* You are viewing the archive for the ‘bilgisayar’ Category

Birileri, Playstation 3′ü süper bilgisayar olarak kullanmaya balşamış bile!

Playstation 3 supercomputerAylardır, hatta daha Playstation 3 çıkmadan, bunun bir süper bilgisayar olduğunu söyleyip duruyordum! Hatta, birilerine bunun ticari olarak iyi bir fikir olduğunu da çıtlattım. İlgilenmediler ayrı-birileri bunu yapacak, zengin olacak ve biz de seyretmeye devam edeceğiz.

Toshiba,IBM ve Sony tarafından geliştirilen Cell işlemcisini öve öve bitiremedim, tekrarlayacak değilim.

Haberi Wired’da buldum. Astrofizik doçentinin biri, 8 Playstation 3′ü birleştirip cluster yapıyor. (Tabii onbinlerce dolara Blade server + Red Hat Cluster Suite satanlar kıl olacak şimdi!). Dartmouth College’dan Dr. Gaurav Khanna, bu sayede 500′ün üzerindeki işlemciden elde edebileceği işlem gücünü sadece 5000 dolara, 8 Playstation 3 ile üniversitenin hizmetine sunmuş. Elbette Playstation 3′lerin üzerinde GNU/Linux kurulu; hangi dağıtım demeyin, ben de bilmiyorum. Magazinden öte de bir haber değeri yok zaten hangi dağıtım olduğunun; sonuçta hepsi üç aşağı beş yukarı aynı.

National Science Foundation (NSF-Milli Bilim Vakfı; yok yok İlim Yayma Cemiyeti filan değil!) fikri çok beğenmiş ve ABD genelinde Playstation 3 tabanlı cluster’lar kurma kararı almış.

Duydun mu TÜBİTAK?

Asus Eee: Türkiye’nin en ucuz laptopu olabilir mi?

asus eee olpc rakibi ucuz laptopAsus Eee, uzun süre manşetleri meşgul etti. Aslında yeni bir fikir değil ama, yıllardır sürüp giden OLPC tantanasına, AMD’nin başarısız PIC modeline (Bizde de satılmış, ancak başarılı olamamıştı) karşı, Asus Eee, tutulması için gereken çok sayıda özelliğe sahip: ucuz fiyat, 1 kilonun altında ağırlık, yeterince güçlü bir işlemci ve özellikle Türkiye için konuşmak gerekirse, güvenilir bir distribütör. (Çizgi Elekronik’in getireceğini varsayarak bunu söylüyorum)

Asus Eee, “acaba güdük bir Windows XP ile mi geliyor?” spekülasyonlarına rağmen, GNU/Linux ile gelmekte. Bu aralar, Dell gibi, Asus da GNU/Linux rüzgarına kapılmış gibi görünüyor. (Asus’un P5E3 anakartı ile ilgili yazımı ilginç bulabilirsiniz; bu anakart 5 saniyede açılan bir GNU / Linux sürümü ile geliyor)

Doğal olarak elimde bir Asus Eee bulunmuyor. Aslında tam bana göre bir subnotebook olduğunu düşünüyorum; çünkü İstanbul dışına sık çıkan biriyim. Ağır ama güçlü laptoplarda ilgimi çekmiyor, çünkü ne kadar güçlü olursa olsun, laptop üzerinde ciddi işler yapabilen biri değilim. Beni boğuyorlar. Hal böyle olunca, ucuz, hafif ve maillarıma bakmak, surf yapmak, birkaç satır bir şey karalamak için Asus Eee benim için ideal bir taşınabilir aygıt.

Elimde bir Asus Eee PC olmadığı için, çok fazla kaynak tarayarak en doğru bilgileri, mümkün olduğunca ayrıntılı olarak toplamaya çalıştım. Bunun nedeni Eee PC’nin önemli bir cihaz olduğunu düşünmem. Birçok insan gereğinden ağır, pahalı ve kullanımı zor laptoplar satın alıyorlar. Benim tercihim, güçlü bir masaüstü ve hafif,küçük ve ucuz bir laptop. (Gerçi zamanında en güçlü, en ağır ve en pahalı laptopu almıştım, sonra da feci derecede pişman oldum. Birkaç iş için gerekliydi ama şu an son derece gereksiz olduğu gibi, taşıması da eziyet)

Asus Eee – Donanım

Sanıyorum burada en merak edilen konu, Eee PC’nin işlemci ve ekranı. Bu konuda, ne Asus’un sitesi, ne de Asus Eee PC’den bahseden sitelerde doyurucu bir bilgi var. Saat hızı ve tüketimden yola çıkarak, Intel’in IDF konferansları ve fiyat/batarya ömrü gibi bilgileri de harmanlayarak, işlemcinin Dothan sınıfı, 900 Mhz, Celeron ULV olduğuna karar verdim!

Aslında bu seriyi neredeyse çıktığından beri takip ediyorum; çünkü x86 tabanlı ama Via C3 ve Via C7′lerden çok daha hızlı çalışan bir işlemci arayışı içindeydim. Sanırım Intel de ilk başta ULV serisini Via’nın Mini ITX platformlarında ortaya çıkan, sonra da Pico ITX ve Nano ITX ile iyice ufalmaya başlayan C serisine rakip olarak çıkardı. Gerçekten de, Intel’in ULV serisi işlemcileri, Via’nın en üst düzey işlemcisi olan Via C7′lerle kıyasladığınızda, Watt başına performansta, ULV’lerin çok daha iyi olduklarını görüyorsunuz. Evet; Via C7′ler çok az enerji tüketiyor ama performansları da rahatsız edici derecede düşük. Intel’in ULV serisi ile, 5-35 Watt arası enerji harcıyor. Via C7′nin en yüksek enerji tüketimi 20 Watt olsa da, aynı tüketim seviyesinde muadil Intel işlemcilerin oldukça altında bir performansa sahip.

asus eee olpc rakibi ucuz laptop asus eee olpc rakibi ucuz laptop intel dothan subnoteasus eee olpc rakibi ucuz laptop intel dothan subnote

Bahsettiğim Dothan serisi, Core mimarisinin atası sayılabilecek Yonah serisinden farklı. Her ikisi de, günümüzdeki Intel Core işlemcilerin temeli olan Pentium M mimarisine dayansa da, Dothan, Yonah gibi SSE3 komut setini desteklemiyor ve FSB 400 Mhz ile sınırlı. Ayrıca bu işlemciler 0.90nm olarak üretilmişler. Buna rağmen, düşük saat hızı ve verimli mimari sayesinde, 5 Watt gibi inanılmaz diyebileceğimiz bir tüketime sahipler. Elbette uçtukları filkan yok ama, AMD’nin Geode’larından ve Via’nın C7′lerinden çok daha başarılı olduklarına da şüphe yok.

Dothan Mobile Celeron işlemci, 479 pinli ve 512kb önbelleğe sahip.

Chipset verileri genelde verilmemiş olmasına rağmen, farklı siteler iki ayrı chipset üzerinde spekülasyon yapmış. Bunlardan biri, 910 Alviso GML, diğeri ise 915 Alviso. Her iki chipset de kuzey köprüsü olarak ICH 6 kullanıyorlar; aradaki tek fark, 915′in 533 Mhz FSB’yi destekliyor olması. Bunun dışında herhangi bir farkları yok. Hal böyle olunca, Asus Eee PC’nin hangisini kullandığını söylemek güç.

GPU olarak, ucuz Intel chipsetlerde bolca bulunan GMA 900 mevcut. Eee PC üzerinde ayrıyeten VGA çıkışı da bulunuyor. GMA 900′de DVI desteği olmadığından, boşuna “DVI çıkışı var mı?” diye meraklanmayın. Yok.

Tüm modellerde DDR2-400 Mhz RAM geliyor. Kötü haber ise, RAM modüllerinin anakarta lehimli olması. Yani RAM’i artırma imkanınız yok; en azından şimdilik görünen bu.

asus eee olpc rakibi ucuz laptop intel dothan subnoteasus eee olpc rakibi ucuz laptop intel dothan subnoteasus eee olpc rakibi ucuz laptop intel dothan subnote

Ekran olarak, 7 inç bir TFT LCD var. Genel olarak görüntü kalitesinin iyi olduğu söyleniyor. Fotograflardan gördüğüm kadarıyla bana kontrast düşükmüş gibi geldi. Ekran çözünürlüğü ise 800×480 piksel. Tuhaf bir çözünürlük; kullanmadan nasıl görüneceğini söylemek güç.

Genel olarak, donanım özelliklerinin zengin olduğunu söylemek mümkün. 10/100 Mbit Ethernet ve 802.11 b ve 802.11g destekli Wireless ethernet mevcut. 3 USB portu, bu tip bir cihaz için fazlasıyla yeterli. Asus Eee PC üzerinde ayrıca SD/MMC ve MS kartları okuyabilen bir kart okuyucu var. Doğrusunu isterseniz, Compact Flash desteği olmaması canımı sıktı. Artık herkes yavaş yavaş Compact Flashları unutsada, ben ve profesyonel SLR makineler kullananlar bu kartlara bağımlılar. Üstelik, açık bir standart olması bir yana, 1.8 inçlik diskler kullanan iPod gibi cihazlarla da pin uyumlu Compact Flash kartlar. Bu gözüme çarpan ilk ciddi eksiklik oldu. Çok da ciddi sayılmaz ama, daha becerikli bir kart okuyucu cihazın değerini artırırdı.

MSN delileri için bir de 0.3 K CMOS kamera mevcut.

Maliyet kaygılarından olacak; NiMh batarya kullanılmış. Gücü 4400 Mah ve 5200 Mah olmak üzere iki çeşit batarya bulunuyor. Eee PC 4G Surf ve Eee PC 2G Surf modelinde bulunan 4400 Mah batarya 2.8 saat; Eee PC 4G ve Eee PC 8G modellerinde bulunan 5200 Mah batarya ise 3.5 saatlik bir kullanım süresi sağlıyor.

asus eee olpc rakibi ucuz laptop intel dothan subnote asus eee olpc rakibi ucuz laptop intel dothan subnote

Tüm modellerin ağırlığı 920 gram olarak verilmiş. Asus’un en ucuz laptopu, 225 x 65 x 35 mm gibi son derece küçük bir kasaya sahip.

İyi haberi sona sakladım diyebiliriz; Asus Eee PC’de sabit disk yok. 2,4 ve 8 GB’lık SSD ile geliyorlar. Bu sayede, hem az enerji tüketiyor, hem daha az ses çıkarıyor, hem de cihazı düşürme durumunda veri kaybı olasılığınız azalıyor. Kimileri kapasiteyi eleştirse de, bence 2 GB bile bu tip bir cihaz için yeterli. Sistem kurulumundan sonra kullanıcıya kalan depolama alanı belirtilmemiş; ancak çok sorun teşkil etse bile, SD card-USB disk kullanılarak bu sorun aşılabilir.

Asus Eee – Yazılım ve İşletim Sistemi

İşletim sistemi GNU/Linux; ama iki ayrı ekran görüntüsünde iki ayrı masaüstü ile karşılaştım: Bunlardan birinde, Matchbox, diğerinde KDE vardı. Rivayetlerden biri de, kullanılan işletim sistemini Xandros’un hazırladığı. Açıkçası, Eee PC’ yi alıp enine boyuna incelemeden yazılım, hız ve işletim sistemi hakkında net bilgiler vermek mümkün değil. Bir siteye göre, sistem açılınca 10 saniyede masaüstü geliyor, bir başka site bu süreyi 20 saniye olarak veriyor. Asus ile 15 saniyenin altı demekle yetinmiş. Artık siz karar verin!

Tarayıcı olarak Firefox geliyor; ama Eee PC’yi inceleyen hiçbir sitenin aklına nedense Flash desteği olup olmadığına bakmak, ya da Firefox’un video oynatıcısı olarak hangi bileşenin gömülü olduğunu (Xine, Mplayer, VLC plug-ini gibi) incelemek gelmemiş. Internet’te bulabileceğiniz -herhangi bir dilde- en kapsamlı inceleme maalesef benim yazım. Maalesef diyorum; çünkü elinde cihaz olan bu sitelerin daha profesyonel iş çıkarabilmesini beklerdim. Şimdiye kadar edinebildiğim bilgilerin çoğu bulanık, yanlış ya da eksik.

asus eee olpc rakibi ucuz laptop intel dothan subnote asus eee olpc rakibi ucuz laptop intel dothan subnoteasus eee olpc rakibi ucuz laptop intel dothan subnote

Skype, Kopete, OpenOffice gibi programlar da Eee PC ile geliyorlar ve bir ekran görüntüsünde gördüğüm kadarıyla Mplayer kullanılmış. Burada aklıma takılan soru, video codec desteği. Hemen tahmin edebileceğiniz gibi, hangi ses ve video codec’lerinin desteklendiği konusunda ne Asus’un sitesinde, ne de herhangi bir sitede en ufak bir bilgi kırıntısı dahi yok!

Genel arabirim, biraz OLPC’yi andırıyor. Hafif bir dağıtım olmak kaydıyla, yeterli tecrübeye sahipseniz, Asus Eee PC’ye kendi dağıtımınızı da kurabilirsiniz. Elbette, verimli çalışabilmesi için kernel ve aygıt sürücüleri konusunda oldukça bilgili ve deneyimli olmanız gerek.

Windows XP diye direnenlere müjde; Asus Eee PC’ye Windows XP’de kurulabiliyor(muş).

asus eee olpc rakibi ucuz laptop intel dothan subnote asus eee olpc rakibi ucuz laptop intel dothan subnote

Genel olarak, Asus Eee PC cidden hoşuma gitti. Neler yapabileceği, hızı, stabilitesi, gerçek pil ömrü gibi konularsa profesyonel bir inceleme gerektiriyor. Eee PC piyasaya çıkalı herhalde birkaç saat oldu; Türkiye’ye ne zaman geleceğini de bilmiyorum. Konfigürasyona göre, fiyatının 250-500 dolar arasında değişeceğini düşünüyorum.

asus eee olpc rakibi ucuz laptop intel dothan subnote ozellikler

AMD, Intel, leblebi, çekirdek

karpuz.jpgSıkıldım bu çekirdek savaşlarından. Intel 80 çekirdek çıkaracakmış, AMD “valla 8 yapmam, 16′da gözüm yok” demiş, 16 çekirdekli AMD işlemciler yoldaymış, ben bekleyemem çatlarım diyenlere önden 8 çekirdek vereceklermiş. AMD Phenom’a 3 çekirdek yetermiş. Intel 4 çekirdeği çok ucuza verecekmiş, tek çekirdeği Kızılay dağıtacakmış.

Bu çekirdek mevzusu karpuz kavun çekirdeği gibi değil. Toprağa diktinmi işlemci çıkmıyor. Karpuzun aksine işlemcinin bol çekirdeklisi makbul. Yani saat hızı yüksek olsun ama az çekirdekli olsun demeyin.

“oo 80 çekirdek çıksın, ben ondan alırım, artık 15 sene yeter bana” diyenler heveslenmesinler. Seneye 120 çekirdek çıkar. Bir bakarsınız Half-Life 3′ün sistem gereksinimleri bölümünde “minimum 36 çekirdek” gibi alışık olmadığımız ifadeler yer almaya başlar.

Neredeyse 20 senedir PC alıyorum; Moore yasası nereye kadar bilmem ama Murphy yasaları ölene kadar geçerli…

Birincisi, aldığın PC, ilk gün bir öncekinden %30, ertesi gün ise aynı hızda çalışmaya başlar.Aldığınız işlemci ne kadar güçlü olursa olsun…

Her sene, en az 100 dolar CPU masrafın olur (ortalama)

Boşuna “ileri dönük bir anakart ve RAM alayım” demeyin; CPU değiştirirken her nasılsa elinizdeki anakarta uymaz. Uysa da doğru dürüst çalışmaz.

Dergilerde ve web sitelerinde oyun grafikleri harika görünürler, ama elindeki CPU ve ekran kartı o kaliteye yetecek kadar pahalı değildir. Ekran kartı ve CPU’nu yenilediğinde ise o oyun artık tarih olmuştur ve grafikleri Pacman gibi gelir sana.

Eski bilgisayarına Linux da kursan hızlı çalışmaz.

Eski bilgisayarını yazlıkta kullanamazsın; bütün kış saklar, yaz gelince “ulan bu da tarihi eser olmuş” deyip mecburen yenisini alırsın.

RAM fiyatları sürekli düşer ama fiyatı düşen RAM’ler senin anakartına uymaz. Uyanların ise “abi onları artık yapmıyorlar” bahanesiyle fiyatları şişirilmiştir.

“Anakart ve işlemciyi değiştireyim yeter” diye girişilen naif upgrade maceraları, önce RAM, sonra ekran kartı, sonra diskler, nihayetinde ise kasanın değişmesiyle sonuçlanır. Genelde kapağı zor açılan, doğru dürüst okumayan CD ve DVD ROM’lar ise, “yeni bilgisayar almadım, upgrade ettim” bahanesini ileri sürebilmek için yerinde bırakılır.

Alışverişe gidildiğinde daima hedeflenen bütçe aşılır. Battı balık yan gider mantığıyla, genelde ihtiyaç dahilinde olmayan başka parçalar da alınır.

Iphone Extreme,Intel’in mobil platform planları,Intel Menlow ve Moorestown

İphone Extreme,Intel’in mobil platform planları ve Intel Menlow ve MoorestownYeni sayfalarında yok ama, http://www.apple.com/feedback/iphone.html adresinde, HTML kodlarına baktığınızda bir “iPhone Extreme” ifadesi görüyordunuz. Bu ifade, iPhone’un Extreme modelini çıkaracağı yolunda spekülasyonlara neden oldu. Elbette, Apple, iPhone ile yetinmeyecek ve rakipleri hızla artıp daha iyi özellikler ve daha makul fiyatlar sunarken, aynı iPod’da yaptığı gibi, bol bol model çıkaracaktır.

Apple’ın Intel yakınlaşması ve Intel’in giderek mobil ve (gömülü) sistemler içine girme isteği, bir sonraki iPhone modelinin Intel’in embedded platformunu kullanacağı yolunda spekülasyonlar oluşmasına neden olmuş.

Bahsedilen platform halihazırda mevcut ve kod adı Menlow. Moorestown ise sonraki aşama için planlanıyor. Menlow platformunda -evet;Menlow bir chipset ve CPU’dan oluşan komple bir platform- Silverthorne kod adlı bir işlemci ve Paulsbo isimli bir cihpset var. Standby modunda sadece 0.55 Watt harcıyorki, şu an laptoplarda kullanılan ULV (Ultra Low Voltage) Core işlemcilerden bile kat kat düşük bir değer. Yine de, ARM’a ancak yetişebiliyorlar.

Menlow platformu ve onun CPU’su olan Silverthorne, 64 bitlik bir platform ve x86 uyumlu. İlk etapta, UMPC‘lerde kullanılacaklar; ancak Intel yavaş gelişen UMPC pazarı yerine, gözünü cep telefonlarına dikmiş gibi görünüyor.

asus r3 umpcFotografını gördüğünüz Asus R3, Menlow platformunu kullanıyor. Moorestown‘un ise 2009-2010′da çıkması bekleniyor. Intel’in amacı, 2010′a kadar, elektrik tüketimini mevcut platformlara göre 10 kat düşürmek.

Intel Moorestown platformunun Menlow’dan en büyük farkı, bir SoC (System On-a-Chip) olması. Yani CPU ve diğer tüm entegre devreler, tek bir silikon katman üzerinde olacaklar; gerçek ve ultra düşük enerji tüketen rakip platformlarda olduğu gibi. Bu yaklaşım sayesinde devre kartlarını tasarlamak kolaylaşıyor, ilk yatırım maliyetinden sonra sistemi üretmenin maliyeti düşüyor ve enerji tüketimi de kayda değer oranda azalıyor.

Intel, 2009′da çok yüksek olasılıkla üretimi 0.32nm makinalarda yapacak. 0.45nm, çift çekirdekli Penryn’lerin bile 25 Watt tüketecekleri düşünülürse, genelde 1 Ghz ya da altı frekanslarda çalışacak bu işlemcilerin rahatlıkla 5 Watt altına düşeceklerini kestirebiliriz. Hatta, Intel’in 2010′da ATI (AMD) ve Nvidia‘ya rakip olarak çıkaracağı GPU Larabee‘nin “basit” sürümleri, aynı yılda Moonstown platformuna entegre edilebilir.

AMD ise Xileon ile şansını deneyecek, onların en büyük kartı ise, ATI‘nin yıllardır cep telefonları için GPU üretiyor olması.

Intel IDF Moonstown Menlowbig_idf_mobility_22.jpgintel_moorestown.jpgintel-menlow.jpg

Benim fikrim, bu gelişmelerin Nokia, Motorola ve Samsung gibi cep telefonu üreticilerinin hiç de hoşuna gitmeyeceği yönünde. Intel, şu an tek bir PCB üzerinde WIMAX,3G, GPS gibi özellikleri destekliyor. Moonstown ile, bu tek bir yongaya inecek. Dolayısıyla, artık cep telefonu geliştirmek, uydu alıcısı kadar, hatta daha kolay bir hale gelecek. Bunun sonucu olarak, önce Asus gibi tecrübeli bilgisayar parçası üreticileri, sonra Uzakdoğu menşeli çok sayıda üretici, özellikle görselliği ön plana çıkarabilirlerse, eski üreticilerden ciddi bir pazar payı koparacaklardır.

Intel ve OLPC el sıkıştı: Intel’in nihai hedefi ne?

Intel ve OLPC el sıkıştı: Intel’in nihai hedefi ne?Engadget’taki habere göre, Intel OLPC projesi ile el sıkışmış; Nisan 2008 başında OLPC projesi için üretilen ilk kopyalar denenmeye başlayacaklar. AMD, birkez daha kaybetti; zira OLPC’nin işlemcisi AMD Geode tabanlı olacaktı. Bu arada Intel, Classmate PC projesini de sonlandırmış değil. Bu oldukça ilginç bir durum. AMD ve Intel aynı projedeler. Intel, kendi konseptini kabul ettirmek için uğraşırken, rakip projeye de destek veriyor. Bakalım neler olacak…

Intel ve OLPC, uzun zaman birbirlerine saydırıp durdular; Intel OLPC ile dalga geçti, OLPC’de Intel’i vahşi kapitalist,emperyalist şirket ilan etti.

Ben Intel’in nihai amacının, OLPC için işlemci üretmek olduğunu sanmıyorum. Hatta Intel, daha önce OLPC projesinde yeralan AMD’nin devreden çıkmasını bile umursamıyordur. Kuşkusuz bu AMD için sinir bozucu bir haber; önce masaüstü, sonra sunucular alanında kaybettikleri mevzilere böylece bir yenisi daha eklendi. Ancak, OLPC, toplam işlemci satışının çok küçük ve tatsız bir yüzdesini oluşturuyor, hepsi bu.

Intel’in asıl hedefi bence AMD filan değil, ARM. “Olmadı,daha olmadı,seneye de olmaz” desekte, dünya insanı ister istemez bilgisayarları, laptopları cep telefonuna sıkıştırmak zorunda kalacak. Bu sektörde müthiş bir canlılık var ve üreticiler mobil teknolojileri yaygınlaştırmak için inanılmaz para ve çaba harcıyorlar.

Bu alanda Intel’in esamesi okunmuyor. Bugün en becerikli, çok satan ve arzu edilen telefonların içinde ARM işlemciler var. Intel’in Xscale işlemcisi bile esasen ARM tabanlı ve bunun için elbette belli bir lisans ücreti ödüyorlar.

intel xscale arm tabanlıCep telefonlarıyla ilgili temel sorunlardan biri şu: yazılım geliştirmek zor ve yavaş; zira ARM işlemcisi, dünyanın en geniş programcı tabanına sahip x86 mimarisinden radikal derecede farklı. Sun, Java ile bu boşluğu doldurmaya çalıştı, ancak mobil cihaz programcılarının sayısı istenen ölçüde artmadı. Java, yavaş olduğu kadar, program yazmak için yanıp tutuşacağınız bir dil değil.

Nokia bunu anladı ve Python’u desteklemeye başladı. Gelgelelim, Pyhton uygulamaları çalıştırabilen telefonların oldukça güçlü olması gerekiyor. Bunun tercümesi: ağır, pahalı ve büyükler.

Intel, x86′ları, embedded işlemciler gibi, mobil cihazlara sokacak. Bu bir tür “platform domination”, “x86 everywhere”. Fazlasıyla azimli bir çaba ve ciddi sorunlar var: x86 mimarisi, özü itibariyle verimsiz. Çok yüksek düzeyde elektrik tükettiği gibi, fazla ısınıyor ve sofistike bir yapısı var.

Gelgelelim, Intel, saat hızı yarışından vazgeçip, çekirdek sayısını artırmaya yönelince bence bu çabasının yan ürünü olarak mobil platformlara da girebileceğini uzun süre önce gördü. Düşünün; Intel 80 çekirdekli işlemcilerin en fazla 2-3 sene içinde gerçek olacağını söylüyor. Bunun anlamı, litografi teknolojisinde son derece radikal ilerlemeler olacağı. Yani 3 sene sonra 0.65, 0.45nm gibi rakamlar değil, 0.065 Nm gibi rakamlar telaffuz edebiliriz. Nanoteknoloji, ciddi olarak devreye giriyor; zira 80 çekirdekli işlemciyi mevcut anakart ebatlarında üretmek imkansız!

Eh, gerisi çok zor değil. 80 çekirdekli işlemciden pekala bir ya da iki çekirdeği ayırdığınızda, cep telefonu içine girebilecek, şu anda masaüstü bilgisayarlarda kullandığımızolpc intel ve amd karşı karşıya performans düzeyinde ve muhtemelen mevcut ARM9 ve ARM11 işlemcilerden bile az tüketen bir işlemci elde edeceksiniz.

Reel olarak çok uzakta değil bu tip işlemciler. TILE64 gibi, 64 çekirdekli, embedded uygulamalar için kullanılacak işlemciler zaten MIT tarafından geliştirildi ve üretildi. Tamam; bunlar RISC tabanlı işlemciler ama, ortada çalışan bir örnek var.
Bunun gelecekteki anlamı şu: Artık masaüstü bilgisayarınızda herhangi bir dille yazdığınız uygulamayı, cep telefonunuza atıp çalıştırabileceksiniz. Elbette ciddi programlar için bir miktar optimizasyon yapmak gerekecek; örneğin işlemcinin kaç thread kullanacağını filan belirleyerek sistemin program çalışırken daha stabil kalmasını, işlemcinin programı daha hızlı çalıştırmasını isteyeceksiniz. Ya da hazır gelen bazı API’leri kullanarak dinamik güç yönetimiyle batarya ömrünü artırmaya çalışacaksınız. Ama bunlar olmasa da olur diyebileceğimiz detaylar.

Intel’in Linux üzerine gitgide daha fazla düşüyor olmasının nedenlerinden biri de pekala bu olabilir: eksiksiz bir cep telefonu platformu yaratmak. Şu an Linux’un bu alanda eksiklikleri var.

11, toplam 37 sayfa« First...«456789101112131415161718»...Last »