Playstation 3 fiyaskosuBizim insanımız ticareti filan bilmez.

“Allah allah, neden öyle dedinki” demeyin; 50.000 tane neden sayabilirim. Bugün sadece birkaçından bahsedeceğim.

Levent Playstation 3 almış. Oyuna filan çok meraklı olduğundan değil; üzerinde Blu-Ray geldiği için. Teknosa’da yaşadığı bir dizi rezaleti az önce anlattı. Kısa bir özet geçelim:

Teknosa, ABD fiyatı 499$ olan Playstation 3′ü 1500 YTL’ye, yani yaklaşık olarak ABD fiyatının 2 katından fazlasına satıyor. Elbette Teknosa bu fiyatı tek başına belirlemiyor. Playstation 3′ü her kim ithal ediyorsa, bu facia fiyattan en başta onlar sorumlu. Başka bir ülkede yaşasaydık, “kardeşim nedir bu fiyat, nasıl uydurdunuz bunu böyle?” diye arayıp sorardım ama Türkiye’de bunu yapmaya tenezzül etmiyorum. Muhtemel cevaplar -cevap denirse- şöyle: “Şirket politikası”, “Vallahi inanılmaz vergi koymuş devlet, bize de acaip pahalıya geliyor, yeminle 3 dolar zor kazanıyoruz tanesinden”…

Kimse bana vergi, gümrük, ÖTV filan demesin; çok iyi biliyorum vergileri. Türkiye distribütörünün Playstation 3′ü 499 doların çok altında bir fiyata aldığını da biliyorum.

Bu fiyatın en büyük suçlularından biri de Sony’nin ta kendisi, o da ayrı konu. ABD’de, Avrupa’da neredeyse sıfır kar ederek, o da zar zor sattığı cihazın Türkiye’de neden iki kat pahalı olduğunu zahmet edip sormak aklına gelmiyor mu?

Mantığı ben söyleyeyim. 500 doların da yeterince pahalı olduğunu, zaten bu fiyattan alıcısının az olacağını, alanın da 1200 doları paşa paşa verecek kitle olduğunu hesaplıyorlar. Yanlış. İnadına Playstation 3 almayacağım, tanıdığım herkese de almamasını öğütleyeceğim. Üstelik çok sevdiğim, çok akıllıca tasarlanmış bir konsol; hatta süperbilgisayar olduğu halde.

Levent’in diğer şikayetleri genelde Teknosa ile ilgili. İçinden oyun çıktığını söylemişler; ancak kasada ödemeyi yaptıktan sonra “aa içinde oyun yokmuş meğerse” diye ağız değiştirmişler. Aslında benim bildiğim Levent mağazayı dağıtırdı ama nedense celallenmemiş. Oysa en son bir Apple mağazasına gittiğimizde çok farklı şeyler yaşanmıştı(!)

Ayrıca Teknosa kurnazlık edip Playstation 3 oyunu satmıyor! Bu ilk bakışta aptalca gelebilir; ama herhalde 100 dolarlık Playstation 3 oyunlarıyla müşteriyi korkutmak istemiyorlar.

Bu da fiyaskonun ikinci perdesi. Türkiye’de Playstation 3 oyunlarının satış fiyatı, ABD’nin 3-4 katı.

Oyunları ithal edenler, senelerdir “korsan çok yaygın, oyun satamıyoruz” diye bikbikleyen şirketler.

Bu kafayla daha da satamazsınız. Hatta umarım hiç satamazsınız. Çünkü adamı keriz yerine koymanın da adabı var.

Dünyanın gelir dağılımının en bozuk olduğu, kişi başına milli gelirin dibe vuran dolara rağmen en kelek AB ülkesinin üçte biri kadar olduğu ülkede, dünyanın en zengin ülkesinin 2 katına Playstation 3, 4 katına da oyununu satmaya çalışıyorsunuz.

İsviçre’nin zengini ile aynı seviyede olan bir avuç insan buna tınlamayabilir. Çünkü onların çoğu da, o paraları şaibeyle, ithal ikame kalkanıyla, ihale fesatlarıyla filan kazandılar. Haydan gelen huya gider.
Doğrusunu isterseniz, o kesimin çoğu da Playstation 3 almıyor. Babalarının aldığı Ferrarileri filan parçalayarak Need For Speed’in “gerçeğini oynuyorlar”.

Levent, plazma TV’sini ve satın aldığı Blu-ray diskleri izlemek için almış Playstation 3′ü. Türk kazığı yediği halde, para karşılığında elde ettiği faydaya bakarsanız, hala karda. Ama çoğu PS3 alıcısının böyle bir durumu yok.

Beyler, artık Tahtakale tüccarlığı devri biraz geçti. Aziz Nesin’in YE-PE-TAŞ hikayesi hoş bir nostalji oldu. Artık hemen herkes, Internet sayesinde satın aldığı herşeyin yurtdışı fiyatını da biliyor.

Ne olacak ben söyleyeyim. Benim gibi birsürü insan, PS3′ün fiyatının biraz daha düşmesini bekliyor. Elbet ABD fiyatı 300 dolara düşecek; işte o gün birsürü adam Dubai’den filan kaçak PS3 getirmeye başlayacaklar; Tahtakale’deki meşhur pasajda 350 dolara PS3 satılmaya başlayacak. Kopya koruması filan kırılmış oyunlar tezgahları süsleyecek. PS3′ü Türkiye’ye getirenler ise (oyunları da tabi!) ilk voleyi vurduklarıyla kalacak ve tek bir cihaz ya da oyun satamayacaklar. Sonra Playstation 4 çıkana yine korsan morsan lafları edecekler. Haksız rekabetten filan bahsedecekler. Herkes layığını eninde sonunda bulur!

Çinliler taklit olayında kendilerini de aştılar. Geçenlerde bir radyoda dinliyorum, artık dalga geçtikleri hissine kapıldım. BMW ve Mercedes, Çin’i kopya otomobil olayından dolayı şikayet ediyorlar. Çin malı Mercedes’ten bahsetmiştim zaten; bu sefer sanırım BMW X5′i klonlamışlar. Mercedes, Smart konusunda da şikayetçi. Lakin konu bu değil: Smart’ı kopyalayan Çinli üretici ile röportaj yapıyorlar. Adamın sesi inanılmaz sakin. “Evet”, diyor, “ilk Smart’ı olduğu gibi kopyaladık; sonraki modelde ise kokpiti biraz değiştirmeyi düşünüyoruz”, ardından da “bakalım, kısmetse birazcık değiştirebiliriz” türünden bir cümle söylüyor; mealen böyle, tam cümleyi hatırlayamadım ama duyduğumda komaya girmiştim. Kısacası, heriflerin hiç tınladığı filan yok, üstüne de dalgalarını geçiyorlar.

Çinliler sadece mekanik şeyler kopyalamıyor; Godson diye bir MIPS klonu işlemcileri de var. Yakında Intel’i de kopyalayacaklarından eminim; Chintel Tentium’u dört gözle bekliyorum!

Japonların ve Çinlilerin tarihi husumetleri bilinir; herhalde biraz da “madik atmanın” zevkinden olacak, Çinliler Sega Dreamcast’i de klonlamışlar!

Ama ne klonlamak! Bu Sega Dreamcast, Orijinal Sega Dreamcast’den daha yetenekli olduğu gibi, fiyatı da “Çin standartlarında”.

Ekranı da Playstation’dan araklamışlar! “TreamCast”, tüm Sega Dreamcast oyunlarını hiç problemsiz çalıştırabildiği gibi, VCD, MP3 çalma gibi özelliklere de sahip. Standart Sega DreamCast aksesuarları dışında, kendi pad’i ile de geliyor. Fiyatı ise, 169 dolarmış.

Nintendo wiiPlaystation 3, tutunmak için çırpınıyor ve arkasında Microsoft’un olduğu Xbox 360 da dünyayı filan değiştirmedi. Öte yandan, “bebe konsolu” diyebileceğimiz Nintendo Wii, kapı baca yıkıyor!

Üstelik, Nintendo Wii’ın başarılı olmak için birkaç eksiği de vardı. Bunlardan ilki, Nintendo’nun şirket politikası olarak kan ve vahşet dolu oyunlara itibar etmemesi. Yani kurtlarınızı dökmek için katliam yapmak, kol bacak koparmak, sağa sola kurşun yağdırıp kılıç sallamak istiyorsanız, Nintendo Wii, alacağınız son konsol olacaktır.

Nintendo Wii, donanım olarak da rakiplerinin çok gerisinde. Öyleki, yine büyük bir başarı yakalayan Nintendo GameCube’a göre, çok daha hızlı bir işlemciye sahip olduğunu söyleyemeyiz.

PowerPC 750 CL tabanlı, Broadway kod adlı Nintendo Wii CPU’su, GameCube’dakinden (Flipper) sadece %50 daha hızlı. Yani, nefis grafiklere sahip oyunları Wii üzerinde görmek hayal. 

Peki Nintendo Wii, neden bu kadar tutuldu? Fiyatı hiç ucuz değil. (Türkiye fiyatı 700 YTL; ABD ve dünya fiyatı da çok ucuz sayılmaz). Grafikler rakiplerinin gerisinde. Özellikle yetişkin oyuncu kitlesini ekran başına mıhlayacak oyunlara sahip değil.

Buna kolayca bir teşhis koymak mümkün gözükmüyor. Bence, burada Nintendo’nun Apple’ın izinden gidiyor olmasının önemli bir rolü var. GameCube çıktığında, Southpark’ta bile sürekli Nintendo ve GameCube lafları dolaşmaktaydı. İster GameCube olsun, ister Wii olsun, son derece şık görünen aletler. Televizyon kültürüne de yerleştiler; tıpkı hemen her dizide Apple ürünleri görmemiz gibi.

Elbette yanıt bu kadar basit olamaz. Bence en önemli artılarından birisi, çok efektif çalışmadığı halde, oyuncunun oyuna çok daha fiziksel katılabilmesini sağlayan kumandası. Örneğin, bir golf oyunu oynarken, bu kumandayı bir golf sopası gibi kullanıyorsunuz. Açıkçası, hassasiyet ve doğallık gibi özelliklerinden hiç de memnun kalmamış olmama rağmen, oyuna fiziksel olarak katılıyor olmak, beni Nintendo Wii ile yakınlaştırdı.

Bir de, üzerinde dans filan ettiğiniz şu garip aksesuarlar var. Denemedim; ama oldukça bağımlılık yaratıcı Bir şey olduğuna dair şüphem yok.

Nintendo wii

Nintendo, prensip olarak, oyuncuların artık film gibi görünen oyunlar yerine, daha aktif olmak isteyecekleri, daha fazla zevk veren, tekdüze ve uzun senaryolara sahip olmayan oyunlar istediklerini keşfetmiş görünüyor. Wii’ın başarısının ne kadar devam edeceği ise soru işareti. Şimdiye kadar, gerek oyun sayısı ve grafik kalitesi, gerekse konsol gücü açısından hep geriden geldiler. Bu GameCube’da da böyleydi, Wii’da da böyle oldu. Wii’ın daha güçlü bir CPU+GPU ikilisine ihtiyacı varmı? Bu da soru işareti; çünkü bence Nintendo alıcısının temelde böyle bir talebi yok. Bir de çocuk sahiplerini düşünecek olursak; Nintendo “risksiz” bir seçim. Ortanın üzerinde şiddet içeren bir oyun bulabilmek için çaba harcamak gerekiyor; bu da ebeveynlerin Nintendo’yu seçmesinde -bence- önemli bir kriter haline geliyor.

Nintendo wii

Yine de emin değilim. Sonuçta ticari başarılar sihirli ve gizemli bazı öğeler içeriyorlar; tıpkı ağır, kaba, pahalı Zippo’nun pop kültür ikonu haline gelmiş olması gibi.


2, toplam 2 sayfa«12
© 2007 Pozitif PC editor blogu | Mandalina teması kendim tarafından yapılmış olup, henüz beleş olarak dağıtılmamaktadır.