tane- Ekol 19′a çevireceğim. Şu an ürünü bulmak oldukça zor. Uzun süredir izlediğim halde, sadece gittigidiyor ve bir başka sitede fotografını bulabildim. Ati akvaryumun sitesi ise maalesef tam bir facia. Dolayısıyla bilgilerim kutunun üzerinde yazanlarla sınırlı. (Kutusu hiç fena olmamış!). Açıkçası Ati Akvaryum, hiç olmayacak basit hatalarla tüketicileri küstürüyor. Ciddi bir imaj problemleri var, oysa bunlar çok basit çözülebilecek konular. Doğrusunu isterseniz, gidip 2213′e 200 YTL’ye yakın para vermek bana acı geliyor.

Lemna Minor (Su Mercimeği)

lemna1.jpgLemna Minör (Su Mercimeği) bir yüzey bitkisi. Birçok akvaryum sever bu bitkiden hiç hoşlanmıyor ve bunun bazı haklı sebepleri var: inanılmaz hızlı çoğalıyorlar, ışığın diğer bitkilere ulaşmasını engellediklerinden özellikle taban bitkilerinin gelişmesini yavaşlatıyorlar.

Buna rağmen, su mercimeğini özellikle küçük akvaryumlara sahip, yeni akvaristler için şiddetle tavsiye ediyorum. Bu bitkilerin en önemli özelliği, fosfat ve nitrat gibi balıklara zararlı olan makro elementleri büyük bir hızla tüketmeleri. Tabi, bu aynı zamanda diğer bitkilerin de yavaş gelişmesine neden oluyor. Eğer akvaryumda bitki yetiştirmek gibi bir amacınız yoksa, Lemna Minor akvaryumunuzun biyolojik dengesini korumayı çok kolaylaştıracak, hatta bazı balık türlerinin diyetine çok da faydası olacak eşsiz bir tür. Özellikle Velifera‘lar, Lemna Minor’u severek tüketmekteler. Bitkisel tabanlı pul ya da granül yemlerin (Sera Flora,Granugreen, Tropical Vegetable gibi) bu tip bir beslenmenin yerini tutacağını düşünmemelisiniz. Hatta, canlıdoğuranlar için akvaryumda bir miktar yosun bırakmanızı da şiddetle öneririm.

Son derece dayanıklı bir tür olan su mercimeğinin özel bir ışık ya da gübreleme ihtiyacı yok. Gelgelelim, birazcık mikro element gübresi kullandığınızda, çoğalmaları şaşırtıcı bir hız alıyor. Hızlı çoğalmalarında da fayda var; zira su değişimleri gibi nedenlerle su mercimeğinin zaten bir kısmını periyodik olarak kaybediyorsunuz.

Bitkilerin altında göreceğiniz minik kök gibi uzantılar sanılanın aksine kök değiller. Bunlara Stolon adı veriliyor ve daha ziyade öbekler halinde tutunmalarını sağlıyorlar. Lemna minorun çoğalması için bir öbek halinde belli bir yoğunluğa ulaşması gerektiğini farkettim. Kabaca söylemek gerekirse, bir sigara paketi kadarlık su mercimeği öbeği, iki haftada kapladığı alanın 2-3 katı kadar çoğalabiliyor. Tabiki bu miktar, ışık, makro ve mikro elementler,sıcaklık gibi faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterecektir.

Hemen hemen bütün tatlı su bitkileri gibi, Lemna Minor de akıntıyı sevmiyor. Bu yüzden, benim tavsiyem, öbekleri filtre çıkışı gibi akıntıdan uzak yerlere yerleştirmeniz. Bu sayede akıntıyla birlikte dibe çöküp pislik yaratmalarının da önüne geçiliyor.

Lepistes üretimi ve Türkiye şartlarına uygun lepistesler

Toplam yarım tonluk 3 akvaryumda sadece canlıdoğuran bakıyor ve yetiştiriyorum. Akvaryumlara harcadığım parayı görenler deli olduğumu düşünüyorlar; çünkü artık insanların çoğu canlılara canlı olmalarından dolayı değil, kaça satın alınabildiğine göre değer biçiyorlar.

Akvaryum sezonu tekrar açılıyor. Çoğu akvaryum hobisi sahibi, eninde sonunda birgün mutlaka tekrar canlıdoğuran bakmaya başlar. Çünkü çoğu hobiye canlıdoğuranlarla başlamıştır ve bu hayvanlar örneğin astronotlar gibi büyük kişilik sahibi filan olmasalarda, bakması keyiflidir.
lepistes-1.jpg
Açıkçası, son günlerde ciddi ciddi sadece lepistes yetiştirmeyi düşünüyorum. Zaman içinde özellikle Platilerde gözalıcı melezler elde etmeyi başarmıştım; ancak Lepisteslerde sıkıntım vardı. Yavrular, 1.5-2 aylık gelişmelerini kusursuz tamamlıyor, ancak özellikle dişiler deri enfeksiyonları yüzünden ölüyorlardı. Başlarda bunun nedeninin dış parazit olduğunu düşündüm, sonra da fena halde yanıldığımı anladım. Doğrusunu isterseniz, düşündüğünüzden çok daha az balık parazitler yüzünden ölüyor. Hatta, beyaz benek gibi çok korkulan parazitler bile, zayıf türler arasında bile öldürücü değiller. Balık ölümlerinin en büyük nedeni insan müdahalesi ve ilaçlar!

Elimde 60 litrelik bir akvaryum var ve neredeyse santimetrekareye 10 balık düşüyor! Bunu yavru akvaryumu olarak kullansamda, aralarında çok sayıda 1, hatta 1.5 aylık yavrular var. Şimdiye kadar bu akvaryumda hiç hastalık sorunuyla karşılaşmadım. Bahsettiğim akvaryumun en büyük lüksü Eheim 2222 dış filtre. İçindeki Orijinal malzeme yerine, üst sepeti bolca süngerle doldurdum. Su değişimi yaptığımda çıkan suyun rengine bazen inanamıyorum. Kovanın dibini görmek neredeyse imkansız.

Buna rağmen, balıklar son derece sağlıklılar.

Sorun şu ki, kendi akvaryumunuzda doğuran balıklar son derece sağlam olmasına rağmen, akvaryumcudan aldığınız balıkların yarısını yaşatabilirseniz şanslısınız; özellikle de canlıdoğuranlarda. Lepisteslerde ise üçte biri makul bir yüzde olarak kabul edebilirsiniz.

Bir süredir, lepistes çiftini 100-400 dolar arası rakamlara satan ABD’li bir hobici ile maillaşıyorum. Kendisinden balık almak istediğimi, ancak uçak yolculuğu fikrinin hoşuma gitmediğini söyledim. Gönderdiği balıkların ne kadar özenle hazırlandığını anlattıktan sonra bana hak verdiğini söyledi.

Bahsettiğim balıklar, 12 litre su içinde 2 tane geliyorlar.

Şimdi birde uzakdoğudan gelen lepistesleri düşünün.

12 litreye 20 balık koyuyorlarsa iyi şartlarda ithal edildiklerini söyleyebiliriz! Hayvanları uyuşturmak için suya akıl almaz kimyasallar koyuluyor. Kutuyu açtığınızda zaten balıkların yarısı ölmüş oluyor. Akvaryumcunun akvaryuma koyduğu balıkların ise yarısı mutlaka bir hafta içinde ölüyor. Kalanı da sağlıksız olarak oldukça kısalan hayatlarına bir şekilde devam ediyorlar.

O kalan balıklarda zaten hormonla büyüyen balıklar. Hormon kullanımının temelde iki nedeni var ve özellikle Lepistes gibi, erkeklerinin çok gösterişli olduğu türlerde daha da yaygın: Birincisi, hormon yavruların çabuk gelişip daha renkli olmalarını sağlıyor. Ama belki de hormon kullanımının asıl yaygınlaşma nedeni ikincisi: Fazla hormon kullanıldığında, yavruların çoğu erkek oluyor!

Kendi yavrularıma bakınca, dişi sayısının erkek sayısından çok daha fazla olduğunu görüyorum. Neredeyse üç dişiye karşılık 1 erkek. Doğrusu, bu şimdilik istediğimde bir durum; çünkü dişileri ayrı bir akvaryumda büyütüp damızlık olarak hazırlıyorum. Ama ticari olarak baktığınızda, erkek balıklar daha karlı. Üstelik, az bulunan türlerde üreticilerin çoğu dişi balıkları satmıyorlar! Bugün özellikle Almanya’dan, Çekoslovakya’dan ithal edilen bazı nadide Chiclid türlerinde dişi balık bulmanız olanaksızdır. Gelen fiyat listelerinde “only males” yazar.

Uzun girişten sonra, lepistes üretimine geçeyim: bazı egzotik lepistes türlerinden yavru almayı başardım ve yavrular son derece sağlıklı şekilde büyüyorlar. Bu yavrulardan da yavru almayı başardığımda, lepistes satışına başlamayı düşünüyorum. Şu an Türkiye’de kısıtlı da olsa 50-100 dolara “yarı egzotik” türler bulmanız mümkün. Hedefim aynı türleri 10-20 dolar arası rakamlara satmak. Türkiye’de lepistes fiyatlarının yükselmesi gerekiyor. Aksi takdirde, bu hayvanlara ideal koşulları sağlayarak üretmek mümkün değil. Böyle olunca da hem hayvanların yaşam kalitesi düşüyor ve dayanıksız oluyorlar, hem de aradığımız türleri bulamıyoruz.

Uzun araştırmalar ve denemeler sonucunda, lepisteslerin aslında Türkiye şartları için çok uygun olduğuna karar verdim. Nedenlerini şöyle açıklayabilirim:

-Bir çift lepistes için ideal akvaryum büyüklüğü 40-50 litre. Özellikle erkekler ve yavrular büyük akvaryumları sevmiyorlar. Çiftleşme ve yemlenme ihtiyaçları gözönüne alındığında, büyük akvaryumlar balığın çok fazla yüzmesine, dolayısıyla yorulmasına neden oluyor.

-Lepistesler için ideal sıcaklık 18-20 derece. 24 derece ise üreme için ideal sıcaklık; ancak lepistes erkekleri öylesine israrcı ki -sağlıklı olanlar!- bunun çok da önemi yok.

-25 dereceye kadar olan sıcaklıkları çok iyi tolere ediyorlar. 25 dereceden sonra ise balık kendini rahatsız hissediyor ve hastalıklara açık hale geliyor. Daha iri olmalarına rağmen, dişiler erkeklerden daha hassaslar; özellikle de doğum sonrasında.

Bu üç maddeyi birleştirirsek, lepisteslerin bakımı ucuz balıklar olduğunu görüyoruz. Örneğin 100 litrelik bir akvaryumda 7-8 çift rahatlıkla barınabilir. Böyle bir akvaryumun ısıtma ve filtrasyondan dolayı elektrik tüketimi çok az olacaktır. 5 Wattlık bir dış filtre (mesela Eheim Ecco 2232,2234 ya da Eheim Pro 2222 veya 2224; hala bulabilirseniz Eheim 2211 Classic) ve 100 wattlık bir ısıtıcı fazlasıyla yeterli olacaktır.

Çoğu kişinin aksine, canlı yemi kesinlikle tavsiye etmeyeceğim! Herhangi bir akvaryumcudan alacağınız su piresi içinde sayısız mikrop ya da bakteri olabilir. Canlı yem olarak sadece artemia kullanıyorum; ama mecbur değilsiniz. Yüksek protein oranlı kuru yemler dışında haşlanmış ıspanak balıklarınızın her türlü amino asit ve mineral ihtiyacını karşılayacaktır. Sanılanın aksine, canlıdoğuranlar için proteinin fazlası iyi değildir. Akvaryumunuzun bir miktar yosunlanmasına izin vermelisiniz. Kesinlikle Tubifex ile balıkları beslemeye kalkışmayın! Hatta, kurutulmuş ve sterilize edilmiş Tubifexden dahi uzak durun. Su piresinin üremeyi tetiklediği doğrudur. Ben arasıra Tetra’nın paketlenmiş ve sterilize edilmiş su piresini (Fresh Delica) kullanıyorum. Su değişiminin ve suyun bu sırada bir miktar serinlemesinin özellikle Velifera’ların çiftleşme istediğini tetiklediği doğrudur ama Lepistesler üzerinde bir etkisi yoktur.

Egzotik lepistes üretmek isteyen arkadaşlara da bir uyarı: bu balıkların çoğuna kısırlaşsınlar diye yüksek oranda acriflavine veriliyor. Acriflavine, hem suda parazit oluşmasını önlüyor hem de buna karşılık balıkların bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Bazı forumlarda sıkça rastladığımız “balıklarım neden doğurmuyor” sorusunun cevabı da bu detayda gizli. Balık alacaksanız, kesinlikle bilinçli diğer amatörleri tercih etmenizde fayda var. Zira amatörlerin çoğu düzenli olarak ilaç kullanmıyor, balıkları çok daha iyi su koşullarında, çok daha kaliteli yemlerle büyüyor. Üstelik ellerindeki balıklar genelde 2.kuşaktan bile eski oldukları için, ülkemizin su şartlarına uyum sağlamış oluyorlar. Prensip olarak, suyu yeşile ya da maviye kaçan bir akvaryumdan balık alıp kendi akvaryumuma koymuyorum; bunu sizde kural olarak benimserseniz balık kaybı yaşamaz ve bol bol yavru alırsınız.

Eheim 2213 Classic

eheim 2213 classicElime son geçen dış filtre bir Eheim Classic 2213 oldu. Üstelik o kadar eski ki,üzerinde Made in West Germany yazıyor. Faturası 1990 yılında kesilmiş.

Pervane, seramik mili kırıldığı için, plastik bir pipet üzerinde dönüyor ve 2213′ün orjinalde 4 adet olması gereken klipsinden biri eksik…

Musluksuz olan bu 2213 Classic’in içindeki orijinal malzeme tarih olmuştu. Bende bunun yerine plastik bulaşık teli ve bolca sünger doldurdum.

Yeni 200 litre akvaryumuma yetmeyeceğini düşünerek, fotografta gördüğünüz gibi Tetratec 700′ü 2213 ile birlikte, Eheim 2213 Classic’in sprey borusuna bağladım.

Bu arada, beni şaşırtan bir şey oldu: içindeki yoğun malzeme ve uydurma pervane miline rağmen, 2213 Classic, debi konusunda Tetratec 700′ü geride bıraktı! Bunun üzerine, Tetratec 700′ü fişten çektim.

Kısacası, Eheim, herşeye rağmen ne kadar üstün olduğunu birkez daha kanıtladı. Özellikle Eheim Classic serisinin düşük debi değerlerine bakarak akvaryumunuzla başaeheim 2213 classic çıkamayacağını düşünmeyin. Classic serisinde, verilen debi rakamlarının neredeyse tamamı yakalanabiliyor. Üstelik, katlar arasında geçiş olmadığından, çekilen suyun tamamı filtre ediliyor. Bu filtrelerin ikinci elinden korkmanız gereksiz. 10 yılın üzerinde sorunsuz çalışan sayısız Eheim Classic modeli gördüm. Bu seri, yıllar içinde hiç değiştirilmeden üretildi ve zaman karşısında kendini kanıtladı. Parça sorunları yok. Boru, emiş çubuğu gibi aksamları Atman ile uyumlu. Sanırım Ekol 15′in klipsleri Classic’lere uyuyor.

Sadece 8 Watt harcıyor ve saatte 440 litre su çeviriyor. Sanırım 2213′lere musluk koyulması oldukça yeni bir uygulama. Musluklu 2213′leri şiddetle tavsiye ediyorum. Musluk olmayınca temizlik cidden çok zor bir hale geliyor. Filtrenin havasını almaksa abartıldığı kadar zor değil. Eğer musluk varsa, sadece kafayı çözüp filtreyi tekrar temizlediğinizde, kabı suyla doldurun. Bu durumda çoğu zaman tekrar hava alma işlemi yapmanıza gerek kalmıyor.

Bu filtreleri dolu ve musluklu olarak,iyi bir pazarlıkla 120-130 liraya alabilirsiniz. Liste fiyatları 160-250 YTL arasında son derece değişken bir aralık gösterse de, 140 YTL’den fazla vermemelisiniz. İkinci ellerini durumuna göre 60 YTL’ye kadar almanız mümkün. Orijinal malzemesi ve muslukları yoksa, açıkçası ikinci el almak pek akıllıca değil; zira Orijinal malzemeyle doldurmak bile en az 80 YTL tutuyor. Canlı stoğunuz fazla değilse, benim gibi alternatif malzemeler kullanabilirsiniz.

3 aşamalı dış filtre modifikasyonu ile yüksek debi ve temizlik – Yapımı

-Açıklayıcı yazı için, şu linke de bakın-

Bu aslında bir dış filtre modifikasyonudur diyebiliriz. 200 litrelik tankta kullandığım Tetratec EX 700 özellikle mekanik filtrasyonda yetersiz kalınca, onu dışarıdan takviye etmeye karar verdim.

Kullandığım malzemeler:

1.Plastik yemek saklama kabı

2.Havya. Dandik bir havya olmasında fayda var. Şayet iyi bir havyanız varsa, ucunu bozmamak için söküp yerine çivi gibi bir şey kullanın. Kaliteli havyalar ve uçları pahalıdır. Boşu boşuna ziyan etmeyin.

3.Kilitli bahçe hortumu bağlama aparatı. Çok sayıda var,bunun tam adını bilmiyorum. Benimki Bauhaus’dan acaip bir kazık yiyerek aldığım bir Alman markası(Gardenia değil), ama bunlardan kullanmayın. Gereksiz pahalılar. Benzerini geçenlerde
Tahtakale’den 1.5 YTL’ye aldım.

4.Dış filtre hortumunuz için kapalı tip en az iki tane vantuz. Geçmeli olanlar işe yaramayacaktır.

5.Biyolojik, ya da biyomekanik filtre malzemesi. Ben Eheim Lav kullandım. Aslında kullanmanıza pek de gerek yok.

6.Elyaf ve pamuk.

7.Plastik kabı tutturacak uydurma aparatlar. Ben sadece vida kullandım, çünkü akvaryumun tacı suntalam.

1.Plastik kapta havya ile delikler açıyoruz. Delikler,suyun rahatça akacağı kadar büyük, ancak filtre malzemenizin düşmeyeceği kadar küçük olmalı!

3 aşamalı dış filtre modifikasyonu ile yüksek debi ve temizlik – Yapımı

2.Plastik kabımızın yanını, bahçe hortumu aparatı geçecek kadar deliyoruz. Ben havya kullandım. Siz matkap,freze,annihilasyon topu,lazer veya roket kullanabilirsiniz.

3 aşamalı dış filtre modifikasyonu ile yüksek debi ve temizlik – Yapımı

3.Malum aparat. Sarı kısmı vidalıdır; bunu ayı kuvveti kullanmak suretiyle söküyoruz.

3 aşamalı dış filtre modifikasyonu ile yüksek debi ve temizlik – Yapımı

4.Dış filtre çıkış hortumunu, plastik aparatımız marifetiyle kabımıza sabitledik.

dis_filtre_modifiye_4.jpg

5.Kabı akvaryuma tutturduk. 3 vida kullandım, biri sadece mesnetlik yapmakta.

dis_filtre_modifiye_5.jpg

6.Dış filtenin alt süzgecini söküp bunu tutan aparatı yerinde bıraktım. Hortumu direk bu aparatın içine tıktım. Son olarak, bir iç filtreden söktüğüm süngeri buna bağladım. Neden öyle yaptın derseniz, yazının başında verdiğim linki okuyun.

dis_filtre_modifiye_6.jpg

7.Filtenin diğer tarafı açık kaldı. Siz burayı dikebilirsiniz. Benimkisi bekar evi olduğundan iğne iplik yoktu. Ben de oraya kola kapağı tıkadım! 3 gün oldu,sorun yok.

dis_filtre_modifiye_7.jpg

8.Bu işlem sonunda, debi, herhangi bir Tetratec’de göremeyeceğiniz kadar yükseldi! Su kaba çarpmasa, 50-60 cm ileri fışkıracak.

dis_filtre_modifiye_8.jpg

9.Eheim marka curufu kaba ince bir katman olarak dizdim. Bunları dökümhanelerde filan çöpe atıyorlar, biz para verip filtreye koyuyoruz…Lav taşını birisinin kafasını yaracak büyüklükte satanlar var. Bu fiyata üstüne oturalacak büyüklükte bir Lav taşı bulmanız mümkün. Evde sevmediğiniz biri varsa,eline bir çekiç verip ufak ufak kırdırabilirsiniz.

dis_filtre_modifiye_9.jpg

10.Pamuğu alta,elyafı üste koydum (doğal olarak!). Mutlu son.
dis_filtre_modifiye_10.jpg“A

aa,bu filtre işe yaramıyor,adamın akvaryum Marmara denizi” gibi demeyin. Suda dış parazit için kullandığım ve zerre kadar işe yaramayan Sera Omnipur var. Bir dahaki sefere Ektozon deneyeceğim. (Ektozon yerine zerre kadar güvenmediğim Azoo Ectoparasite Treatment’ı kullandım. Sonuç iyi gibi. Omnipur’dan farklı olarak, bu ilaçta Formalin var. Üstelik Omnipur, bakterileri öldürerek ölü su sorununa neden olmuştu; Azoo’dan sonra yoğun su değişimiyle akvaryum oturdu ve kullandığım ilaç gözle görülür bakteri ölümüne neden olmadı)

Aslına bakarsanız, akıl almaz derecede pislik topluyor. Üstelik, dış filtre girişindeki süngerden dolayı kaba pislikler dış filtreye dolmuyor.

1, toplam 4 sayfa1234»