Ground Effect
Belgesellerde filan “yer etkisi” diyorlar; tam tercümesi de bu. Biraz anlamsız bir çeviri aslında, onun için daha iyi bir karşılık bulunana kadar, ground effect demeye devam edeceğim.
Motorlu taşıtlarda, özellikle 4 tekerleklilerde gıcık bir sorun vardır: Araç hızlandıkça, alttan giren havanın basıncı arttığından, tekerlekler yola hafif basmaya başlar. Hatta eski araçlarda, özellikle Murat 131 gibi modellerde ön taraf o kadar hafiflerki, direksiyonun neredeyse boşta döndüğünü hissedersiniz. Bu durum, genelde ilk virajda kaymanızla sonuçlanır, eğer hız kesip lastiklerin yere sağlam basabildiği bir hıza inmezseniz.
Bu, yarış arabalarında daha ciddi bir problemdir. Çıkılan hızlar çok yüksek olduğundan ve virajdan hızlı çıkan genelde kazandığından, araçlar alttan giren havayı azaltmak için çok alçak tutulur. Arka ve ön spoilerler ile downforce yaratılır.
Spoiler ile downforce yaratmak ise yüksek hızlarda, hava sürtünmesinden dolayı son derece büyük güç kayıplarına neden olur. Gerçekte de, kullandığımız araçlarda yaktığımız yakıtın büyük kısmını hava sürtünmesini yenmeye harcarız. Etkili spoilerler sayesinde, aracı yüksek hızlarda istediğiniz güçle yere bastırabilirsiniz; ama bu sefer de aşırı yakıt tüketen ve son sürati oldukça düşük bir aracınız olur. Formula 1 gibi yarışlarda oyunun büyük kısmı, doğru şanzıman oranları ve spoiler açılarını bulmaktan ibarettir. Aşırı virajlı bazı pistlerde ön ve arka spoiler’ler inanılmaz downforce yaratabilir; öyleki, belli bir hızdan sonra, Formula 1 aracını baş aşağı kullanmak mümkündür! (Sert bir frende de yere çakılırsınız tabi!)
Yarışlarda motor hacimleri ya da güçleri belli limitler dahilinde sınırlandığından, artık motorlardan alınabilecek ek güçler son derece sınırlıdır. Bu yüzden, üreticiler belli zamanlarda aerodinamik iyileştirmelere herşeyden çok önem verirler.
Spoiler’ları çok az kullanarak, daha fazla downforce yaratmak, dolayısıyla lastiklerin yere daha iyi tutunmasını sağlamak olası. Bunun için, Bernoulli yasasından yararlanılır. Aslında uçaklar da böyle uçar ve spoiler dediğimiz şey, uçak kanadının tam tersidir!
Eğer aracın altından geçen havayı hızlandırırsanız, yukarı doğru uygulayacağı basıncı azaltırsınız. Bunun için, emme manifoldu ve karbüratörlerde de kullanılan ventüri etkisinden yararlanılır. Aracın önünden gelen havayı alttan daralan, sonra da genişleyen bir kanala yönlendirirseniz bir ventüri etkisi oluşturursunuz ve havanın hızı artar.
Bunu Formula 1′de ilk uygulayan kişi, McLaren F1′in de tasarımcısı olan Gordon Murray’di. Lotus bu sayede öylesine büyük bir başarı yakaladı ki, herkes onu taklit etme yarışına girdi. Hatta bazıları, aracın sırrını bile anlayamamıştı! Maalesef çok geçmeden Ground Effect prensibiyle çalışan her türlü iyileştirme yasaklandı; zira belli tehlikeleri de yok değildi: Araç yerden yükseldiğinde bu etki ortadan kalkıyor ve yol tutuş karakteri son derece radikal şekilde değişiyordu. 200′le viraja girerken, asfalttaki çok hafif bir tümsekte aracın havalandığını ve yol tutuşun yarısının kaybolduğunu düşünün…
Ground Effect Formula 1′de yasaklandı ama Chaparral gibi bazı araçlar, değişik yarışlarda bu prensibi kullandı. Chaparral biraz daha ekstrem bir örnekti; aynı hovercraft gibi lastik etekleri vardı ve arkadaki fanlar önden giren havayı aracın altından çekerek basıncı düşürüyordu.
1970′lerde Lotus ile ground effect prensibini Formula 1′e taşıyan Gordon Murray, neredeyse 25 sene sonra McLaren F1′de de aynı prensibi uyguladı; ancak bir ventüri kanalı oluşturmak yerine, Chaparral gibi fan kullanmayı tercih etti.




















