Stefan Zweig’in Amok Koşucusunu birtürlü okuyamadım. Kitabın arka kapağını okuduğumda “muhakkak okumalı” listesine almıştım oysa.

Amok koşucusu lakırdısı, Malezya dilinden gelirmiş; ancak Amok koşucusunu tarif ederken, Kris adında bir bıçak türünden söz edilir ki, bunun Endonezya kültüründe de olduğunu biliyorum. Dolayısıyla, bölgeye has kültürel bir fenomen olması da akla uzak değil.

Amok koşusu, bir çeşit intihar şekli olarak kabul ediliyor; bununla birlikte hayatından bezmiş adamın (bu tür bir eyleme yeltenen kadın sayısı sıfır!) neden masum insanları da yanında götürdüğü anlam veremediğim, sevimsiz bir detay. Olay şöyle oluyor; Kris bıçağını kapan Amok koşucusu, önüne geleni doğrayarak, öldürülene kadar yoluna devam ediyor. Bu vakalara Batı toplumlarında da rastlanıyor. Hatta, bilim bu olaya kafayı takmış durumda: tamamen normal bir erkeğin, neden birdenbire böyle bir ruh haline kayıverdiği, aşırı ateş, bakteriyel enfeksiyonlar ve alkol – uyuşturucu bağımlılığı ile açıklanmaya çalışılıyor.

Amok koşucusu nereden çıktı derseniz, yabancı bir kaynakta Deniz Baykal’ın Tayyip Erdoğan’a Amok Koşucusu dediğini gördüm. Güzel bir benzetme; biraz daha araştırıp “berserk” in ne olduğunu da öğrense, herhalde hayatı daha da iyi anlayacak!