* You are viewing the archive for the ‘güncel’ Category

Soljenitsin öldü

Soljenitsin öldüDaha geçenlerde, laf arasında Soljenitsin’den bahsetmiştim…

Ivan Desinovich, ya da Denisovich’in (hangisi doğru?)’in hayatındaki bir gün’ü okuduğumda, Soljenitsin’in muhalif olduğunu bilmiyordum.

Bizim sol faşistlerin yere göğe koyamadığı Stalin, Soljenitsin’in bir arkadaşına yazdığı mektupta kendisinden “patron” diye bahsettiği için,Soljenitsin’i Gulag’a sürgüne yolluyor. (Gerekçe,Sovyet devrimine zarar vermek gibi eften püften Bir şey; yoksa Stalin kendisine laf gelmesine aldırış etmez, herşey vatan için).

Soljenitsin’in ne dediğine bakmak gerekir; zira bizler NATO’nun yarattığı öcülerle büyümüş bir toplum olarak, SSCB’nin boktan yanlarını rasyonel olarak bilmeyiz. “Dinsiz,gavur,parası olanı öldürüyorlar” tarzı gerzekçe gerekçelerle bir Rus korkusu yaratılmıştır. Son olarak Kenan Evren, Rus salatasının adını Amerikan salatası olarak değiştirerek, ülkeyi Rusya’dan gelecek fenalıklara karşı korumuştur!

Ha, batı toplumu, Nobel’i Soljenitsin’e muhalif olduğu için verdiğini de itiraf etmiştir! Demekki, entelektüeller de zaman zaman devlet ve devletler üstü kurumlar kadar yalancı ve ikiyüzlü olabiliyorlar! Cidden, romanı okuduktan sonra Nobel aldığını öğrenmiş ve dumur olmuştum. Fena roman değildir, ama Nobel alacak kadar da iyi değildir bence.

Eh,Nobel’i alan Soljenitsin’e de tekrar sürgün yolu gözükecektir. Soljenitsin,bu sefer ABD’ye gider.
(Orhan Pamuk da orada değilmi yahu?)

Soljenitsin bir komünizm karşıtıydı. Stalin’in diktatör olduğunu kabul etmekle birlikte,Lenin’in de ondan farklı olmadığını söylüyordu. Bu maalesef asla bilemeyeceğiz bir şey; çünkü her devrim lideri, kendinden öncekilere ve yandaşlarına son derece acımasız davranmıştır. Bunu da normal kabul etmek zorundayız; zira yenilen güçler hemen pes edip köşelerine çekilmiyorlar. Ayrıca, komünizmin doğası gereği totaliter olduğunu söyler ki, burada aynı fikirde değilim. Nitekim, soğuk savaş ABD’si -ki soğuk savaş sonrasında da hala öyle- daha az totaliter ya da otoriter değildir. Din ve vicdan özgürlüğü özellikle Stalin Rusya’sının mottoları olmadı,gelgelelim batı yüzyıllarca dini halkı sömürmek için kullandı. Aslını isterseniz, Fransız ihtilali de dahil, batının 8.Henry’den sonra gerçek bir devrimci görmediğini iddia ediyorum. Fransız ihtilali’nde Voltaire gibi adamlar baskın olabilseydi dünyanın kaderi farklı gelişebilirdi; ancak meydan Rousseau gibi Jakobenlere kaldı. Nitekim demokrat olarak gördüğümüz batı’da bana göre faşizmin fikir babası Fransızlar olmuştur; Hitler gibi adamlar da aldıkları ilhama bir de Hegel gibi düşünürlerin fikirlerini ekleyince çember tamamlanmıştır.

Aslında Solejnitsin, bir şekilde son ortaya attığım iddiayı desteklemiştir; ona göre Çarlık Rusyasında “siyasi suçluların” sayısı, Sovyetlerdekinin onda biriydi. Çarlar daha az şiddet yanlısıydı ve sansür yoktu.

Gariptirki, totaliter olarak tanımlanan İmparatorluklar, halklara bazı alanlarda daha fazla özgürlük tanımışlardır. Aslında burada çok da bir sürpriz yok; zira geniş coğrafyalara yayılan impratorluklar çok değişik etnik kökenlerden insanlardan oluşabiliyordu ve bu da milli devlet olgusunun ortaya çıkardığı xenophobia’yı engellemiştir. İmparatorlukların sorunu,harç olarak dini kullanmak oldu. Bunun da ne kadar sorun olduğu tartışılır; nitekim Osmanlı’da iki ayrı hukuk bir arada yürümüştür ve Osmanlı son döneminde laiktir. (Hilafeti öne sürmeyin; Vatikan ve papalığı tanıyan AB ülkelerinin laik olduğunu kabul ediyorsanız, hilafeti de sembolik bir kurum olarak kabul etmeli ve laikliğe halel getirmediğini kabullenmelisiniz. Seküler hukuk devrede olduğu sürece laiklik var mı yokmu tartışması gereksizdir)

Soljenitsin’in Vietnam Savaşı hakkındaki fikirleri de şaşırtıcıdır; müdahaleyi haklı görür.

Bu da tartışmalı bir konu. Vietnam,savaşı kazandığı halde, kaybeden yine halk olmuştur.

Eğer ABD kazansaydı, -ya da onlardan önce Fransa- Vietnam halkının bugün daha iyi koşullarda olacağını söyleyemezdik. Eğer öyle olsa, Belçika’nın işgal ettiği Kongo’da bugün durum farklı olurdu; ancak Belçika’nın yarattığı kargaşa yüzünden Kongo’da milyonlar öldü ve uzun süre de ölmeye devam edecek.

NATO hakkında söylediklerine ise %100 katılıyorum; Hitler ile NATO arasında hiçbir fark yok…

Bu nasıl laiklik?

Benim bildiğim tekke,zaviye ve tarikatlar yasaklanmıştı, o başka bir cumhuriyette mi olmuştu yoksa?

Hem “Cumhuriyet elden gidiyor” diye yaygara koparacaksın, hem de iktidardayken her türlü çetenin,tarikatın palazlanmasına izin vereceksin…Adnan Hoca meselesi ben ortaokuldayken patlamıştı, o zaman bırakın AKP’yi, Refah Partisini bile bilmiyorduk.

İzin vereceksin, çünkü 80′lerde ABD’nin dış politikası, solcuların karşısına dincileri çıkarmaktı.
Rusya artık tehdit değil, ABD’de bu işten elini eteğini çekti ama, o kadrolar hala işbaşında.

Türkiye’de en çok imam hatip lisesini açanlar AKP’liler değildi!

Elbette, burada okuyan çocuklar, “okulu bitirince mutlaka imam olacağım” girmediler bu okullara…Zaten kız öğrencilerin öyle bir şansıda yok.

“Ama devrim yasaları…” filan mı diyorsunuz hala?

Falcılık,büyücülük,üfürükçülük de yasak değil mi?

Peki, CHP’nin de belediye başkanı çıkardığı ilçelerde belediye “medyum tayfasına” nasıl ruhsat veriyor, devlet nasıl bu adamlara vergi levhası çıkartıyor?

Neden, “ulan siz kim oluyorsunuz da Evrim Teorisi gibi bilimsel gerçeklere karşı çıkıyorsunuz?” diye tantana yapmıyor?

Çünkü o zaman oy kaçar korkusu yüze çıkıveriyor…

Doğu Perinçek de cuma namazına gidiyordu…

Bir dahaki seçime, Perinçek hapisten çıkarsa, cemaat-i Müslim, camilerden akın akın sandıklara koşup Perinçek’i oya boğacaklar…

“Helal olsun,adam hidayete erdi, zaten emek filan gibi birşeyler söylüyordu,hani bizim dindeki kul hakkı gibi bir şey bu”

Birileri,çok şükür,anayasadaki komik “Türk devletinin dini islamdır” maddesini çıkardı…

“Devletin dini elden gidiyor” diye yaygara koparan şaşkın şeriatçılar çıkar mı bilmem ama, bakalım “laiklik elden gidiyor” diye meydan meydan dolaşanlar ne diyecekler?

Laiklik diyordunuz, devletin dini mi olurmuş!

Ya da doğduğum anda, neden nüfus kağıdıma “default” olarak “İslam” yazıyorsunuz kardeşim?

Dinibütün devlet,nüfus kağıdına zorunlu İslam kelimesi, zorunlu din dersi (gayrimüslimlerin, ateistlerin de girmesi şart!); bu nasıl laiklik?

Türban sorunu nasıl çözülür?

Aaa,türban sorunu mu vardı?

Yoktu tabii,olsa olsa AKP çıkarmıştır.

AKP, türban konusunda suçsuz değil. İşi özellikle çözümsüz bırakıp,bu gerginlik sayesinde tabanına şov yapıyor. Aynı zamanda “bakın,türbanı Çankaya köşküne kadar çıkardık” diyebilecek konuma da geldiler ve bunun yeterli olacağını sanıyorlar.

Ben AKP’ye oy verdim, ama AKP tabanından filan değilim. İkinci kez geldiklerinde anayasayı değiştirecek, YÖK’ü kaldıracak cesareti bulacaklarını sanmıştım, fena halde yanıldım.

AKP bu işi çözemez.

Tabi, “berikiler” de çözmek istemeyeceklerdir; zira tek medet umdukları şey, yersiz şeriat korkusudur.

Bu işi kim çözer? Bir mucize olup da Ufuk Uras başbakan olmazsa, olup da suikaste kurban gitmezse, Türkiye’de bu işi çözebilecek ya da çözmek isteyecek birileri yoktur.

Oysa, çözüm basittir.

Hayır; Emre Kongar’ın akla zarar “çözümü” gibi değil…

Neydi Kongar’ın çözümü? Türbanlı öğrenciyi devletin üniversitesine alacak, ama devletin kurumlarında çalıştırmayacaksın!

Bu şuna benzer; adamı polis kolejine alacak, sonra da “biz senin tipini beğenmedik, mezun olunca özel güvenlik işine girebilirsin ama” diyeceksin…

Türban sorununu çözmek kolaydır. Türbanlı doktor erkek hastaya bakmıyorsa, önce diplomasını alır, sonra da çok uzun süre, en az 20 yıl, içeri atarsın. Öyle ya, biz senin türbanına saygı gösteriyorsak, sende insan hayatına ve mesleğine saygı göstereceksin.

Ha, türbanlı doktorun sadece özel hastanede çalışmasına izin verir, erkek hastaya bakmamak gibi bir hayvanlık yaptığında da para cezası kesmekle yetinirsen, hem toplumun sağlığıyla oynarsın, hem de keyfi uygulamalara kapı açarsın. Türbanlı olmayanlar da türbanlı gördüklerinde kıl olurlar.

Türban bir siyasi tavır mıdır? Onu takana sormanız gerekir. Ama sormadan, “ya bunlar Fethullahçı” diyorsanız, Fethullahçı olmak da suçsa, önce Fethullah Gülen’i Türkiye’ye getirir ve yargılarsınız. Interpol’ü filan anlatacak değilim, bunun yasal yolları var.

Tabi bu arada nasıl orduda şeriatçı subaylar tasfiye ediliyorsa, polis içindeki Fethullahçıları da tasfiye edersiniz.

Bunu AKP yapmadı, hadi diyelim o Fethullahçı. Ondan öncekiler neden yapmadılar?

Türbanlılar değişiyor

Mehmet Şevket Eygi diye bir yazar vardır; ne dünya görüşünden hazzederim, ne de yazdıklarını okurum.

Laf aramızda, şeriat yanlısıdır.

Lakin, Şevket Eygi eski Osmanlı beyefendisi bir adamdır. Kötü konuşmaz,kılık kıyafetine dikkat eder.

Bir programda, “Müslüman alemi maalesef çok kırodur” gibisinden bir laf etmişti. Şevket Eygi karavat takmaz, yakalı gömlek giymez ama aralarında bit ve pire dolaşan pis sakalıyla, cüppe ve şalvarla dolaşan biri değildir. Nursuz ve seri katil suratlı da değildir; yemek yapsa bu adam temizdir diye gönül rahatlığıyla yersiniz.

İslami kesimin hali, gerçekten işler acısıydı.

Fatih’e gidiyorsunuz, yanınızdan geçenler teke gibi kokuyorlar…

Hani İslam’da temizlik farzdı ulan?

Üstleri başları da dökülüyordu. İslam’da erkeğin sakal ve saç uzatması (evet, uzun saçlılara laf atan “müslüman” gençler!) sünnettir. Ama sakalını uzatıyorsan, arasında bit ve pire de gezmeyecek!

Şimdi, en azından genç kadınlarda bir değişim var. Bu “tarzı” sevmiyorum; mini etekli, yarı çıplak kadınlar görmeyi tercih ederim ama demokrasi olan ülkelerde herkes istediğini giyer. Tarafsız gözle baktığımda, artık bu kadınların “şık” olduklarını görüyorum.

Artık iğrenç renkli, uyduruk kesimli pardesüler yerine Chanel tarzı pardesüler giyiyorlar. Renkler daha canlı,uyumlu. Muhakkak şal gibi aksesuarlar filan var. Hacıyağı değil, çoğumuzun bir aylık maaşının yetmeyeceği parfüm ve makyaj malzemesi kullanıyorlar. Başları açık olsa, kendinizi Paris’te sanabilirsiniz.

Ha,bu giyim tarzının İslam’a uygun olduğunu söylemek güç; çünkü çoğunun kıyafetleri fena halde dar! Vucutların kıvrımları ortada, göz makyajı filan fena derecede vurucu. Bir de nasıl oluyorsa, çoğu uzun boylu,renkli gözlü!

İddia ediyorum,türbanı kimse iplemese,çoğu açılıp saçılacak da.

Çok bilinen birşeydir; gurbete giden dinsiz ve milliyetsiz insanlar bir anda faşistlik derecesinde milliyetçi ve dindar oluverir! Çünkü,size yan gözle bakanlar karşısında ya sinecek, ya daha da dikleneceksiniz.

Yani,yan gözle bakmazsanız, onlar da diklenmeyecekler.

Henüz yaz başında, sabahın köründe Suadiye sahilinde gördüğüm manzara son derece garipti.

Tam da anlattığım tarz bir kız, ayağında 4-in-a-line (4 tekerlekli paten), sahilde süzülüyor.

Dumurdan çıkıp,fotografını çekebilsem, Oğuz Haksever’e gönderilecek bir fotograf olurdu.

Uzun lafın kısası: İslami kesim zenginleşiyor. Zenginleştikçe daha iyi eğitim alıyor, dünyayı görüyor, kültürü de artıyor.

Onlar da,kısa bir süre sonra bu kültür çatışmasını daha da sert yaşayacak, “müsade edilirse” kendi içlerinde devrim yapacaklar.

Adaştan Gevher’e:doğumgünün kutlu olsun:)

gevher.jpg

4, toplam 27 sayfa«123456789101112131415»...Last »