AB’yi bende çok istemiyorum ama Türkiye için şarttır

AB’ye çok meraklı değilim; elbette “normal” bir AB üyeliği önerilseydi, bunu en çok ben isterdim. Ama, aynı Gümrük Birliği’ndeki kazık gibi (Tansu Çiller, kulakların çınlasın) bir başka kazığın içindeler. Gerçi, zaten alacaklarını almışlar, onun için pek de üsteledikleri yok “ayrıcalıklı üyelik” için.

Bize önerdikler şu: serbest dolaşıma girmeyeceksin, bizim işimize de karışmayacaksın. Tabi “halka” söylenmeyenler de var; Kıbrıs’tan çekileceksin, MGK’yı hükümet bünyesine alacaksın gibi. Zaten “ulusalcı” kesim, AB bayraktarlığı yaparken, bu şartlar duvar gibi karşımıza çıkınca çark ettiler, şimdi AB’yi en çok “şeriatçı” dedikleri kesim istiyor.

Ben Paris’e, Edirne gibi gidemeyeceksem, gümrük vergisiz mal alamayacaksam, Cemil Abi’yle iş yapar gibi Pierre ile serbest ticaret yapamayacaksam, orda işçi olamayacaksam, banane AB’den.

Lakin kazın ayağı öyle değil işte. Türkiye’de hiçbir parti gerçek bir demokrasi istemiyor. Bunların hepsi fosil partiler. Genç Parti’yi methedecek değilim, ya da DTP’yi, Haydar Baş’In adını bilmediğim partisini, idamı geri getireceğiz diyerek şirinlik yapan, üç isimli ilahiyatçının partisini de tutuyor değilim, ama özellikle Genç Parti meselesini hatırlayalım; adamı bir kaşık suda boğacaklardı. Eh, Cem Uzan, ampüllü parti gibi sütten çıkmış ak kaşık değil ama(!), birsürü hırsız ve uğursuz elini kolunu sallaya sallaya gezerken, Uzan’ı bu kadar sıkıştırmalarının nedenleri arasında hızlı siyasi kariyeri yok mu sanki?

Seçim barajı diye ağlayanlar, siz iktidardayken niye kaldırmadınız? Kendi kazdığı kuyuya düşen ağlar mı canım?

AKP, başta AB yanlısı göründü; pekala diğer partilerin yapabildiği gibi kadrolaşabildiklerini, halkın herşeye rağmen AKP’yi desteklediğini, AB’nin de bizi istemediğini anlayınca, onlar da çark etti.

Bu partilerin hepsi birbirine sövüp saysa da, bu düzen onların çıkarına hizmet ediyor ve hiçbirşeyi de değiştirmek niyetinde değiller.

AB ise, kendi standartlarını empoze ediyor. Bunlar Türk halkının yararına olan şeylerdir. Adam gibi kanunlarınız olsun, adam gibi seçim sisteminiz olsun, adam gibi demokrasi olsun diyorlar. Bunu bizim iyiliğimiz için istemiyorlar; kapitalizm için demokrasi ve hukuk vazgeçilmezdir. Bu aynı zamanda, tüm insanlarında yararınadır. Burada bir terslik yok. Öte yandan, köylü nufusunu %10 altına çek diyor, bu hiledir. AB’de bile böyle bir ülke yok, Fransa nufusunun neredeyse %70′i, 80′lerin başına kadar köylüydü. Maksatları, bizdeki tarımı bitirmektir. Hoş, bizim meclis onlardan daha hızlı, önce şekerpancarı yasası, şimdi tohumculuk yasası. Siz hala dış mihrak arayın!

Keşke AB’ye girsek. (2015′e kadar Türkiye’nin adı bile geçmiyor)




Siz de birşey söyleyin!