Son haftalarda insanlar meydanları dolduruyor. Neden orada oldukları hakkında çoğunun gerçek bir fikri olduğunu sanmıyorum; bu basitçe şeriat nefreti ya da laiklik elden gidiyor korkusuyla açıklanacak Bir şey değil. Seküler yaşam biçimini benimsemiş insanlar -ki onlardan biri de benim- Türkiye’de laiklik ve şeriat konularında kaygı duyuyor. Olacak şey değil bu!

Almanya’yı yıllarca adı Hıristiyan Demokrat Parti olan bir devlet yönetti ama kimse yakılmadı, ya da boğazından aşağı kızgın kurşun dökülmedi. Bizden daha özgürlüğüne düşkün Almanlar “engizisyon gelir mi?” diye sokaklara dökülmedi.

AKP’nin adı içinde “İslam”,”Şeriat”,”Din” gibi ifadeler geçmiyor. %34 ile iktidar oldular (seçim sisteminin rezilliği; bu sistem her partinin işine gelir ama muhalefete düşen verir veriştirir!) ve bunlara oy verenlerin en fazla %3-%5′i radikal dincidir.

AKP’yi, gecekondular, ümidi kalmamış insanlar, yeşil sermaye ve esnaf iktidara taşıdı. Eğer şeriat istiyorsanız, oyunuzu Haydar Baş gibi daha radikal adamlara vermelisiniz; AB ve ABD yanlısı AKP’ye değil.

Gelelim laiklik konusuna. Laiklik, İslam ile bağdaşmaz. Zira, İslam, Hıristiyanlığın ilk zamanlarının aksine, sonuna kadar siyasete girmiştir. İslam, sadece bir din değil, aynı zamanda alternatif bir hukuk ve devlet sistemi de ortaya koyar. Hilafet, bunun vucut bulmuş şeklidir. Eğer Osmanlı halifeliği almasaydı, bugün Araplar çok daha berbat bir durumda olurlardı; zira Osmanlı dinde reform yapmış ve medeniyeti ile Arapları aydınlatmıştır.

Laikliğin kaynağını anlamak için, tarihin dedikodu sutünu kokan sayfalarını biraz karıştırmak gerek.

Hz İsa karşı olduğu halde, kilise örgütlenmesi ile, kurnaz din adamları devletler üzerinde tahakküm kurmaya başladılar. Bu durum, çoğunuzun bildiği gibi, zaman içinde çok vahim bir durum aldı. Haçlı seferleri, engizisyon mahkemeleri gibi kavramlar insanlığın en büyük yüz karalarından biridir.

Hıristiyanlık, kilise ile siyasete girmiş ve siyasete egemen olmuştur. Bu alanda, İslam’ı model aldıkları ortadadır. Öte yandan, Osmanlı çok köklü ve oturmuş bir imparatorluk olduğundan, batıda olduğu gibi din adamlarının elinde oyuncak olmadı. Zaman zaman böyle akımlar olsa da, Osmanlı onları sindirmeyi bilmiştir. Hilafet Osmanlı’da olmasına, şeri hukuk kısmen uygulanmasına rağmen, Osmanlı bugünkünden daha seküler bir yaşam sürmektedir!

Bunun nedenlerine geleceğim; tekrar kilise ve laikliğe dönelim.

En önemli İngiliz kralı, bütün savaşları kaybedip ülkesini sefalete sürükleyen, üstelik tek kelime İngilizce bilmeyen Aslan Yürekli Richard değildir tabi ki. O adam 8. Henry’dir; üstelik 8. Henry’nin kızı olan 1.Elizabeth’de ondan hiç geri kalmaz.

8.Henry kralken, İngiliz topraklarının %70′i kiliseye aitti! Savaş ganimeti ve tarım dışında fazla bir gelirin olmadığı bir İngiltere’de, elbette bu kralı kukla yapmaktaydı; esas güç kilisedeydi. Bunun üzerine, 8.Henry kiliseye savaş açtı. Elbette, bunu daha fazla toprak ya da özgürlük talebi ile yapmadı. Önce, kilise ile arasında bir sürtüşme tesis etmeliydi. Uçkuruna düşkün olmasıyla da meşhur olan 8.Henry, bunun için sevdiği kadınla evlenememeyi bahane etti. Mensup olduğu kilise, boşanmaya izin vermiyordu. 8.Henry, uzun süre akıllıca bir halkla ilişkiler kampanyası yürüttü ve halktan destek aldı. Ben bu kampanyayı, günümüzdeki medya operasyonlarına benzetirim, bu alanda da herhalde dünyada ilktir.

Ardından, kilisenin din konusunda da çürümüş ve batıl olduğunu ima etmeye başladı. Yeterli desteği bulunca da, kiliseleri yıktırdı ve rahipleri kah öldürttü (tepki çekmeyecek biçimde), kah sürdü. Sonra da Anglikan kilisesini kurdu. İşte, tarihteki ilk laik darbe budur! Burada talebin, seküler dünya düzeni arzusu olmadığına dikkatinizi çekerim; zaten sayısız metresi olan krallar, kiliseden icazet almadan da istedikleri gibi yaşayabilirler! Hareketin amacı tamamen siyasi ve ekonomiktir.

Fransa’da laikliğin bu kadar kutsal olmasının da nedeni budur; ulus devletler muhakkak surette laik olmalıdırlar. Tek otorite, devlet olmalıdır.

Türkiye, Osmanlı kadar laik değil! Neden derseniz, zorunlu din eğitimi var. Birsürü dinsiz, Hıristiyan, Musevi, hatta semavi dinlere mensup olmayan insan, zorunlu olarak, Müslümanlık adet ve yaşam biçiminin anlatıldığı din derslerine girmek zorunda.

Zorunlu din dersini kim getirdi, bilir misiniz? Kenan Evren!

En çok imam hatip lisesi kimin zamanında açıldı? Refahyol? AKP? Hayır. Kenan Evren!

Hani, ordunun anayasal düzeni korumak görevini öne sürerek darbe yapan eski general, yeni ressam ve fikir adamı Kenan Evren…

“Modernlerin” beğenmediği Osmanlı’da, zorunlu din dersi yoktu. Atatürk onaylı vatandaşlık bilgisi kitaplarını bulun, şu an Atatürk’ün hayal ettiği devlet ve millet yapısından ne kadar uzak olduğumuzu anlayacaksınız. Dolayısıyla, öncelikle kendini Atatürkçü sanan kesimin önce bir silkinip, Atatürk’ü tanıması gerek.

Kimse korkmasın, Türkiye’ye şeriatı getirmeye kimsenin gücü yetmez. Türk insanı, daima laik olmuştur, bu yapısında vardır. Eğer olmasaydı, Osmanlı’da kan gövdeyi götürürdü.

Dolayısıyla, ortada korunacak Bir şey yoktur. Laiklik elden filan gitmiyor. Bu bahaneyle de, kimse orduyu işin içine çekmeye çalışmasın. Eğer gerçekten, ertesi gün uyandığınızda, mecliste mollalar oturuyorsa, o zaman ordu meşru olarak müdahale edecektir. Ama ondan bile önce, ben ve birsürü insan, kazma küreği eline alıp meclise yürür. Demek istediğim şu; birileri insanları korkuya sürükleyerek, bunun altından gizli işler çeviriyor. Buna prim vermeyelim.

Popularity: 6% [?]