Şeriat paranoyası

şeriat paranoyasıBugün İstanbul’da dev bir miting vardı. Normalde hiç izlemediğim kanallar arasında dolaşırken tesadüfen öğrendim. Senelerdir basını takip ettiğim yok; zira bu “uzaylılar var mı yok mu?” tartışmasına benzer bir durum. Herkes kanıtsız ve belgesiz konuşuyor, neyin doğru olduğunu anlamak pek olası değil. Kaldı ki, ortaya çok sarsıcı bir skandal çıksa bile, genelde Hülya Avşar’ın selülitlerinin ya da Benimle Dans Eder Misin’in gölgesinde kalıyor. Takip etmemek en iyisi; bu yüzden dünya basınını ve dünyadaki gelişmeleri takip ediyorum. Zaten dünyayı yönlendirebilen bir ülke de olmadığımızdan, içerideki küçük hadiselerden çok, Avrupa ve ABD’nin bizim için ne gibi bir “kader” çizmeye çalıştığını anlamak daha önemli.

Türkiye’de insanların sokağa döküldüğünü görmek güzel ama, bunun daima “soyut” şeyler için yapılması can sıkıcı. Türkiye’de insanların anormal benzin fiyatları, peşkeş çekilen kamu arazi ve kurumları, berbat eğitim ve sağlık sistemi için Taksim meydanını doldurup taşırdıkları gün, artık bu ülkede hiçbir şeyden şikayet etmeyeceğim.

Türkiye’ye şeriat filan gelmez; bunun hakkında konuşmak, paranoyaya kapılmak, gerçeklerin görülmesini engelliyor. Osmanlı zamanında bile bu topraklarda bir şeriat uygulaması olmadı. Müslümanlığın ruhani lideri padişahların oturduğu saraylarda içki alemleri yapılırdı. Bugün, İran’a giden Hıristiyan bir kadın bile örtünmek zorunda; oysa Osmanlı’da gayri müslimler kendi mahkemelerinde yargılanırlardı. Şeriat bu topraklara uğrayamaz. Birkaç Arap kabilesi özentisi, ruh hastası tipin yaptıklarına bakmayın; bu ruh hastaları dünyanın her yerinde var. Amerika ve Japonya’da fanatiklerin yüzdesi bizden daha fazla; ama hiçbirinde dine dayalı bir devlet ya da hukuk sistemi yok.

AKP’nin şeriatçıları temsil edip iktidara geldiğini düşürseniz yanılırsınız: AKP, varoşların partisidir. Varoşlara daha iyi yaşam şartları, iş dünyasına ise daha ucuz işgücü ve daha az vergi yükü vaat ederek, adaletsiz bir seçim sistemi içinde mecliste çoğunluğu sağladılar. AKP, ANAP ya da DYP’den daha fazla şeriatçı değildir.

Bir sonraki seçimlerde, “Laik Parti” mecliste %99.9 çoğunluğu sağlasa da, yobaz ve şeriatçılar yine otel yakacak, Beyazıt’ta daha fazla imam hatip lisesi ve şeriat için yürüyecek, hatta askerlerimizi şehit edecekler.

Bu arada, burada hemen bir parantez açalım: Zamanın olağanüstü hal valisi Hayri Kozakçıoğlu, Hizbullah’ı PKK’ya karşı kullandıklarını söylüyor ve yaptıkları şeyi savunuyor. Bahsettiği Hizbullah, birçok vatandaşımızı ve askerimizi, Gaffur Okkan’ı katleden pislikler. Bir ülkenin başbakanı hakkında, bir teroriste dil sürçmesi sonucu “sayın” dediği için soruşturma açılıyor; ama bir OHAL valisi, bir terörist örgüt ile anlaşmalar yaptıklarını söylediği halde, soruşturma filan açılmıyor. Bu da hayli enteresan ve kaygı verici bir durum!

Ya bugün ANAP’ın başında olan, eski kültür ve turizm bakanı Mumcu’ya ne demeli? Hatırlarsanız, TV’de bir Çeçen teroriste (sanırım Marmara Cafe baskınıydı) “biz size bu kadar destek verdik, siz bizi dünyaya rezil ettiniz” demişti. Bahsettiğimiz Çeçen teröristlerin yoldaşları, yıllar sonra Rusya’da çocukları katletti ve kendi halkını Rus askerine siper edecek kadar alçak ve şerefsiz olduğunu gösterdi.

Öncelikle, Türkiye’ye şeriat gelebilmesi için, anayasanın değiştirilemez ilk 3 maddesinin değişmesi gerekir ki, zaten böyle bir teşebbüs, askeri müdahaleyi otomatik olarak meşru kılar. Hadi diyelim o maddeler de değişti ve asker müdahale etmedi. Bugün İstanbul’da bile, bazı bölgelerde Jandarma karakolları var. Atıyorum, şeriat gelse, İstanbul Şeyhülislam’ı Büyükçekmece Jandarma karakolunu arayıp “tiz getirin Ahmet’i, elleri çapraz kesile, sonra boynu vurula” mı diyecek?

Eğer AKP’nin ekmeğine yağ sürmek istemiyorsanız, yaptıklarına değil, yapmak istediklerine bakın: çocuk pornosu safsatası ile Internet sansür yasasını geçirdiler. Daha liberal ekonomi palavrasıyla ülkenin en değerli varlıklarını üç kuruşa yabancılara, ya da yandaşlarına sattılar.

 




Siz de birşey söyleyin!