Umberto Eco’nun okurken çevirmeniz gereken kitabı:Opera Aperta (Açık Yapıt)

Eco’yu severim; Gülün Adı’nı "kalın" bulan arkadaşım, Foucault Sarkacı’nı okurken dehşete düşmüş. (Neredeyse iki katı). Bir de arkasında "mini ansiklopedi" var; az buçuk latince anlamıyorsanız, ortaçağ tarihinden, hatta Yahudi tarihinden habersizseniz, hiç girmeyin derim. Doğrusu ben çok beğenmiştim kitabı; zaman zaman Eco’nun "engin kültürünü her fırsatta sergileme gayreti" yüzünden sıkı literatür taraması yapıp küfür ettiğiniz oluyor ama, kitap sayesinde güzel bağlantılar yapıp bolca yeni komplo teorisi üretebiliyorsunuz.

Ben Eco’yu Playboy sayesinde tanıdım. Bazı hırtlar gibi "valla fotograflara bakmam; Çetin Altan, Engin Ardıç, Eco ve Chomksy okumak için alıyorum" diyecek değilim! Playboy olağanüstü kaliteli bir dergiydi; fotograflarda cidden sanat eseridir. Kadına bakınca sadece erekte olan zerzevatlar tabiki ne dediğimi anlamazlar; ama gerek içindeki yazarların kalitesiyle, gerekse fotograflarıyla harika bir dergidir ve hiçbir zaman FHM filan gibi cıvıklığa, avamlığa kaçmaz. Senelerdir takip ettiğim yok; malum, erotizm kültürü olmadığı için rezil porno dergiler (Hustler diyeceğim ama kalite kaçar Hustler; neler var!) Playboy’u bitirdi. Pipo içmenin inceliklerini bile bu dergiden öğrenmiştim.

Eco’nun köşe yazıları keyifldir ve orada ne kadar zeki biri olduğunu ispat etmek için kültür silahını kullanmaz. Bir de ciddi kitapları vardır; zira adam dünyanın ilk anlambilim kürsüsünü kuran kişidir; önemli bir akademisyendir Prof Umberto Eco. Bütün külliyatı bünyeye emince, eh artık Opera Aperta’yı da okumak lazım diyerek aldım.

3 sayfa okuduktan sonra kıpkırmızı oldum. Hayatım, yapmak istediklerim, hayallerim gözümüm önünden film şeridi gibi geçti ve "acaba, bir tamircinin yanına çırak girsem daha mı iyi olur?" diye düşünmeye başladım. Hiçbirşey anlamamıştım. Kitabı bir köşeye attım.

Yıllar sonra, gazetelerin birinin kitap ekinde bir yazı; Opera Aperta’nın çevirisinin ne kadar yanlış, hatta komik olduğunu; kitabı okuyanların "anlamaması" yüzünden tekrar çevrildiğini yazmışlar!

Derin bir nefes aldım ama iş işten geçmişti; kendimi haytalığa ve spora vermiştim, malum, akıllı değilim, bari güzel olayım diye!

Kitabın ilk paragrafı şöyle; okudum ve bir seferde anladım diyenler mail atsın.

"Son zamanlarda görülen çalgısal müzik kompozisyonları arasında, belli bir sayıda kimileri vardır ki, çalgıcıya tanıdıkları olağanüstü bir özgürlükle belirginleştirmektedirler. Burada çalıcı artık klasik müzikte olduğu gibi, salt bestecinin işaret ettiği noktaları kendi duyarlılığına göre yorumlama yetkisini taşımakla kalmıyor; ayrıca yapı üzerinde etkimek, yaratıcı bir doğaçlama edimi içinde notaların süresini yada seslerin ardışıklığını belirlemekle de yükümlü bulunuyor"

Bu arada, bu kitabın en iyi çevrilmiş yerlerinden biri. Daha öyle cümleler var ki, okuyup transa geçtikten sonra bir kere daha okumak gerekiyor.

Kulakların çınlasın Yakup Şahan, hayatımı kararttın:)

 




Siz de birşey söyleyin!