* You are viewing the archive for the ‘blog’ Category

Tartışma Adabı

Blograzzi’deki keşiflerim devam ediyor! Aynı yerde, Emrah’ın bloguna denk geldim (kendisini tanımam). Alıntı yaptığı Can Dündar’ın yazısı ilgi çekiciydi; oturup gelen yorumları da okudum.

Emrah kardeşimiz, aynı yazıyı öğrencisi olduğu Kocaeli elektronik mühendisliği forumunda yayınlayınca başına gelmedik kalmamış.

İlgi çekici olan, daha ikinci mesajdan itibaren saldırıya geçen arkadaşın, Emrah tarafından nasıl sakinleştirildiği. Sonunda, aynı kişi, artık bizim aramızı kimse bozamaz diye foruma mesaj atmış.

Emrah, forum moderatörü nasıl olunur konulu dersi başarıyla vermiş. Bana da şapka çıkarmak kaldı. Moderatörlerin, hatta hoşgörü sorunu olan herkesin okumasını tavsiye ederim.

Çöplog: Blograzzi, seçici olmalı

Blograzzi, Technorati’yi model almış, yerli bir blog dizini. Çok yeni olduğu için, Technorati’nin şu an bile yaşadığı bazı teknik sorunları yaşıyorlar, buna lafım yok.

Blograzzi’de, çoğu blogcu bizim siyasilerin koltuk hırsı gibi, ratingini yükseltme mücadelesine girmiş. Bunu yadırgıyor değilim, ben bile günde birkaç kez girip, "acaba Blograzzi’de durum ne?" diye bakıyorum; ama önce de yazdığım gibi, beğenmediğim bloglara, beni kayırırlar diye link vermiyorum, yorum yazmıyorum. İşin ahlakı bir yana,  insanların güvenini zedelemek , eğer blog işini ciddiye alıyorsanız,  en çok size zarar verecektir.

Blograzzi, "çöplog" lara karşı dikkatli ve seçici olmalı. Zira, ben blograzzi’yi iyi bloglar keşfetmek için kullanıyorum ve gerçekten güzel birsürü blog’a, bu servis sayesinde ulaştım. Sesebian, Mert, Yalçın ,Osman gibi…Adını unuttuklarım ve blogroll’a eklemediklerim af buyursunlar; henüz bu konularda yeterince aktif değilim.

Blograzzi’nin iki yanlışı var: Birincisi, resimde gördüğünüz gibi, sadece hit almak için sürekli kendine yorum yapan, ona buna laf yetiştiren, çöplogları listelemeye devam etmesi. Çok yorum alan bloglar linkinden insanlar doğal olarak bu çöplogları ziyaret ediyorlar ve arada olan kaliteli bloglara oluyor.

İkincisi, blograzzi, favori ekleme sisteminin sömürülmesine olanak sağlıyor. Danışıklı döğüş; bazıları neredeyse her yeni çıkan blogu favorisine ekliyor, çoğu blogcu da "ayıp olmasın" diye, o blogu beğenmesede eklemek zorunda kalıyor ve birçok blog sahibi, haksız olarak yükselişe geçiyor.

Hayır,biz kazandık.

Mynet’in Wordpress MU ile ilgili copyright satırını silmesi hakkındaki yazımda, bunun hukuken ve ahlaken yanlış olduğunu yazmış, gerekçelerimi sıralamıştım.

14-15 kadar yüksek hit alan blog, bu konudan bahsettiler. Serkan’dan öğrendim dün gece; Mynet biraz "görünmemesini isteyerek de olsa", copyright satırının orjinalini eklemiş.

Başka bir blogda, bu kampanyaya katılan ben ve diğer blog sahipleri, Mynet’in ekmeğine yağ sürmekle suçlanmış. Reklamlarını yapmışız farkında olmadan, Internet’e yabancı insanlar GPL filan bilmezlermiş, onlara adres göstermişiz Mynet bedava blog veriyor diyerek.

Kısmen doğruluk payı var. Ama bence bu, küçük de olsa, Türkiye’de örnek alınması gereken bir olay. Hiçkimse, kendini öne çıkararak, "Mynet’i protesto ediyoruz banner’ını benim siteden alıp blogunuza ekleyin" şovlarına tenezzül etmeden, küfür, safsata ve hamasete dalmadan, adam gibi, düzeyli ve gerekçeli bir şekilde protestosunu yaptı, hatta sadece bununla yetinmeyip Mynet’e mail attı, hatta oradan blog alarak, bunu Mynet içinde de dile getirdi.

Sonuç olarak, sadece birkaç gün içinde hedefimize ulaştık. Üstelik, Mynet’de işi uzatıp "reklamın iyisi kötüsü olmaz" mantığıyla, işi dallanıp budaklandırmadı.

Bu konuya samimi şekilde yaklaşıp zaman ayıran, bloglarında yazan, mail atan, yorumlarıyla destek veren herkesi tebrik ediyorum. Eğer resmi bir açıklama da yapsaydı, Mynet’i de tebrik edecek, hatta belki haklarında güzel birkaç şey yazacaktım. İnanıyorum, birgün o seviyeye de geleceğiz. Herkes hata yapar, hatadan dönenleri de "dönek" olarak suçlamayıp, yaptıklarını takdir etmek, altında çapanoğlu aramamak gerek.

 

Blog ve Rating

Kalite, herzaman rating getirmez. Kalitesizlik de.

Her blog yazarı, çok ziyaretçisi olmasını ister ve bekler. Birçoğu, site istatistiklerini anormal derecede abartır. Samimi olmam gerekirse, şu an itibariyle ortalama 200 civarı ziyaretçim var. Bu size çok düşük gelebilir ama, Türkiye’deki Internet kullanıcısı o kadar çok değil. Bu kullanıcıların yarısından fazlasının, sadece sohbet programlarını kullandığını söylüyorum; bunda da çok samimiyim.

Kalanların yarısı da, Internet’i yoğun kullanmayan kitledir. Sabah gazeteleri okur, e-postalarını okur, işinin başına döner…

Yani, blog okuyan kitle, 1 milyon kişi bile değildir. Onbinlerce blog’dan sizin blog’unuzu bulması, okuması, şans ve tesadüflere bağlıdır.

Hızla yükselmeyi unutun. Internet artık çok büyük, artık kimse bomba gibi bir günde patlamıyor. Yepyeni bir fikriniz yoksa, patlama yapamazsınız. Açıkçası, benim yok.

Dolayısıyla, kendinizi en az 6 ay, sabırla iyi içerik yazmaya verin. Bol bol yazın ve kullanıcı sayınıza bakmayın. Ben ilk blog yazmaya başladığımda 10 kişi bile gelmiyordu, zaman zaman moralim epeyce bozulmuştur.

Tek başınıza şöhret olma kaygınız yoksa, blog yazma faaliyetini küçük çatılar altında yapmanızı öneririm. Onbinlerce kullanıcısı olan yerli blog servisleri ya da milyonlarca kullanıcısı olan blogspot gibi yerlerde farkedilmeniz zordur. Pozitif PC altında 3 kişi yazıyoruz, dolayısıyla birbirimizin blog’undan çok atlama olabiliyor. Gerçekten blog yazmayı seviyor ve ciddiye alıyorsanız, size Pozitif PC altında bir alan verebiliriz. Pozitif PC’nin belli bir rating düzeyi olduğundan, blograzzi gibi blog arama motorlarında diğerlerine göre bariz şekilde avantajlı başlarsınız.

Dediğim gibi, öncelikle iyi içerik yazmaya kendinizi adayın. Tek bir konu, ya da çok fazla konuya odaklanabilirsiniz; sorun değil. Her iki seçim de doğru ya da yanlış değildir. Herkes farklı şekilde ulaşır başarıya…

Technorati,Blograzzi gibi servislere kayıt olmayı unutmayın. Bu dizinler, anormal sayıda olmasa bile, en azından sizin gibi diğer blogcuların sizi keşfetmesini sağlar, "müşteri" getirir.

Google’ı kandıramazsınız. Yeltenmeyin bile. Değişik konuları hedefleyin, konuları genelde alındığından farklı biçimde ele alın, blogunuz hızlı yüklensin. Ziyaretçilerinizi tanıyın ve ilişki içinde olun. Ben birçok ziyaretçimin site ve bloglarını takip eder, zaman zaman yorum bırakırım. Bunu bir çıkar bekleyerek ya da talep ederek yapmayın.

 

Blogcu nasıl beslenir?

Blog, ilk ya da ikinci elden deneyimlerinizi paylaştığınız yerdir. Dolayısıyla, blog’unuzun sınırlarını iki şey belirler; edindiğiniz birikim ve tembellik düzeyiniz.

Hergün başınıza ilginç birşeyler gelmeyeceğinden, çevrenizin geniş olması avantajdır. Bu deneyimleri aktarabilirsiniz. Okumak da çok faydalı olur, ama maalesef bizde okuma alışkanlığı yoktur. Okuma alışkanlığı sahibi değilseniz, bu işe el atmamanız hem sizin için, hem de Internet alemi için çok daha faydalı olacaktır.

Cebinizde tercihan iyi kalite fotograf çekebilen bir cep telefonu bulunması, kuşkusuz önemli bir avantajdır. Zaman zaman çok komik şeyler yakalıyorum; ama çoğu zaman çekmeye üşenirim.

Eğer turistik amaçlı gezilere çıkacaksanız, en iyi cep telefonun kamerasına bile güvenmeyin. Piyasadaki en uyduruk fotograf makinesi ile bile çok daha iyi fotograflar çekebilirsiniz. Elbette, bu konuda bazı temelleri biliyor olmanız, çok faydalı olur.

Bazı insanların oldukça ilginç deneyimleri olmasına rağmen, ketumdurlar. İnsanlara soru sorma içgüdüsünü kazanın; ama az ve zekice sorular sormak konusunda kendinizi geliştirin. Örneğin, benzin alırken, pompacıya günde kaç araba geldiğini sorun. Bu bilgiyi başka bir bilgiyle birleştirdiniz mi, çarpıcı bir konu yakalayabilirsiniz. Sorularınızı değişik semt ve şehirlerde tekrarlarsanız, ülkeniz hakkında daha çarpıcı bilgilere sahip olabilirsiniz ve bu tip istatistikler insanların ilgisini çeker. Bazı insanlar, belli konularda susmayı tercih ederler. Belli durumlarda açılışı sizin yapmanız gerekebilir.

Yeni çıkan ürünleri takip etmek de size malzeme sağlar. Ayda bir kere, alışveriş merkezlerini dolaşırım. Kasaları izlerim; insanların neler aldıklarına bakarım. Blog yazmaktan öte, insanları ve ne yaptıklarını izlemek başlı başına eğlencelidir de.

Bunları belli bir süre yaparsanız, otomatikleştiğinizi göreceksiniz.

Blogunuza gelen yorumları çok ciddiye almanızı öneririm. Bazıları başta abuk sabuk gelse de, herşeyin içinde bir miktar gerçeklik payı olur. Sizi sinirlendiren yorumları okuduktan sonra, aradan belli bir süre geçmesine izin verin, tekrar okuyun. Yorumlar da başlı başına malzeme olabilirler.

11, toplam 12 sayfa«123456789101112»