Ehl-i namus kartuş
Bilgisayar işinde olup da kaale aldığım ve saygı duyduğum sayılı şirketlerdendir HP; elbette 20 sayfa yazdırınca kartuşu biten inkjet’ler ürettikleri için değil!
HP, gerçek bir AR-GE şirketi. İnanması güç olsa da, asıl uzmanlık alanları sensörler. Öyle “müşür” diye aşağılanacak sensörler de değil bunlar; milyonda Türkiye’nin-gerçek-okur-yazarlık-oranında hassasiyette sensörler üretiyorlar.
Gelgelelim; ne kadar dünyalı da olsanız, Türkiye’de ofis açınca oraya sivrizeka birkaç vatandaşımızın sızmasına da engel olmak kabil değil. Geçenlerde bir HP reklamı beni dumura uğrattı. Aslında dumura uğradım diyemem; ne de olsa 32 senedir Türkiye’de yaşıyorum! Sadece farklı bir kombinasyonda yuh diyebildim, o kadar!
Bazılarının hala bilmediği üzere, dünyada bir çöp sıkıntısı var. Özellikle, 20 sayfa bastıktan sonra ya tıkanan, ya da biten kartuşlar yüzünden dünyanın medeni yerlerinde yaşayan bazı insanlar fıttırma durumunda. HP gibi şirketler de çöp fiyatına yazıcı satıp kartuştan para kazandıklarından, oralarda bir “toplumsal anlaşma” yapılmış. Boş kartuşu zarfa koyup şirketlere beleşe postalıyorsunuz; onlar da bunları sıfırını üretmekten daha çevreye zararlı biçimde geri dönüştürüyorlar.
Lakin biz Türkler kadın gibi kartuşun da bekaretinin bozulmamış olmasını tercih ettiğimizden -ki bekareti bozulmamış kadınların son duraklarına varıncaya dek ne kadar bozulduklarını düşünmeyin bile!- olsa gerek, HP Türkiye “bizim kartuşlar öyle geri dönüşümden filan geçmez, bekareti bozulmadan yazıcınıza girer” gibi bir reklam kampanyası düzenlemiş.
Elbette bakiredir filan demiyorlar ama o mesajı alıyor insan.
20 sayfa bastırdıktan sonra bitmez değil de, bakire kartuş..
Eh, ahlak standartlarımızla kartuş standartlarımız pek de farklı değil.