Üzgünüm, sex shop açmıyorum.
Konu başlıkla biraz ilgisiz belki; korkarım uzun bir yazı olacak. Sonunda bir kısmınız hak verecek, bir kısmınız iğrenç bir herif filan olduğumu söyleyecek (kısmen haklısınız ne diyeyim, ama en azından itiraf edebiliyorum!)
Bayramda Edirne’deydim. Sanırım sonunda dayanamayıp Edirne’ye yerleÅŸeceÄŸim; acaip güzel bir ÅŸehir. Ahmet Hakan beÄŸenmemiÅŸ; canı saÄŸolsun. NiÅŸantaşı ayarında kafeler yoktur Edirne’de; o yüzden beÄŸenmemiÅŸ olabilir. Belki Ali Kırca da beÄŸenmemiÅŸtir, “benzerliÄŸi bozmamak için” öyle söylemiÅŸtir, onu da bilemem. Lakin ÅŸahane ve gizemli ÅŸehirdir Edirne; beÄŸenmeyene kulak asmayınız. Sırf Edirne ciÄŸeri, AÄŸa köşkü, Beyazıt Külliyesi (bir kısmı AB ödüllü SaÄŸlık Müzesi), Tavuk Ormanı için bile görmeye deÄŸer Edirne’yi. Bir ara, Edirne Åžehir Rehberi gibi birÅŸey bile hazırlamayı düşünüyorum; bu elbette çok iddialı bir çalışma, ama en azından kısa kısa çok önemli detaylara deÄŸinebilirim.
Maalesef konumuz Edirne deÄŸil.
Ailecek dayımları ziyarete Edirne’ye gittik. Neden hatırlamıyorum ama bir ara aşırı detaylı kan tahlilleri filan yaptırmıştım, iÅŸte o sırada bana çok yardımcı olan kuzenimin bir arkadaşını sordum. Çok tatlı ve iyi bir kadındı; kuzenim artık para delisi, tuhaf bir kadın olduÄŸunu söyledi.
“Çalışan kadınların hemen hepsi 40 yaşında para manyağı oluyor” dedim. Herkes hafif alkollü olduÄŸu için bazı itirazlar yükseldi.
1-2 saat sonra şehre indim ve iyi tanınan, son derece saygı gören eski bir ahbabı gördüm. Küçük bir yer olması ve insanların genelde aynı yerlerde takılmasından ötürü, birini görmek istediğinizde genelde telefon etmenize bile gerek kalmıyor.
Edirnelilerin ciddi bir kısmı son derece iyi içer. Genç zamparaların aklında bulunsun; Edirne hatunlarını sarhoş etmeye kalkarsanız genelde bu çabanız eve küfeyle giderek sonuçlanır. Neyse, masaya kurulduk. Ben içmem dedim. 10 dakika geçmeden yalan oldu. 2-2.5 litre bira içtikten sonra bir şişe tekila açtırdık. Hesapta üç kişi içecektik; sonunda ihale iki kişiye kaldı. Onlardan biri de bendim.
Arkadaşımı birkaç senedir görmemiÅŸtim, herhalde aklında kalan son ÅŸey zamparalığım olmuÅŸ. 15 dakika geçmeden masadaki 6 kiÅŸi arasında 35 yaÅŸlarında görünen hoÅŸ bir hatunu “bana yapmaya” çalıştığını anladım. HoÅŸ anlaşılmayacak gibi de deÄŸildi; iki saat beni övüp durdu. (BahsettiÄŸi kiÅŸi kesinlikle ben deÄŸildim). Fix bahanedir, tuvalete gittik.
-”35?”
-Hayır hocam, 37 dedi.
Önemli bir ÅŸirketin bölge müdürü gibi birÅŸey; kocasından yeni boÅŸanmış falan filan. İstanbul’a kapak atma gayretindeymiÅŸ. Birkaç tüyo aldım pisuvar sohbeti sırasında.
Kesinlikle asılmak gibi bir niyetim yoktu. Lakin 1-2 manevra sonucu, izole bir ortam yaratmayı başardık. Hatun sıkı içiyordu. Sıkı içen insanları severim.
Tipik kur vaziyetleri. Nasıl oldu anlamadım, konu kariyere filan geldi. Ne iş yapıyorsun dedi, dekorasyon işindeyim, sıva ustasıyım dedim.
Aslında irrite etmek için söylesemde, bu tip cevaplar çoğu kadının hoşuna gidiyor. O gün hasbelkader iyi filan giyinmişseniz, aslında çok mühim bir adam olup, bununla böbürlenmemek için, hem mütevazi, hem de esprili takıldığınızı filan zannediyorlar.
20′lik hatunlara takılacak yaşı çoktan geçtim; ne konuÅŸacak ÅŸeyimiz var, ne de sanılanın aksine çoÄŸu orta yaÅŸlı erkeklerden hoÅŸlanıyorlar. Gelgelelim, karşınızdaki kadının cüzdanınızdan filan tahrik olduÄŸunu bilmek de hoÅŸ bir his deÄŸil. “Para avcısı” anlamında söylediÄŸim düşünmesin; belli bir yaÅŸtan sonra -daha doÄŸrusu, belli bir yaÅŸ aralığında- kadınlar, ona buna tepeden bakan, parası bok adamlara eriyorlar. Her kadın güçlü erkek arar, bu yaÅŸlarda da güç kriteri parayla sınırlı.
Olay baÅŸlı başına para ve kariyer olmasa bu o kadar rahatsız edici birÅŸey deÄŸil. Düşünsenize, bir kadın sizi arkadaÅŸlarına anlatırken “bok gibi parası var” diyor ve noktayı koyuyor. Sadece bu kadar. BaÅŸka hiçbirÅŸey deÄŸilsiniz.
Kadınlar böyle değillerdi. Erkekler hep para ve kariyer zımbırtıları peşindeydi, ama kadınların ayarını biz bozduk.
Biz bozduk diyorum, çünkü kapitalizm, ki dizginleri erkeklerin elindedir, kadınları “ucuz işçi olarak kullanmayı akıl etti”.
Kadınların orta kademe yöneticiler olarak erkeklerden daha baÅŸarılı olduklarını gösteren sayısız araÅŸtırma var. Kadınlar aynı zamanda birey olmak istiyorlar,önemli ve deÄŸerli olduklarını hissetmek istiyorlar. Kadınları bu anlamda sömürdük; bir dönem en önemli ÅŸeyin bir erkek tarafından sevilmek olduÄŸuna inandırdık. Sonra birileri uyandı, “etinden faydalanıyoruz ama sütünden de faydalanabiliriz” dedi, ÅŸimdi kadınlara bir de “kariyer” hayali verdik. Eskiden “cennet kadınların ayakları altındadır” diye uyuturduk, ÅŸimdi “kadının müdürü daha seksidir”, “patron kadın güçlü kadındır” filan gibi safsatalarla uyutuyoruz.
Åžimdi yarım yamalak, orasından burasından birkaç satır okuyup “örümcek kafalı herif” diye yorum yapanlar da olacaktır. Ben kadınların çalışmasına karşı olmadığım gibi, çalışmalarını da istiyorum. Çalışmak her insan için faydalı ve karakteri geliÅŸtiren birÅŸey; ama kadınlar kariyer denen ÅŸeyi haddinden fazla ciddiye alıyorlar. Hatta, kariyer kariyer diye saçını başını döken,hayatını karartan erkeklerden daha fazla ciddiye alıyorlar.
Kabul edelimki, çoÄŸumuz ulvi iÅŸlerle uÄŸraÅŸmıyoruz. Leonardo Da Vinci, Samuel Beckett filan olsak anlarım; bu tip insanlar insanüstü varlıklar, yaptıkları iÅŸler insanlığı ilerletiyor, yani dehanın lanetiyle doÄŸmuÅŸlar. Onların kendi hayatları olamıyor. Bizim gibi sıradan ölümlülerin birazcık zeka ve saÄŸduyu sahibi olabilmesi için, bu insanların düşünüp yazması, çizip anlatması gerek. Ama bir banka ÅŸubesinin müdürü filansanız öyle bir durumunuz yok. Ölüp gittiÄŸinizde hiçkimse “rahmetli Garanti Bankası Gayrettepe ÅŸubesinin müdürüydü, hiç kuÅŸkusuz insanlığa eÅŸsiz katkıları olmuÅŸtur” diyerek heykelinizi dikmeyecek. Yeni müdür geldikten 1 hafta sonra banka personeli bile, “ya neydi bizim eski müdürün adı?” diye birbirine soracak. Kısacası, kazandığınız para haricinde bir hiçsiniz. Sadece birileri, verilen iÅŸleri bir baÅŸkasından biraz daha iyi yaptığınızı düşündüğü için oradasınız. BaÅŸka da bir özelliÄŸiniz yok. ÖrneÄŸin olaÄŸanüstü yetenekli bir ressam bile olsanız, en fazla “çok güzel Ahmet bey, bizim hanıma da bir manzara resmi yapıverseniz, çok sever” gibisinden birÅŸey söyleyecektir, o kadar.
Onun için, kariyer diyerek hayatınızı mahvetmenin, aşkı tatmadan, çocuklarınızın büyüdüğünü görmeden geberip gitmenin alemi yok. Müdür yardımcısı olarak mutlu olun, sevdiğiniz insanlara zaman ayırın, şarap içmeyi öğrenin, seks sırasında bile telefonum nerede ve açıkmı diye düşünmekten vazgeçin. Eğer kariyer yapmak için çaba harcıyorsanız, bilinki önemli biri değilsiniz; dahiler çaba harcamadan, tepeden biryerlere inerler. Dahi değilseniz, ya da dahi olup kıymetinizin anlaşılmayacağı bir alanda debeleniyorsanız, sadece parayı cebe indirmek için çalışın. İş ahlakı ile köle ahlakı aynı şeydir. Gönüllü olarak kimsenin kölesi olmayın, çocuğunuzu bile boşlayacak kadar kariyer palavralarına inanıp, ruhunuzu patronunuza gümüş tepside vermeyin.
Bu yüzden hayatımın en sıkıcı yıllarını yaÅŸamaktayım. EÄŸlenceli ve “ruhu olan” kadınlar artık pek ortalarda görünmüyorlar. Biryerde MTV budalası genç kızlar, biryerde kariyer budalası orta yaÅŸlı kadınlar. Her ikisi de bana plastik gibi geliyor.
Popularity: 16% [?]
Bu yazıyı beğendiyseniz, şunları da sevmeniz olasıdır: |
| Kadınlar ve pozitif ayrımcılık...Evliyim ama mutsuzum... |




Bak zaman geçiyor aÅŸkım