Kontrgerilla, derin devlet, temiz eller…
Detaylara girip canınızı sıkacak değilim; komplo teorisi filan da üretmeyeceğim…
Kontrgerilla, Türkiye’de son 10 yılın popüler kelimelerinden. Gazeteler, hem daha gizemli olsun diye, hem de deşmekten korktuklarından, kontrgerilla’yı çok gizli ve bilinmeyen bir örgütmüş gibi, hatta Türkiye’ye has birşeymiş gibi, ısıtıp önümüze koydular.
Kontrgerilla, NATO’nun karanlık operasyonlarını yürütmek amacıyla kurulmuş bir örgüt. Literatürde “Black Ops” olarak bilinen bu tip operasyonları yürütmek amacıyla kurulmuş sayısız örgüt var. Hemen hemen her devlet, elinin altında bu tip örgütleri bulundururlar. Herhalde bunlardan en farklısı, İsrail, zira İsrail, bu tip operasyonları açık açık yapan ve inkar etmeyen tek devlet. Elbette, onların da “karanlıktan karanlık” operasyonları vardır, ama hiçbir devlet, İsrail gibi, bu tip operasyonları devlet eliyle yürüttüğünü söylemez.
Kontrgerilla’nın farkı, Uluslar arası olması. Ayrıca, birbirleriyle kısmi bir dayanışma içindeler. Örneğin, İspanya’da kontrgerilla, BASK’la mücadele ederken İngiltere’deki örgütten yardım alabiliyor. Devlet ve orduların içinde etkin oldukları halde, ulusal çıkarlar gereği, devletler bu organizasyonu “görmemiş gibi” yapıyorlar.
Kontrgerilla’nın kuruluş amacı, komünist bloğa karşı, üçüncü dünya savaşını başlatmadan mücadele edebilmekti. Elbette, ABD devletinin örneğin Küba’daki devlet başkanına kendi ordusu ya da istihbarat örgütü eliyle suikast düzenlemesi mümkün değildi; zira bu durumda Rusya devreye girerdi. Bazı durumlarda sadece cinayet işlenmesi yetmiyordu, bunun “mesaj” vermesi de gerekirdi. Bu tip operasyonlar Uluslar arası hukuğa aykırı olduğundan, ama her devlet de hukuğa takılmadan bazı işleri el altından halletmek zorunda olduğundan, kontrgerilla ülkelerde büyük güç kazandı.
Komunist blok dağılınca, bu adamların eski önemi de kalmadı. Aslında “Mission Impossible” filminin sonunda, Jon Voight (Angelina Jolie’nin babası!) bunu bir cümleyle çok güzel ifade etmiştir:”Sonra bir de bakmışın ABD başkanı ülkeyi sana danışmadan yönetmeye başlamış!”
İtalya’daki “Temiz Eller” operasyonunda hedefi, aslında kontrgerilla idi. Kısmi bir başarı ve çok sayıda savcı-kolluk kuvvetinin öldürülmesinden sonra, olayın üstü kapatıldı ve “şahin” Berlusconi’nin “birdenbire” iktidara gelmesiyle, operasyon son buldu. Operasyonu başlatanlardan sağ kalanlarsa, iftiraya uğrayıp gözden düşürüldüler. Oysa, davaların sonuçlandığı bir gece, çok dikkat çekici bir olay oldu: jandarma içinde temizlikten yana olan bir grup, Milano sokaklarında zaferlerini havaya ateş açarak kutladılar. Bu bir AB ülkesinde İspanya ve Yunanistan iç savaşlarından beri görülmemiş birşeydi. Ordu ve polis, kendi içini temizlemesini kutluyor, kalanlara da gözdağı veriyordu. Maalesef, sonuna kadar gitmelerine izin verilmedi.
Şu an kontrgerilla serseri mayın gibi. Ülkelere de şantaj yapabilecek güce sahipler; çünkü bir zamanlar “görmezden gelindiklerinden” devletlerde örgütün ne kadar derinde olduğunu bilmiyorlar. Herkesin saklamak zorunda oldukları sırları olduğundan, taraflar birbirini idare ediyorlar.
Kısacası, derin devlet bu örgütlenmenin bir sonucu. Türkiye’de derin devlet olmadığını iddia etmek komik olur; zira biz komünist bloğun komşusu ve onların düşmanlarının müttefikiydik. Uğur Mumcu’yu da, elbette şeriatçılar öldürmediler. (Fanatik ideologların planlı ve rasyonel biçimde hareket ettiğini söylemek komiktir; adamların amaçları zaten terör yaratmak. Fail bilinmezse,ideoloji de bilinmeyeceğinden bunu şeriatçılara ihale etmeye kalkmak hiç de inandırıcı değil. Üstelik bu teori, Gaffar Okkan gibi polislerin ve Cem Ersever gibi askerlerin neden planlı bir şekilde ortadan kaldırılmaya çalışıldığını da açıklamaya yetmez)
engin demirci :
Mar 12, 08 at 11:40 amNasıl ki Türkiye’de seçilmemiş olan, şeffaf ve açık olmayan bazı güçler birtakım şeyleri tayin ediyorlar, Kürtlerin içinde de belirli güç odakları var. Bu güç odakları PKK’da sistemleşmiştir. Aydınlar o güç odaklarını aşamıyor. Muhafazakârlaşmış olanlar üzerinde aydınlar belirleyici olamıyor. Osman Baydemir bunları iyi anlamalı. Henüz sistem tam demokratikleşmemiştir, bazı dengeler tam yerine oturmamıştır. Baydemir bu şartlarda bazen benim dahi sindiremeyeceğim şeyler yapıyor