Çevreyi kurtardık mı Nalan?
Al Gore işsiz kalınca bir film yaptı ve herkes dünyayı kurtaran adam kesildi.
Cüneyt Arkın’ın Dünyayı Kurtaran Adam’ı, kendi deyişiyle “dünyayı kurtarmış ama prodüktörü batırmıştı”. Al Gore ise parayı cukkaladı.
Elbette havayı ve suyu daha az kirletmeye lafım olamaz. Hatta bu konuda cidden çok hassas olduğumu söyleyebilirim. Mesela elektrikli aletlerde enerji verimliliği takıntım senelerdir vardır. (Eheim takıntım buradan geliyor akvaryumseverler). İçten yanmalı motorlarda da öyle. Bu yüzden, Ferrari gibi araçları, bilhassa Bugatti Veyron’u aptalca tasarımlar olarak görüyorum. Hardcore çevreciler süper sporlara da karşı,hatta “çevrecilik modayken” Brad Pitt Honda Hybrid kullanıyordu. En son 7.50 kullandığını duymuştum. Karısı Angelina Jolie’ye herhalde Afrika kraliçesi olmak yetmemiş, o da Bugatti Veyron kullanıyor. Süper sporlara karşı değilim, ama 2 tonluk boktan bir mühendislik ürünü araca 1000 beygir motor takmak hem akla,hem çevreye, hem cüzdana zarar. Bence Lotus Elise, bu alanda son yıllardaki en zeka dolu tasarımdır. Keza, Koenigsegg de öyle…
Bu işin boku çıktı. Boku çıktı derken fazla mecazi anlamda kullanmıyorum; kimilerine göre ineklerin osurması çevreye çok zarar veriyor,sera gazlarını artırıyormuş…
Marketlere fileyle giden çevreci dostlar var; ama hergün sürüyle çöp torbası harcıyorlar…
Kimileri “aman canım geri dönüşüm var ne de olsa” diye ya kendini avutuyor, ya da had safhada cahiller. Örneğin plastiği geri kazanmak, zaman zaman daha fazla enerji tüketimi ve kirlilik yaratabiliyor.
En son, “çevreci LCD” lerin de hiç o kadar çevreci olmadıkları çıktı ortaya.
Film modayken, birçok “entel”, 3000 wattlık akkor filamanlı ampullerle aydınlatılan salonlarında “ne olacak bu dünyanın hali” geyiği çeviriyordu.
Türkiye’nin neden Kyoto’yu imzalamadığı ise muamma. (şimdi imzaladımı bilmiyorum). Herhalde, “ABD imzalamadıysa bir bildikleri vardır” dediler. Kyoto’yu imzalamak, Türk sanayicisinin çıkarınadır; zira bizim endüstri tesis ve makinalarımızın çoğu hem ABD’den, hem de AB’nin bir kısmından yenidir. Revizyonlar bize daha az maliyet getirir.
Ha, bir de bu fırsattan istifade yelkenleri şişirenler var. Geçen aylarda bir bankamız Antarktika’yı kurtardı. Hatta kendide kredi kartı ekstresi göndermeyerek bayağı bir kara geçti. Tabiki kağıt masrafından kurtulmak için değildir; maksat dünya kurtulsun. Bir de Türk Telekom hadisesi var, önce elbirliğiyle insanlarımızı YouTube’dan filan kurtardılar,kesmedi, şimdi dünyayı kurtaracaklar. Nasıl? Faturadan ve puldan tasarruf ederek…
Sanırım bu “çevreci hareketin” en büyük getirisi ROHS oldu. Yani, elektronik kartlardaki kurşun kullanımı sıfırlandı.(Fazlası vardır belki,tafsilatını bilmem) Bu iyi bir şey; zira en çok elektronik çöp üretiyoruz. (Duydun mu şekerim, buzullar eriyormuş, ay bende geçen hafta Kokia 31 almıştım ya, bu hafta Sokia 69 aldım, öbürünü çöpe attım…).Kurşun zehirlenmesinin en büyük yan etkilerinden biri gerizekalılık. Umuyorum insanlık daha az kurşun alırsa, dünyayı kurtarmak için gerçekten birşeyler yapabilecektir.
Sedat Keskin :
Ağu 01, 08 at 11:15 amYeni milenyumun modasimidir yoksa bir trentmidir bilinmez kendini zeki zanneden insanlar herbir masum girisimden kendilerine pay cikartmak istiyorlar (kendi adini duyurmak icin yardim duzenliyen unluler, unicef adina bagis toplamak icin para alan kisiler, …)