Dersimiz adab-ı muaşeret: kadının sigarası nasıl yakılır?

Yaklaşık 4 ay önce, orta halli bir şirketle, bir iş konuşunda görüşme yaptım. Görüşme sırasında, işin onlar için çok öncelikli olmadığı kanaatine vardım ve kandimi geriye çektim.

Cuma günü, cep telefonumda tanımadığım bir numara beliriverdi. 4 ay önce görüşmeyi yaptığımız X beydi arayan. “Barış bey,” dedi, “eğer Pazar günü müsaitseniz, Y hanım sizinle proje hakkında görüşmek istiyor. Sakıncası yoksa numaranızı versem, görüşseniz?” “Tamam” dedim. Konuşmanın kısa özeti bu. Yarım saat geçmeden Y hanım aradı. Bana yakın oturduğundan, beni de şirkete kadar yormak istemediklerinden, benimle görüşmek istermiş. İçimden “zaten ben salağım Y hanım” diyesim geldi; bu sefer çenemi tuttum.

Cumartesi gecesi nasıl becerdiysem ciğerlerimi üşütmüşüm. Araba kullanacak halde olmadığımdan, yakındaki bir alışveriş merkezinde buluşmak üzere randevulaştık Pazar sabahı. Allahtan, Cuma akşamından yer tayin edip, sonradan değiştirme durumuna düşmedim.

Otoparkta karşıladım Y hanım’ı. İnsanları karşılamak hoş bir adettir ve bundan öykünen biri değilim. Ford’un şirket arabası olduğu belliydi (insanlar arabalarını kişiselleştirirler; bunda öyle bir emare yoktu), kapısında bacasında şirket ünvanı yazmadığından, Y hanımın şirkette önemli biri olduğunu anladım; ya da önemli birinin kalbinde önemli biryeri vardı en azından!

Buraya kadar bile, o şirket adına fiyasko, zavallı bir durum…

Birincisi, Pazar günü bana birini yollayarak sıkıştıklarını, ya da benim bu işte çok önemli olduğumu gösteriyorlar ki bu pazarlık güçlerini derhal azaltıyor.

İkincisi, 32 yaşında bir herifim ve böceğe benzemiyorum. Yaygın kanaatin aksine, bilgisayar işindeki insanlar da seks yaparlar, hatta bir kısmının(!) sevgilisi bile vardır. Akılları sıra, karşımda bir kadın görünce kekeleyip ucuza iş yapacağım (itiraf edeyim, yıllar önce buna benzer bir durumda saçmalamıştım!)

Bu tarz şirketleri hiç sevmem. Seksin sömürülmesine bile karşı olmayacak kadar (porno sektörü gibi) açık fikirliyim; ama para ve seks aynı yerde durduğunda niyetler açık olmalı. Bu yüzden, fahişeliği saygın bir iş olarak görmeme rağmen, televizyonda “ben hala bakireyim” diye palavra sıkıp, sonra da basılan şırfıntılardan tiksinirim.

Amerikan kıraathanelerinden birini girip oturduk, kerosene acıkan Zippo’ya gaz koyamayacak kadar keyifsiz olduğumdan kibrit almıştım sigarayı aldığım yerden.

Havadan sudan sohbet ettik, birbirimizden pek hoşlanmış gibi yaptık (herhalde Pazar günü asker ettiğimden, içinden sürekli küfür ediyordu). Ben tam sigaraya davranırken, o da kendi sigarasını çıkardı.

İşte bu anlarda kibrit taşımaktan nefret ederim!

Adab-ı muaşeret gereği, kadının sigarasını kibritle yakan erkek, önce kendininkini yakmalıdır. Böylece, kibritten çıkan kükürt erkeğin ciğerlerine zarar verecek, kadınsa dünyaya kazık kakacaktır.

 

Bu işin pisliği şu: bunu çok az kadın bilir. Önce kendi sigaranızı yaktığınızda kötü karşılanıyor bilmedikleri için; proaktif davranıp önce onun sigarasını yaksanız, bu sefer bilen biri çıkar yine bozulan siz olursunuz. Başıma geldi, ordan biliyorum.

Nitekim doğrusunu yaptım; belli belirsiz asıldı bir-iki saniye suratı…

Sigara yanınca ciddileşti. Böyledir tiryaki milleti; ciddi mevzuya girerken sigara yakar.

Bir de bana kıl olduğu için ciddileşmiştir; o ayrı.

Daha önce teklif ettiğim rakamın %30 altını teklif ettiler; elimde zaten parasını çok gecikmeli aldığım bir iş olduğundan, bir de bunlarla uğraşmayayım dedim. Velhasıl, anlaşamadık; zaten çok da meraklı değildim. Bu yana iş bulmaktan yana şansım açık; kötü olan işlerin hep ödeme kabiliyeti sorunlu kaynaklardan gelmesi!

Kadınlara kaba davranmayın, ya da onların öyle düşünmesine neden olacak fırsatlar yaratmayın. Hayatta en imtina ettiğim şeylerden biri, bir kadının kalbini kırmak, ya da canını sıkmaktır. Kadınlar zorlu düşman, ama iyi dostturlar. Bir kadının gerçek dostluğunu kazanmak aşırı derecede zor olsa da, güvenilirdirler.




Siz de birşey söyleyin!