Bazı gerizekalı batılılar,ki bunların içinde bizler de varız, Ruslar’ın teknoloji ve medeniyet düzeyini küçümsemiştir. Hatta, düşen Rus yolcu uçakları son yıllarda herkesin ağzında eğlence konusu haline geldi; sanki pilotları sarhoş, uçakların bakımları yetersiz değilmişde, uçakları kötüymüş gibi.
Gerçek şu ki, Ruslar havacılık ve uzay konusunda, en yakın rakipleri olan ABD’den çoğu zaman, hissedilir biçimde ileride olmuşlardır. Örneğin, Rusların uzay mekiği olan kartopu, Sibirya’dan fırlatılıyor; üstelik kar fırtınası, tipi,-70 dereceye varan soğuk gibi nedenler hiç önemli değil. ABD’lilerin uzay mekikleri ise, hava 1 derece ısınsa, fırlatılamıyorlar; üstelik Miami gibi, hava şartlarının hiç de zorlayıcı olmadığı bölgelerde bile.
ABD’nin uzay istasyonu konusunda, bugün bile Ruslarla işbirliği yapıyor olması dediklerimin kanıtı. Uçaklar konusunda da Rusların üstün olduğu, üstelik dağılmalarına ve maddi kaynaklarının neredeyse tamamının yokolmuş olmasına rağmen hala ABD’ye kafa tutabilmeleri batı için yenilir yutulur şey değil. Dünyanın en büyük kargo uçaklarını yapıyorlar, üstelik son birkaç yılda, en etkin stealth uçağı da geliştirdiler.
Dünyanın en hızlı savaş uçağı yine Ruslara ait. (SR-71 daha hızlı demeyin;zira görevleri çok farklı ve SR 71′in yakıtı bile özel). Üstelik 1964′de ilk uçuşunu yapan Mig 25 Foxbat’in rekoru şu an bile kırılmış değil ve doğrusunu isterseniz, bir daha da kırılamayabilir. Bunun nedeni,savaş uçaklarının yakın bir gelecekte tamamen şekil değiştirebilecek olmasından kaynaklanıyor. Ufukta insansız uçaklar var.
Mikoyan-Gurevich bürosu tarafından tasarlanan Mig 25, daha öncede bahsettiğim gibi eski bir uçak; ilk uçuşunu 1964 Mart ayında yapmış ve 1970 yılında hizmete girmiş. Uçağın potansiyeli, batıda büyük bir paniğe sebep olmuş; hatta F-15 Strike Eagle’ın, Mig 25′e cevap olarak üretildiği söyleniyor. Öte yandan, günümüz standartlarında bir uçak olmasına rağmen, F-15 Strike Eagle, yinede hız ve irtifa bakımından Mig-25 Foxbat’e yaklaşamıyor.
Bu kadar hızlı uçan bir uçakta, ısınma çok büyük bir sorun. Aluminyum’un özellikle ısıl genleşmesinden dolayı, bu hızlarda uçabilen uçaklarda kullanılabilmesi -temel yapı malzemesi olarak- mümkün değil. Batı genelde titanyum kullanırken, Ruslar kaynakların azlığından dolayı nikel alaşımlı çelik kullanmış! Bu alaşım motorların egzos manifoldları gibi aşırı ısınan kısımlarında da kullanılıyor; nikel çeliğin yüksek sıcaklıklarda çatlamasını engelliyor. İskeletin üretiminde kullanılan titanyum oranı %8, alüminyum ise %11.
Çelik-nikel alaşımının aluminyum ve titanyumdan çok daha ağır olması nedeniyle, Mig 25 Foxbat’in çok ciddi bir kilo problemi var: boş ağırlığı 12.700 kg olan F15′e karşılık, Mig-25 20.200 kg! Soyuz/Tumansky R-15B-300 turbojetlerin her biri 73.5 kN gibi çok yüksek bir itiş sağlamasına rağmen, F15′in Pratt&Whitney F100′leri 77.62 kN gibi biraz daha iyi bir güç sağlamaktalar; üstelik daha hafif ve yakıt tüketimi konusunda da daha tutumlular.
Kırdığı rekorlara rağmen, Mig 25 Foxbat, savaş alanında sahip olmak isteyeceğiniz bir uçak değil. 3.2 Mach yapabilmesine rağmen, redline 2.83 Mach. 2.8 Mach geçildiğinde ise, hem motor, hem de uçak kullanılmaz hale gelecek kadar hasar görüyor. Yinede 3.2 Mach yapabildiği gerçek; İsrail radarları keşif uçuşu yapan, farkedilince de afterburner’ları açıp kaçan bir Mig 25′in 3.2 Mach yapabildiğini tespit etmişler.
Diğer eksikliği, son derece düşük manevra yeteneği. Öyle ki, normalde 4.5g’den yüksek baskı yaratan manevralara izin verilmiyor; F16′da bile bu değer 6g. 11G’yi geçen bir Mig 25 Foxbat olduğu söyleniyor; ancak uçak bu manevradan sonra çöp olmuş. Kuşkusuz, çok daha iyi kontrol sistemleriyle uçak biraz daha kıvrak olabilirdi.
Kısacası, Mig 25, vurduktan sonra hızla kaçmak için üretilmiş; buna rağmen savaşlarda pek başarılı olamamış.
NATO tarafından foxfire olarak bilinen radarı (RP-25 Smerch-A1) ise, vakum tüpleri ile çalışıyor ve efsanevi bir sağlamlık ve etkinliğe sahip. Başlangıçta vakum tüpleri ile çalıştığını duymak yüzlerde hafif bir tebessüme sebep olsa da, bu sayede elektromanyetik savaş, ya da nükleer bir savaşta oluşan EMP’ye karşı son derece mukavimler. 1984′de bir modernizasyon geçiriyorlar ve Mig-25pd (Foxbat E) ortaya çıkıyor. Bu uçak, RP-25 Sapfir look down/shoot down radara ve IRST sistemine sahip; ayrıca motor güçlerinde küçük artışlar da olmuş.
Polyot 1L INS navigasyon sistemi ile, uçak pilot müdahalesi dahi olmadan, istenen hedefe, komuta merkezinden yönlendirilebiliyor.
Soyuz/Tumansky motorların aşırı yakıt tüketiminden dolayı, uçağın iç hacminin %70′ini yakıt depoları kaplıyor. Mig 25, 17,660 litre yakıt alabiliyor. Havada yakıt ikmali yapamıyor olması, menzilini kısıtlayan bir diğer faktör. Çift Tumansky’nin tek derdi yakıt tüketimi değil: ilk versiyonlar sadece 150 saatlik bir ömre sahipler; daha sonra bu rakam 1000′e çekilmiş; büyük bir gelişme olmasına rağmen, yine de çok kısa ömürlü motorlar.
İniş takımları ABS ile donatılmış, kısa mesafede durmasına yardımcı olmak üzere iki paraşüt de pilotun emrinde.
Mig 25 Foxbat, yaklaşık 1200 adet üretilmiş,ancak şu an itibariyle çalışır durumda olanların sayısı oldukça az. Cezayir,Ermenistan, Rusya, Suriye şu an Mig 25′e hava kuvvetlerinde yer veren ülkeler. Bulgaristan, Azerbeycan, Hindistan, Irak, Kazakistan, Türkmenistan ve Libya ise, Foxbat’lerini emekliye ayırmışlar.
Eğer bol paranız varsa, Rusya’ya gidip, bir Mig 25′e binerek, uzaydan dünyanın nasıl görüldüğünü keşfetmeniz mümkün! Bunlar modifiye edilmiş Mig 25′ler;zira uçağın orjinali tek kişilik; ayrıca normalde 20.700 metreye çıkabiliyor. Aslında 35.000 metreyi aşabildiği biliniyor, hatta 41.000 gibi “anormal” rakamlar da telaffuz ediliyor.
Mig 25′den sonra yerini biraz daha “kullanışlı” ve 2.83 Mach yapabilen Mig 31 Foxhound alıyor; ancak o da çok başarılı olamıyor.
Foxbat; avcı-bombardıman olarak tasarlanmış. Uçakta top bulunmuyor ve 4 pilona isteğe göre değişik silahlar takılabiliyor. Foxbat E modellerinin altına ilave yakıt deposu takılabilmekte; 5 tonun biraz üzerinde olan depo sayesinde Mig 25′in menzili ortalama %30 artıyor.