Bizim okula yeni müdür geldi. Bizim okul dediÄŸim, yandaki ilkokul. Camide, okulda benim çalışma odasının içinde. Onun için sessizlik aradığımda klozette oturuyorum mecburen.
Geçen seneki saatlerce eÅŸek gibi anırır, tepemi attırırdı. Özellikle Cuma günleri okul çıkışı. Adam bir baÅŸlıyor, akÅŸama kadar. Assolist olmak istemiÅŸ, olamamış, okula müdür olmuÅŸ. Bende dayanamayıp fena halde küfür etmiÅŸtim camdan, aman siz yapmayın, büyük suçtur. Hani Türk filmlerindeki hikaye, Türkiye’de her bir memur tek başına bir devlet eder. DüÄŸmesini koparsan hayatın kayar. Ama arkadaşınki sıkmadı herhalde, gıkını çıkaramadı. AÄŸzı da bozuktu, zaten birazda o yüzden kıldım. (Benimde bozuktur ama megafonla binlerce kiÅŸiye küfür etmedim)
Onun yerine daha "ÅŸeker" olduÄŸunu düÅŸündüÄŸüm bir eleman geldi. Okulların açıldığı gün acaip ÅŸirindi. Ertesi hafta arkadaşın kolordu komutanı olduÄŸunu öÄŸrendik, ben böyle askeri disiplini askerde görmedim. "Raahaaat" diyor minare sallanıyor, "azzzrooolll" (var bi Trakyalılık) diyor, camlar titriyor. Kendiside bu esnada Dolmabahçe’nin kapısındaki nöbetçiler gibi…
Lakin, bugün aÄŸlamaklıydı. Bağırdı,çağırdı, sesi titredi. Karizması çizildi yani. Bizim müdürün koltuÄŸu paramparça yapıp parçaları da camdan aÅŸağı atmış çocuklar. Lise filan deÄŸil, bildiÄŸiniz ilk mektep!
Vah bizim müdürün haline. "Sizde hiç insanlık yok mu" diye inim inim inledi.
İşte o lafı ettiÄŸinde bittiÄŸinin resmidir. EÅŸittir der, kenarına "ben çok ezik biriyim" yazıverirsin.
Bizde bir Nihal Sarıer vardı, kimyacı. Kadın doçent. O zamanlar bizim sınıfa derse girip aÄŸlamadan çıkan hoca nadirdi. Hatta ezik bir matematikçi eleman vardı, edebiyat hocası Hülya KoçyiÄŸit misali aÄŸlayarak kaçtığında öÄŸretmenler odasına gitmiÅŸ, bu da "sıkıysa erkeklere yapsınlar" gibisinden talihsiz bir cümle sarfetmiÅŸ. (Sufleyi de veren bir baÅŸka hoca, nasıl okul düÅŸünün artık!) Ertesi hafta, o matematikçi de önce küfürler ederek, sonra aÄŸlayarak dersten çıkmıştı!
Lakin Nihal Sarıer baÅŸka türlü biriydi. Kadın sınıfa girdi ve bütün sesler kesildi, bir daha da çıkmadı. Bir sene boyunca ne bağırdı, ne kimseyi azarladı. Kimse de saygıda kusur etmedi. En yüksek notu 9 olduÄŸu, ben 3 aldığımda millet "oooovvvv" diye dönüp bana baktığı halde (3 çok yüksek bir nottu, ancak 2-3 kiÅŸi alıyordu ve bende çok berbat bir öÄŸrenciydim)
Çocukların %99′u illet tiplerdir. Çocukları sevmediÄŸimden deÄŸil; ama aşırı acımasız olurlar ve aslında saygı beklerler. Onları yetiÅŸkin gibi görmeyip aptalca ÅŸirinlikler yaparsanız, bizim ezik müdür örneÄŸinde olduÄŸu gibi madara ederler sizi. BaÅŸa da çıkmanız mümkün deÄŸildir; çünkü hem enerjileri, hem hayalgüçleri, hem de konsantrasyonları bir yetiÅŸkinden kat kat fazladır (muhtemelen zekaları da öyle, en azından 15 sene önce çok daha zekiydim!)
İşte Nihal Sarıer, daha en baÅŸtan uÄŸraşılmaya gelmeyecek biri olduÄŸunu göstermiÅŸti. Üstelik onu rahatsız etmenin de bir anlamı yoktu; çünkü gördüÄŸüm en iyi hocaydı. Sınıf ortalaması 2′nin altında olduÄŸu halde, 2 alan adam, normalde 7-8 alan öÄŸrencinin seviyesindeydi. EÄŸer birÅŸeyi anlamazsanız, kadın sıkılmadan siz anlayana kadar anlatırdı. Ve anlardınız.
Peki notlar niye o kadar düÅŸük diyeceksiniz madem herkes anlıyordu:) Aşırı zor sınavlar yapardı, muhtemelen sorular üniversite düzeyiydi. Yapan da yapıyordu iÅŸte, bir kere birinin 9 aldığını biliyorum. Gerçi o basit bir sınavdı, ben de 6 almıştım sanırım.
Popularity: 2% [?]



