öylesine, keyifCasio Exilim, saniyede 60 kare çekebiliyor!

Oct05

          0 oy

Casio Exilim’i sevmem. Uyduruk bir dijital kameram var ve SLR + 1-2 objektif alacak kadar param olana dek de "doğrult ve çek" tarzı fotograf makinesi almayacağım. Bu bana komik geliyor açıkcası. Objektifi Carl Zeiss,Hasselblad olsa, fiyatı da 100 dolar olsa, yine niyetim yok.

casio exilim

Üstelik Casio Exilim, ya da herhangi bir Casio kesinlikle ilgi alanıma girmiyor; çünkü Casio’nun fotograf makinesi ya da objektif tecrübesi yok. Objektif üretemeyen, en azından adam gibi objektif üretemeyen bir markanın makinesini -deli ucuz değilse ve ikinci makine olmayacaksa- almam.

Lakin, bu Casio Exilim’in çok istisnai bir özelliği var. Saniyede 60 kare fotograf çekiyor. Detay olarak, videoyu 300 kare çektiğini söyleyeyim, ancak bu beni ilgilendirmiyor.

Birinci makine olmasa da, kesinlikle bu becerisinden dolayı edinilmesi gereken bir model Casio Exilim

.Casio Exilim, saniyede 60 kare çekebiliyor!

Modelini neden yazmadığımı merak edebilirsiniz. Daha belli değil; çünkü bu Exilim henüz prototip.

Detay olarak 6 megapiksel bir CMOS sensörü olduğunu, bunun muhtemelen Sony IMX017CQE modeli olduğunu belirteyim. 12x optik zoomu var ve bataryasız ağırlığı da 650 gr.

Müthiş bir oyuncak, ama hala bir SLR yerine koyabileceğim makine değil Casio Exilim.

Video ise çok etkileyici; hoş benim aklıma çok daha parlak fikirler geldi. Mesela kayarken lastiklerin jant altına katlanmasını, süspansiyonun hareketlerini gösteren bir seri çekim. Ama yine de izleyin, etkileneceksiniz.


YouTube Direkt

 

 

Popularity: 4% [?]

keyifAkvaryum almaya karar verdim

Sep26

          0 oy

lepistesOrtaokulda 3 tane akvaryumum vardı; hani küçük şeyler filanda değil. 2 tanesi 240 litre civarında; biride küçük, 40 litre civarında, yavruları koymak için.lepistes

 

En sevdiğim balık, bir Amerikan Chiclid’i olan (çiklet,ciklet,çiklid filan gibi abidik gubidik isimler verilen bir tür şu chiclidler) astronottu. (Latincesi Astronotus ocellatus, Oscar da diyorlar)

 

Bende bir çift astronot vardı ve zaman içinde akvaryum nüfusunun azalmakta olduğunu farkettim. Astronotların saldırgan olduklarını biliyordum ama bunlar 5-6 santim ancak vardılar; Tiger türü çok ama çok güzel bir çiftti. Astronot belki de tatlı su akvaryumuna koyabileceğiniz en zeki, en karakterli balık. Büyüyünce (30 santimi geçenlerini gördüm) hafif korkunç bir hal alıyorlar ve hareketliliklerinden eser kalmıyor. Sahibinin elinden yemi kapmak için akvaryumdan sıçradığını söyleyen fanatikleri var, doğrudur belki, tek bildiğim oldukça zeki oldukları.

 

Maalesef bu sefer astronotla başlamayacağım; 300 litre tavsiye edilse de, astronotların yarım tonluk akvaryumdan azına koyulmasına karşıyım. (Çünkü bu sefer büyütmek niyetindeyim). Söylenenin aksine, bakımları bana son derece kolay geldi. İki kere hasta (beyaz benek) olmalarına rağmen, kolayca kefeni yırttılar.

 

Bu sefer, Lepistes ve Endlers, yani canlı doğuranlarla başlayacağım. Çok sayıda balıklı, 150-200 litre civarı bir akvaryum düşünüyorum. Lepistesler, Endlers’lar ile de çiftleşebiliyormuş; zaten kendi aralarında çiftleşmelerinden bile son derece değişik yavrular çıkabiliyor. Aslında Siyah Moli de düşünüyorum, ama özellikle Lepistes’lerin çiftleşme zamanı akvaryum ısısı Moliler için fazla sıcak olabilir. Emin değilim.

 

Seneler sonra yeniden başlayacağım için birçok şeyi unutmuş durumdayım. Önerilerinizi de bekliyorum; aranızda akvaryum meraklısı olan varsa tabi.

 

Popularity: 4% [?]

keyifİyi çay demlemenin sırları

Jul18

          0 oy

Sık sık şikayet ediyorum dışarıda iyi çay içemediğim için. Bir bardak çayı yarım depo benzin fiyatına içtiğiniz cafelerde bile sallama çay (poşet çay kibarı; baştan savma olduğu için sallama çay lafı daha uygun!) verme terbiyesizliğini yapıyorlar. Bu konuda birkaç kez kavga etmişliğim var; hatta bir seferinde “özrü kabahatinden büyük” bir cevap almıştım: çok sık çay demliyorlarmış, ziyan oluyormuş. Bunu söyleyen cafenin bir günlük hasılatı çay fabrikası alacak kadar!

Özellikle son 10 yılda, doğru adı “Instant Coffee” olan, ama jilet,termos gibi marka adıyla özdeşleşmiş bir Nescafe kültür(süzl)üğü aldı başını gidiyor. Nescafe içmeyin! Dünyanın en adi kahvesi olduğu gibi, taneleri birarada tutmak için yapıştırıcı katkı maddeleri kullanıyorlar. En iyi ihtimalle, bol bol böbrek taşı sahibi olursunuz. Kahve içecekseniz, filtre kahve ya da daha iyisi Türk kahvesini tercih edin.

İleri düzeyde çay tiryakisi olduğum için çay konusunda denemelerim çoktur. Çay demlemek aslında çok basittir. Birkaç basit kurala dikkat etmeniz yeterli:

1.Porselen demlikle metal demlik arasında bir fark yoktur. Metal, özellikle artık pek üretilmeyen aluminyum demlikler ısıyı porselene göre daha hızlı ve fazla ilettiklerinden, ocağın altını çok daha az açmalısınız. Fark buradan gelir; yoksa lezzet farkı olmaz. Porselen önemli ölçüde hata kaldırır, o kadar. Ben orta boy bir çelik demlik kullanıyorum; ocağın en küçük gözünü, en kısık ayarda kullanırım çay demlerken.

2.İşin en önemli inceliği suyun sıcaklığını doğru ayarlamaktır. Asla fokurdayacak kadar sıcak bir suyu demliğe koymayın ve demlenme sırasında suyun fazla kaynamasına izin vermeyin. Bunu yaparsanız çay buruktan da öte, acı olacaktır.

3.Bergamut ya da bergamut katkılı çaylar çaya hoş bir koku verirler; ancak bu çayları direk içmenizi önermem. Özellikle çok içildiğinde mide bulantısı yaparlar. En iyisi, bu çayları onda bir oranında standart çayla birlikte harmanlamaktır.

4.Sıcaklığa bağlı olsa da, 2 saatten fazla kaynamış çay mide bulandırır ve acılaşır.

5.İngiliz ve Seylan çaylarından uzak durun. Özellikle Seylan çayı, tarımsal olarak verimli olmanın dışında, hiçbir iyi yanı olmayan, düşük kaliteli bir türdür. Aslına bakarsanız, “İngiliz çayı” diye bir şey yoktur; bunların çoğu bizim damak tadımıza uygun olmayan harmanlardır. Lipton’un karadeniz harmanı fena olmamakla birlikte, fazla aromatik olduğundan çok çay içenlerin midesini bulandırabilir; ayrıca pek renk vermez.

6.Lezzet ile renk arasında bir bağlantı yoktur. Yine de, açık çay içerseniz genelde tadını alamazsınız.

7.Bizdeki çayların çoğunun maalesef bir standardı yoktur. Bu yüzden, genelde fiyatla kalite arasında doğru bir orantı bulunmuyor. (Burada özellikle Twinings’in hakkını yemeyelim; beğenmesemde her kutu aynı çıkıyor). Filiz genel olarak iyi bir çay, ancak bazen çok kötü de çıkabiliyor. Lipton Karadeniz belli bir standart yakalamış, ama bu aralar favorim Deren.

8.Yeni bir çay aldığınızda en azından ilk bardağı şekersiz için. Şekersiz çay içtikçe, zaman içinde kalite farkını çok daha iyi anlayacaksınız.

9.Çay makinesi kullanmayın.

10.Sanılanın aksine içme suyuyla iyi çay demleyemezsiniz; çünkü bu sular fazla yumuşaktır. İstisnalar var. Çay demleyeceğiniz su bir miktar kireçli olmalı. Eğer çaydanlık hiç kireç tutmuyorsa, iyi bir çay içemiyorsunuz demektir. Elbette, fazla kireçli sulardan da hem sağlık, hem lezzet açısından uzak durmalısınız.

 

Popularity: 4% [?]


1, toplam 7 sayfa1234567»
© 2007 Pozitif PC editor blogu | Mandalina teması kendim tarafından yapılmış olup, henüz beleş olarak dağıtılmamaktadır.
Kapat
E-posta ile paylaş