ÖSS sonuçları aslında çoktan belli oldu!

Kuzenimin kızı yaklaşık 24 saat önce ÖSS’ye girdi.

Saatler sonra teyzem, sabahın köründe gördüğü bir manzaraları anlattı; evinin önünde okul var.

Fakir insanların sabahın köründe gelip bekleşmesini, çocuklardaki korkuyla karışık umut ve heyecanı. Kuzenimin kızı epey kıyak özel dershanelerde hazırlandı sınava (villadan bozma biryer). Hesapta çok iyi dershaneymiş. Sınava otobüsle, sıkış tepiş gitmek zorunda kalmadı.

Sonuçta o da, sabahın köründe okul kapılarında bekleşen fakir aile çocukları da kaybetti sınavı. Türkiye hepten kaybetti; bundan 12 saat sonra insanlar Çek Cumhuriyeti’ni yendik diye birbirlerinin sırtına çıkıp maymun gibi havaya ateş etseler de…

Türkiye’deki fiyasko eğitim sistemi -ki bu ne eğitim, ne de bir sistem var ortada!- dershane esnafını, uyduruk dergilerini, paragöz “örtmenlerini” beslemeye devam etti. Ne uğruna? Dünyada geçmeyen, bilim deyince esamesi okunmayan bir ülkenin, depreme dayanıksız betonarme üniversitesinden alınacak bir kağıt parçası için. İşsizlik ordusuna katılacak, sağda solda çürüyecek, ölü eşek fiyatına çalışacak bir nesil zavallı sürüsüne dahil bir genç olarak piyasaya düşmek için…

Kuzenimin kızı Nelson Mandela’yı tanımaz. Çözdüğü bir matematik problemini görünce dehşete düştüm: cümleyi “analiz ediyor”, “ne tip soru” olduğunu “buluyor”, kendinin de ne olduğunu bilmediği “formüle yatırıyor”, tam çıkmasa da en yakın şıkkı işaretliyor! İsabet oranı %80 üzerindeymiş. Dershane esnafı öyle öğretmiş!

Hızarın bile insanlığa bir yararı vardır; kalası alır işimize yarayacak bir eşya haline getirir. Oysa Türkiye’deki eğitim-adı-altındaki-fiyasko, potansiyel olarak birşeyler yapabilecek çocukları alıyor, senelerini harcıyor, aptallaşmış, düşünemez varlıklar olarak, ucuz işgücü olarak sokağa atıyor.

Fakir fukara insanlar, aman çocuklarımız bizim gibi olmasın, kazmanın sapını kırsın(*) diye olmayan imkanlarını seferber ederek dershane esnafına yediriyorlar.

Herkesin kabullendiği bu iğrenç düzenden tiksiniyorum.

Yaş kemale erdi, okuduk üfledik filan ya, nasihat isteyene “okuma, çok okuyacağım diye tutturduysan git başka ülkede oku” diyorum.

“Futbolcu olacağım” diyen veledin, “aferin oğlum” diye kafasını okşuyorum. Doktor filan derse de iyi, muayenehane açar, hastaneden hasta kapar yolunu bulur. “Ben genetik okuyacağım” filan diyen akıllı veletler çıkıyor, “sittir lan Amerika mı burası” diye azarlıyorum.

ÖSS’de dereceye girenler yine dershaneler oldular. Parası pulu olan birçok enayi ebeveyn de, “aman çocuk okusun, böyyük adam olsun” diye, çocuğunu yurtdışına göndermek yerine, özel okullara, dershanelere, “hocalara” .oku .okuna para verdi. Oysa, özel okulda çocuk okutmaya harcanan para, Oxford’a, Harvard’a filan 4 senede verilenden daha fazla! Gerçekten öyle! Lütfen araştırın, bu da insanlığa faydam olsun! (Bu arada çocuğu İsviçre, Belçika, Hollanda gibi ülkelere gönderirseniz en az iki dil öğreniyorlar, burada kalanlar Türkçe’yi bile ya sökemiyor, ya da unutuyor!)

*Kazmanın sapını kırmak: Trabzon’da öğrendim, yerel bir deyimmiş. “Oku, adam ol” anlamında. Şimdi, “kazma ol” diye değiştirilebilir.




10 yorum “ÖSS sonuçları aslında çoktan belli oldu!”

  1. can :

    Haz 16, 08 at 1:20 am

    Şu 25 yaşımda 2 okulu yarıda bırakıp(itü jeoloji,gebze fizik) bende girdim bu sene. Üstelik biraz da çalıştım; ama nereye kadar? Eskiden bu çöplükleri hafızamıza kazırken cehaletten gelen bir mutluluk vardı: Birşeyler öğreniyorum, bunlar önemli şeyler, şimdi anlamasamda beni geliştirecek, ilerde iyi bir konuma getirecek. Yalan! Yok DNA’nın bilmemneresinde ki bazlarda 3 tane hidrojen bağı varmışta, onları ezberleyecekmişim de, sonra sınavda onunla ilgili biyo-matematik sorusu çıkacakta yapacakmışım…Bi s.n gidin be! Yapamayacağımdan değil o anasını sattığımın sınavını ama 18imdeki o azıcık kör motivasyon, ilgi bile kalmadıki saçmalıklarınızı ezberliyecek takati bulayım. Mezunlarıda gördük. Mezun olmadan 1 saat önce öğrenci olan kendi gözünde ve halkın gözünde,1 saat sonra apayrı bir insan oluyor. Büyük bir sıfat getiriyor o kağıdı almak. İş dünyasında o bilgileri kullanmayı zaten bir kenara bırak, akedemik alanda gel çok ufak birşey yap desen yapamaz. Liseden nasıl geldiysem öyle mezun oldum diyebilecek cesarette olanlar da hiçte az değil. Mezun olduktan sonrada uyanık ve “eğitimsiz” patronlarının altında çift yada üçlü asgari ücretle işe başlıyorlar. O patronlar gerçi hayat tarafından, konum şartlarına göre öyle güzel eğitilmişler ki… Birşey duymuştum: Amerikada buzağıları gün ışığı görmeyecek küçük bir kafese koyup, zincirliyorlarmış, sütle besliyorlarmış. Ayağa kalkıp kasları gelişmesin; eti yumuşak olsun, lezzetli olsun diye. Bilmem alakayı anlatabildim mi? Şu yaşımda artık en başından beri yapmam gereken şeye yöneliyorum: yazılım programlama. Birazda pazarlama yeteneğimi geliştirirsem işin programlama kısmı olmadan dahi internet üzerinden hayatımı kazanabilirim. İlgi duyduğum mühendislik bilimlerini ve tekniklerini de kapitalimi oluştuktan sonra zaten kendi başıma öğrenirim. Ama düşünmedende edemiyorum: 15-16 yaşlarımda bir Avrupa ülkesine yada Amerikaya gitseydim acaba şu anda ne konumda olurdum? İlgi duyduğum alanlarda çalışırken yada o olanlar üzerine düşünürken kendimden geçtiğimi, yeni fikirler üretebildiğimi biliyorum. Aptal olmadığımı, normalin üzerinde zekaya sahip olduğumu da bilecek kadar zekaya da sahibim. Yinede şu soruyu çevremdeki insanlar; hatta ben bile içten içe soruyorum: Madem öylesin neden zorluklara dayanıp, okulu bitirip gitmedin o malum ülkelere? Bunun analizini heralde şu anda yapmam gerekeni yapıp, ileride biraz huzura kavuştuktan sonra yapabilirim anca. Öyle yada böyle ömür geçiyor ama insan nafile geçen zamana yanıyor, geçen zamana değil.
    Not: İlgi duyduğum alanda bir üniversitenin bölümünü “kazanabilseydim” ki orada yaşayacağım hayal kırıklığını da biliyorum, yinede o kağıt parçasını alabilirdim.

  2. Barış Atasoy :

    Haz 16, 08 at 12:33 pm

    Benden daha güzel anlatmışın diyecek laf bulamadım…

  3. HiSeL :

    Haz 17, 08 at 9:27 am

    Barış, zihnine, kalemine sağlık…

  4. Barış Atasoy :

    Haz 17, 08 at 11:40 am

    Görev olduğunu düşünüp yazmak zorunda kaldım. Keşke çocuk sahibi olup da, bloglarında patik örmekten, nakış işlemek ve börek açmaktan bahseden anneler, maçtı, arabaydı, seo’du bahseden babalar da buna benzer şeyleri yazsalar. O zaman belki bir hareket oluşur bu rezalete karşı. Yoksa beni hiiç ilgilendirmiyor; çocuğum yok ve olsun istemiyorum, üniversiteyi de bitireli seneler oldu.

  5. Dite :

    Haz 18, 08 at 4:43 am

    Deveye boyunun niye eğri demişler nerem doğru ki demiş. Unv’lerin çivisi çıkmışken öss’nin de böyle olması doğal. arxiv skandalını ve Nature dergisinin Türkler için “bazı kültürlerde intihal normal karşılanıyor” dediğini unutmayalım.

    Unv geçliği desen o kadar sığ ki kendilerini “sınıf atlamış” falan sayıyorlar. Tabii bu da doğal politik ayak oyunlarıyla prof. olanlar kendilerini donald knuth’la bir tutuyorlar.

    Boş başak dik durdur demişler, şükür ki herkes dimdik duruyor !

  6. baturica :

    Haz 18, 08 at 10:23 pm

    @can

    Aynen senin dediğini ben yapıyorum. 2 üniversite bitirdim. Hem seve seve isteye isteye. Sonra bir baktım ki herkes köle arıyor beyin değil. Bunca yaşıma kadar hem okudum hem çalıştım.
    Şimdi ise sadece internetten elde ettiğim gelir ile hayatımı yaşıyorum. Gerçekten iyi kazanıyorum.
    Ama belirteyim. programcılıktan anlamam. Okuduğum okulların ise bu konularla yakından uzaktan alakası yok.

    YAni diyeceğim bence doğru yoldasın. Yola devam. Kur tezgahını internete gerisini merak etme! Bugünlerde kimle karşılaşsam aynı şeyi söylüyorum.

    Geçenlerde yüksek maaşlı bir arkadaşıma söyledim. Aldırış etmedi. Ama bir kaç gün sonra hesabına yatan parayı tesadüfen görünce adam ağlayacaktı. Çünkü yatan para onun maaşının iki katı. :)

  7. baturica :

    Haz 18, 08 at 10:26 pm

    Barış kusura bakma bu güzel yazın için tebrik etmeyi unuttum. Ama öyle yazıyorsunki be kardeş artık herbiri için süper olmuş, aferin, çok güzel, tam üstüne basmışsın, aynen bende öyle düşünüyorum diye yazmaktan bıktım valla :)

  8. Barış Atasoy :

    Haz 19, 08 at 5:46 pm

    eyvallah:)

  9. ilknur :

    Tem 12, 08 at 1:29 am

    öss kalksın

  10. Avesta :

    Tem 19, 08 at 11:42 am

    Barış ve Can ikinizide gönülden tebriklerimi yolluyorum..
    ..


Siz de birşey söyleyin!