* You are viewing the archive for the ‘toplum’ Category

Deniz Baykal git, CHP şahlan

Bazıları CHP’nin seçimi nasıl kaybettiğine şaşırmış, ben de onların bu haline çok şaşırdım.

Kimisi biraz daha aklı başında, “yenildik ama ezileceğimizi bilmiyorduk” demiş.

Ben bile 45 kere yazdım; AKP daha da yüksek bir oyla tekrar kazanacak diye.

Şimdi yine aynı terane, her seçimden sonra olduğu gibi. “Deniz Baykal gitsün!”

Niye gitsün? Çünkü CHP şahlanacak ama Deniz Baykal izin vermiyor. Bakın tarihe, CHP Deniz Baykal’sız girdiği bütün seçimleri kazanmış (inanmayın canım, CHP’nin son 55 yılda seçim filan kazandığı görülmüş şey değil, Baykal CHP şaibeli son seçimini kazandığında 12 yaşındaydı)

CHP artık seçim filan kazanamaz. Bir sonraki seçimlerde de ben buradayım, kazanırsa yüzüme tükürürsünüz.

Neden kazanamayacak basit: CHP’nin hitap ettiği kesim, Türkiye’nin %5′lik kaymak tabakası, onun da yarısı ancak oy verir CHP’ye. Eski CHP’ci memur tayfası var, eh, yaş itibariyle onlarında bir ayağı çukurda, yani bir sonraki seçimlerde o tabanında önemli bir kısmını kaybedecek.

CHP, değişim ve demokrasi isteyenlerin ihtiyaçlarını karşılıyor mu? Hayır.

Ekonomik refah modelini savunuyor mu? Hayır.

YÖK’ü kaldırır mı? Kafayı üşüttünüz herhalde!

AB’ye girmeye taraftar mı? Hayır.

CHP solcu mu? Hadi artık bunun hakkında yeterince konuştum, bakalım Sosyalist Enternasyonel ne yapacak.

İster beğenin, ister beğenmeyin, CHP %20 gibi, bana göre çok yüksek bir oy aldı. Devlet Bahçeli ip atmak yerine konuşsaydı, ikinci parti olurdu. Ha, bu arada CHP MHP’ye yanaşarak solculuk konusunda da ne kadar “samimi” olduğunu gösterdi. Gerçi CHP’ye oy verenlerin hatırı sayılır bir kısmı demokrasi filan da istemiyor, o da ayrı konu.

“Laiklik elden gidiyor” diye meydanları doldurdular, bakalım bu dönemde de laiklik elden gitmeyince sonraki seçimlerde ne diyecekler?

Baykal’ın sağlığı yerinde, allah gecinden versin, birşey olmazsa, bir sonraki seçimlerde yine CHP’liler “Baykal gitsin” diyecekler.

Baykal’ın biryere gittiği yok, CHP’nin de öyle.

Kahve demokrasisi

Bazı arkadaşlar, kurbağaların yanlış partiye oy vermesine çok içerlemiş, onlara da “bu millete diktatör lazım” diye buyurarak eşlik edenler olmuş.

Beğendiğin parti gelirse demokrasi olsun, yanlış bir partiyi seçerse “kurbağalar”, diktatör gelsin. Türk tipi demokrasi. Kahve demokrasisi. Kahve yorumuyla sosyoloji, politika ve tarih dersleri…

Bunun adı zaten demokrasi değil, demokrasi süsü verilmiş dikta rejimi! Doğan görünümlü Şahin gibi Bir şey..

Diktatör lazım diyen arkadaş Londra’da yaşıyor, Londra Cumhuriyet filan değil, ama demokrasi var. Herhalde arkadaş orada demokrasi olmadığını zannediyor; malum içinde cumhur lakırdısı yok. Çin’in de tam adadı Çin Halk Cumhuriyeti, yani iki kere halk adı tekrarlanıyor, ama demokrasi yok. Allah allah, çık şimdi işin içinden..

Bu arkadaşların herhangi bir demokrasi talepleri yok; örneğin ben yakın tarihi eleştireceğim ama 367′den dolayı yemiyor filan demiyorlar. Kurbağaların seçtiği parti 367′yi kaldırmadığı için kızgın filan değiller. Şunu demek de akıllarına gelmiyor “ulan madem demokrasi var, ben de hakkımı aramak için harekete geçeyim”. Diktatör istiyorlar. Diktatör gelecek, bunlar gak deyince et, guk deyince su verecek…

Başbakan’ın oğlunun gemisi varmış…Ne yapsak? Diktatör gelsin, o alır. Alır da, senin benim malımı da müsadere eder arada!

Şimdi bu diktatörü biz mi seçeceğiz (pardon, o zaman demokrasi gibi Bir şey olur, halk -kurbağa- yanlış diktatöre oy verebilir) o kendisi mi gelecek?

Diktatör, temiz, delikanlı, adaleti ile dünyaya nam salmış adam olacak. Zira arkadaşlar diktatörün namuslusunu severler, hoş namussuzu geldimi de laf etmek yemez, oturur içinden küfür edersin. Namuslu ve adil diktatör gelip Tayyip’in oğlunun gemisini satacak, parasını halk arasında, adil biçimde paylaştıracak. Türkiye’yi adam edecek, eğitim ve sağlık reformu yapacak, tercihan AB’ye girmeyecek (malum, bizim “hassasiyetlerimiz” var), bu arada kurbağalar tarafından halel gelmeyecek bir demokrasi inşa edecek, sonra gidecek, giderken de “aman ya kurbağalar, bakın şeker gibi sistem bıraktım, yalnız sakın yanlış partiye oy vermeyin dönüp kabak gibi oyarım” diyecek.

2007 seçimlerinin özeti, oy durumu ve muhtelif fasa fiso…

Bir seçim daha gördük; kaşıntısı olan arkadaşların aksine, 27 senedir darbe görmemekten memnunum.

Son durum nedir bakmadım; en son baktığımda AKP %48′di. Benim tahminim %40-45 arasındaydı; AKP büyük bir başarı elde etti. Sanırım hiç bu kadar bariz bir farkla iktidara gelen olmadı şimdiye kadar. Sevgili ukala arkadaşlar, oyuncak seçimleri örnek verip bilmemle %80′le gelmişti filan diye yorum yazmayınız. Demokratik seçimleri kastettim, metazori olanları değil.

Samed dostumuz da şurada bazı yorumlar yayınlamış, hoş…Okuyunuz..

Eh, AKP İran ve Arap ülkelerinden getirdiği T.C nüfus kağıtlı elemanlarla kazanmadı seçimi (onuda iddia eden çıkar, şaşırmayınız!) Milletin %50’si vatan haini ya da gerizekalı olmadığına göre, sineye çekeceksiniz artık. CHP’liler sandık nöbeti tuttular mı, onu merak ediyorum işte.

Bu Türkiye için gerçekten farklı bir seçimdi. Türkiye’de şeriat isteyenler %5 bile olmadığına ve AKP’de “şeriat isterük!” demediğine göre, artık bu laiklik-şeriatçılık ayaklarını bırakın. Herkes biliyor zaten şeriat tehlikesi filan olmadığını, demekki halk da enayi değilmiş, yememiş.

CHP ikinci parti ama, tarihinin en büyük hezimetini yaşadı. Kürsüden ip atmakla iktidara yürünmeyeceğini de anlamış oldu Devlet Bahçeli. Açıkçası, kişiliğine hiç yakıştıramamıştım. Böyle ucuz şovlara girmese, oyumu MHP’ye bile verebilirdim, çünkü gerçekten değiştiklerini sanmıştım. Sadece şekilsel bir ince ayar varmış oysa. Beyaz çorap yasak, fark o kadar.

Aylardır AKP’nin gümbür gümbür geldiğini söylüyordum, eski yazılarım da şahidimdir. Ben anladım ama, bunca imkana sahip siyasi partiler anlayamadı. Çünkü halkın içinde değiller. (Ben de fazla değilim, ama en azından konuşuyorum, dinliyorum) Hırsları yüzünden gözleri kararmış.

Demekki halk artık boş sloganlara prim vermiyor, bu güzel bir gelişme. Önümüzdeki seçimlerde becerip konuşabilirlerse, tablo değişebilir. Onlar hala farketmedi, ama ben birkaç gözlemimi anlatayım:

1.Halk enayi yerine koyulduğunun bal gibi farkında.

2.İnsanların gündeminde laiklik, baş örtüsü, şeriat gibi konular yok. Fatih Çarşamba filan hariç, birçok yerde mini etekle de, belinize kadar sakalla da gezebiliyorsunuz. Verilen bunca ayara rağmen, biz bir imparatorluk halkıyız ve çoğumuz farklı insanlara tahammül edebilme kültürünü öyle ya da böyle almış.

3.İnsanlar, kullanmasalar, talep etmeseler bile demokrasinin zarar görmesini istemiyor. Konuşmasalarda, konuşabilme haklarını korumak istiyorlar. CHP’nin aşırı oy kaybına uğrama nedenlerinden biri, birçok aklı başında üniversiteli gencinin bile, statüko karşıtı olmak adına AKP’den yana tavır alması oldu.

4.AKP’liler de Cumhuriyet mitingleriyle dalga geçmesinler. Aslında o mitingler, ne düzenleyenlerin, ne de AKP’nin ekmeğine yağ sürdü. Olaylar spontane gelişti ve arada “ne darbe, ne şeriat” lafları yükseldi. Kısacası, millet “gölge etmeyin efendi gibi yaşayalım” mesajı verdi. Elbette, fanatikler de vardı ama çoğunluk değillerdi.

5.Halk, açık açık konuşmaktan ürkse de, son zamanlarda yaşanan bazı gelişmeleri “tuhaf” buldu. Kendi mağduriyetini AKP ile özdeşleştirdi. Bence son 6 ay, AKP oylarının zirve yaptığı dönemdir.

6.Bu seçimler, yama bir milliyetçilik anlayışının başarısız olduğunu açıkça gösterdi. Türkiye’nin batı’dan da, doğudan da farklı olduğunu sık sık söylüyorum. Bizim batıdan en büyük farkımız, örneğin Almanya, Fransa, İtalya gibi tek halktan oluşmamış olmamızdır. Aslında bu dayatılan milliyetçilik Türkiye için gereksizdir; çünkü biz halk olarak zaten birlikte yaşama kültürüne sahibiz. Keza ABD’de böyledir; sayısız ayrı ırktan gelen insandan oluşmasına rağmen, bir hispanik ABD vatandaşı, örneğin “Meksikalıyım” demez. Dolayısıyla, farklı etnik kökenleri reddetme anlayışı, üniter devlet yapısını korumak için gereksiz olduğu gibi, Kürt meselesinde olduğu gibi ters de teper. Sonuç olarak, Türkiye’nin üniter yapısını koruyacak tek ilaç, demokrasi, maddi refah ve huzurdur. AKP, bu değerleri öne çıkardığı için kazandı. Özellikle Güneydoğu’dan çok oy alması bu yüzdendir.

7.AKP gibi, sıfatları arasında “muhafazakarlık, İslam” gibi kelimeler bulunan bir partinin pratikte demokrasi ve liberalizme en çok sahip çıkan parti olması da, Türkiye’ye has tuhaf durumlardan biri. Biraz incelediğinizde, kendisini sağda gören (ki dünya standartlarında öyle) AKP’nin aslında Türkiye’deki “en sol” parti olduğunu görebilirsiniz.

8.Özellikle MHP ve CHP kendi kendilerini sabote ettiler. CHP, halka güvenmediğini gösteren işaretlerle tepki topladı. Sadece AKP karşıtlığı üzerinden yürüttüğü seçim politikasının işe yaramadığını son 1 haftada farkederek, “birşeyler söylemeye” başladı. MHP ise, Öcalan’ı asmak üzerine kurduğu seçim politikasıyla kendi kazdığı kuyuya düştü; zira bunu gerçekleştirme fırsatını ilk yakalayan ve en çok yaklaşan parti kendisiydi.

9.Cumhuriyet gazetesinin antipatik ve zekadan uzak reklamları tepki çekti; özellikle İlhan Selçuk kalkıp MHP’ye methiyeler düzünce, CHP’nin ve “solcu olduğunu iddia edenlerin” inandırıcılıkları kalmadı.

10.AKP, vitrin tazeledi. Zafer Üskül gibi yeni yüzler güveni artırdı, Unakıtan gibi şaibeli eskiler de seçilemeyecekleri bölgelere “sürülerek” nötralize edildi. Yine de, en azından beni tatmin edecek bir kadro yok ve hala bazı şaibeli isimler seçim listelerinde ilk sıralardaydı. Ne olursa olsun, bu değişiklikler önemli ölçüde işe yaradı.

11.AKP, insanlarla daha direk ilişkiler kurarak olumlu bir tablo çizdi ve hala hatırlanan “ananı da al git” rezaletini önemli ölçüde unutturdu.

Muasır medeniyetler seviyesine çıkmak için ne yapmak lazım? Daha çok seri katil yetiştirmek lazım!


Türk basın tarihinin bana göre en boş ve yanlı (nazik dille!) yazılarını yazan Ertuğrul Özkök, muhtemelen akrabalığım olmayan Sevil Atasoy‘a şu soruları sormuş:

 

Türkiye’de niye seri katil çıkmıyor?

Geri kalmışlık efendim. Türk insanı maalesef seri katil olacak tanımıyor dünyayı, gerekli eğitimi alamıyor. İnsanımız tekdüze yaşıyor, sizin gibi hayatını renklendirecek faaliyetlerden yoksun. Kırdan kente göçün de etkisi var tabi…

Polis mi beceriksiz, katiller mi zeki?

İkisi de aynı yerde yetişmiyormu?

Ruh çağırarak bir cinayet çözülebilir mi?

Çözülür, çözülmezmi. Bütün gelişmiş ülkelerde ruhlar birinci dereceden tanık kabul edilir ve karar genellikle ruhların beyanatlarına göre alınır. Aslında polis ve adli tıp da gereksizdir. Bir medyum 10 kaplan gücündedir.

Günümüzde kadınlar katillere daha fazla ilgi mi duyuyor?
Elbette. Genç ve bekar erkeklere seri katil olmalarını öneririm.

Türk katiller bu kadar aptal mı? Filmlerde bu kadar sahne var. Hiç mi ders almıyorlar?

Almıyorlar işte hıyarlar. O kadar doğru dürüst yazar var ama ders alan kim!

(Cevapları ben uydurdum tabi)

Türk basınının halini takdimimdir!

Online oyun oynayanların yüde 64′ü kadın!

Şaşırtıcı araştırma: bilgisayar oyunu oynayanların çok yüksek oranda erkek olduğu düşünülür. Genel olarak, bunun doğru olduğunu söyleyebilirim. Ama gördüğüm birşey var: Her 10 Sims oynayandan en az sekizinin kadın olduğunu söyleyebilirim, nerden çıkarıyorsun derseniz, gözlerimle gördüm. Sims alanların neredeyse tamamı kadın. Her gittiğim yerde dikkat ediyorum, kadınlar özellikle Sims’in sıkı takipçisi.

AC Nielsen, online oyun oynayanların %64′ünün kadın olduğunu söylüyor!

Mantıksız değil. Aşağıdakiler benim yorumlarım:

1.Kadınlar daha aktif olmak istiyorlar; bu biraz da kapitalizmin dayatması. Değişen iş modelleri, kadınların yapı olarak daha çok avantaj sağlayacakları bir yere doğru gidiyor, hatta gitti. Kadınlar artık daha hırslı.

2.Modern yaşam herkesi mutsuz ediyor, ama kadınlar bundan payını daha çok alıyor. Online oyunlar, “alternatif” bir dünya sunuyor ve aslında daha içe dönük olan kadınlar, bu dünyaya daha çok kapılıyorlar.

3.Kadınların ekonomik durumu gelişiyor. Online oyunları daha çok orta ve ortanın üstü gelir düzeyine sahip kişilerin oynadıklarını biliyoruz.

4.Erkekler artık kadınlardan çok kendileriyle ilgililer. Bu durum her iki cinsi de farklı arayışlara itiyor. Erkekler pornoya, kadınlar online oyunlara yöneliyor.

5.Kadın role-modellerin sayısının artmasıyla birlikte -Lara Croft gibi- genç kızlarında bu tip idolleri olmaya başladı.

12, toplam 24 sayfa« First...«5678910111213141516171819»...Last »