BrennivinBjörk’ün memleketi İzlanda’yı sevmek için bir neden yok: Aşırı soğuk, hiç ağaç olmayan ve volkanik kayalarla kaplı, tuhaf bir çöl İzlanda. 5 gün yaşasanız, intihar edeceğiniz türden. Nufusu, bizim Bakırköy’den filan daha az; keza büyüklüğü de öyle. Bu nüfusun çoğunluğunu, çirkin ve alkolik insanlar oluşturuyor.

İzlanda’yı çok sevip, gören de nadir Türklerden biri olan arkadaşım, Brennivin ile tanışmama neden oldu. Aslında Brennivin, bizdeki rakı gibi milli içkileri değil. Brennivin, bir votka olmasına, bende votkalardan nefret etmeme rağmen -votka cidden kalitesiz içkidir- bu İzlanda icadını sevdim. Sert ama insanın ağzından alev çıkartmayan bir içimi var. Etkisini de çabuk gösteriyor. Bana “yeterince sert” gelmemesine rağmen, sonradan güne bir şişe içki içerek başlayan kuzey Avrupalıların bile sert buldukları için pek içmediklerini öğrendim.

Brennivin’e Türkiye’de yasal ya da kaçak yollardan ulaşmak hiçbir şekilde mümkün değil.