Önceki yazıyı kısaca özetlemek gerekirse, şunları söylemişim:
1.Televizyon reklamları, seyirciyi bunalttığı için zaplanıyorlar.
2.İzlenmeyen reklamlar ve uzun süren reklam kuÅŸakları sonucu, bu bir “kaybet-kaybet-kaybet” tablosuna dönüşüyor. Reklam gelirleri, reklamdan saÄŸlanan fayda ve seyircinin ilgisi sürekli düşme eÄŸiliminde.
3.Reklamverenler, reklamların getirisi ve alternatifler konusunda çok titiz değiller; bunun da çeşitli nedenleri var.
4.Klasik reklam anlayışı Internet üzerinde devam ediyor; çünkü reklamcı-reklamveren, TV tecrübesinden yola çıkarak, yetersiz bilgisiyle bu yeni mecrayı keşfetmeye çalışıyor.
Bu yazıda ise, genel olarak Internet reklamcılığında yapılan hatalardan bahsetmeyi düşünüyorum. Ama her an konuyu dallandırıp budaklandırabilirim!
Örnek olarak yoÄŸun reklam olan 3 site seçtim. Bu siteleri seçmiÅŸ olmamın özel bir nedeni olmadığı gibi, türünün bu konuda tek örnekleri de deÄŸilller. BahsedeceÄŸim çoÄŸu gerçek, rakipleri olan sitelerde de fazlasıyla mevcut. Bu konuda, okuyucuların neredeyse %100′ü söyleyeceklerimi onaylayacaktır.
Her defasında sadece tek bir site ve o sitenin tek bir tab’ı olmak üzere, üç siteyi Firefox ile açtım ve ortalama CPU kullanımlarını kaydettim.
Değerler kaba değerlerdir. Gördüğüm maksimum değer %52, minimum değerse %33 oldu. Kullandığım bilgisayarda Pentium D sınıfı 3 Ghz bir işlemci ve 2 GB RAM mevcut. Ekran görüntüleri, Windows XP üzerinde alındılar.
Sonuç facia. Her üç sitede, Firefox’u ortalama %40 iÅŸlemci yüküyle çalıştırıyor. Test amaçlı kullandığım bilgisayar, ÅŸu an piyasadaki en güçlü bilgisayar deÄŸil elbette; ama bu sistemin gücünde bir bilgisayarın, Internet kullanıcılarının en azından %60′ında olmadığını söyleyebilirim. Hatta, bu bile çok iyimser bir tahmin.
Bunun anlamı kabaca şudur: Daha vasat bir bilgisayarla bu sitelere girenlerin ya tarayıcıları, ya da bilgisayarları kilitlenecek. Çoğu insan, bunu engellemek için Flash reklamları bloklayan Firefox eklentileri kullanıyor. Yani, reklamcılar ve reklam yayıncıları, kullanıcıları bezdirmiş durumdalar.
Bu durumda, kullanıcıya iki seçenek kalıyor: reklamları bloklamak, ya da o siteye hiç girmemek. Sonuçta, birinci durumda reklamveren ve site sahibi, ikinci durumda ise herkes kaybediyor.
Diğer bir konu, reklamların farkedilebilirliği ile ilgili.
Bu testi bir arkadaşınızla yapabilirsiniz. Bunun bir test olduğunu söylemeyin ve kafanızda 2-3 site belirleyin. Çeşitli bahaneler uydurarak arkadaşınızı ikişer kez seçtiğiniz sitelere sokun. Sonunda, hangi sitede kimin reklamlarını gördüğünü söyleyin.
Seçtiğiniz kişi ekstra dikkatli biriyse, size gördüğü 1-2 reklamı, siteyi ayırd edemeden söyleyebilir. Siteler farklı konudalarsa -bilgisayar, haber gibi- akıl yürüterek, oldukça yüksek isabet oranıyla gördüğü o 1-2 reklamın hangi siteden geldiğini kestirebilir.
ÇoÄŸu kullanıcı, gördüğü reklamların bir tanesini bile söyleyemez, en azından “emin misin?” diye sorduÄŸunuzda duraklayacaktır.
Demekki, kimse reklamları izlemiyor! Aynı televizyonda olduğu gibi.
Şahsen reklamveren konumunda olsaydım, reklam vereceğim sitede sadece benim reklamımın olmasını isterdim. Ve bu kesinlikle banner reklam olmazdı!
Banner reklamların en basit sakıncası ÅŸudur; her Internet kullanıcısı, reklamın nerede durduÄŸunu bilir ve gözü zamanla oralara bakmamaya alışır. Çünkü hepimizin derdi aynı; içerik…
O zaman, reklamverenler dikkat çekici olabilmek için içerik ve markayı (reklamı bile demiyorum!) harmanlamak zorundalar.
Bunun nasıl yapılacağını da anlatacağım; ama genel olarak nasıl yapılmaması gerektiği üzerinde durmakta fayda var.
Öncelikle, reklam ajansları lütfen “hedef kitleyi” aptal koyun olarak görmekten vazgeçsinler; zira dikkat çeksin diye koyulan, parlayıp sönen, patlayıp çakan, yarılıp yırtılan reklamlar kesinlikle ilgi çekmiyor. Amacınız reklam yapmak, sara krizi tetiklemek deÄŸil. Internet de Pokemon çizgi filmi ya da diÄŸer Japon mangaları deÄŸil; insanlar burada içerik arıyor. ÇoÄŸu da ciddi birÅŸeyler arıyorlar.
Reklamlar içerik açısından da bakıldığında dikkat çekici deÄŸiller; hatta kuru ve sıkıcılar. ÖrneÄŸin, “1600 Mhz FSB,PCI Express 2.0,ÅŸok ÅŸok ÅŸok!! Asus P5E” filan tarzı bir reklamın kesinlikle çekici bir tarafı yok. Ne kadar hızlı yakıp söndürseniz de kimse bakmıyor bile, çünkü heryerde sayı, Flash efektleri, model numaraları görmekten sıkıldık. Aslında seneler önce sıkılmıştık; ama siz kendi dünyanızda yaÅŸadığınız için hiçbir zaman farkedemediniz.
Sonuç? Banner reklamlar öldü. Internet kullanıcısı sizi de zaplamanın yolunu çoktan buldu. Üstelik bunu TV’de olduÄŸundan daha etkin bir ÅŸekilde yapabiliyor. Hala banner reklam furyasında kaldıysanız, elbet birgün siz de batacaksınız ve kullanıcılar rahat bir nefes alacaklar.
Eski taktikleri yeni maskelerle ısıtıp ortaya koymak da işe yaramayacak. Ekranın üzerinde açılan pencereler gibi. Bunlar da yıllar önce, Javascript her sitede varken, farklı şekilde denendi ve kayboldular.
Bir sonraki yazımda alternatif reklam taktiklerinden bahsedeceğim. Hayır; Internette gerilla reklamcılık filan değil. Çok daha konvansiyonel ama etkili bir yöntem önereceğim.
Popularity: 5% [?]




Blog nedir anlamadık. Neden mi?