İlber Ortaylı, “belediye sarayı yıkılsın” deyince, kıyamet kopmuş. Mimarlar odası “yıktırmayuk” diye fetva vermiş. Yıkılmasın diyenlerin hiçbiri, “çok ala binadır, İstanbul’a pek yaraşır” diyememiş. Herkes çirkin olduğunun farkında, bıraksalar dinamitin fitilini ateşlemek için sıraya girecekler ama, “dinciler istedi” diye taş koyuyorlar. Yani mesele herzamanki gibi, üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek.
Kimisi de, “ona ne oluyor, o tarihçi değilmi yahu” havasında. Bahsettiğimiz adam, İlber Ortaylı, dünyayı gezmiş. Onun için, boş konuşmanın alemi yok.
Bu forumda, Ortaylı tartışılmış; daha doğrusu “çaktırmadan” da olsa, Cumhuriyet düşmanı ilan edilmiş. Çünkü Ortaylı hoca, Osmanlı mimarisine özenirmiş. Ayıp etmişin valla İlber hoca, ne güzel binalar yapmışlar bizim mimarlar! Millet hala İstanbul’u şehir sandığı için, elbette atıp tutmak serbest. İstanbul’da, son 50 senede yapılmış kaç güzel bina gösterebilirsiniz?
Mimarlık Tarihçisi Prof. Afife Batur şöyle demiş:”Biz mimarlık tarihçileri, binalara güzel ya da çirkin diye değil, temsil ettikleri içerik açısından bakarız.”
Eyvallah, öyle bakın. Ben bir İstanbullu olarak bakıyorum ve içim katılıyor. Üstelik bu bina nasıl olsa yıkılacak. Betonarme binaların ömrü 70 yıl civarında; 1953′de yapıldığına göre, zaten 2023′de mecburen yıkılacak. Madem tarihçisiniz, fotografını çeker, arşive koyarsınız, olur biter. Hiçbir bina, tarihi önemi var diye sonsuza kadar kalmayacak.
Devam:
Kişisel yargılardan kaçınarak belediye binasının bir dönemin öncüsü olduğunu söylemek mümkün.
Hangi dönem? Bu mantıkla gidersek, “köyden şehre göçün sembolüdür” diye, gecekonduları da yıkmamak lazım!
Mehmet Konuralp:
“İkincisi, binanın mimarisinde 1950’li yıllarda tüm dünyaya hakim olan uluslararası uslübün özellikleri görülüyor. Bu da çok önemli. Hilton Oteli de o zamanın eseri. O zaman yatay bloklar, dikdörtgen bloklar hakimdi. ”
İyi güzel de, çok mu matah bir dönemdi o mimari açısından? Her eski eşya nasıl antika değilse, bu dönemin de korunmaya değer bir eseri yok. Üstelik, Hilton Oteli, hem şehrin siluetini bozmuyor, hem de avlu gibi bahçesiyle bence görüntüyü bir hayli kurtarıyor. Kümbet gibi duran Belediye Sarayının yanında, Hilton çok daha sevimli, sıcak bir yapı.
2010′da, dünyaya iftiharla gösterirsiniz artık, bunu biz kondurduk diye.
Dünyanın hiçbir yerinde, insanlar sırf kıllık olsun diye, birbirine bu kadar taş koymazlar. Şimdi CHP gelir (gelemeyecek, bakın buraya yazıyorum, laf olsun diye söyledim), o da bu sefer “yahu şu AKM’yi yıkıp yerine güzel Bir şey yapalım” der, bu sefer de AKP yandaşlarının Atatürk sevgisi coşar, onlar taş koyarlar. Olurmu demeyin, gülerim.
Velhasıl, ben anne tarafından yedi göbek İstanbullu olarak, bu binadan çocukluğumdan beri hazzetmemişimdir. Hemen yolun karşısı, tarihi binalarla doludur, yolun ilerisindeki Esnaf Hastanesi bile bu kadar çirkin ve kasvetli değildir. Binanın çirkinliği bir yana, kümbet gibi, alakasız biryerde durur izlenimi verir. Üstelik, depremden dolayı da hasar görmüştür.
Muhtemeldir ki, “yıkılmasın” diyenlerin çoğu, üşenip dünyanın büyük şehirlerindeki belediye sarayları nasıldır diye bakmamıştır. O yüzden, hizmeti ayağınıza getirip, Paris, Antwerp,Londra ve Berlin‘deki belediye saraylarının fotograflarını koydum.

BERLIN
ANTWERP
LONDRA
PARIS
Bu yazıyı beğendiyseniz, şunları da sevmeniz olasıdır: |
| Medyum-üfürükçü esnafına açık davet...Formula 1 kazığı - İstanbul Park fiyaskosu...Kürtçe Ubuntu...Türk usulü protesto...Gaste gazetesi: bedava gazete!...Depeche Mode ve Alan Wilder...Edirne’yi beğenmeyen gazeteci...Bugün Internet’te ne yaptım: Internet salağının günlüğü...Fütursuzca osuran inek ozonu deler – Cow Parade İstanbul...Southpark lugatı... |



Hiç yorum yok; hadi birşeyler söyleyin!