koyun kopyaladıkKoyun kopyalamışız, vatana millete hayırlı olsun. Yalnız kurban bayramında ben de isterim etinden.

Neden kopyalamışız, ya da niye bu kadar gecikmişiz anlamadım zaten. Öylesine bir blogda başlığı gördüm, tenezzül edip gerisini okumadım. 10 sene geriden gelip yakaladık diye sevinmişiz yine. Kıymet-i harbiyesi olmayan haber silsilesinden bir halka yani.

Neden koyun kopyaladık ki? Yeterince koyun yok muydu? Yani sokakta herifin karısını 36 kere bıçaklamasını seyredenlerden, 82 anayasasına evet diyenlerden filan az mı vardı? Aslı varken suretine ne gerek vardı ki.

Bence insan kopyalayalım. Ama orada sıkıntı olabilir. Özellikle bilim yuvalarımızdaki(!) kadrolaşmadan ötürü. Mesela, kopyaladıkları insan TSE standartlarında laik olmayabilir. Tabii herkes kendi insanını kopyalamakta özgür. Ben derimki eskilerin göbek kordonunu arayalım, belki dondurulmuş halde vardır. Mesela İnönü’yü kopyalayabiliriz, Deniz Paşa’nın hakkından o gelir. Yalnız AKP’yi denize döker mi bilemem. Öbür taraf ta Said-i Nursi’yi filan kopyalayabilir, Cumhuriyet gazetesi de kına yakar artık, çünkü o zaman kesin darbe olur.

İthal insan da kopyalayabiliriz; "ulusalcı" arkadaşlar beğenmezler bu fikrimi ama…

Neden bazı kullanıcılar, senelerce Windows kullandıktan sonra, aslında çok benzediği halde Linux ya da OpenBsd, FreeBSD gibi sistemleri kullanmakta zorluk çekiyorlar?

Ya da, aslında Türkçe yazmaya daha uygun olduğu halde, neden F klavyeye alışamıyoruz?

İşte bu duruma bebek ördek sendromu deniyor ve aslında fazla da bir açıklaması filan yok. Alışkanlık işte. Hiç de pratik olmadığı halde, plastik çakmaklar yerine Zippo kullanmak, binek araç kullanmaya alışan birinin aslında kullanımı daha kolay minibüste zorlanması gibi.

Aslında, bu durum “Linux ne zaman yaygınlaşır?” sorusunun cevabını da biraz veriyor gibi. Eski kuşak yokolduğu zaman! (Dreamweaver, Fireworks ve bazı oyunlar Linux üzerinde sorunsuz çalıştığı vakit ördek mördek dinlemem; zaten %90 Linux kullanıyorum ama sanal makineden bile silerim Windows’u!)

Solar Splash diye bir yarışma var, Carneige Mellon, hatta ABD Deniz Akademisi gibi sağlam üniversiteler tekneleriyle giriyorlar. Bu tekneler, adından da anlaşılacağı üzere, güneş enerjisi ile çalışıyor.

Bu haberi ıskalamış olabilirsiniz; zira bizde üniversiteler kayıkçı kavgalarıyla gündeme gelirler.

Bakın bizim İTÜ’lü çocuklar ne yapıyorlar: kalkıp ABD’ye gidiyor ve üçüncülük alıyorlar. Aferin İTÜ’ye değil mi?

DEĞİL!

Bombayı şimdi patlatıyorum:

ABD’de, Haziran 2007′de düzenlenecek "Solar Splash The World Championship of Intercollegiate Solar Boating"e (Dünya Güneş Enerjisiyle Çalışan Tekneler Şampiyonası) katılacak güneş teknesini yapan İTÜ ekibi, malzemeleriyle birlikte laboratuvardan çıkarıldı.

Haberi "www.teknikforum.com"da duyuran öğrenciler, laboratuvardan sorumlu Prof. Dr. Faik Mergen’in, ekibe danışmanlık yapan Yrd. Doç. Dr. Deniz Yıldırım’la yaptığı tartışma sonucu laboratuvarı kendilerine yasakladığını söylediler.

Haber, Hürriyet gazetesinden; bu da adresi…

Sivrizeka prof, çocukları laboratuara sokmuyor. Kimbilir ne karın ağrısı var, neyi çekemiyordu.

Bu çocuklar, İTÜ’lü bilim katilinin kovduğu çocuklar, artık nerede projeye devam ettilerse, ABD’de 3. oluyorlar.

Yani Türkiye’de başarılı olmak için, önce sizi türlü çeşitli oyunlarla alt etmeye çalışan köhnemiş zihinleri yenmeniz gerekiyor. Diyorum ya, "dış mihrak" arayamayın boşuna, adamlar gitmiş, çatır çatır almışlar ödülü. Kimse de "sen  Türksün,Müslümansın" filan diye hırtlık etmemiş. Hırtlar kendi içimizdeler.

Bu tek örnek filan değil. İTÜ’de çocuklar helikopter yaptılar, akibetleri güneş teknecileri gibi oldu.

Kuzenim ödül alınca, hocaları küsmüştü.

Size bir rica, bu haberi, burayı ya da Hürriyet’i kaynak göstererek sitelerinize taşıyın. Taşıyın ki, bu tip "zihinler" yaptıklarının yanına kar kalmayacağını anlasınlar.

Basın da düşmedi haberin üstüne, ne de olsa şovenist ya da magazin içeriği yok.

İTÜ’lü bu gençlerin önünde saygıyla eğilip,teşekkürlerimi sunuyorum.