Mehmet Ali Birand, ciddiye aldığım çok ama çok az Türk gazeteciden biri. Duygusal davranıp zaman zaman fazla yoruma kaçtığında dahi gerçekleri çarpıtmıyor ve obejktif kalmayı başarıyor. Üstelik tek kişilik bir okul gibi, birçok öğrenci yetiştirdi; en popülerleri Can Dündar olsa da, bence asıl veliahtı Mithat Bereket.

Az önce, Kanal D’de çok önemli bir konudan bahsetti, ABD’deki Yahudi lobilerinden biri, Ermeni soykırımı yasa tasarısına destek vermiş. Açıkçası bu konunun fazla umursandığını düşünüyorum. Koskoca bir imparatorluk içinde iki tane başına buyruk zibidinin yaptıkları, doğru olsa bize mal edilmemeli. Üstelik, biz de “yok öyle şey” kakafonisi yapıp, konuşanları da susturmaktan başka Bir şey yapmadık ülke olarak. Mehmet Ali Birand gibi, bu tasarıların ABD’de kabul edileceğini düşünüyorum, aslında düşünüyorum filan demek yanlış, bal gibi edilecek. Çünkü bizim ülke olarak politikamız, herşeyi iç politikada kullanıp korku unsuru haline getirmek; kendimizi dünyaya anlatmak gibi bir çabamız yok.

Ama asıl ilgimi çeken bu değil; Yahudi lobisi, ya da en azından bir kolu, ilk kez Türkiye ile zıt bir kutupta yer alıyor. Bizim dinciler Yahudileri sevmeseler de, özellikle İspanya ve Portekiz katliamlarından Osmanlı’ya kaçan yahudiler bu ülkeye ve değerlerine herzaman sadık kalmıştır. Her kim yahudileri vatan haini olarak göstermeye çalışıyorsa, vatan hainidir.

Fakat şu an yaşanan gelişmeler biraz kaygı verici. Bunun İran’la yapılan enerji anlaşmasının bir sonucu olabileceğini düşünüyorum. (Birand bir yorum yapmadı, ama önümüzdeki günlerde onu takip etmekte fayda var). İran’la yapılan anlaşma, belki de AKP hükümetinin en büyük başarısı olarak tarihte yerini bulacak. Öte yandan, bir İran ittifakı, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra ne yapacağını şaşıran Türkiye için yeterli değil. Üstelik, İran’la kurulan ilişki, henüz askeri düzeyde bir mütabakata filanda varmış değil; ama kuşkusuz Türkiye’yi Ortadoğu’da, çok önemli olmasa da, bir güç haline getiriyor.

Hem arzu ettiğim şuydu; Türkiye, Rusya,Çin ve İran’ı içine alan bir birlik içinde yer alsın. (Hatta, namlunun ucunda olduğunu pekala bilen Suriye,Pakistan gibi ülkeler de bu bloğa katılsın; zaten böyle bir olasılık karşısında katılmamaları olası gözükmüyor).

Ancak Türkiye bu basit ama güçlü ittifakı zedeleyecek anlamsız işler yaptı. Rusya ile iyi ilişkiler kurmak yerine, Türkiye’de otel ve feribot basan Çeçen teröristlere “misafir” gibi davrandı. İlkokul katliamından sonra, Putin’in Türkiye’yi eleştirdiği pek yankı bulmadı ama, dünyayı takip edenlerin gözünden de kaçmadı. Çin mallarını boykot kampanyası gibi anlamsız kampanyalar desteklendi; ABD gibi devler bile,Çin’in üretim gücü karşısında duramayacaklarını kabul edip, olası açılımlar aradıkları halde. Gerçi bu çok önemli bir sorun değil ama, hala Çin’i, Rusya’yı potansiyel müttefik olarak görüp,ciddi diplomasi kampanyaları filan düzenlemiyoruz. Dış politika (var denebilirse!) “ABD ile kanka mıyız, aramız limoni mi?” tartışması üzerine kurulu. İran’la ise “aramızda ne olduğu” belli değil; şu an “gizli aşıklar” gibiyiz.

Sanırım, İran’la yakınlaşma sandığımızdan daha derin ki, bu İsrail devletini biraz rahatsız etmiş (Yahudi lobilerinde İsrail devleti kontrolü olmadığını varsaymak birazcık saflık olur!)

Öte yandan, tahminlerim doğruysa, yarım bırakılmaması gereken ciddi bir tehlikeye bulaşmış olabiliriz. Bir yandan, İsrail ile olan ilişkiler, basına yansıyandan çok daha eski ve köklü. Öte yandan, İsrail’in Ortadoğu’daki tek korkusu olan İran ile yakınlaşıyoruz. İran, tahminlerimizin de ötesinde büyük bir güç; ama İsrail-ABD ikilisine denge unsuru olacak güçte değil. Rusya’nın çıkarları ise, yalnız kaldığı için, en çok ABD ve AB’de. Çin ise, hem Rusya’yı, hem AB’yi, hem ABD’yi tarihinden gelen büyük bir hünerle idare ediyor; diplomatik olarak tüm dünyayı avucuna almış durumda. Çin’in de çok kısa birsüre içinde enerji darboğazına girmeyeceğini bilmeyen yok. Kısacası,Ortadoğu karışırsa, kazananı belirleyecek faktör, Çin’in kimin yanında olacağıdır. Bu o kadar kritik bir karar ki, II.Dünya Savaşı’nda yaptığı gibi, Rusya’yı da dönekliğe itecektir! Çin,kimin yanındaysa, Rusya o tarafta olmak zorunda. Çin’e yakın olmasından, ekonomisinin geleceğinden ve silah sanayisinin en büyük müşterisi Çin olduğundan dolayı. 20 seneye kalmadan 3.Dünya Savaşı patlar gibime geliyor; inşallah görmeyiz diyelim.