Türkiye Korsan Partisi Kurulur mu, kurulursa kim kurar?
Türkiye’de Korsan Parti tartışmaları, neredeyse sadece Internette varolsa bile, devam ediyor.
Korsan Parti İsveç’de kuruldu ve popülaritesinde kesinlikle Pirate Bay davasının büyük katkısı var. Zaman zaman bu tip “marjinal partiler” kurulur ve genelde magazin muhabirleri dışında da pek ciddiye alınmazlar. Zamanında meşhur Cicciolina’da Çıplaklar partisi filan gibi bir parti kurmuş ve gazetelerin arka sayfalarını bolca işgal etmişti…
Ancak, Korsan Parti, çok daha ciddi bir iştir. En azından, şu anki hallerinden daha ciddi olmaları gerekir.
Korsan Parti’nin içinde kimler olduğu, tam olarak ne düşündükleri hakkında fazla bilgim yok. Zira genelde bu tip gruplara bilfiil girmeden, söylenenlerin çoğunun yalan,yanlış ya da söylenti olduğunu bilirsiniz. Ancak, ortadaki kompozisyon itibariyle, şu an için Korsan Parti içinde anarşistlerin, öfkeli gençlerin, belki bir miktar sosyalistin, (umarım) bir ihtimal de, fikir özgürlüğünü ciddi bir tartışmaya açacak entelektüellerin olduğunu varsayabiliriz.
Türkiye ile İsveç inanılmaz derecede farklı ülkeler, kültürler. Yasalar,devlet yapısı, insanların devlete bakışı ve ondan beklentileri, herşey son derece, üstelik uzlaşamaz derecede farklı.
ŞUNU KABUL EDELİM: KORSAN PARTİ, SOSYALİST OLMAK ZORUNDA.
Çünkü, eğer daha makul patent (oraya sonra geliriz) ve telif hakkı yasaları isteyecekseniz, kapitalizmin tekerine çomak sokacaksınız. Kaldıki, buradaki uzlaşma noktaları da fludur; nerede, hangi şartlarda uzlaşacaksınız?
Telifin 3 seneye inmesini mi isteyeceksiniz? Bunun makul süresi nedir?
Şimdiki süre yanılmıyorsam 70 sene. Bunun gerekçesi de şu olacaktır: Eğer 20 yaşında bir başyapıt yarattıysanız ve 90 yaşına dek yaşayacaksanız, eseriniz size para kazandırmaya devam etmeli.
Ben sosyalistim ve tuhaf gelebilir ama buna itirazım yok. Hakkında sürüyle davalar açılmış adamlar milletvekili olup 5 seneden sonra hayatlarını rahatlıkla idame ettirecek paraları alıyorsa, halkın parasını çalan birisi 10 sene ortadan kaybolduktan sonra yargılanamıyorsa, beyniyle bir eser ortaya çıkaran insan da bu hakka sahip olmalı. Buna hiçbir insan evladı itiraz etmemeli. Peki, 70 sene boyunca insanlar, bir esere en azından makul bir fiyatla ulaşmak için, yazarın anlaştığı yayıncının (müzik,kitap,aklınıza ne geliyorsa) istediği bedeli mi ödeyecek?
Maalesef öyle. Çünkü kapitalist sistemde yayıncı korunmazsa yazar da korunmaz; çünkü sistemin amacı üstün eserler,üstün fikirler,insanlığı ileriye taşıyacak eserler üretmek değil. Bu anlamda bir kamu yararı da sözkonusu değil. Sistemin amacı para kazanmak ve ticaretin korunması. Adalet “mülkün” temelidir.
Bu işi mevcut ekonomik sistem ve devlet yapısı içinde çözmeniz imkansız. Fransa gibi ülkeler sanatçılara belli bir miktar para ödüyor ve hamallık yapmak zorunda kalmadan işlerine odaklanabilmelerini sağlıyor. O zaman da “sanatçı kimdir?” sorununu çözmekle uğraşmak durumundayız. Acaba Jean Micheal Jarre’ın birikmiş bir serveti olmasa ve Sarkozy’nin über-faşist politikalarını protesto etse, o yardımı alabilir miydi?
Bildiğim kadarıyla hiçbir devlette “insanlık yararı” diye bir konu yok. “Kamu Yararı” denen şey de, genelde devletin vatandaşın elinden birşeyleri alabilmesini sağlıyor. Arabanızın ruhsatındaki “Seferberlik emri” maddesine, B tipi orman arazilerine bakın. Zannetmeyin sadece Türkiye’den bahsediyorum; bütün dünyada bu durum böyle.
Şimdi, bu koşullar altında, Korsan Parti’nin devletten ne isteyeceğini söyleyin.
Telif hakları ve patentlere dokunamazlar. Korsan Parti’nin bu konuda ciddi bir politikası var mı? Ne öneriyor? Eser sahibini ve o eserden mahrum kalan halkı bir arada memnun edecek çözümleri nedir?
“Bunları sonra tartışalım” da diyebilirler. Neyi tartışalım? Internet’i sansürleyen kanunu mu? MOBESE kameralarını mı? Yoksa çift hukuklu adalet sistemini mi?
Elbette bu konuları sonra da tartışmak mümkün; ama en azından bu konular hakkında birşeyler söylemeden, bir eylem yapmadan kimse Korsan Parti’nin ya da bu oluşum içinde yer alacakların samimiyetine inanmaz, öyle değil mi?
Bu haklar için bir parti kurulması gerekir mi? Ben “%1 bile alamaz” laflarına itibar etmiyorum. Elbette alamayacaktır. Ama bu haklar ve özgürlükler için bir siyasi çatı olması, seslerin duyurulması ve örgütlenme açısından muazzam bir artı olacaktır.
Dolayısıyla bir parti kurulmasının elbette zararı olmayacaktır; ancak en azından muhalif entelektüellerin desteğini alabilmek için bu partinin sağlam temellere oturması gerekir. “Torrenta yasak gelemez” gibisinden bir söylemle ancak Twitter’dan 10 tane genç toplanır, o kadar.
Başta sorduğum soruyu birkez daha sorayım; bu soruya doyurucu bir cevap verenin bu işi kıvıracağına kani olacağım:
“Eser sahibini mağdur etmeden, insanlara nasıl bir özgürlük vaad edeceksiniz? Özellikle de mevcut kapitalist düzen içinde?”






9 Yorum “Türkiye Korsan Partisi Kurulur mu, kurulursa kim kurar?”
Temmuz 18th, 2009 saat: 5:23 pm
Şurada yazınızı tartıştık biraz: http://friendfeed.com/ozuckan/7bd3c1de/turkiye-korsan-partisi-kurulur-mu-kurulursa
Temmuz 18th, 2009 saat: 5:57 pm
Bir de şurada tartışıldı konu: http://friendfeed.com/ozuckan/05830d9f/5-posta-turkiye-de-yakn-gelecekte-uygulanacak
Temmuz 18th, 2009 saat: 8:56 pm
Teşekkür ederim linkler için, tartışmaları okudum, ancak maalesef cevap yazamıyorum çünkü 3 dakikada FriendFeed’e üye olmak zor geliyor. Aslında zor gelen üye olmak değil, oraya da dalarsam sanırım artık hiçbiryere yetişemez olacağım çünkü cevap vermek, tartışmaları izlemek gerçekten epey zaman alıyor. Hala Blogroll’un başında “synthesizer” yazıyor onu bile düzeltmeye elim değmiyor. Umarım 1-2 hafta içinde toparlayıp FriendFeed’e dahil olurum.
Temmuz 19th, 2009 saat: 7:13 am
“Eser sahibini mağdur etmeden, insanlara mevcut kapitalist düzen içinde nasıl bir özgürlük vaad ediliyor?”
Eser sahibi mağdur olmayacak. Şöyle ki; şu an yürülükte olan sistem senin de belirttiğin gibi 70 yıllık bir ekonomik kazanım getiriyor eser sahibine. Bu ne kapitalist düzene uygun, ne hakka, ne de adalete uygun bir süre. Bugün bilmiyorum başka bir branş var mı, ürettiği bir üründen 70 yıl ekmek yiyen. Eser sahibi, ki eğer burada müzik eserlerini kastediyorsak, esasında bugüne kadar gelirinin zaten büyük kısmını elde ettiği canlı performanslardan para kazanmaya bakacak. Bu halihazırda böyle zaten. CD satışından para kazanan artistler yalnızca çok büyük olan megastarlar. Metallica, Madonna, Prince, U2 vs.
Ayrıca hadi bunu bırakalım, herşeyden önce kapitalist sistemde, piyasa ekonomisinde geçerli olan ‘’satılan ürünün alıcısı var mı?” sorusunu da sormak lazım. Müzik branşının hala sıkı sıkıya sarılmak istediği CD herhalde 25 yıllık bir geçmiş sahip en azından. ”1” leri ve ”0” ları tüketiciye daha kolay kullanılan araçlarla ve daha ucuza ulaştıracak teknoloji var. Bunun kullanılması lazım.
kapitalist sistemin gereği olan, artık işlevini yitirmiş iş modellerinin tarihe gömülmesi gerekiyor. Plak şirketlerini bunlardan sayabiliriz. Nasıl eskiden buzhaneden kamyonlarla mahalle aralarına buz taşıyanlar buzdolabının yaygınlaşmasıyla tarihe karıştılarsa, plak şirketleri de aynı kadere mahkum.
Aksine olarak bugün yapılan, devletin dışardan müdahalesiyle bu ölmeye mahkum branşlara suni teneffüs uygulamaktır, pazar ekonomisi ile direk olarak çatışır.
illa ki müzik, kitap, film bedava olsun diye bir kaide yok. Şu anki dağıtım metodları, fiyatlandırma, ürünün içeriği tüketicinin o ürüne biçilen fiyatı kabul etmememsiyle de alakası var.
Spotify.com’u bir incele Barış. Onlar müziği bir yere depolamanın gereksiz olduğunu düşünüyor. Üyelik aldığın zaman sayısız artistin eserine streaming metoduyla istediğin bilgisayarda ulaşıyorsun. iphone aplikasyonları da yolda. Tüm müzik arşivin streaming yöntemi ile her an her bilgisayardan ve ülkeden ulaşılabilir olacak.
Spotify iki türlü abonelik sunuyor. Biri ücretsiz… 10 parçada bir reklam var. Reklam gelirleri eserleri dinlenilen eser sahipleri arasında adilce paylaştırılıyor. Diğer abonmanlık formu ise aylığı 10 avro. Burada reklam yok. Yine gelir eser sahipleri arasında paylaştırılıyor.
Geleceğin hizmetleri bunlar. Ancak bugünkü telifhakları buna da karşı çıkıyor, ayak sürüyor. Tıpkı videoya, kasete karşı çıktıkları gibi.
Temmuz 19th, 2009 saat: 10:37 am
spotify.com gibi sistemler temel sorunu çözmüyor. Sadece daha farklı bir iş modeli geliştirmişler o kadar. Bir de şu copyright sorununu yalnızca bir süre sorunu gibi göstermek yanlış. Korsan partinin en büyük sorunlarından biri bu kırmızı çizgiler yok. Bir görüş belli noktalarda uzlaşabilir belli noktalarda uzlaşamaz. Korsan partiyi kuranlar gayet zeki ve entelektüel herifler, bunu atladıklarını sanmıyorum.
Evet, şarkıda sorunu hadi bir şekilde çözdük, patentlerde sorun ne olacak?
Temmuz 19th, 2009 saat: 1:30 pm
Barış, sizi anlıyorum. Ben de uzunca bir süre FF, twitter gibi ortamlara direnmiştim. Hala bir facebook hesabım yok. Gerçekten de ciddi zaman alıyor. Benim girmemin nedeni tam da bu ve bunun gibi konularda belli bir tartışmanın dönüyor olmasıydı. Buna katılmak istedim ve pişman değilim. Verdiğim linklere yeniden bakarsanız, “vekaleten” görüşlerinizi tartışmaya taşımaya çalıştım.
Bu arada patent meselesinin karmaşıklığı konusunda haklısınız. Özellikle ilaç patentleri ile ilgili olarak. Buna milyar dolarlık bir sektör haline gelmeye başlamış olan biyoteknoloji, genetik tarım ve gıda patentlerini de eklersek, direncin ne büyük olacağını da öngörebiliriz. Bu konuyu adamakıllı düşünmek gerek.
Ancak bu hareketin beni ilgilendiren en önemli söylemi, telif hakları ve çocuk pornografisi söyleminin internet ile ilgili olarak düşünce-ifade-iletişim özgürlüğünün ihlali için bir araç kılınması. Ben biraz bu çerçevede bakıyorum. Telif haklarıyla ilgili olarak da, bu “hak” söyleminin kısa tarihi içinde yaratılmış kapitalist mekanizmanın (yayıncılar, dağıtıcılar, satıcılar, aracılar vb.) teknolojik gelişmeyle kadük gelmesi sonucunda eser sahibi için daha mantıklı çözümlere ilerleyebileceğimizi, bu tartışmanın aslında yaratıcıların haklarını korumak açısından daha verimli imkanlar yarattığını düşünüyorum.
Temmuz 19th, 2009 saat: 1:58 pm
Barış, patent konusu ile ilgili birşeyler karaladım. Uzun olduğu için blogpost olarak bırakmayı uygun buldum. Benim öbür blog olan Postdijital’de bir göz atabilirsin. http://postdijital.com/patent-ve-korsan-parti/
Temmuz 20th, 2009 saat: 9:52 am
Yine süper bir yazı… Kurulmadık bi o parti kaldı zaten onuda kursunlar da rahat edelim.
Temmuz 20th, 2009 saat: 11:43 am
Teşekkürler; özellikle yazıdaki ilaç şirketleri linki içindeki PDF çok işime yaradı. Konu soğumaya bırakılmadan bu kadar çok yazıp çizilmesi konuşulması güzel.
Yorum Yaz