Yamyamlık, Deli Dana ve AIDS
Yamyamlıktan hep tiksinmişimdir; hatta yamyam hayvanlardan da -kaplumbağa gibi- nefret ederim.
Doğa, yamyamlığı enteresan şekillerde cezalandırıyor. Deli dana dediğimiz hastalığın kökeni de, telef olan danaların, yem olarak tekrar danalara yedirilmesinden kaynaklanıyor. Yamyam bazı kabilelerde de, geçmişte aynı deli dana hastalığında görülen belirtilere rastlanmış ve bu kabileler yokolma noktasına gelmişler.
Yamyaklıkla ilgili küçük bir araştırma yaparken, New Scientist’in sitesinde enteresan bir bulgu gözüme çarptı: şu ana kadar bilinen 3 HIV virüsünden ikisinin şempanze ve yeşil maymun kökenli olduğu söyleniyordu. SIV denen üçüncü türün ise nereden çıktığı bilinmiyordu. Doğrusunu isterseniz, ben hala bu virüsün laboratuarda üretildiğini düşünüyorum.
SIV’ın gorillerden insanlara bulaştığı, ancak gorillerin bu hastalığı şempanzelerden kaptığı söyleniyor. Açıklama mantıklı gibi görünmesine rağmen, Kamerun kökenli virüs, gorillerle şempanzelerin birbirinden 400 km uzakta yaşadığı bölgede ortaya çıkıyor. Üstüne üstlük, goriller otobur ve şempanzelerle herhangi bir ilişkileri yok-zaten aradaki 400 kilometrelik zorlu coğrafi alanı aşmaları da akla yatkın değil.
Serkan :
Haz 14, 07 at 2:00 pmYamyanlık (kannibalizm) çok farklı türlerde doğal olabilir. En güzel örnek açlık durumunda Turna Balığı’nda ( Esox lucius ) olduğu gibi son bir birey kalıncaya kadar kendi türünden olanları dahi protein kaynağı olarak görmek. Ayrıca herhangi bir sakıncası da şimdiye kadar görülmemiş. Zaten yırtıcı (predator) bunlar.
Hatta yırtıcılar bir kenara yemeğinin kendine doğru gelmesini bekleyen kurbağalarda bile bu var. Herhangi bir semender (örneğin ülkemizde çok görülen bantlı semender Triturus vitattus) iki dakika önce yumurtladığı yavrusunu afiyetle yiyebilir.
Hatta erkek bir bantlı semenderin çiftleşme döneminin ardından karaya çıkma vakti gelince kendi kur giysisini (dönemsel yüzgeçleri) yediğini söylesem.
Emin olun hiç bir canlı insan kadar müsrif değil. En ufak bir protein atık bile değerlendiriliyor, hem de en iyi şekilde. Tabi ki yamyamlık da bu yolda gerektiğinde kullanılıyor.
admin :
Haz 14, 07 at 4:46 pmDetaylı olmasa bile, doğada yamyamlık olduğunu biliyordum. Benim bahsettiğimse, zorlama yamyamlıktı. Örnekleri olmasına rağmen, aç kaldığında genelde ölü insanları bile yemiyor insanlar. Demekki genetik kodumuzda baskın bir yamyamlık yok. Deli dana örneği de, tamamen otobur bir hayvana et yedirilmesi ile ilgili zaten. Ama güzel bir ilave oldu bu.
ahmet bal :
Şub 27, 08 at 1:00 amUruguay Hava Kuvvetleri Uçuş 571
Uruguay Hava Kuvvetleri Uçuş 571, ya da And Dağları uçak kazası, havacılık tarihinde özel yeri olan bir uçak kazası. 13 Ekim1972 tarihinde 45 kişiyi taşıyan bir uçak And Dağları’na çarpıp düşmüş, hayatta kalan 16 kişi ancak 23 Aralık 1972 günü kazanın üzerinden iki aydan uzun bir süre geçtikten sonra kurtarılabilmiştir.
Miracle in the Andes (2006) [değiştir]Kurtulmalarından otuz dört yıl sonra Nando Parrado Vince Rause ile birlikte Miracle in the Andes: 72 Days on the Mountain and My Long Trek Home adlı kitabını yayımladı. Olumlu tepkiler alan kitabının başında Parrado kamuoyunun olaya tepkisini şöyle anlatır:
Aslında hayatta kalıp kurtulmamız ulusal bir gurur konusu olmuştu. Başımızdan geçen çetin olaylar görkemli bir macera olarak kutlanıyordu. …Dağlarda yaşadıklarımızın görkemle yakından uzaktan alâkası olmadığını onlara nasıl anlatacağımı bilemiyordum. Orada yalnızca çirkinlik ve korku ve ümitsizlik ve masum insanların ölümünü izlemenin yarattığı düşkünlük vardı. Aynı zamanda, konunun yalnızca hayatta kalmak için ne yemek zorunda kaldığımızla ilgili yaratılan sansasyon ile de sarsıldım. Kurtarılmamızdan kısa süre sonra Katolik Kilisesi’nin resmî yetkilileri kilise doktrinine göre ölülerin etini yiyerek günah işlemediğimizi açıkladı. Roberto’nun da dağda dediği gibi, eğer kendimizin ölmesine izin verseydik günah işlemiş olacağımızı dünyaya duyurdu. Beni asıl rahatlatan, ölen arkadaşlarımızın ailelerinin bize olan desteklerini kamuoyuna açıklamalarıydı. Tüm dünyaya, hayatta kalabilmek için yaptıklarımızı anladıklarını ve kabul ettiklerini bildirdiler… onların bu jestine rağmen birçok gazete, pervasızca bu olaydan yararlanmak amacıyla, sadece beslenme şeklimize odaklandı. Hatta bazı gazeteler ön sayfalarında dehşet verici görüntülerin üzerine korkunç başlıklar attı.