* You are viewing the archive for the ‘bilgisayar’ Category

Serendipity, yeni blog favorim…

serendipityİngilizce blog açmaya karar verince, alternatifleri incelemek farz oldu…

Wordpress, çok güçlü ve esnek. Gelgelelim, özellikle Blogmani sayesinde, Wordpress’in ne kadar hantal olduğunu da farketmiş oldum.

Görsellikten anlamam ve doğrusunu isterseniz fazla da prim vermem. Benim yaptığım bir sitede, blogda, ya da Internet’te varolan herhangi bir şeyde, önemli olan içerik…Bir de, o içeriğin hızla açılması!

Wordpress yavaş. Öylesine yavaş ki, standart haliyle, yerel Apache sunucunuzda bile zar zor açılıyor sayfalar…

Sadece 1 saat içinde Wordpress’e bir alternatif bulmam gerekiyordu ve Serendipity’yi seçtim.

Serendipity, Wordpress’den kat kat hızlı. Eklenti ve tema sayısı elbette Wordpress ile boy ölçüşemez ama bir avantajı var: eklenti ve temalar, merkezi depolardan geliyorlar. Tek tıklama ile, hiçbirşey yüklemeden, tema ve eklenti kurabiliyorsunuz. Ivır-zıvır eklentiler yok. 200′e yakın eklenti, gerçekten “işini yapan”, sistemi hantallaştırmayan, yeterli seviyede özelleştirilebilir ve kafa karıştırıcılıktan uzak eklentiler.

Serendipity ile hazırlamaya başladığım İngilizce blogum, bu blogdan neredeyse 3-4 kat hızlı açılıyor!

Hızından öyle etkilendim ki, birsüre sonra bu blogu da Serendipity’ye taşıyabilirim.

YouTube’un kapatılması Türk Telekom’un işine gelir…

Türkiye’nin yurtdışı Internet çıkışı yerlerde sürünüyor…

Sanırım bazı yerlerde pilot VDSL uygulaması başlandı. 30Mbit hızlardan bahsediyoruz. Ne olacağını söyleyeyim: yurtdışı çıkışı artırılmazsa, birsüre sonra Google’ı bile açamaz hale geliriz. Zaten, gün içinde bile bağlantı hızları vadedilen hızların yarısına düşüyor zaman zaman…

Benim bildiğim Türk Telekom, yurtdışı çıkışını artırmak için kolay kolay parmağını kıpırdatmaz. Keza, İtalya’da da durum böyledir. Peki neden VDSL’i getirdiler derseniz, açıklaması basit: IPTV istiyorlar, Doğan grubu bu işe çuvalla para harcamaya hazır. Yani o yatırım biz Internet’te gezip tozalım diye değil, bir de IP TV’ye para verelim diye yapılıyor. Yayın, yurtiçinde yapılacağı için, yurtdışı çıkışını da artırmaya gerek yok. Tatlı para yani.

Sizce Türkiye’nin toplam yurtdışı bant genişliğinin ne kadarını YouTube kaplıyor? İyimser bir tahminle %40 diyorum. Hatta %60 bile diyebiliriz. “Atıyorsun” diyen varsa, Türk Telekom’da “sağlam” bir tanıdığı olanlara sorsun. %30′un altında bir rakam gelirse, bilgisayarımı filan bir fukaraya verip bu işlerden elimi eteğimi çekeceğim.

Etrafınızdaki insanların ne kadar YouTube kullandıklarına bakın (artık bakamazsınız hoş!). YouTube’un 5-6 dakikası yaklaşık 20MB bant genişliği götürüyor.  Harddiskindeki  MP3′ü çalmaya  üşenip  arkada  YouTube’dan klibini oynatanları biliyorum.

Kısacası, çoğumuz kan ağlarken (Tahtakale’de bayağı takıldım!) Türk Telekom bayram ediyor…

Umarım Telia Sonera bir şekilde gelir ve bu tantanadan kurtuluruz…

YouTube neden kapatıldı?

Dün gece Levent’in uyarısıyla YouTube’un kapatıldığını öğrendim…

Delirdim, çok sinirlendim filan diyemiyorum. Fransa’da yaşamıyorum çünkü. Mazota %5 zam geldi diye otobanları trafiğe kapatmıyor burada insanlar; hatta benzine %100 zam geldiğinde “ne yapalım artık, otobüse bineriz” diyorlar.

Robert Fisk’e bir arkadaşı, “Türklerin sorunu yasalarla ya da sistemle değil, her birinin kafasının içinde minik orgeneraller var” demiş. Doğru; sırtına sopayı vurdukça koyun kesilen bizler, zamanı gelince osurdukmu mangalda kül bırakmıyoruz.

2 sene önce, bu yasalar için imza kampanyası düzenlerken, “yarın YouTube’u filan da kapatırlar” demiştim. Hatta geçen gün de söylüyordum. Türkiye’de Internet’in lokal bir ağa dönüşmesi yakındır…

Kimileriniz bunun faturasını AKP’ye kesecek; çünkü AKP bu yasaları geçirirken meclisin kalanı itiraz etmişti ya(!).

Bu yasa, AKP kadar diğerlerinin de işine gelecek. Bugün bana, yarın sana. Dokunulmazlıkları kaldırmak konusunda nasıl herkes ikiyüzlülük yaptıysa, bunda da onu yaptılar.

Basında bu işin üstüne fazla gitmeyecektir; ne de olsa Türkiye’de Internet “Intranet” halini alırsa, ekmeklerine yağ sürülecek. Ne kadar çok site kapatılırsa, ona alternatif olarak açacakları tapon siteler o kadar iş yapacak. Zira Türk basını, kalitesizlik üzerinden prim yapar: bugün halkımızın yarısı İngilizce bilse, kıtipiyoz gazeteleri okumak yerine Reuters’i, BBC’yi takip eder.

Kalan birkaç şuurlu gazetecide tınlamayacaktır; zira eski kurtların Internet’le işi olmaz. Sevmezler. Benim gibi, eskimiş saman kağıdın kokusuna tav olur onlar; iyi de bunun da “başka birşey” olduğunu anlayın artık. Romantizmle yobazlığı ayıran çizgi bazen çok ince oluyor…

AKP daha minimum 8 sene tepemizde; çünkü bir dahaki seçime de alternatifleri olmayacak. Demokrat ve liberallerin hiçbir alternatifi yok; Jakoben dostlarımız oylarını MHP ile CHP arasında paylaştırabilirler. İkisi de aynı partidir; MHP Alaturka, CHP hafif alafranga versiyondur. Sınıf olma çabasında olan şuurlu Müslümanlar da artık AKP’den medet ummasınlar; onlar da sisteme güzelce entegre olup ayak uydurmuştur. Sizlere de bu işten bir nane düşmeyecektir. “Pes valla, amma dindar adamlar” diye oy verecekseniz lafım yok; Yeşildirek’teki dükkanlarınızı kapatmak zorunda kalınca ahirette iki elinizle yakalarına yapışıverirsiniz artık.

Dünyada faşizme, özgürlük düşmanlığına, türlü kolpalığa giden bir düzen var; bu aynen Türkiye’ye de yansıyor. Zaten biz ecnebinin en boktan yanlarını hızla kaparız ama iyi bir şey yaptılar mı tatbik etmemekte direniriz. Yakında uğraşacak adam bulamaz, bizi de ufak ufak oymaya başlarlar.

YouTube’un kapatılması nabız yoklamadır. Elbette sokaklara dökülüp caddelerden sel olup akmayacaksınız; çünkü ortada ne tabut, ne bayrak, ne slogan var…

Tınlamayanlara V for Vendetta’yı seyredin diyeceğim ama, “kim lan bu anarşist” deyip, bağlantıyı da kuramayacaklar…

Lakin, YouTube uzun süre kapalı kalmaz; zira bu sefer Wordpress’çi çocuklarla değil, Türkiye’den daha zengin bir şirketle uğraşıyorlar. 5 kişi blogunda yazdı diye açılmaz; açılınca ben de dahil, “biz yazdık açtılar” diye kimse kendi kendine gelin güvey olmasın.

Ne diyelim; Atatürk ve din düşmanı, bölücübaşı YouTube’un kapatılması vatana millete hayırlı olsun!

Çok sevinen arkadaşlar yürüyüş de tertip edebilirler. Jakobenler Şişli’den, şeriatçılar Beyazıt caminden yürüyüşe geçer, iki kol Vatan Caddesi’nde yanyana gelir.

Bugünde vatanı kurtardık; yarına Allahın izniyle izindeyiz Atam. Bu birleştirici, doğu-batı sentezi mesajla da yazıma son vereyim.

Sun Microsystems, MySQL’i almış

2008′in ilk bomba haberi…

Sun, MySQL’i 1 milyar dolar sayarak satın almış. Böylece, MySQL, Java + sunucular filan derken, Sun, Internet’i iyiden iyiye idare eder hale geliyor.

Microsoft, yine bakmaya devam ediyor bu arada.

Oracle, Red Hat müşterilerini kapmak için mücadele ederken, Sun, bazı problemlerle gelen MySQL’i adam gibi geliştirip Enterprise RDBMS pazarında Oracle’a kök söktürebilir. MS SQL filan demiyorum; onu 3.dünya ülkeleri ve Türkiye haricinde pek kullanan yok.

Sun’a sempatim olduğunu gizlemiyorum. Benim pek hazzetmediğim MySQL’in (şirketin de adı bu aynı zamanda) Sun’a geçmesi hem Sun adına sağlam bir yatırım oldu; hem de giderek daha fazla kullanmak zorunda kaldığım ve görünüşe bakılırsa kalacağım MySQL’in gelişmesi açısından bir nevi teminat haline geldi. MySQL’in dokümantasyonu ve araçları “bol” olmasına rağmen, sığ, kalitesiz ve kötü hazırlanmış. Umarım, Sun bu konuda bir an önce harekete geçer.

Açıkçası, MySQL gibi güdük bir RDBMS’den nasıl bir Enterprise ürün çıkarılır, tahayyül etmek pek olası değil. Trigger’lar bile göreceli olarak yeni geldi. ANSI SQL uyumluluğundan zaman zaman fazlaca kopan bir query yapısı var. Buna rağmen, Oracle’ın “kopup gittiği” PL/SQL gibi genişletilmiş bir dile de sahip değil. Çok basit sorgularda oldukça hızlı olmasına rağmen, karmaşık sorgularda tabana vuruyor. (Aslında web gözönüne alınarak geliştirildiği için, çok hızlı, efektif ve pragmatik bir çözüm bir yandan da)

Blogmani’de finale doğru

blogmani1.jpgNe zamandır Segway’miş gibi bahsettiğim Blogmani bitmek üzere…

Harddiskim ya da beynim zarar görmezse, Blogmani eklemeyi düşündüğüm birçok özellik eklenmemiş olarak(!) Pazar günü açılacak.

Bundan sonrası, göreceği ilgiye bağlı. Açıkçası, aklıma gelen fikirleri uygulamakta bir güçlüğüm yok. Sorun, aklıma fazla da fikir gelmiyor olması. Bir de, zaman. Resimde gördüğünüz yazar ekranı yaklaşık 10 saat aldı. Sayısız PHP kodunu HTML arasına gömmek, arada buton yapmaya filan kalkmak, sırf bu sayfada gördüğünüz 2 AJAX ve 2 Spry Framework bileşeni oldukça el oyalayan zımbırtılar. Doğrusunu isterseniz, bu ekrandan oldukça memnun kaldım. Hala bir-iki eksik var. (Bunları da yakında ekleyeceğim).

Puanlama sistemi zaten bitmişti; şimdi istatistik konusunu daha da abartmakla(!) uğraşıyorum. Vaktim kalırsa, bol grafikli (pie chart, bar chart, vs…) bir istatistik modülü yazıyor olacağım. Aslında şu haliyle de tamamen fonksiyonel.

İşin güzel tarafı, oldukça fazla AJAX olmasına rağmen, herşey bayağı derli toplu oldu ve gayet de hızlı çalışıyor. (MySQL’i fazla yormuyorum, dosya boyutlarım oldukça küçük ve çoğu yerde plugin kullanmak yerine oturup elle aralara kod döşedim!)

4, toplam 37 sayfa«123456789101112131415»...Last »