Basının korku yaratma politikası

Türkiye’deki haber bültenlerinde son yıllarda dikkatinizi çeken birşey oldu mu?

İçeriksiz haberler, magazin rezaletleri gibi şeylerden bahsetmiyorum. Sadece haberleri izleyen birinin dünyanın durumu hakkında ne kadar cahil ve vizyonsuz kalacağının da. Çünkü haberler size dünyada gerçekte ne olup bittiğini söylemiyor.

Haber spikerinin kaşı gözü oynamaz. Bu habere yorum katar. Katiyen yapılmaması gereken bir hatadır. Basın yayınla ilgili 2 senelik okullarda bile öğretilir bu. Ama gitgide daha “ifadeli” haber spikerleri görüyoruz. Yüzlerinde korku ve endişe ifadeleri..

Televizyonlar bunu iki nedenle yapar. İlk neden ticaridir: çoğu insan, korku verici,endişe yaratan ve abartılı haberlere daha çok ilgi gösterir. Çünkü bu tip haberler insanda bir duygu,tersine de olsa coşku yaratırlar. Duygulara hitap etmek, mantığa seslenmekten çok daha kolay, risksiz ve etkilidir. Prime time’da bu tip çirkin oyunlar yüksek puan almalarına neden olur. Dolayısıyla, daha çok reklam geliri elde ederler.

İkincisi, kendilerinin bile farkında olmadığı, sık sık bahsettiğimiz güç odaklarının teklifsiz dayatmalarıdır. Aslında bu bir “global siyaset” sorunudur ama bunu yaptıklarından dolayı herhangi bir direk çıkar elde etmediklerinden, kaynağı belli yerlerden maddi çıkarları olmadığından, nedeni siyasi olarak tanımlamak çok da doğru olmayacaktır. Basın-hükümet ilişkilerinin içiçe olduğu ABD ve Türkiye gibi ülkelerde bu oyunlar çok da bilinçli olmaksızın, sistematik olmaktan uzak şekilde gündeme gelir; ancak ABD’de olduğu gibi bir devlet politikası değildir. ABD’de bu daha sistematik bir yapıdadır; ancak filmlerde gördüğümüz gibi ilişkiler yoktur. Zira devletler ya da hükümetler basına ne olursa olsun mesafeli yaklaşırlar. Bu biraz köpeğinden korkan köpek sahibine benzer; köpeğini zaman zaman dövmesine rağmen içten içe, sivri dişleri yüreğine korku salmaktadır!

Kimisi bizzat kendilerince tezgahlanan terör olaylarıyla devletler vatandaşı korkutmak ve özgürlüklerini elinden almak ister. 11 Eylül’den sonra ise bu durum neredeyse resmileşmiş, aleniyet kazanmıştır. Öyle durumlar vardır ki, devlet “baş şüpheli” olduğu halde bu çok da tartışılmaz. Bundan devletler ve hükümetler çıkar sağlarlar ama aslında yerleşen düşünce, insanların güvenlikleri için özgürlüklerini vereceği fikridir. Bu düşünce ise en çok dünya konfederasyonu amacına hizmet etmektedir. O gün geldiğinde, insanlar her özgürlüğünden vazgeçecektir.

Günlük yaşamda ise, basın tarafından yaratılan korkular son derece çeşitli ve abartılıdır. Öyleki, sadece bilgisayarınızı biraz yavaşlatan bir virüs bile, kıyamet haberi gibi verilir. Bunun son örneğini kuş gribinde yaşadık. Aslında bu bir danışıklı döğüştü; hatta oyunun içinde veterinerler odası da vardır. Akıl almaz bir tavuk katliamı yapıldı. Tavuk Türk insanının başlıca protein kaynağıdır ve bitkisel protein kalitesizdir; hayvansal proteinin yerini tutamaz. Bu aptalca politika, sağlıksız ve zekaca geri kalmış nesiller olarak Türkiye’ye pahalıya patlar. Üstelik, tavuklar yerleşim yerlerindeki böcek ve haşerelerin kontrolünde çok önemli bir role sahiptir. Bu yıl başladı ama önümüzdeki yıl özellikle akrep sokmasından çok sayıda vatandaşımız ölecek. Daha önce bilmediğimiz, insan eti yiyen böcekler türedi. İşte, korkunun insanları getirdiği noktanın basit ama somut bir örneği.

Elbette sadece bu değil. Komşunuzdan korkuyorsunuz; çünkü bir haberde 20 yıllık komşularının katil olduğunu öğrenen birisini gördünüz. Çocuğunuzu parka götürmeye korkuyorsunuz çünkü bir çocuk salıncaktan düşüp öldü. Aşık olduğunuz kadına güvenemiyorsunuz çünkü gazetenin 3. sayfasında sevgilisini baltayla öldüren bir ruh hastası gördünüz. Bunlar siz gördüğünüz için olmadılar, dünya zaten böyleydi. Gördükleriniz milyonda bir örnekler. Her zaman oldu, olacak. Ama siz korkmuyordunuz. Çünkü rahat evlerinizde otururken, bunlardan haberiniz olmamıştı?!

Bunlar ya da daha kötüleri, ne tedbir alırsanız, ne kadar korkarsanız korkun sizin de başınıza gelebilir. Sizi devlet koruyamaz. Basın koruyamaz. Pahalı ve silahlı adamlar koruyamaz. Eğer başınıza birşey gelecekse gelir. Bu kadercilik değil, istatistik. Büyük sayılarla düşündüğünüzde, başınıza gelecek felaketlerin sınırı yoktur.




1 yorum “Basının korku yaratma politikası”

  1. Cursed :

    Tem 21, 08 at 2:06 pm

    Bu yazıyı okuyunca 11 eylül saldırılarından sonra güvenlik adına vücuduna kimlik belirtici çipleri gönüllü olarak taktıran insanlar geldi aklıma:)


Siz de birşey söyleyin!