graham greene havanadaki adamımızGraham Greene, vasat bir yazar olarak kabul edilse de, muhtemelen en eÄŸlenceli casus romanlarını yazan adamdır-gerçi 1973′de Nobel’e aday gösterilmiÅŸ ama kazanamamış.

Birazdan yazarın baÅŸyapıtı sayılan “Yıkılış” a baÅŸlayacağım; ama zaten okuduÄŸum Havanadaki Adamımız‘ı fazla yormadan okuyacak eÄŸlenceli bir roman arayanlara ÅŸiddetle tavsiye ederim.

Havanadaki Adamımız, gelecekte, belli olmayan bir zamanda geçer. Gelecekte derken, 2010′da filan deÄŸil; sadece Batista dönemi olduÄŸu açıkça söylenmiyor. Kitapta, aslında tavÅŸan boku misali, ne bulaşıp ne de kokmak isteyen kahramanımız -elektrikli süpürge satan bir esnaftır yanlış anımsamıyorsam- bir anda CIA ajanı zannedilir (tabi açıkça söylenmemiÅŸ!) ve iÅŸler zaten kötü gittiÄŸinden, baÅŸlarda inkar etsede, paranın kokusunu alınca, gerçektende ajan gibi davranmaya baÅŸlar. Ancak, Havana hükümeti de kendisinden şüphelenmeye baÅŸlar: bu durumda iki tarafı da idare etmek zorunda kalacaktır.

Kahramanımız, senelerce verdiği palavra raporlarla, iki tarafı da büyük bir beceriklilikle uyutur; daha doğrusu, kitap boyunca, istihbarat örgütlerinin aslında hiç de zannedildiği kadar zekice hareket etmediği gerçeğiyle karşılaşırız.

Bu arada, Yıkılış’ı çeviren de Mina Urgan‘mış..