Türbanlılar değişiyor
Mehmet Şevket Eygi diye bir yazar vardır; ne dünya görüşünden hazzederim, ne de yazdıklarını okurum.
Laf aramızda, şeriat yanlısıdır.
Lakin, Şevket Eygi eski Osmanlı beyefendisi bir adamdır. Kötü konuşmaz,kılık kıyafetine dikkat eder.
Bir programda, “Müslüman alemi maalesef çok kırodur” gibisinden bir laf etmişti. Şevket Eygi karavat takmaz, yakalı gömlek giymez ama aralarında bit ve pire dolaşan pis sakalıyla, cüppe ve şalvarla dolaşan biri değildir. Nursuz ve seri katil suratlı da değildir; yemek yapsa bu adam temizdir diye gönül rahatlığıyla yersiniz.
İslami kesimin hali, gerçekten işler acısıydı.
Fatih’e gidiyorsunuz, yanınızdan geçenler teke gibi kokuyorlar…
Hani İslam’da temizlik farzdı ulan?
Üstleri başları da dökülüyordu. İslam’da erkeğin sakal ve saç uzatması (evet, uzun saçlılara laf atan “müslüman” gençler!) sünnettir. Ama sakalını uzatıyorsan, arasında bit ve pire de gezmeyecek!
Şimdi, en azından genç kadınlarda bir değişim var. Bu “tarzı” sevmiyorum; mini etekli, yarı çıplak kadınlar görmeyi tercih ederim ama demokrasi olan ülkelerde herkes istediğini giyer. Tarafsız gözle baktığımda, artık bu kadınların “şık” olduklarını görüyorum.
Artık iğrenç renkli, uyduruk kesimli pardesüler yerine Chanel tarzı pardesüler giyiyorlar. Renkler daha canlı,uyumlu. Muhakkak şal gibi aksesuarlar filan var. Hacıyağı değil, çoğumuzun bir aylık maaşının yetmeyeceği parfüm ve makyaj malzemesi kullanıyorlar. Başları açık olsa, kendinizi Paris’te sanabilirsiniz.
Ha,bu giyim tarzının İslam’a uygun olduğunu söylemek güç; çünkü çoğunun kıyafetleri fena halde dar! Vucutların kıvrımları ortada, göz makyajı filan fena derecede vurucu. Bir de nasıl oluyorsa, çoğu uzun boylu,renkli gözlü!
İddia ediyorum,türbanı kimse iplemese,çoğu açılıp saçılacak da.
Çok bilinen birşeydir; gurbete giden dinsiz ve milliyetsiz insanlar bir anda faşistlik derecesinde milliyetçi ve dindar oluverir! Çünkü,size yan gözle bakanlar karşısında ya sinecek, ya daha da dikleneceksiniz.
Yani,yan gözle bakmazsanız, onlar da diklenmeyecekler.
Henüz yaz başında, sabahın köründe Suadiye sahilinde gördüğüm manzara son derece garipti.
Tam da anlattığım tarz bir kız, ayağında 4-in-a-line (4 tekerlekli paten), sahilde süzülüyor.
Dumurdan çıkıp,fotografını çekebilsem, Oğuz Haksever’e gönderilecek bir fotograf olurdu.
Uzun lafın kısası: İslami kesim zenginleşiyor. Zenginleştikçe daha iyi eğitim alıyor, dünyayı görüyor, kültürü de artıyor.
Onlar da,kısa bir süre sonra bu kültür çatışmasını daha da sert yaşayacak, “müsade edilirse” kendi içlerinde devrim yapacaklar.
Siminya :
Ağu 04, 08 at 3:57 pmGelişmeleri modernleşmeleri güzelde başlarında taşıdıkları şeyin amacının ne olduğundan emin değiller.Dinen mi, süs-en mi, cebren mi ? Askılı,dar ve transparan giymiş türbanlıyı anlayamıyorum ben giyim bu kadar serbestse o halde neden türban ? aile zoru ise neden susuyorlar ? kendi yaşamlarına neden müdahele edemiyorlar ?
Barış Atasoy :
Ağu 04, 08 at 4:49 pmBunun kestirme bir cevabı olduğunu sanmıyorum.Bisürü neden var ve bireyden bireye değişir.
Birincisi,inanç. Dinen örtünmenin farz olup olmadığı hala tartışmalı bir konu.
İkincisi,bu insanların çoğu hala cemaat halinde yaşıyorlar. Bu kadınların da ekonomik özgürlükleri yok. Aslında erkeklerinde yok; Tahtakale’de Cuma namazına giden,yeşil kumaş pantolon giyen bir ateist tanımıştım:) Biraz konuşunca döküldü; abim 300SL ile alemde seken bir tipti aslında. Ama kendi içlerinde ticaret yaptıkları için o alemin kurallarına uymak gerekiyor.
Üçüncü neden: Maalesef Türkiye’nin durumu bu kadınların “yırtmasına” izin vermiyor. Bir zamanlar iş yaptığım biryerde başı kapalı biri vardı. İlk defa bu kadar yakınımda başı kapalı biri oluyordu ve açıkçası çok tedirgin oldum başta. Sonradan çok iyi ve kafalı biri olduğunu anladım; hatta şirketimde çalışmasını isteyeceğim biriydi. Ben Türkiye standartlarına göre aşırı liberalim;ben bile bir tedirginlik hissediyorsam, “kendisi gibi olmayanlardan” kim bu kadına iş verir?
Aslında,onların öyle kalmasına neden olan birazda biziz.
25 yaşında filanken insanın değişmesinin çok kolay olduğunu sanıyordum. Doğrusunu istersen, daha birkaç sene önceye kadar bu konularda son derece farklı biriydim. Kapalı biri görünce kıl oluyordum. Hepsinin aptal ve boş kafalı olduğunu düşünüyordum. Dünya görüşü ve yaşam tarzı farklı olduğu için insanları hor görmek ve hafife almak hem insanlık dışı, hem de çok tehlikeli.
İnsan zaman zaman arada kalabilir.Hatta bu dönemler toplumsal büyüklükte de yaşanabilir;Türkiye’de olduğu gibi. Mesela Türkiye’de insanlar daha solun sağın ne olduğunun farkında değiller. Bu toplumun kafasına çok çomak sokuldu,kurcalandı. Hep “ikili” karşıtlıklar yaratıldı; sağ-sol,dinci-laik gibi. Periyodik olarak,10 sene arayla 3 darbe gördük. Ülkenin kaderini iki kutbun ajanları belirledi. Bu sorunun muhatabı ben değilim; çünkü muhtemelen sandığından çok daha farklıyım o insanlardan:) Sorun da bu; biz hep aramızda “ne istiyor bu insanlar” diye konuşuyor,onların yerine karar veriyoruz. Bu her alanda böyle. Kadınla erkek arasında da böyle,dinciyle laik arasında da, solcu ile sağcı arasında da. Nedenini anlamak çok da zor değil; örneğin ortalama Türk erkeği,21 yaşına geldiğinda ortalama 15 yılını üniforma ile yaşamış oluyor. Ailede,okulda tartışamıyorsun.Askerde zaten tartışamazsın. Ve ağaç gerçekten yaşken eğiliyor.
Askılı,dar ve transparan giymiş türbanlıyı anlayamıyorum ben giyim bu kadar serbestse o halde neden türban ?
Aslında bu bir kuralları esnetme çabası. Pasif bir direniş. Bu kadar sert olmamak gerek bence…