Casio Exilim’i sevmem. Uyduruk bir dijital kameram var ve SLR + 1-2 objektif alacak kadar param olana dek de "doÄŸrult ve çek" tarzı fotograf makinesi almayacağım. Bu bana komik geliyor açıkcası. Objektifi Carl Zeiss,Hasselblad olsa, fiyatı da 100 dolar olsa, yine niyetim yok.

casio exilim

Üstelik Casio Exilim, ya da herhangi bir Casio kesinlikle ilgi alanıma girmiyor; çünkü Casio’nun fotograf makinesi ya da objektif tecrübesi yok. Objektif üretemeyen, en azından adam gibi objektif üretemeyen bir markanın makinesini -deli ucuz deÄŸilse ve ikinci makine olmayacaksa- almam.

Lakin, bu Casio Exilim’in çok istisnai bir özelliÄŸi var. Saniyede 60 kare fotograf çekiyor. Detay olarak, videoyu 300 kare çektiÄŸini söyleyeyim, ancak bu beni ilgilendirmiyor.

Birinci makine olmasa da, kesinlikle bu becerisinden dolayı edinilmesi gereken bir model Casio Exilim

.Casio Exilim, saniyede 60 kare çekebiliyor!

Modelini neden yazmadığımı merak edebilirsiniz. Daha belli deÄŸil; çünkü bu Exilim henüz prototip.

Detay olarak 6 megapiksel bir CMOS sensörü olduÄŸunu, bunun muhtemelen Sony IMX017CQE modeli olduÄŸunu belirteyim. 12x optik zoomu var ve bataryasız ağırlığı da 650 gr.

MüthiÅŸ bir oyuncak, ama hala bir SLR yerine koyabileceÄŸim makine deÄŸil Casio Exilim.

Video ise çok etkileyici; hoÅŸ benim aklıma çok daha parlak fikirler geldi. Mesela kayarken lastiklerin jant altına katlanmasını, süspansiyonun hareketlerini gösteren bir seri çekim. Ama yine de izleyin, etkileneceksiniz.


 

 

lepistesOrtaokulda 3 tane akvaryumum vardı; hani küçük ÅŸeyler filanda deÄŸil. 2 tanesi 240 litre civarında; biride küçük, 40 litre civarında, yavruları koymak için.lepistes

 

En sevdiÄŸim balık, bir Amerikan Chiclid’i olan (çiklet,ciklet,çiklid filan gibi abidik gubidik isimler verilen bir tür ÅŸu chiclidler) astronottu. (Latincesi Astronotus ocellatus, Oscar da diyorlar)

 

Bende bir çift astronot vardı ve zaman içinde akvaryum nüfusunun azalmakta olduÄŸunu farkettim. Astronotların saldırgan olduklarını biliyordum ama bunlar 5-6 santim ancak vardılar; Tiger türü çok ama çok güzel bir çiftti. Astronot belki de tatlı su akvaryumuna koyabileceÄŸiniz en zeki, en karakterli balık. Büyüyünce (30 santimi geçenlerini gördüm) hafif korkunç bir hal alıyorlar ve hareketliliklerinden eser kalmıyor. Sahibinin elinden yemi kapmak için akvaryumdan sıçradığını söyleyen fanatikleri var, doÄŸrudur belki, tek bildiÄŸim oldukça zeki oldukları.

 

Maalesef bu sefer astronotla baÅŸlamayacağım; 300 litre tavsiye edilse de, astronotların yarım tonluk akvaryumdan azına koyulmasına karşıyım. (Çünkü bu sefer büyütmek niyetindeyim). Söylenenin aksine, bakımları bana son derece kolay geldi. İki kere hasta (beyaz benek) olmalarına raÄŸmen, kolayca kefeni yırttılar.

 

Bu sefer, Lepistes ve Endlers, yani canlı doÄŸuranlarla baÅŸlayacağım. Çok sayıda balıklı, 150-200 litre civarı bir akvaryum düÅŸünüyorum. Lepistesler, Endlers’lar ile de çiftleÅŸebiliyormuÅŸ; zaten kendi aralarında çiftleÅŸmelerinden bile son derece deÄŸiÅŸik yavrular çıkabiliyor. Aslında Siyah Moli de düÅŸünüyorum, ama özellikle Lepistes’lerin çiftleÅŸme zamanı akvaryum ısısı Moliler için fazla sıcak olabilir. Emin deÄŸilim.

 

Seneler sonra yeniden baÅŸlayacağım için birçok ÅŸeyi unutmuÅŸ durumdayım. Önerilerinizi de bekliyorum; aranızda akvaryum meraklısı olan varsa tabi.

 

Sık sık ÅŸikayet ediyorum dışarıda iyi çay içemediÄŸim için. Bir bardak çayı yarım depo benzin fiyatına içtiÄŸiniz cafelerde bile sallama çay (poÅŸet çay kibarı; baÅŸtan savma olduÄŸu için sallama çay lafı daha uygun!) verme terbiyesizliÄŸini yapıyorlar. Bu konuda birkaç kez kavga etmiÅŸliÄŸim var; hatta bir seferinde “özrü kabahatinden büyük” bir cevap almıştım: çok sık çay demliyorlarmış, ziyan oluyormuÅŸ. Bunu söyleyen cafenin bir günlük hasılatı çay fabrikası alacak kadar!

Özellikle son 10 yılda, doÄŸru adı “Instant Coffee” olan, ama jilet,termos gibi marka adıyla özdeÅŸleÅŸmiÅŸ bir Nescafe kültür(süzl)üÄŸü aldı başını gidiyor. Nescafe içmeyin! Dünyanın en adi kahvesi olduÄŸu gibi, taneleri birarada tutmak için yapıştırıcı katkı maddeleri kullanıyorlar. En iyi ihtimalle, bol bol böbrek taşı sahibi olursunuz. Kahve içecekseniz, filtre kahve ya da daha iyisi Türk kahvesini tercih edin.

İleri düzeyde çay tiryakisi olduÄŸum için çay konusunda denemelerim çoktur. Çay demlemek aslında çok basittir. Birkaç basit kurala dikkat etmeniz yeterli:

1.Porselen demlikle metal demlik arasında bir fark yoktur. Metal, özellikle artık pek üretilmeyen aluminyum demlikler ısıyı porselene göre daha hızlı ve fazla ilettiklerinden, ocağın altını çok daha az açmalısınız. Fark buradan gelir; yoksa lezzet farkı olmaz. Porselen önemli ölçüde hata kaldırır, o kadar. Ben orta boy bir çelik demlik kullanıyorum; ocağın en küçük gözünü, en kısık ayarda kullanırım çay demlerken.

2.İşin en önemli inceliÄŸi suyun sıcaklığını doÄŸru ayarlamaktır. Asla fokurdayacak kadar sıcak bir suyu demliÄŸe koymayın ve demlenme sırasında suyun fazla kaynamasına izin vermeyin. Bunu yaparsanız çay buruktan da öte, acı olacaktır.

3.Bergamut ya da bergamut katkılı çaylar çaya hoÅŸ bir koku verirler; ancak bu çayları direk içmenizi önermem. Özellikle çok içildiÄŸinde mide bulantısı yaparlar. En iyisi, bu çayları onda bir oranında standart çayla birlikte harmanlamaktır.

4.Sıcaklığa baÄŸlı olsa da, 2 saatten fazla kaynamış çay mide bulandırır ve acılaşır.

5.İngiliz ve Seylan çaylarından uzak durun. Özellikle Seylan çayı, tarımsal olarak verimli olmanın dışında, hiçbir iyi yanı olmayan, düÅŸük kaliteli bir türdür. Aslına bakarsanız, “İngiliz çayı” diye bir ÅŸey yoktur; bunların çoÄŸu bizim damak tadımıza uygun olmayan harmanlardır. Lipton’un karadeniz harmanı fena olmamakla birlikte, fazla aromatik olduÄŸundan çok çay içenlerin midesini bulandırabilir; ayrıca pek renk vermez.

6.Lezzet ile renk arasında bir baÄŸlantı yoktur. Yine de, açık çay içerseniz genelde tadını alamazsınız.

7.Bizdeki çayların çoÄŸunun maalesef bir standardı yoktur. Bu yüzden, genelde fiyatla kalite arasında doÄŸru bir orantı bulunmuyor. (Burada özellikle Twinings’in hakkını yemeyelim; beÄŸenmesemde her kutu aynı çıkıyor). Filiz genel olarak iyi bir çay, ancak bazen çok kötü de çıkabiliyor. Lipton Karadeniz belli bir standart yakalamış, ama bu aralar favorim Deren.

8.Yeni bir çay aldığınızda en azından ilk bardağı ÅŸekersiz için. Åžekersiz çay içtikçe, zaman içinde kalite farkını çok daha iyi anlayacaksınız.

9.Çay makinesi kullanmayın.

10.Sanılanın aksine içme suyuyla iyi çay demleyemezsiniz; çünkü bu sular fazla yumuÅŸaktır. İstisnalar var. Çay demleyeceÄŸiniz su bir miktar kireçli olmalı. EÄŸer çaydanlık hiç kireç tutmuyorsa, iyi bir çay içemiyorsunuz demektir. Elbette, fazla kireçli sulardan da hem saÄŸlık, hem lezzet açısından uzak durmalısınız.

 


1, toplam 7 sayfa1234567»
© 2007 Pozitif PC editor blogu | Mandalina teması kendim tarafından yapılmış olup, henüz beleş olarak dağıtılmamaktadır.