Üniversiteyi kazandım, kayıtların son iki günü filan, apar topar tatilden döndüm. Yanyana iki ayrı bina var, birinde lisans, öbüründe yüksek lisans kayıtları. “Ulan lisans ne olaki, herhalde 2 senelikler oraya kayıt yaptırıyorlar” dedim, direk yüksek lisans kaydı yaptırmak üzere öbür binaya yöneldim.

Baktım içeride 1-2 kiÅŸi var, onlarında pek kayıt yaptırıyor gibi bir halleri yok. Mantık yürütüp, “e tabi, 2 seneliklere girenler daha çoktur, normal” diyorum, bir yandan “ulan herkes bitirmiÅŸ olayı, ben yine sona kaldım” diyorum. Bu arada, bizim kampüste iki senelik bir bölüm olmadığından bile haberim yok.

Neyse, bir banko gördüm, 26-27 yaÅŸlarında hoÅŸ bir abla var, bende bronz ten filan yapmışım, yüzmekten filan öküz olmuÅŸum, özgüven tepede. Elimde diploma filan, “merhaba” dedim, “ben kayıt yaptıracaktım”.

Herhalde, zaten kayıt bürosu yazıyor. Perma yaptıracak halim yok ya!

Abla ÅŸöyle bir bakıp sırıttı:

“Lisans bitti mi?”

“Yok” dedim, “pas geçtim, direk 4 sene okuyacağım”

Hinlik yaptım sanıyorum ama içine düÅŸtüÄŸüm komik durumun hala farkında deÄŸilim.

Diplomayı ve gereksiz diğer evrakı uzattım.

Abla biraz daha sırıttı.

“Bak” dedi, “sen yeni kazanmışsın 4 senelik bir bölüm, o zaten lisans oluyor”.

Tabi durumu farkedince ateÅŸ bastı bana. Bir yandan da sırıtıp yiÄŸitliÄŸe bok sürmemek için espri filan yapmaya çalışıyorum:

“Direk yüksek lisans yapsam, çok çalışırım” dedim sırıtarak.

“Benim için sorun olmaz ama rektörlük kabul etmez herhalde” dedi. O dakikada direk çenem düÅŸtü ve “yazma moduna” girdim.

“Açıkçası sizi görünce muhakkak yüksek lisans sahibi olmalıyım dedim kendime” diyerek sırıttım.

Abla biraz daha güldü:

“Lisansı bitir gel, o zaman yaşında tutar belki” dedi.

Kağıtlarımı alıp boynu bükük ÅŸekilde, hızla binayı terkettim. Buradan o ablaya selamlarımı gönderiyorum, senin yüzünden master da yapamadım:)

Gece öküz gibi içmiÅŸiz, eve döndüm ama uyku tutmadı. O zamanlar bir ICQ, bir de IRC var. Mirc’in son sürümünü indirmek için gece yatarken bilgisayarı açık filan bırakıyoruz, o zamanlar.

Canım sıkıldı, daldım bir kanala. Kalabalık kanallara girmiyorum, bakıyorum nerede 5-6 kişi var, o kanallara dalıyorum. Genelde yaptığım birini mimleyip onunla hırtlaşmak.

O akÅŸam yine biriyle hırtlaÅŸmaya baÅŸladım, kanaldan biri özele geldi, neden böyle yapıyorsun dedi.

“Kıl biriyim,ondan” dedim.

Abla herhalde budist filan diyorum içimden. Sonra “aslında kötü birine benzemiyorsun” muhabbetine döndük ablayla.

Bu arada gün aÄŸarıyor artık, hoÅŸ beÅŸi geçtik, aslında hiçkimseyi sarasım yok ama hala cin gibiyim, uyku yok. Abla “ne iÅŸ yapıyorsun?” dedi. “NASA’da füzyon motorları üzerine staj yapıyorum” dedim (roket mühendisiyim demenin baÅŸka türlüsü!)

İlgi alaka arttı birden, hangi okullarda okudun dedi, artık ne salladım bilmiyorum. Sonra bir de baktım, ablayı tanıyorum! Liseden…

Aklıma bu fırsatı deÄŸerlendirmek geldi, “aa dedim, geçen sene Türkiye’ye geldiÄŸimde sizin liseden birinin doÄŸum günü partisine gittik”

“Kim?” dedi merakla, “yaa aslında anlatmasam daha iyi” ayağına yattım. Tabi israr filan edince, “D diye bir herif” dedim. “Yalnız çok piÅŸmanım gittiÄŸime..”

D dediğim herif, bizim 1-2 arkadaşı dolandırmış, ondan kılım kendisine. Aslında zamanında iyi arkadaştık. Kızla aynı yerde oturuyorlar, biliyorum ona bir hikaye versem, duymayan kalmayacak!

“Ya dedim, bu D bana askıntı oldu, meÄŸer böyle böyleymiÅŸ” Bayağı bir detay filan verdim.

Aradan herhalde birkaç ay geçmiÅŸti, D dediÄŸim elemanın yaÅŸadığı yerdeki bir alışveriÅŸ merkezine girdim, sigara alacağım, o ortamdan tanıdığım ve yıllardır görmediÄŸim biri, ki zamanında da sadece selamlaşırdık, koÅŸa koÅŸa geldi. Direk muhabbet ÅŸu: “Naber abi, bombayı duydunmu bizim D topmuÅŸ!”

Koptum orada tabii.. Hani kulaktan kulağa oynarken hikaye birken 100 olur ya, aynı o hesap, hikayeyi anlattı. Kimden duydun dedim, alakasız birinden duymuş. Duyduğu kişiyi tanımam.

Seneler sonra D’yi gördüm. Saatlerce konuÅŸtuk, “ya abi manyak manyak ÅŸeyler, hakkımda söylentiler çıkmış” filan diye anlatıyor. “Ne söylentisi?” diyorum, “yaa iÅŸte acaip ÅŸeyler” diyor, en sonunda benim duyduÄŸum versiyondan daha da hardcore bir versiyonunu anlattı hikayenin. Çocuk da aslında kızların filan beÄŸendiÄŸi bir tipti ama kimseyle takıldığı görülmemiÅŸti, hal böyle olunca “aa demek ondan kızlara takılmıyormuÅŸ” diye yorumlanmış hemen.

Herhalde 10 sene filan olmuÅŸtur; malum o zamanlar genciz. Lafımı esirgemiyorum, hırslıyım, fit ve bronz tenliyim:) Özel bir partide hatunun biriyle tanıştım, daha doÄŸrusu laf çarptım kendisine. Dependant yapılı insanlar kendilerine baskın gelinmesine bayılırlar. Hatun haftasonunda beni özel bir partiye davet etti, ne iÅŸ ne okulla ilgilendiÄŸimden, kabul ettim.

Ulus civarında, müstakil bir villa. İçeride birsürü kokoÅŸ kadın ve karizma için yırtınan herif. ÖÄŸlen vakti olduÄŸu halde, benim kafam güzel. BeleÅŸ içki de bulmuÅŸum, durmadan içiyorum. Hatun beni okulundan tiplerle tanıştırdı; bu tip kızların tek rekabet konusu birbirinin erkeÄŸine iÅŸ koymak olduÄŸu için ilgiden memnunum; bir yandan da 40 santimlik kollarıma güvenerek önüme gelene laf çarpıyorum. Oldum olası boÅŸ kafalı insanlara tahammülüm yoktur.

Hatun benden 2-3 yaÅŸ filan büyük; zar zor gruptan çözdüm, kenarda sohbet ediyoruz. Sohbet dediysem, bu tür partilerdeki insanların ne kadar boÅŸ olduklarını anlatıp duruyorum. Derken yanımıza 30 yaÅŸlarında bir hatun geldi, “hoÅŸgeldin canım” diyerek önce kızı, sonra beni ÅŸap ÅŸup öptü. “Gelecek program” havadislerini verdikten sonra, diÄŸer konukları ÅŸap ÅŸup öpmek üzere yanımızdan ayrıldı.

Bir rotaryenle ilk fiziksel temasım o partide oldu. Önceleri zoraki sosyalleÅŸme çabalarından dolayı hep uzak dururdum.

Sonraki hayatımda birkaç rotaryen daha tanıma ÅŸanssızlığına kurban gittim. DeÄŸiÅŸik faaliyetleri vardır; mesela haftasonu arabalarına doluÅŸup ellerine tutuÅŸturulan haritaya göre oraya buraya gitme oyunu oynadıklarını,topluca Anıtkabir’e gittiklerini, toz bezi bile olacak halde olmayan eski kıyafetlerini okullara filan bağışladıklarını gördüm. Bilhassa, mal varlıklarını sergileyebilme fırsatı sunan faaliyetleri çok severler.

Rotaryenlerin hep masonları çekemedikleri için bu organizasyonu kurduklarını düÅŸünürüm. Mason olmak için belli bir Entelektüel birikim ÅŸart; rotaryen olmak içinse küçük burjuva olmak yeterli. (HoÅŸ bizde burjuva kültürü bile yoktur, o ayrı) Kadınlara son derece mesafeli olan masonların aksine, rotaryenlerde baskın taraf kadındır. Bazı “teyzeler”, maÅŸrık-ı azam gibi, ama görünmeyen bir elle, kulübü yönetirler. Herkese karşı “pek sevimli” olmaları, kendilerinden yaÅŸça büyük ve tanımadıkları insanlarla bile “canım” diye hitap etmeleri ortak özellikleridir. Yeri gelince son derece sevimsiz olabilir ve çingenelerin bile yüzünü kızartacak kavgalara girebilirler.

Bu tip kulüplere katılanlar bana çok tuhaf geliyor. İnsan bu kadar mı yetersiz ve yalnız hisseder kendini? Alttan üste kadar bu kulüplerin çok çeÅŸitli türleri var. Kimisi belli siyasi partilerin çatısı altında, kimisi “aşırı aktif” üniversite kulüpleri. Belli bir düÅŸünce etrafında biraraya gelip üreten kulüpleri tüm kalbimle destekliyorum; ama genelde kulüplerin %90′ı boÅŸ laf, hizipçilik, gösteriÅŸ budalalığı ve kıskançlıktan ibaret.

 


2, toplam 3 sayfa«123»
© 2007 Pozitif PC editor blogu | Mandalina teması kendim tarafından yapılmış olup, henüz beleş olarak dağıtılmamaktadır.