Papağan gibi tekrarlamak diye bir laf vardır ya, doğru değildir o. Papağan her söyleneni tekrarlamaz, düşünerek konuşur. Hani kolu bacağı olsa, Türkiye’de parti bile kurar. (Allah göstermesin, 150 sene yaşayan cinsleri var, 2 Demirel eder!)

Lakin bazıları kendine bağrıla çağrıla söylenen sloganları aynen tekrarlamaktan sıkılmadı.

Seneler önce, memurlar bile “devlette birsürü gereksiz memur var, her taraf arpalık” derdi. Öyle ya, kovun hepsini, ya açlıktan ölsünler, ya da dağa çıkıp terörist olsunlar. Onları işe alan değil, 3 kuruş alan memurun kendisi sorumlu ne de olsa!

Şimdi slogan değişti, özelleştirme yapılıyor, “milletin malını satıyorlar” diye feryat figan ediyor aynı adamlar. Batan nedir ki, Türk Telekom özelleşti adamları sokağa dökmediler. Artık fuzuli memur devletin sorunu değil…

Hangi milletin malı ? Vergi dairesine vergi vermeye gidiyorum, adamların suratından düşen bin parça. Dövmedikleri kalıyor, sanki soyguna gitmişim.

Siz hiç Türk Telekom’a gidip “ya kardeş, bunun 70 milyonda bir hissesi de senindir, al bari beleş bir çay iç” dediklerini gördünüz mü?

Erenköy’de Tarım Bakanlığına ait devasa bir arazi var. (Pırasa, patates filan yetiştirecekler Bağdat Caddesinde). Gidin bakalım, kapıdan içeri girebiliyor musunuz.

Neymiş, demek ki yemişler bizi. Bizim mizim değilmiş o mallar.

Adam Petkim’i almış, veryansın ediyorsun. Daha önce de satılmış Petkim; o zaman satan AKP değil üstelik. Sattığı fiyat 600 kusür milyon dolar, Cem Uzan almış. Sonra katekulliye gelmiş, devlet yine el koymuş. Şimdi 2.1 milyar dolara satıldı. Alan tesisi söküp İsrail’e dikmedi, içinde de Türkler çalışıyor. Vergisini de Türkiye’ye veriyor, Kuzey Irak’a değil. “Kardeş bana ordan 100 litre mazot ver” desen, eskiden olduğu gibi vermiyorlar. Yani değişen bir şey yok; hala milletin malı değil bir yer…

Ey vatandaş, bundan önceki 10 iktidarın zamanında da, bırak kendi malına girmeyi, polis gelip “çekil lan ordan, başbakan geçecek” deyince koyun gibi çekilmedin mi?

Değişen şu; hükümet kendi işe yaramaz dandik adamlarını oralarda istihdam edemeyecek artık. Ama asıl mesele o değil; bürokrasi diktası sökmeyecek. Bu kadar cırlamaları ondan.

Bankalar satılırken de olay oldu. Adı banka ama parası yok. Yıllar yılı hortumlanmış, sermayeyi kediye yüklemiş tabela bankaları. Enayi yabancılar direk yatırım yapmak yerine bu içi boş bankaları almışlar, kakaladık diye sevineceğimize ağlaşıyoruz.

Paran kadar bankasın, şuben kadar değil. Migros’da da o kadar şube var.

Dün HSBC geldi, bankaların yarısı rekabet edemediği için battı. Yarın öbür gün Barclays filan gelir, bakarsınız Ziraat Bankası,İş Bankası bile kalmamış.

Bunu sadece ben söylemiyorum. Cem Uzan bile, Türkiye bankalarından bir cacık olmaz diyor.

Ha, bu ciddi tehlikedir,ayrı konu. Bankacılık sermayen yok, o sermayenin -şimdilik- %70′i yabancılarda. Faizmiş, krediymiş istedikleri gibi oynarlar; ama bunu borç parayla hovardalık edip, eve haciz getirtmeden önce düşünecektin.

Devlet banka kursun mu? Kursun. Deutsche Bank’da Alman devletinin bankası, komple Türkiye’yi satsan adamların sermayesine ulaşamıyorsun.

Demek ki palavra sıkmakla olmuyor bu işler. Neden Oyakbank satıldı? AKP mi sattı?

Durum ortada. Paran yok, pulun yok. Ya bu enkazları elinde tutup bürokrat çiftliği olarak bırakacaksın ve üç beş senede kendi kendilerini imha edecekler, ya da hazır para ederken satacaksın. Devleti de küçülteceksin. Devletin işi adam gibi sağlık ve eğitim hizmeti sağlamak, naylon gömlek ve çadır bezi üretmek değil. Devlet asıl işini yapacak. Özel sektörün de önü açılacak.

Ama yok, o zaman kapitalizm yerleşir, halkın cebi para görür, Maazallah demokrasi filan yerleşmeye başlar, bürokratların lafını ipleyen olmaz. Yıllarca ithal ikame saçmalığıyla beslenen malum şirketler de zora düşer.

Bir de “yeşil sermaye” sorunu var. Türkiye’nin bütün zorluklara rağmen gerçekten üreten kısmı. Bugün gidin Konya’ya, dünyanın en iyi makine parçaları orada yapılıyor. Mersin, Adana tekstilde uçmuş, ama onlar sakıncalı olabilir. Cepleri para görürse, şeriat diye kaşınırlar. “Bizim çocuklar aç kalır” diyemeyeceğine göre, hayali bir şeriat paranoyası yaratacaksın.

Halkı uyduruk tarih kitaplarıyla uyutursan bunlara inanır elbet. Zira hala büyük çoğunluk, haçlı seferlerinin dindar ve gerzek Hıristiyan ayak takımı tarafından, çok dindar oldukları için yapıldığını sanıyor.

Düdük kadar İsviçre’nin neden dünyanın finans merkezi olduğunu anlayamazsın tabii bankacılık denen şeyi kuranların Haçlı Seferlerindeki İsviçre askerleri olduğunu bilmezsen…

İsrail-Filistin didişmesi de din yüzünden, yoksa toprak kavgası yok orda!

ABD’de bu terörizm dümenini Müslümanları katletmek için uydurdu, yoksa Arap petrolünde zerre gözü yoktur!

Türkiye’de bürokrasiye karşı geldin mi şeriatçı olursun, çünkü karnın tok sırtın pek oldu mu ancak şeriat istersin. İnsan gibi yaşamak isteyecek değilsin ya!

Bürokrasi, kendi adamları varken senin para kazanmanı istemez. İnanmıyorsanız gidin vergi dairesine görün, şirket kurmak çete kurmaktan çok daha zor!