Edirne’yi beğenmeyen gazeteci
Dayımlar ben kendimi bildim bileli Edirne’de yaşıyorlar. Çoğu insanın Edirne’ye hiç yolu düşmemiştir; zira deniz kıyısında güneşin altında manda gibi yatmak, arabayla piyasa yapmak, Rus kovalamak gibi modern faaliyetler için doğru seçim değildir. Ben de onlara gide gele, Edirne’yi öğrendim.
Lakin çok ama çok güzel şehirdir Edirne. Her tarafında küçük büyük birçok sürprizle karşılaşırsınız. Elbette gördüklerinizi algılamak için kültür gerek. Diyebilirim ki, Türkiye’deki en Avrupai şehirdir. Son yıllarda artan göçle hızla bozulmasına rağmen, Edirne halkı gerçekten (şeklen değil sadece!) modern, insancıl ve sıcak kanlıdır. Edirne’de böğürmeden, cenk etmeden yaşayabilirsiniz.
Edirne, aynı zamanda Osmanlı’nın İstanbul’dan önceki başkentidir. Bugün oradaki saray maalesef ayakta değil.
Türkiye’deki, kısıtlı imkanlara rağmen, en iyi müzelerin Edirne’de olduğunu söyleyebilirim.
Avrupa kıtasındaki en önemli sinagoglardan biri Edirne’dedir. Uzun zamandır harabeydi ve birçok kıymetli şey çingeneler tarafından çalındı. Bir ara restore edileceğini duyup sevinmiştim; ne aşamadalar henüz bilgim yok. Bunun dışında Bahai’lerin de hac yaptıkları bir şehirdir Edirne.
Doğası da harika. Özellikle Karaağaç, Tavuk ormanı mutlaka görülmesi yerler. Kırkpınar’da yağlı güreş seyretmek zorunda değilsiniz; Ağa köşkünde mangal da yapabilirsiniz.
Selimiye dışında, Türkiye’deki en güzel ve değişik (hatta şirin) camilerden birisi de Edirne’de: Rüstem Paşa cami.
Ciğeri, köftesi ve benim ağzıma sürmediğim birçok yemeğiyle de ziyaret edilmeye değer. Özellikle şehir merkezi (çarşının olduğu yer) içinde salaş ve çok lezzetli yemek yapan yerler var. Bunun dışında, küçük ve nezih barlar, güzel mezeler olan meyhaneler de elbette mevcut; zira Edirne alkol sever bir şehir!
Gelgelelim Ali Kırca’yı taklit ederek şöhret yapan, İslami kesimden koparak Nişantaşı aleminde takılmaya başlayan güzide gazetecimiz Edirne’yi beğenmemiş.
Herhalde kankilerinin olduğu bir bar bulamadığı içindir. Eh, artık camiye gidip namaz kılmıyor herhalde, meyhanede otursa dedikodu da çıkar. Zaten tarih ve genel kültür düzeyi hakkındaki zavallı durumunu baştan ortaya koymuş. Edirne’nin Osmanlı’ya başkentlik yaptığını bile bildiğinden şüpheliyim.
Edirne giderek çirkinleşiyor. Bunda, vaktini Tomb Raider’cılık oynamakla geçiren belediye başkanının katkısı büyük. Şehirde tuhaf tuhaf binalar, ne idüğü belirsiz tipler türedi. Zaten Trakya’nın kalitesini bozmaya yönelik oyunlar tezgahlanıp herkesin gözü önünde oynanıyor. Şehirde suç oranı da, tüm Türkiye genelinde olduğu gibi, tırmanışta.
AB’nin Edirne’nin değerini kavramış olması, buradaki bir müzenin Avrupa’dan ödül almış olması, AB’den şehre gelen kültür kredileri gibi iyi gelişmeler de olmasına rağmen, daha fazla bozulmadan görmeniz gereken bir şehir. Maalesef, Edirne’lilerin çoğu da, şehirlerini fazla iyi bilmiyor. Tam tadını almanız için, iyi bir rehbere ihtiyacınız olacak.