* You are viewing the archive for the ‘toplum’ Category

Bu nasıl laiklik?

Benim bildiğim tekke,zaviye ve tarikatlar yasaklanmıştı, o başka bir cumhuriyette mi olmuştu yoksa?

Hem “Cumhuriyet elden gidiyor” diye yaygara koparacaksın, hem de iktidardayken her türlü çetenin,tarikatın palazlanmasına izin vereceksin…Adnan Hoca meselesi ben ortaokuldayken patlamıştı, o zaman bırakın AKP’yi, Refah Partisini bile bilmiyorduk.

İzin vereceksin, çünkü 80′lerde ABD’nin dış politikası, solcuların karşısına dincileri çıkarmaktı.
Rusya artık tehdit değil, ABD’de bu işten elini eteğini çekti ama, o kadrolar hala işbaşında.

Türkiye’de en çok imam hatip lisesini açanlar AKP’liler değildi!

Elbette, burada okuyan çocuklar, “okulu bitirince mutlaka imam olacağım” girmediler bu okullara…Zaten kız öğrencilerin öyle bir şansıda yok.

“Ama devrim yasaları…” filan mı diyorsunuz hala?

Falcılık,büyücülük,üfürükçülük de yasak değil mi?

Peki, CHP’nin de belediye başkanı çıkardığı ilçelerde belediye “medyum tayfasına” nasıl ruhsat veriyor, devlet nasıl bu adamlara vergi levhası çıkartıyor?

Neden, “ulan siz kim oluyorsunuz da Evrim Teorisi gibi bilimsel gerçeklere karşı çıkıyorsunuz?” diye tantana yapmıyor?

Çünkü o zaman oy kaçar korkusu yüze çıkıveriyor…

Doğu Perinçek de cuma namazına gidiyordu…

Bir dahaki seçime, Perinçek hapisten çıkarsa, cemaat-i Müslim, camilerden akın akın sandıklara koşup Perinçek’i oya boğacaklar…

“Helal olsun,adam hidayete erdi, zaten emek filan gibi birşeyler söylüyordu,hani bizim dindeki kul hakkı gibi bir şey bu”

Birileri,çok şükür,anayasadaki komik “Türk devletinin dini islamdır” maddesini çıkardı…

“Devletin dini elden gidiyor” diye yaygara koparan şaşkın şeriatçılar çıkar mı bilmem ama, bakalım “laiklik elden gidiyor” diye meydan meydan dolaşanlar ne diyecekler?

Laiklik diyordunuz, devletin dini mi olurmuş!

Ya da doğduğum anda, neden nüfus kağıdıma “default” olarak “İslam” yazıyorsunuz kardeşim?

Dinibütün devlet,nüfus kağıdına zorunlu İslam kelimesi, zorunlu din dersi (gayrimüslimlerin, ateistlerin de girmesi şart!); bu nasıl laiklik?

Stalin sever solcular

stalin2.jpg“Solcular” bana takmış vaziyette. Ben bilmiyormuşum. Birisi, Stalin’i payladığım için kızmış. Stalin denen insanlık faciası, “yoldaşları” kurtarmış, falan filan…

Stalin’i bir “solcu” olarak, Hitler ile mukayese edebilirsiniz. İkisinin duruşu da aynıdır. Yaptıkları da aynıdır. Hitler’in meşhur “uzun bıçaklar gecesi” gibi, Stalin’de 1941′de Kızıl Ordu’da akılalmaz bir subay katliamı yapmıştır.

Hitler’den farklı olarak,Stalin üstüne bir de dönektir…

Katliam yaptığı ordu, tecrübeli adam gibi asker kalmadığı için Hitler’in ordusuna kafa tutamamıştır. Eğer Rusya bugün Alman toprağı değilse, bunun tek nedeni, Almanların karşılaştığı olağanüstü kış koşulları. Hava 5 derece daha sıcak olsaydı, Gorbaçov adını bile hiç duymayacaktık…Çoğunuzun parası yetmediği için sarışın,mavi gözlü,uzun bacaklı fahişelerin koynuna giremeyecektiniz; çünkü o zaman Rusya AB’de olacaktı ve cebinizdeki parayla ancak hava alabilecektiniz. O da memleket havası; zira Moskova filan pahalı gelecekti.

Lenin’i de ilk çiğneyen Stalin olmuştur ve “solcu” arkadaşların hayal ettiği sistem, Stalin’in insanlık dışı uygulamaları sayesinde tarihe gömülmüştür.

Arkadaşlar, Mao’yu da çok severler. Çünkü bütün Çin’i tek tip giydiren, sayısız insanı katleden, insanları köle gibi çalıştıran Mao büyük liderdir.

“Solcu” kardeşlerin aklına nedense sosyalizmin daha insani bir model önermesi gelmez. ABD’ye filan kıllar ya, onun karşısına çıkacak diktatör arıyorlar.

Delikanlı gibi çıkın, biz faşistiz deyin. Ya da size yakışacağı üzere,faşist olun.

Olmaz tabi, o zaman üniversite öğrencisi cıvırlarla düşüp kalkamazsın.

Çin’in bugünkü ekonomik düzeyine mucizeymiş gibi, buğulu gözlerle bakarlar…

Çünkü, Çin bir “halk cumhuriyetidir”. (İran’ı neden beğenmediniz, o da halk cumhuriyeti değil mi?)

Dünya Çin’den korkmaktadır. İcabında ABD’ye bile posta koyar.

Nah koyar.

Çin’in petrolü yok. ABD’de Çin’i köşeye sıkıştırmak için petrolün fiyatını artırmak için elinden geleni yapıyor. Petrol fiyatları öyle bir noktaya gelecek ki, bir süre sonra gazoz kapağı açacağını bile ABD’den ya da AB ülkelerinden ithal ediyor olacağız. Çünkü Çin petrolü daha da pahalıya alacak ve navlun fiyatlarının artışı yüzünden köşeye sıkışacak. Ya da Çin, ABD ile savaşacak.

Tabi kankası Rusya, onlara foşur foşur petrol akıtmazsa. Rusya, bekle-gör stratejisi uyguluyor, ama görünüm olarak AB ve ABD’ye daha yakın.

Kısacası, Çin ABD ile savaşmazsa, ancak ABD ve AB’nin izin verdiği ölçüde büyüyebilecek.

Peki Çin’le ABD savaşırsa, biz de okka altına gitmeyecek miyiz?

Çin’in herkesin başına bela olması da, AB ve ABD’nin ikiyüzlülüğüdür, o da ayrı konu…

Batı toplumu, ucuz ayakkabı giymek, dana fiyatına plazma TV sahibi olmak için, Çin’deki insan hakları ihlallerine seyirci kaldı. Ne zamanki herifler BMW filan klonlamayastalin.jpg başladılar, Herr Günther’in filan paçaları tutuştu. Ulan bu adamlar herşeyi elimizden almaya çalışıyor olmasın?

Günde 1 dolara, adamları köle gibi 18 saat çalıştırırsan, sen de “ekonomik mucize” yaratırsın.

Hatta, askeri mucize,bilimsel mucize de yaratırsın. Bilimsel mucize kısmından emin değilim,çünkü onun için dangalaklığı aşmak gerekir.

Roma İmparatorluğu köleler sayesinde dünyaya hükmetti. Mısır’daki piramitleri yapanlar da, “babamıza güzel bir mezar yapalım” diyen firavun mahdumları değildi. Osmanlı’daki “Arap bacılar” da, şahane çalışma şartlarından dolayı yılın yarısını Antalya’da ense yaparak geçiren, deniz ve güneşten kapkara olan kadınlar değillerdi.

Rusya’dan gelen ve fahişelik dışında birşeyler bilen birine rastlarsanız, nükleer reaktörlerin yakıtının nasıl çıkarıldığını da sorarsınız. Özellikle de, eski bir mahkuma rastlarsanız…

O kadarını da beceremiyorsanız Soljenitsin okursunuz, Sibirya’da neler oluyormuş öğrenirsiniz.

Fazla tarih bilmezsiniz, kafanız bulanmasın. İngiltere’yi örnek vereyim; sanayi devriminde 12 yaşındaki çocukları 18 saat çalıştırıyorlardı. Bu çocukların en az %30′u 18 yaşını görmedi…

Aynısını Türkiye’de de yapabilirsiniz…

Ne de olsa, kıllı göbeğini kaşıyan,nufüsun %37’sini oluşturan bir kalabalık var. Çalıştırmayıp da besleyelim mi! Maazallah, bakarsın karşı devrim filan da yapar yobazlar.

Bence Hitler gibi okültizme filan da sarabilirsiniz,belki Stalin’le Hitler’in ruhunu çağırırsınız.

İkisini tutup, Türkiye’de uygun partilerin başına koyarsınız. Eli sopalı lider isteyen siz değilmisiniz, alın iki tane birden…

Öyle seçim tantanası da fazla yapılmaz; taraftarı çok olan küüt diye sopayı diğerinin kafasına indirir.

Tabi yanlış diktatörün tarafında olursanız o kötü olur tabi. Artık Seydişehir’de boksit mi çıkarırsınız (vallahi küfür etmedim,aluminyumun hammaddesi!), taş ocağında günde 18 saat taş mı kırdırırlar bilemem.

Korku ve “aman ne .ok yerim” kültürü

Bir zamanlar dünyanın en gamsız adamıydım; sonra ne olduysa panik ataklar yaşamaya başladım.

Medya ve devletlerin insanları korkutup, korkuyla kolay yönetilen sürüler haline getirdiğinden her fırsatta bahsetmişimdir. Küçük bir örnek; başkentin göbeğinde bir bomba patlıyor,sürüyle insan ölüyor. Güvenlik güçleri ne tip bir açıklama yapar? “Sakin olmalı, bunlar münferit olaylar, suçlular yakalanacak vs vs” değil mi? Hayır! “Bu gibi olayları artık sık sık beklemeliyiz” deniyor. Eskiden olsa ilginç gelirdi.

Medyanın ya da dövlet böyyüklerinin ne dediğini zerre kadar kaale almıyor, azıcık olsun inanmıyorum…

Bu yaz, insanlar kene şoku yaşadılar. Seneye de, özellikle sıkı bir sıcak olursa, birsürü insanın akep zehirlenmelerden ölmesini bekliyorum. Korktunuz mu? İyi! Demek ki, geleceğim parlak(!). Şaka bir yana, insanlar bu kenelerin neden bu kadar çok üreyip etrafı sardığını düşünmeye zahmet etmedi. Veterinerler odası da herhalde açıklama yapmamıştır; eh, ekmek kavgası ne de olsa! Ben size söyleyeyim; “kuş gribi ayağına” katledilen tavuk ve kuşlar azaldığı için, doğadaki en önemli görevlerinden biri muhtelif haşarat nüfusunu yemek suretiyle dengeleyen düşmanlarının olmaması nedeniyle keneler de bolca üredi. Kaçınız bilir bilmem ama, kırsalda tavuk yetiştirmenin nedenlerinden en önemlisi de, özellikle sıcak yerlerdeki akreplerden kurtulmaktır. Çünkü tavuklar en etkili böcek yokedicilerdir.

İnsanlar feci derecede korkak ve güvensizler. Korkak ve güvensiz insanlar da bir kurtarıcı ararlar. Modern yaşamda bu kurtarıcılar devlet, molla kafalı akademik personel,ilaç şirketleri olabiliyor. Her halükarda, aman karnımız tok sırtımız pek olsun diye, varolmayan tehditlerden korunmak için özgürlüğümüzden vazgeçiyoruz.

Ancak modern insanın tek sorunu bu korku ajanları değil. İnsanlar aynı zamanda çok ciddi özgüven sorunları yaşıyor. Sokaktaki “jilet gibi” gençlerin patlama yapması bundan. Estetik cerrahlar, kozmetik üreticileri vs. altın yıllarını yaşıyorlar. Tabii herşey “imaj değil”. “Ben sadece bunu becerebilirim” diye koşullanan insanlar, “üretim birimleri” gibi yaşayıp ölmekteler. Bugünlerde dünyayla güneşin yerini değiştirseniz, eğer SRC belgeniz yoksa taksi şöförlüğü yapabileceğinize inanmıyorlar. Daha kötüsü, buna siz de inanmıyorsunuz!

Bunun nesi kötü diyenler çıkabilir. Belki şu an dünyanın en büyük yazarı, üniversitede İktisat tahsil ettiğinden dolayı, muhasebecilik yapıyor. Arabanızın şasisine kaynak yapan sertifikalı gazaltı kaynakçısı belki bir sonraki Kubrick. Ya da tersi; “yönetmen sandığınız” ödüllü zibidi, aslında sünnet düğünü çekemeyecek kadar yontulmamış bir odun, ama kıytırık bir festivalde ödül aldığı için adam zannedip filmine gidiyorsunuz.

Yetenekli ve yaratıcı insanlar tek bir alanda başarı göstererek tatmin olamazlar. Öyle olsa, Da Vinci resim yaptıktan sonra atletizm yarışmalarına katılmaz, oradan da helikopter tasarımı yapmaya yeltenmezdi. Eski oyuncuların bazısı kamera arkasına da geçiyor, o da kesmiyor, film festivali düzenliyor. Colin McRae, büyük ralliciydi ama çok da iyi bir helikopter pilotuymuş.

Bugün Da Vinci, eğer çok yırtık biri değilse, belki ancak bir bankada veznedar olabilecekti; zira ona diploma verecek okuldaki kalitesizlikten sıkılıp eğitimini tamamlayamayacaktı.

Bunları bildiğim halde, zaman zaman yeni problemlerle karşılaştığımda korku ve panik hissine kapılıyorum. Oysa eskiden bu tip şeyler benim için eğlenceliydi. Farkında olduğum halde ben bile etkileniyorum bu koşullanmalardan. Üstelik, kalıbımı da basarım, benden çok daha zeki çok fazla sayıda insan, olan bitenden tamamen habersiz. Onların halini düşünmek bile istemiyorum.

Bunun antitezi, “ne iş olsa yaparım abi” de değil tabi. Ama her insan, zaman zaman kendi sınırlarını keşfetmeyi denemek, aşabiliyorsa aşmak zorunda. İnsan olmakla maymun olmak arasında sandığımızdan çok az fark var ve eğer bunu bile beceremiyorsak, bir maymundan çok daha zevksiz ve zor bir yaşama hazırlanmalıyız. Üstelik, onları mutsuz edecek parametreler, bizi mutsuz edebilecek parametrelerden çok daha az.

3, toplam 39 sayfa«123456789101112131415»...Last »